Trafik Tuzağı: Yollar Darphane, Sürücüler Müşteri SayılıyorYollardaki Planlı Finansal Pusu: Trafik Cezaları ve Adalet Krizi...
Emniyet Genel Müdürlüğü ekiplerinin yılın ilk dört ayında kestiği cezalar 78,5 milyar liraya ulaşarak yıllık hedefin üç katını geçti. Maliye Bakanlığı, bütçe açığını kapatmak için yolları adeta para basma makinesine çevirmiş görünüyor. Devletin koruyucu eli artık yalnızca ceza makbuzu uzatırken, sosyal devlet anlayışı geri plana itiliyor ve sürücüler potansiyel müşteri olarak görülüyor. Kural ihlallerini tespit etmek yerine adeta ihlal üretmeye dayalı sistem kusursuz şekilde işliyor. Kasa hızla dolarken, geçim sıkıntısı çeken halkın omzundaki yük taşınamaz hale geliyor. Tahsilat hırsı güvenliğin önüne geçmiş durumda. Kamu etiği, finansal yama operasyonlarıyla zedelenirken kesilen cezalar güvenliği değil, sadece kasayı koruyor. Gizli Radarlar ve Yol Kenarı Pusu TaktikleriEkiplerin sivil araçların arkasına saklanarak ya da karanlık noktalarda hata yakalaması, denetimin amacına ters düşüyor. “Sote” olarak bilinen gizli radar yöntemleri, sürücüyü uyarmak yerine gafil avlamaya odaklanıyor. Görünürlük ilkesi hiçe sayılırken, farları kapalı bekleyen polis araçları yolları korku tüneline çeviriyor. Denetim noktaları, kazaların sık yaşandığı bölgeler yerine trafiğin akıcı olduğu düzlüklerde kuruluyor. Amaç can kurtarmak değil de hata yakalayıp ceza kesmek olunca, polis imajı halkın gözünde zarar görüyor. Drone destekli denetimler, sürücülerde sürekli cezalandırılma korkusu yaratıyor. Avcılık mantığıyla yapılan uygulama, halkın adalet duygusunu zedeliyor. Ne yazık ki devlet halkına pusu kurduğu denetim güven vermek yerine korku yayıyor. Tabela Oyunlarıyla Kurulan Sistematik Hız Tuzaklarıİstanbul otoyolu gibi yüksek hızlı güzergâhlarda aniden değişen hız sınırları adeta teknik imha aracına dönüşmüş durumda. Karayolları Genel Müdürlüğü’nün kontrolündeki yollarda, 120’den bir anda 70’e düşen tabelalar fizik kurallarına aykırı olmasına rağmen, tuzak gibi yerleştirilerek sürücüyü kurallara uymaktan çok ağır cezaya yönlendirecek şekilde konumlandırılıyor. Mühendislik hatası denemeyecek kadar sistematik olan bu tuhaflıklar, vatandaşın cebine doğrudan darbe indiriyor. Yol mühendisliği ilkeleri hiçe sayılırken ani frenler kazalara davetiye çıkarıyor. Şeffaflıktan uzak tabela stratejileri, sürücüyü uyarmak yerine yanlış yönlendirip sisteme yeni gelir sağlıyor. En dikkatli şoförler bile finansal tuzaklarla mağdur olurken, güvenlik söylemi yalnızca yollardaki tuzakları gizleyen kılıf olarak kalıyor. Fahri Müfettişlerin İspatsız ve Keyfi ÇarkıFahri Trafik Müfettişliği, ispat yükümlülüğü olmayan gizli tanık sistemine dönüşerek hukuk devletine zarar veriyor. Fotoğraf ya da video kaydı olmadan, yalnızca ihbarla kesilen cezalar masumiyet ilkesini ortadan kaldırıyor. Evinden çıkmayan aracına park veya hız sınırı cezası gelenler için hukuk adeta karmaşık labirente dönmüş durumda. Adalet Bakanlığı’na yapılan “delilsizlik” itirazları ise çoğunlukla standart ret kararlarıyla sonuçlanıyor. Delilsiz ceza kesen düzen, insanları araçlarına kamera takmaya mecbur bırakıyor. Şeffaflıktan uzak yönetim, adalet yerine keyfiliği öne çıkarıyor. İspat yükünün sürücüye yüklendiği bozuk yapı hukuki güvenliği aşındırırken, yollar denetimsizliğe dönüşüyor. Belgeler yerine iddiaların geçerli olduğu ortamda keyfi cezalar toplumun vicdanını zedeliyor. Asgari Ücretliyi Yakan Fahiş Ceza BedelleriTürkiye’deki yüksek para cezaları, asgari ücretli ve dar gelirli vatandaşların hayatını iyice zorlaştırıyor. Hız ihlali cezaları, bir ailenin aylık kirasını ya da mutfak masrafını tek seferde bitirebiliyor. Dünyada denetimler genelde ehliyet puanı ve eğitim odaklı yürütülürken, bizde ağırlık para cezalarına veriliyor. Lojistik sektöründe yıllarını vermiş tırcılar, kazandıkları parayı yollardaki cezalarla bırakmak zorunda kalıyor. Ehliyeti alınan on binlerce şoför, işsizliğe ve geçim derdine mahkûm ediliyor. İnsanı yaşatmak yerine cezalandırmayı alışkanlık haline getiren baskıcı düzen, toplumsal yoksullaşmayı körüklüyor. Şoförlerin emeği üzerinden kurulan tahsilat sistemi, çalışanı üretimden soğutuyor. Vatandaş nefes alacak alan ararken ceza yağmuru cüzdanları eritiyor. Halk yollardan çekinir hale geliyor, emekçinin alın teri makbuzlara kurban gidiyor. Adalet Duygusunu Yitiren Bedelini Sandıkta ÖderTrafik denetimlerinde bütçe açığını kapatma anlayışı bırakılarak, sadece trafik güvenliğini esas alan sisteme geçilmelidir. Gizli radar uygulamaları kaldırılmalı, denetim noktaları önceden tabelalarla duyurulmalıdır. Hız sınırlarındaki ani değişiklikler ise can güvenliği için kademeli ve mantıklı şekilde yapılmalıdır. Polis ve fahri müfettişlerinin kestiği her ceza için görsel kanıt sunmak yasal zorunluluk olmalıdır. Ceza miktarları gelir düzeyine göre belirlenmeli, maddi yaptırımlar yerine trafik eğitimi ve puan sistemi öne çıkarılmalıdır. Caydırıcılık, ekonomik yıkım aracı olmaktan çıkarılmalıdır. Devlet vatandaşına pusu kurmaz; her zaman yol gösterir. Gerçek devlet, halkını tuzağa düşürerek değil, koruyarak ayakta kalır. Adalet duygusunu yitiren yönetimler ise bunun bedelini sandıkta öder. SADİ ÖZGÜL © 2026 Sadi ÖZGÜL |