RAMAZAN BAYRAMI'NIZI TEBRIK EDERIM

2 views
Skip to first unread message

Zeynel Abidin KORKMAZ

unread,
Oct 13, 2007, 10:46:08 AM10/13/07
to erler diyarı
RAMAZAN BAYRAMI


Bayram bir sevinç ve neşe günüdür. Yüce duyguların coştuğu, sevgi ve
saygı, hislerinin mü'minler arasında alabildiğine canlandığı güzel
günlerden biridir. O günde yardımlaşmave kaynaşma son sınırına varır.
Bayram insanları kaynaştırıp biraraya getiren en güzel vesilelerden
biridir. Öyle ki, bayramda şahlanan yardımlaşma ve hediyeleşme ruhu
yalnızca hayatta olanlara bağlı kalmaz, dünyadan gidip kabirlerinde
bir Fatiha bekleyenlere kadar uzanır. Onların bu dileğini yerine
getirmek için mü'minler bayramda kabirleri ziyaret ederler; ruhlarına
Kur'ân'lar, Fatihalar ve dualar okuyarak onları da sevindirirler.
Ramazan Bayramının mü'minler arasında ayrı bir yeri vardır. Çünkü
Ramazan Bayramı, hergün tutulan orucun iftar vaktindeki sevinci gibi,
tutulan bir aylık orucun toplu bir iftar sevincini ifade eder. Bir ay
gibi uzun bir süreyle, özellikle Ramazan'ın yaz mevsimine denk
geldiğinde sıcak günlerde nefislerine oruç tutturan mü'minler, sabır
imtihanını vererek manevi sorumluluktan kurtulmanın sevincini Ramazan
Bayramında yaşama imkânına kavuşurlar.

Ramazan ve Kurban bayramları Hicretin 2. yılından İtibaren kutlanmaya
başlanmıştır. Ramazan orucu da ilk defa bu yıl farz kılınmış, bu ayı
oruçla geçiren rnü'minler sonraki ayın (şevval) ilk üç gününü bayram
olarak kutlamışlardır. Bu sebeple bu bayrama Ramazan Bayramı
denmiştir.

"Bu günümüzde yapacağımız ilk şey namaz kılmaktır"(1) mealindeki
hadise dayanarak Ramazan ve Kurban bayramları bayram namazlarının
kılınmasıyla başlar.

Hz. Peygamber, "Arefe günü, kurban günü ve teşrik günleri biz
Müslümanların bayramıdır. Bu günler yeme içme günleridir"(2)
buyurmuştur.

Ramazan Bayramım da bu manada bir gün olarak kabul etmiş ve bu bayramı
Ramazan orucunun iftar günü olarak nitelendirmiştir.(3) Bu sır içindir
ki, Ramazan ve Kurban Bayramlarında oruç tutmak haram kılınmıştır. Bir
gün önce oruç bozmak haramken, bir gün sonra oruç tutmanın haram
olması, mü'minlerin düşünce ve duygu dünyasında nimetlerin gerçek
Sahibini hatırlatan en etkili bir sebeptir.

Herkes bir gün önce kimin emrine uyarak oruç tutuyorsa, bugün de Onun
rızasına uyarak orucunu açar. Ve Onun gerçek nimet Sahibi olduğunu
hakkıyla idrak ederek, gerçek bir şükre yol bulur.

Bayram bir aylık orucun toplu bir iftarı olduğu için, günlük
iftarların sünnet türünden âdabı bayramda da yerine getirilir. Nitekim
orucunu tatlı bir şeyle açmayı adet edinen Peygamber Efendimiz
Aleyhissalâtü Vesselam, Ramazan Bayramına da tatlı yiyerek
başlarlardı. Bayram sabahında hurma gibi bir tatlı ile bir aylık
oruçlarını açmadan evlerinden ayrılmazlardı. (4)

Her vesile ile bizleri ibadete ve ahiret amellerine teşvik buyuran
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, yılın iki bayram gecesinde
kalkıp ibadet etmeyi tavsiye ederlerdi. Bu gecelerde uyanık
bulunmanın, kalbin uyanıklığına vesile olduğunu bildirirlerdi. Bunu
bir hadis-i şeriflerinde şöyle ifade etmişlerdi:
"Sevabını Allah'tan umarak iki bayram gecesinde kalkıp ibadet eden
kimsenin kalbi, kalblerin öldüğü gün ölmez." (5)

Bayramlar saadet asrında da bambaşka bir hava ve neş'e içinde
yaşanırdı. Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bayram sabahında
namazgaha çıkardı. Peygamber hanımlarının da, diğer hanımlar ve
kızlarla birlikte namazgaha çıkması istenirdi. Kadınlar cemaatin arka
tarafında yer alırlardı.(6) Kılınan bayram namazından sonra
Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam cemaate hitaben bir hutbe
okuduğunu anlatan îbni Mes'ud (r.a.) devamla şöyle der:

"Resuîullah Aleyhissaiâtü Vesselam üzerine şehadet ederim ki, o namazı
hutbeden önce kıldı. Sonra hutbe okudu. Daha sonra kadınlara
işittiremediğini düşünüp onların yanına geldi. Onlara hatırlatmalarda
bulundu, öğüt verdi ve sadaka vermelerini emretti.

Bilal de elbiselerini açmış, vermelerini işaret etmekte idi. Kadınlar
yüzük, halka ve diğer kıymetleri şeyleri atmaya başladılar." (7)

Bu hadiseyi anlatan sahabilerden biri, "Kadınların bu verdikleri
Ramazan Bayramı zekatı mı idî?" sualine şöyle cevap verdi: "Hayır,
lakin o vakit verdikleri bir sadaka idi. Kadınlar yüzüklerini atıyor
ve atıyorlardı."(8)

Aynı olaya işaret eden Ebu Saidi'l-Hudri de (r.a.) bayram gününde en
çok sadaka verenlerin kadınlar olduğunu anlatır.

Ramazan Bayramı, bağışlanmış olmanın bir sevinç işaretidir. Bu
bağışlanma müjdesini insanlara melekler veriyor.

Sa'd bin Evs el-Ensârî anlatıyor: Resulullah Sallal-lahü Aleyhi
Vesellem şöyle buyurmuştur.

Ramazan Bayramı sabahı melekler yollara dökülür ve şöyle seslenirler:
"Ey Müslümanlar topluluğu! Keremi bol olan Rabbinizin rahmetine
koşunuz. O, bol iyilik ve ihsanda bulunur. Sonra onlara bol bol
mükâfatlar verilir. Siz gece ibadet etmekle emrolundunuz ve emri
yerine getirdiniz. Gündüz oruç tutmakla emrolundunuz, orucu tuttunuz
ve Rabbinize itaat ediniz, mükâfatınızı alınız.

"Bayram namazını kıldıktan sonra bir münadi şöyle seslenir:
"Dikkat ediniz, müjde size! Rabbiniz sizi bağışladı, evlerinize doğru
yola ermiş olarak dönünüz. Bayram günü mükâfat günüdür. Bugün semâ
âleminde mükâfat günü olarak ilan edilir."(9)

Bayram günleri sevinç günleri olduğu için, bu sevincin açıkça
gösterilmesine vesile olacak meşru oyun ve eğlencelere de müsaade
edilmiştir. Bu hususta Müslim'de ayrı bir bab ayrılmış ve misaller
verilmiştir. Bunlardan birinde Hazret-i Âişe (r.a.) şöyle anlatır:

"Bir grup Habeşli, bir bayram günü mızrak ve kalkanlarıyla gösteriler
yaparken rakseder gibi oynuyorlardı. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam
beni çağırdı. Başımı onun omuzuna dayadım. Bu vaziyette onların harp
oyununa bakmaya başladık. Ta onlara bakmaktan ilk vaz geçen ben
oluncaya kadar."(10)

Ancak bayramdaki sevincin gaflete dönüşecek kadar taşkınlığa varmaması
lazımdır. Eğlence meşru dairede olmalı ve günah unsurlarını
taşımamalıdır. Esasen bayram Allah'ın bize verdiği İlahi bir
ziyafettir. Bu bakımdan, bayram gününde en çok Allah'ı hatırlayıp
şükretmeye ihtiyacımız vardır. Zaman şeridi içinde bayram yeni bir
değişimin başı, bir dönüm noktası ve bir muhasebe vaktidir. Ömürden
bir yılın daha geçip gittiğini, kabir alemine doğru bir adım daha
yaklaşıldığını hatırlatan vesilelerden biridir.

"Bunun içindir ki, bayramlarda gaflet istila edip gayr-i meşru daireye
sapmamak için, rivayetlerde zikrullaha (Allah'ı zikretmeye) ve şükre
azim tergibat (büyük teşvikler) vardır. Ta ki, bayramlarda o sevinç ve
sürür nimetlerini şükre çevirip, o nimeti idame ve ziyadeleştirsin.
Çünkü şükür nimeti ziyadeleştirir,, gafleti kaçırır." (11)

Nitekim büyük cemaatler halinde kılınan bayram namazları esnasında
getirilen tekbirler, gafletin giderilmesine ve şükür vazifesinin
yerine getirilmesine en büyük bir vesiledir. Sadece bir ülke halkının
değil, yeryüzünde sayısı milyarlara varan Müslümanların hep beraber
aynı anda tekbir getirdiklerini hayal ettiğimizde, karşımıza çıkan
muhteşem tablo, bayramlarımızı kâinat çapında bir manaya kavuşturur. O
anda adeta yeryüzü tek bir ağız olur, tekbir getirip namaz kılar gibi
bir hale bürünür. Misâl âleminde birleşen o seslerin bir anda
yeryüzünden yükselişi, adeta muhteşem bir koro halinde dünyamızın
göklere doğru tevhidi haykırmasıdır.

Bu muhteşem manaların yaşandığı bayram günlerinde küçük meselelerden
çıkan kırgınlıkların, dargınlıkların ne önemi olabilir? Onun için
bayramda her mü'minin kardeşleriyle kardeşlik sözleşmesini yenilemesi,
kuvvetlendirmesi, fakirlerin yardımına koşması, çocuklarını
sevindirmesi lazımdır ki, o manalar yaşanan hayata geçsin.
Bayramların asıl süsü ve zineti tekbirlerdir. Getirilen her tekbir ruh
ve gönüllerde manevi coşkuyu ve heyecanı canlandırır. Kulu, Rabbinin
azameti karşısında yüce duygulara taşır.

Ebû Hüreyre anlatıyor:
Resulullah Resulullah Sallallahü Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:
"Bayramınızı tekbir getirmek suretiyle süsleyiniz." (12)

Bayramlara sünnet çerçevesinde hazırlanmak bu âdeti de ibadet haline
getirir, bu sevinç günlerini biri iman şuuru içinde geçirmeyi temin
eder.
Bunun için sünnette yer aldığı gibi bayrama önceden hazırlanmak, temiz
ve güzel elbiseleri giymek, gusletmek, misvak kullanmak veya dişleri
fırçalamak, güzel kokular sürünmek, güler yüzlü olmak, namazdan önce
Ramazan Bayramında hurma vb. tatlı bir şey yemek bugünlerimize ayrı
bir mana kazandırır.

Asıl itibariyle fıtır sadakası olarak bildiğimiz fitre de bayram günü
verilir. Ramazan ayı içinde verilmemişse fitrenin de o gün verilmesi
gerekir. Zaten Ramazan Bayramının hadislerde geçen adı "İydü'I-fıtr",
yani Fıtr Bayramı demektir. Yaratılışın gereği olan kulluk görevleri
yapıldığı için bu adı almıştır.

Bayramların en güzel şekli tanısın tanımasın mü'minlerin tokalaşarak,
kucaklaşarak birbirleriyle bayramlaşması, bayramlarını kutlaması ve
tebrikleşmesidir. Saadet Asrında Sahabiler birbirleriyle "Bârekâllâhü
lenâ ve leküm" diyerek bayramlaşılardı, yani "Allah bizden de, sizden
de kabul etsin" dedikleri rivayet edilir.(13) Bu tebrikleşme bizim
dilimizde "Bayramınız mübarek olsun, bayramınızı kutlu olsun, hayırlı
bayramlar" gibi sözlerle ifade edilir.

Kaynaklar
1) Buhârî, İydeyn: 3; 'Müslim, edâhi: 7.
2) Ebu Davud, Şavm:50; Tirmizi, Savm:59; Nesai, Menasik:195.
3) îbni Mace, Sıvam: 32.
4) A.g.c., Siyam: 49.
5) A.g.e., Siyam: 67.
6) Müslim, Selatü'l-İydeynyn: 11.
7) A. g .e., Salatü'l-lydeyn, 2.
8) A.g.e., Salalü'l-İydeyn, 3.
9) el-Tcrgîb ve't-Terhîb Trc. 2:332.
10) Müslim, Salatiül-îydeyn, 20.
11) Lem'alar, 230.
12) et-Tergîb ve't-Terhîb Trc. 2:332.

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages