Not: Bu mail ortalama 30.000 (otuzbin kisiye ulasmaktadir)
BU MAILDE ÜC YAZI VE ILAN VARDIR
1) Kadir gecesiyle ilgili yazi
2) Almanyanin Gelsenkirchen kentinde Kudüsü anma gecesi, 17 Agustos cuma, aksam saat 19.00
3) Duisburg Pippolino Kapali Cocuk eglence parkinda BAYRAM KUTLAMASI
Ekleri tiklayarak aciniz.
Facebook sayfam: www.facebook.com/kuranfihristi (lütfen ziyaret ediniz)
msn: kuranianlamak(at)hotmail.com
E-mail: recepaykan(at)web.de
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Linke tiklayiniz ve makalemi okuyunuz: Asagıdakı yazi bu linkte vardır: http://ladres.blogcu.com/hic-sonmeyecek-olan-bir-mesalenin-yakildigi-gece-kadir-gecesi/2432739#fbsharemodal
HiÇ SÖNMEYECEK OLAN BİR MEŞALENİN YAKILDIĞI GECE:
K A D İ R G E C E S İ
Recep Aykan, Essen (NRW), Almanya
Gecelerden bir gecedir Kadir Gecesi, 365 geceden sadece bir tanesi. İşte bu gecede önemli bir olay oldu. Her şeye gücü yeten, her şeye kadir olan yüce
Allah (c.c), bu gecede önemli bir iş yaptı. Bunu gören, tadan ve inanan bilir. Kadirliğine layık bir iş yaptığından, bu geceye Kadir Gecesi adını koydu.
‘Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren nedir? Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır’ (97/2,3)
Bu gecede Allah (c.c) büyük bir ateş (meşale) yaktı. Bu ateş, İslam
meşalesi, İslam güneşidir. O, karanlıkta kalanları aydınlığa çıkarmak
için (5/16 14/1 57/9) yakılmıştır. Bir meşale ki, bütün kafirler birleşseler, onu kıyamete
kadar ağızlarıyla (İslam aleyhindeki karalama ve propagandalarıyla)
söndüremeyecekleri kadar büyük. Yandıkça büyüyecek, büyüdükçe yanacak.
O, enerjisini tükenmez bir kaynaktan, büyük bir güçten almaktadır.
Bunun için o, kıyamete kadar hiç sönmeyecektir. Bu meşale 1400 yıl önce
Kadir gecesinde yakılmış, gece gündüz bu güne kadar etrafını
aydınlatmış, insanlara yol göstermiş, ziyasından (parlaklığından) da hiç bir şey kaybetmemiştir. Bu İslam güneşini balçıkla sıvamak isteyenler,
onun ışığını görmemek için kafalarına torba geçirenler her zaman
olagelmiştir. Bu karşıt güçler, şer/kötülük ve zulüm odakları, hak-hukuk ihlalcileri, saldırgan emperyalistler, kan içiciler, müşrikler,
putperestler, ateist ve laik ataistlerdir. İslam, bunlara bir ‘dur’
dediğinden, bunların menfaatlerini kestiğinden, bunlar İslam’ın nurunu
ağızlarıyla (İslam aleyhindeki propagandalarıyla) söndürmeye
çalışmaktadırlar. Peki söndürebilecekler mi dersiniz? Bu sorunun
cevabını, bu meşaleyi yakandan alalım:
‘Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kafirler hoşlanmasa da, Allah nurunu tamamlayacaktır’ (61/8)
Þirk ve zulüm karanlığının etrafı kapladığı bir zamanda, çorak bir
atmosferde; haksızlığın, hırsızlığın, eşkiyalığın, haydutluğun, adam
kaçırmaların, yargısız infazların çokça yapıldığı bir zaman ve mekanda; kız çocuklarının yüz kızartıcı, onur kırıcı bir varlık telakki
edildiği, bu yüzden canlı canlı toprağa gömülerek öldürülmesi
gerektiğine inanıldığı bir zamanda yetişti o imdada, Kadir gecesinde. Kadir gecesinde, insanların yollarını aydınlatacağı bir fener, bir
ışık, bir nur yansıdı Hira Dağı’na ve oradan da bütün dünyaya. Bir
kurtuluş müjdesiydi bu. Karanlıları yırtacak olan bir müjde. Fakir,
yoksul, yetim ve mazlumlar için bir müjde. Zalimlerin baskıcı,
işkenceci, yargısız infazcı otoritesinden insanları kurtarmak, huzura
kavuşturmak ve imanın tadına ermek isteyenler için bir müjde...
Toplumun bazı ileri gelenleri, dikkafalar, kendini beğenmişler, düzenbazlar,
hırsızlar, zalimler, Kadir gecesinde yakılan ve günümüze kadar parlamış ve parlayacak olan bu meşaleye, bu güneşe güya tenezzül etmiyorlar.
Hatta daha da ileri giderek onu ağızlarıyla söndürmeye, yani
Yaratan’ın kullarına uygun gördüğü/tavsiye ettiği[1], kurtuluş va’deden sistemi (İslam’ı) gözden düşürmeye çalışmaktadırlar.
Sonra da, İslam güneşine alternatif olsun diye kendileri bir ateş (meşale) yakıyorlar.
Beslendiği enerji kaynağı zayıf olan bir ateş. Kısa bir süre içinde sönmeye yüz
tutacak olan bir ateş. Bunların yaktığı ateşler; Komunizm
(Marxizm-Leninizm-Maoizm), Faşizm, Kapitalizm, Kemalizm vs. dir. Bu
ateşlerin kimisi sönmüş, kimisi de sönmeyi beklemektedir. Çünkü, Kadir
gecesinde yakılan İslam meşalesi, onların yaktıkları ateşin (meşalenin)
ziyasını bastırmaktadır.
Ne oldu?; bir çoklarının biraz ateş kapabilmek, ışığından ve ısısından
faydalanabilmek için kendisine koştukları, ‘bu ateş hiç sönmeyecektir’
dedikleri ve sönmeyeceğini zannettikleri komünizm ateşine ne oldu? Ne
oldu Karl-Marx’ın yaktığı ateş (meşale)? İnsan şöyle demeden edemiyor:
‘Hey Marx, mezarından kalkabiliyorsan kalk da bir bak! Senin yaktığın
ateşin yerinde yeller esiyor, senin yaktığın meşale sönmüş, gazı
kokuyor! Hani sönmeyecekti senin yaktığın meşale! Hayranların da bak
karanlıkta kalakaldılar. Onlara ‘İslam meşalesine gelin, onun ışığı
hepimize yeter’ diyoruz anlamıyorlar. Kuduza yakalanmış köpekler gibi
karanlıkta oraya buraya saldırıyorlar. Afganistan’a saldırdılar,
derslerini aldılar, Çeçenistan’a saldırdılar, oradan da derslerini
alacaklardır inşaallah.
‘Bizim ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizdirler’ (6/39).
‘(Hiç) karanlıkla nur (aydınlık) bir olur mu?’ (13/16)
Evet, beşerin yaktığı ateş ancak bu kadar yanar. Sönünce veya söndürülünce,
hem ateşi yakanlar, hem de bu ateşe koşanlar karanlıkta dikilekalırlar,
yada kuduz köpekler gibi oraya buraya saldırırlar. (Haksız yere nereye
bir ordu saldırıyorsa, biliniz ki o ordu, önderi ölmüş, ışığı sönmüş
emperyalist bir ordudur):
‘Bunların örneği, ateş (meşale) yakan adamın (önderin) örneğine benzer; (ki onun ateşi) çevresini aydınlattığı zaman, Allah onların aydınlığını giderir
ve göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir’ (3/17)
Görüldüğü gibi ulu önder dedikleri cüce insanların yaktığı ateşler (meşaleler) kısa ömürlü olmaktadır. Bunların yaktığı meşalelerin gazı bitince, hem bu meşaleler sönmekte, hem de bu meşalelere ümit
bağlayanların ümitleri kursaklarında kalmaktadır. Meşalesiz karanlıkta
kalan bu insanlar sonra yeni bir ateş (meşale) arayışına
çıkmaktadırlar. Gözleri olmasına rağmen görmeyen bu insanlar İslam
güneşini hala görememektedirler:
‘Onların sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler’ (7/ 198).
‘Kalpleri vardır, fakat onlarla anlamazlar, gözleri vardır, fakat onlarla
görmezler; kulakları vardır, fakat onlarla işitmezler. İşte onlar
hayvanlar gibidirler, hatta daha da sapık (aşağılık)’ (7/ 179).
‘Gözlerinin üstünde perde vardır’ (2/7 18/101 45/23).
‘İşte onlar, Allah'ın, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Onlar gafil olanlardır’ (16/108).
‘Gözler kör olmaz, kalpler kör olur’ (22/46).
Kadir gecesinde yakılmış olan İslam meşalesi, kıyamete kadar sönmeyecektir. Onu, uluların ulusu yüce Allah (c.c) yakmıştır:
‘Allah’a, peygamberine ve indirdiğimiz nura inanın. Allah, yaptıklarınızı haber almaktadır’ (64/8)
Kadir Gecesi Kutlamaya Değer Bir Gecedir
Kadir gecesinin önemi biz müslümanlar için çok büyüktür. Müslümanlar, bu
gecenin öneminin bilincinde olmalıdırlar. Bu gece bizim en sevinçli
gecemizdir. Bu geceyi evlerimize kapanarak değil de, bunun tersine
alışılmışlığın dışında, bir bayram havası içinde, çoşku ve heyecanla
kutlamalıyız. Bu gecenin şerefine dost, akraba ve arkadaşlarımızla
karşılıklı olarak hediyeleşmeli, mektuplaşmalı, telefonlaşmalı,
birbirimizin Kadir gecesini en içten duygularla tebrik etmeliyiz. Hatta bizimle diyaloğu kopuk insanlara bile hediyeler vermeli, onlarla
diyalog kurmaya çalışmalıyız. Bilinçli olarak Kadir gecesi şerefine
onlara bu gece inmeye başlamış olan bir Kur’an-ı Kerim hediye etmek, tam bu geceye layık anlamlı bir hediyedir.
Gerçekten çok güzel olur Kadir gecesinin şerefine müslüman kardeşlerimizle
hediyeleşmek ve tebrikleşmek. Çok güzel olur Kadir gecemizi hep birlikte kutlamak. Þimdiye kadar bu bilerek veya bilmeyerek ihmal edilmiştir.
Bu, büyük bir eksikliktir. Hiç gecikmeden bu güzel faaliyeti bir an önce başlatmalı, bu güzel olayı hep birlikte yaşamalıyız. Bizi
karanlıklardan aydınlığa çıkardığı için de Rabbimize çok şükretmeli,
O’nu çok yüceltmeli, Kadir Gecesi’nde indirmeye başlayan Kitab’ı da her konuda öncelemeliyiz. Bizim rehberimiz, bu gece indirilmeye başlanmış
olan Kur’an-ı Kerim, önderimiz ve örneğimiz de (33/21) kendisine Kur’an
indirilen Muhammed (a.s)’ dır (2/99,119,151 4/163 15/87 16/44 18/ 1 29/47 42/52 69/40 73/5).
‘Allah, inananların dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.
Kafirlerin dostları da tağut (insanları doğru yoldan saptıran azgın
önderler)tur. (O da) Onları aydınlıktan karanlığa götürür. Onlar ateş
(cehennem) halkıdır, orada ebedi kalacaklardır’ (2/257).
Kadir gecenizi tebrik ederim.
Recep Aykan / Essen, Almanya
Facebook sayfam: www.facebook.com/kuranfihristi (lütfen ziyaret ediniz)
msn: kuranianlamak(at)hotmail.com
E-mail: recepaykan(at)web.de