Bu Şiiri Kim Yazdı?
Bir şiir... Özü, ulvi fikirler ve zarif duygularla örülü. Sözü, edebî
sanatlarla bezeli. Her harf, her kelime ve her mısra olması gerektiği
yerde. Hemen sorarız: Kim yazdı bu şiiri?
İşte bir cevap: Harfler yazdı, zira eser onlardan meydana gelmiş. Bu
harfler, tesadüfen bir araya gelip, şiir oldular. Yazan başkası
olsaydı, eserin içinde görünürdü. Görünmüyor, demek ki yok.
Sıra ikinci cevapta: Bu şiiri akılsız, şuursuz, edebiyattan ve
sanattan habersiz harflerin yazması mümkün değil. Aklımıza ve
duygularımıza hitap eden bu ulvî manalar harflerde yoktur. Harfleri
de, şiiri de yazan bir şair vardır. Kâğıdın içinde bulunmaması
inkârına delil olamaz. Kâğıt ve harf cinsinden değildir ki, orada
görünsün.
Bütün yaratıklar, şu insan, şu menekşe, şu kelebek de birer şiir gibi.
Şiiri harflerin yazması ne kadar imkânsızsa, şu insan denilen sanat
şaheserini de atomların yapması o kadar akıldan uzak. Atomlar,
harflerden daha âlim ve daha sanatkâr değiller. Her şiirin bir şairi
olduğu gibi, şu süslü ve mânalı eserlerin de bir yaratıcısı var.
Yaradan, her sene, zaman ve zemin sayfasına sayısız eserler yazıyor,
sonra da siliyor. Her varlık, cisimlenmiş mânalı bir kelime. Hâl
diliyle, sanatkârını, yaratıcısını anlatıyor. Rabbine medihler ve
şükürler ediyor.
Şair ve yazar, manayı esas alıp, ona göre şiirler ve yazılar
yazdıkları gibi, Allah da, mâhiyetleri ve ruhları bir model olarak
yaratıp, onlara uygun bedenleri tanzim ediyor. Canlıların,
kabiliyetleriyle bedenleri arasındaki âhengin sırrı burada.[1]
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Ahmet Kalkan, Kur'an Kavram Tefsiri.