Doç. Dr. Ümit Sayın: Zihin Kontrol Projeleri
23 Şubat 2007 5:10 · Kategori: Salih Mirzabeyoğlu, Telegram - Zihin Kontrolü
Türkiye ve diğer ülkelerdeki DSM-IV sınıflaması takipçisi psikiyatristler ne derlerse desinler, Colin Ross isimli Amerikalı psikiyatristin yazmış olduğu bazı kitaplar istihbarat örgütlerinin aslında 'Zihin Kontrolü' projelerinde ne kadar ilerlediklerini göstermektedir. Colin Ross'un 2006 yılında yayınlanan 'CIA Doctors' (CIA Doktorları) isimli kitabı ve 1995'te yayınlanmış 'Satanic Ritual Abuse' (Satanik Rituel Tacizi) isimli kitabı aslında istihbarat örgütlerinin insan beynini kontrol etmek konusunda ne kadar yol almış olduklarını kanıtlıyor.
DID/MPD (Dissociative Identity Disorder ve Multiple Personality Disorder), yani çoğul kişilik, aslında çok az görülen bir psikiyatrik olgu olarak biliniyor. Fakat son çalışmalar ve bazı yazarların yazmış oldukları kitaplar şu ana kadar bildiklerimizin ötesindeki bazı gerçekleri ele almakta. John Marks (The Search for Manchurian Candidate), Colin Ross (Satanic Ritual Abuse, the CIA Doctors, Dissociative İdentity Disorder) , Steven Hassan (Combatting Cult Mind Control), Kathleen Taylor (Brain Washing: The Science of Thought Control), William Sargant (Battle for the Mind: A Physiology of Conversion and Brain Washing), Denise Winn (The Manipulated Mind) gibi yazarların çalışmaları çok net olarak insan beyninin ne kadar zayıf bir psikolojiye sahip olduğunu ve yeterli koşullar sağlandığında hem bireysel zihin kontrolünün, hem de toplumsal zihin kontrolünün nasıl oluşturulabileceğini bizlere sunuyor.
Colin Ross'un yapmış olduğu son 20 yıllık çalışmalar çocuklarda 'ritüel taciz' (ritual abuse) ile oluşturulan psikolojik travmanın uygun koşullarda çoğul kişilik bozukluğu meydana getirebileceğini kanıtlar nitelikte. Ross'a göre CIA bu konuda MK- Ultra projesi kapsamında çocuklarda Ritüel Taciz deneyleri yapmış durumda, bu deneyler 1950'lerde başlamış, halen sürüyor! Bu deneylerin bir kısmı üçüncü dünya ülkelerinde kurgulanmış. Bu ülkelerin içinde Türkiye de var! Aklımıza çoğunun taciz kurbanı olduğu, İstanbul sokaklarını dolduran kökenleri Güneydoğu olan yüzlerce tinerci çocuk geliyor tabii ki! Türkiye toplumu ve Türkler 1950'lerden beri 'CIA Zihin Kontrolü' operasyonlarının etkisi altında! Özellikle radikal dinci bazı tarikatlarda ve cemaatlerde ciddi Zihin Kontrolü operasyonları yapıldığını biliyoruz.
Psikiyatristler ise bu konuda akıl almayacak düzeyde bilgisiz ve ilgisizler. Bu konuda henüz bir giriş kitabı olarak yazmış olduğum 'Derin Devletler, Gizli Projeler ve Kirli Gerçekler: Zihin Kontrolünden, Psikolojik Savaşa' isimli kitap bu konuda Türk toplumunun açlığını kanıtlarcasına 2 ay içinde üçüncü baskıya giriyor. Bu konularda daha önce konunun uzmanları olmayan kişiler tarafından yazılmış bazı kitaplar ise sadece birer dezinformasyon abidesi olarak kalmaktan öteye gidemiyor. Şu anda üzerinde çalıştığım 'Zihin Kontrolü ve Kara Bilim' isimli kitapta konunun detaylarına girmeye çalıştım. Eğer İstanbul Üniversitesi yönetiminin hakkımda açmakta olduğu soruşturmalar ve beni Üniversiteden atmak için yapmış olduğu girişimlerle mücadele etmekten vakit bulabilirsem, kitaplarımı bitirebileceğim.
CIA'nın çocuklarda psikolojik travma ile ilgilenmesinin nedenlerinden birisi, bu çocukların bazılarında büyüyünce gelişebilecek çoğul kişilik olgularını araştırmak. Çoğul Kişilik (DID/MPD) aslında kolay kolay gelişebilecek bir psikiyatrik bozukluk değil. Ross'un DID hastalarının % 95'i çocukluklarında cinsel veya başka türlü bir tacize maruz kalmışlar. Bu da insanlarda uzun ve kalıcı etkiler yapmakta. Çoğul kişilik gelişen yetişkinlerde bilinç disosiasyona uğruyor ve birbirinden habersiz en az iki kişilik aynı beyinde varlığını sürdürüyor. Bu kişilerde yoğun amnezi (unutkanlık) olabildiği gibi başka psikiyatrik bozukluklar da görülüyor. Bu kişilerin bazıları yanlış teşhis konularak şizofreni veya psikoz tedavisi gördükleri zaman, bu psikiyatrik bozukluk daha da kötüleşiyor. Psikiyatrinin aslında emekleme çağında olduğunu söylersek abartmış olmayız. Psikiyatrik bozukluklar ve bilinç konusundaki en yetkin bilim dalı ise Nörobilim (Neuroscience). DID vakalarında çok kolay farklı kişilik, bilinçte ilaçlarla (örn. Halüsinojenler, LSD, PCP, THC vb.) ya da diğer gizli tekniklerle çok kolay açığa çıkarılabiliyor ve bu latent kişilik programlanabiliyor. Evet! Bir film senaryosundan veya bilim kurgu romanından bahsetmiyoruz, tüm bunların 21. yüzyılda gerçek olabildiğini göreceğiz.
DID-MPD hastalarında veya DID kökenli Mançurya Kobaylarında belli dönemlere ait unutkanlık, sürekli ambivalans (çelişkili konuşmalar ve çelişkili davranışlar), paralojik (mantıkdışı) düşünceler, ağlama nöbetleri, sara krizlerine benzer krizler, depresyon, uyku bozuklukları ve rüyalarda bazı sorunlar, çeşitli davranış bozuklukları görülmekte! Demiri tavında dövüp şu soruyu soralım: Bu belirtiler size hangi politikacımızı hatırlatıyor? Benzer çalışmaları Nöroloji bölümünde yapmıştım. Şu anda bu konudaki bir makalemiz PNAS dergisinde yayınlanmakta, bu çalışmada hayvanlarda oluşturulan bir çeşit travma modeli olan farklı epilepsi modellerinde, hayvanlar yetişkin hale gelince, travmanın hem hippokampüsde hem de çeşitli yolaklarda kalıcı elektrofizyolojik etkiye ve uzun süreli psikolojik sorunlara veya öğrenme problemlerine yol açtığını kanıtlamıştık (bu konuda bir makalemiz Epilepsia'da yayınlandı). Yaptığımız çalışmalar, postnatal (doğum sonrası) dönemde (P20 ve P30 arasında) oluşan travmanın veya aşırı nöronal aktivitenin uzun süreli elektrofizyolojik değişikliklere ve öğrenme ile ilgili sorunlara yol açtığını kanıtlamıştı. Gelişim nörolojisi çalışmaları aslında yakın bir gelecekte bu konuların sırrını çözecektir.
Zihin Kontrolü konusunda 1950'lerde Amerika'da CIA, NSA ve DoD- Pentagon İngiltere'de MI6, Almanya'da BND, Rusya'da KGB tarafından başlatılan çalışmalar hiç bir zaman durmadı. Bir kaç yüz milyar dolar bu çalışmalara ayrıldı ve çalışmalar değişik ülkelerde ve kültürlerde de sürdürüldü (Türkiye bunların içindeydi!). Bazı subaylar ve politikacıların da bu operasyonlardan geçirildiği konusunda elimizde şüphe uyandırıcı bazı bilgiler vardır; özellikle Türkiye aleyhtarı bazı kararların alındığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin tasviyesi yolunda bazı adımların atılmış olmaya çalışıldığı bu dönemlerde, hangi subayların birer truva atı olarak Genelkurmaya sokulmuş olduğunun araştırılması gerekir! Zihin Kontrolü Operasyonlarının detaylı olarak araştırılması Türkiye'nin Ulusal Güvenliğini ilgilendiren bir konudur, bu konulardaki çalışmaları engelleyenlerin ise Türkiye yararına çalışmadıkları aşikardır!
Mançurya Kobayı (Manchurian Candidate, Mançurya Adayı), yani beyni yıkanmış, iradesi kontrol altına alınmış ve istenilen bazı eylemleri itiraz etmeden, kayıtsız şartsız gerçekleştiren bazı kişilerin yaratılması konusundaki çalışmaların tamamlandığı söyleniyor. Türkiye'deki politikacılara bakarsak her taraf Mançurya Kobayları ile dolu zaten! Konu sadece Mançurya Kobayı meselesi değil! Aynı zamanda sosyal zihin kontrolü operasyonları da pek çok ülkede yapılıyor; örneğin Türkiye'de belli bir şeriatçı ve radikal dinci görüşe sahip oy oranı 1985'lerde % 5 iken, bu oran 20 yıl içinde % 35-40'a çıkartılabiliyor; bunun sonucundaki geri dönüşümsüz çöküşü, Türkiye Cumhuriyeti'nin tam tasviyesini, Büyük Ortadoğu Projesinin gerçekleştirilme çabalarını ise hep birlikte hayretler içinde izliyoruz (bkz.
acikistihbarat.com'daki ABD'nin ve AB'nin Türk Düşmanlığı ve Sevr Kararlarının Kanıtları ve Türk Silahlı Kuvvetlerine Karşı Psikolojik Harp: Başka Çete Operasyonları da var isimli yazılarım). Radikal dinci cemaatlerin ve tarikatların zihin kontrolü ve beyin yıkama yöntemlerini sistematik olarak kullandıklarını tüm yönleriyle biliyoruz. Beyinleriniz ve psikolojik yapınız, medyayı ya da başka yöntemleri kullanmakta olan yabancı istihbarat örgütlerine emanet! Ulusalcı bir Derin Devletimiz olmadığı için de, hiç bir önlem alıp oto-kontrol mekanizmalarımızı ve Anayasayı veya Ulusal Güvenliği koruyabilecek diğer mekanizmaları devreye sokamıyoruz
Bu yazı "neden insanlara sahip çıkmak ve onlara gerçekleri, doğruları göstermek yolunda savaş vermek gerektiğini, insanların hangi yöntemlerle birer kobay haline getirilmeye çalışıldığını, hipnoz, bilinçaltı müdahaleleri, narkotik-hipnoz, elektronik olarak beyinin uyarılması, ultrasonik, mikrodalga ve alçak ses frekanslarıyla davranışların etkilenmesi olaylarının ABD tarafından nasıl ve ne amaçla kullanıldığını, en önemlisi de o meşhur tarikat ve uyduruk dinlerin yaratılmasını, bedensiz varlıklardan yeniçağ bilgilerinin alınmasını Amerika'nın nasıl bizzat desteklediğini" ortaya koymaktadır. Bu emperyalist amaçların küçük parçaları olmamaya ve şahsi menfaatler uğruna birçok çaresiz ve boşlukta olan insanı bu yollarla kullanmamaya ve kulandırtmamaya çalışmalıyız.
Zamanın CIA direktörü Allen Dulles, Princeton Üniversitesi'nde 1953'te şöyle bir konuşma yapmıştır:
"Hedef 'insan zihnindeki savaşı' da kazanmaktır. Bu savaşın ilk cephesi propaganda, depolitizasyon ve sansür ile kitlesel sindirmeyi sağlamaktır. İkinci cephe ise bireyin beyninde kazanılacaktır; hedef beyin yıkama, zihin kontrolü, ideolojiyi değiştirme ve gerektiğinde birçok Mançurya Kobayı (Manchurian Candidate) yaratabilmektir!"
Mançurya Kobayı (Manchurian Candidate) kendi iradesi dışında, bir takım beyin yıkama seanslarının, ilaçların vaye hipnozun etkisiyle başkalarının istediği bazı eylemleri yapanlara verilen isimdir.
Kelime Mançurya'dan ve Kore savaşından gelmektedir. Kore savaşı sırasında Amerikalı askerlere Çinliler tarafından bir dizi beyin yıkama deneyi ve işkencesi yapıldığı bilinmektedir. Bu terim Frank Sinatra'nın ünlü 'Manchurian Candidate' filmine konu olmuştur. Filmi CIA finanse edip çekmiştir. Hedef tehlikeyi büyük gösterip devletten bu konuda fonlar alabilmektir. Filmde robotlaştırılan bir Amerikan subayının nasıl ulusal güvenliğe zarar verdiği anlatılmaktadır.
Bilimsel yöntemlerle ideal bir Mançurya Kobayı yaratma arayışı, nazilerden beri süre gelmiştir. Soğuk savaşla birlikte, bu konuda KGB ve ABD'li istihbarat örgütleri içindeki araştırmalar hız kazanmıştır. Klinik P***oloji, p***aytri, nöroformakoloji, elektrofizyoloji ve parap***oloji bu hedefe ulaşmak için kullanılmıştır.
CIA BİLİMADAMLARINI NASIL AVLIYOR?
CIA'nın, Amerika'daki her üniversitede anlaşmalı öğretim üyeleri vardır. Bunlar, ulaşılması gereken kişiyle önce dostluk kurarlar. Bazı konularda yardım ederler. Amerika'daki üniversitelerde araştırma yapabilmek için, NIH (Amerikan Sağlık Teşkilatı) gibi kurumlardan grantler (araştırma parası) alınması gerekir; oysa bilim insanları üniversitelerde kalıcı pozisyon bulamazlar. CIA bu biliminsanlarının grant almasına ve kalıcı pozisyon bulmasına yardımcı olur. Bu yolla kazanamadığı bazı kişileri ise tehdit ve şantajla elde etmeye çalışır. Bu konuda Dr. Harvey Weinstein'nin yazdığı " P***iyatr ve CIA" isimli kitap, bu kişilerin CIA'ya nasıl devşirildiklerini ayrıntılı olarak anlatmaktadır. Ayrıca John Marks, ünlü "Mançurya Adayını Arayış" isimli kitabında bilim adamlarının hangi yemlerle tavlandıklarını detaylı anlatmaktadır.
Her şeyden önce bu bilim insanlarına garantili, kalıcı pozisyon ve grant (araştırma fonu) parası verilir. Ayrıca CIA ile ilgil yaptıkları işlerden de özel uzmanlık ücreti alırlar. CIA ile birlikte çalışan bir biliminsanının kolay kolay sırtı yere gelmez. Yani biraz daha fazla refah ve güven için bu bilim adamları tavlanır; çok kritik işlerde çalışanlar ise daha sıkı kontrol edilmek için skandala yol açarak bilgi veya şantaj olguları karşılığında veya durumlarla sürekli tehdit altında tutulurlar. Bu biliminsanları, her zaman CIA'ya çalıştıklarını bilmezler. Devletin güvenliği ile ilgili bir iş için çalıştıklarını sanırlar.
Fakat son 30 yıllık gelişmelerden sonra, biliminsanları arasında CIA'ya karşı yaygın bir güvensizlik başlamıştır. Üstelik çok yarışmacı bir ortamda bulunan bu bilim insanları, CIA tarafından korundukları için haketmedikleri yere gelen pek çok yeteneksiz kişiye şahit olmuşlardır. CIA ile işbirliği yapan birisi, gerektiğinde yalan söylemek, yalan yayın yapmak, bildiklerini açıklamamak veya mesleki yemini bozmak zorundadır.
CIA TARAFINDAN YARATILAN DİNLER
Bazı satanist (şeytana tapan) kültler, " Children of good" isimli hristiyan mezhebi ve Jim Jones'un kurduğu "Halkın Tapınağı"nın da CIA tarafından yaratıldığı ortaya çıkarılmıştır. Bilindiği gibi Halkın Tapınağı'nın 910 müridi 1970'li yıllarda toplu intihar etmişti.
Yeni yaratılan dinlerden birisi de 2. İsa olduğunu iddia eden ve "Reverend Moon" isimli Koreli kişinin yarattığı Moon dinidir. Moon dini sayesinde "dinleri birleştireceğini" iddia eden Reverand Moon, CIA hesabına çalışan uluslararası "deli-ajan"dır. Moonistler her yıl dünyanın bir yerinde toplanmakta ve binlerce farklı dine mensup kişiyi "bedeva" ağırlayıp bir dizi konferans vermektedirler. Amaç dinleri
"sözüm ona birleştirmektir". Bu dinde, örneğin evlenmek Reverand Moon'un izni olmadan yapılamaz ve kimin kimle evleneceğine Moon karar verir, diyelim ki devletin güvenliği ile ilgili bir işte çalışıyorsunuz ve Moonie'siniz! Canınız evlenmek istedi, "Reverand Moon" babaya danıştınız, o da size Hawaili bir güzel Moonie seçti! Sadece onunla evlenmek zorundasınız, ama evlendikten sonra, önce bir veya iki yıl ayrı kalmak zorundasınız; bu iki yıl boyunca Hawaili güzelin nerede "eğitim göreceğinden" tabiki haberiniz olmayacak! Tabii bu saçmalıkları kılıfa uyduracak açıklamaları da "ilahi bir biçimde" Moon'un dini kitaplarında bulacaksınız. İşte size bir mezhep dolusu Mançurya Kobayı. Binlerce adamın eveleneceği kadının seçimini, kendini 2. İsa sanan bir deliye bırakmasından daha iyi Mançurya Kobaylığı olabilir mi?
1978 yılında Walter Boward adındaki Arizonalı gazeteci yazar, Operation Mind Control (Zihin Kontrol Harekatı) adında yayınladığı kitabında şunları anlatmaktadır:
"CIA tarafından uyuşturucu ilaçlarla yapılan deneyler ABD hükümetinin uyguladığı çok gizli zihin kontrol projesinin yalnızca bir kısmıdır. Bu deneyler binlerce kişi üzerinde 35 yıl devam etmiştir. Bu araştırmalar; hipnoz tekniği, narkotik-hipnoz, elektronik olarak beyinin uyarılması, ultrasonik, mikrodalgalar, alçak ses frekanslarıyla davranışların etkilenmesi ve davranış değişiklikleri terapisidir.
CIA p***olojik silah stoklarını, psişik silahların değişik tiplerini geliştirmeyi başararak artırmıştır. Şimdi bu kabiliyetleriyle yeni tip bir harbe girişmesi mümkündür. Bu harbin görünmez muharebe sahası, insan zihinleridir...
CIA'nin gözü beyinlerde.
ABD'de yayınlanan ve CAI' nın kirli çamaşırlarını ortaya çıkarmakla ünlü 'Covert Action ve 'Unclassified' gibi saygın dergilere atıfta bulunarak cevaplandırıyor bu soruları. Üç bucuk yıldır ABD'de Wisconsin Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Bölümünde çalışan Farmakolog Dr. Ümit Sayın, eroin bağımlığı ve ticareti, kara bilim, gizli hükümetler, gizli projeler, bilimkurgu ve uzay konusunda da araştırmalar yapıyor. Ona göre bu işlerin temelinde insanların beyinlerini fethetme ve yönlendirme hedefi yatıyor. Bu işler CIA başta olmak üzere bilumum gizli servis tarafından kotarılıyor. Dr Sayın, iddialarını kanıtlamak için CIA'nin zihin kontrolü projelerinden en ünlüsü olan Mancurya Kobayı (MK – ULTRA) projesini özellikle vurguluyor.
Mancurya Kobayı. MK –ULTRA) projesine açık olarak ilk kez CAI' nın ünlü başkanlarından Allen Dulles 1953'te Prencetıon Üniversitesi'nde yaptığı akıllara durgunluk veren konuşmasında değinmişti. ''Hedef insan zihnindeki savaşı kazanmaktır. Bu savaşın ilk cephesi propaganda, depolitizasyon ve Sansür ile kitlesel sindirmeyi sağlamaktır. İkinci cepheyse, bireyin beyninde kazanılacaktır. Hedef beyin yıkama, ideolojisi değiştirme ve gerektiğinde bir Mançurya Kobayı yaratmaktır. Stanley Miligram' ın yaptığı bir dizi klinik psikolojisi deneyine göre, zaten hepimizin içinde bir Mançurya Kobayı yatmaktadır ve bu istenirse ortaya çıkarılabilir' Dulles's MK – ULTRA projesinin mimarı olarak tanımlayan Dr. Sayın, insanların beyinlerini güdeleyerek onlara iradeleri dışında eylemler yaptırmaya yönelik Mançurya Kobayı projesini şöyle aydınlandırıyor: ''Bilimsel yöntemlerle ideal bir Mançurya Kobayı yaratma arayışı Nazilerle başladı, Soğuk Savaşla birlikte, ABDli istihbarat örgütleri içindeki araştırmalarla hız kazandı. Klinik Psikolojisi, psij Hata! Hiçbir dizin öğesine rastlanmadı. kiatri, nörofarmakoliji, elektrofizyoliji ve parapsikoloji, bu hedefe ulaşmak için kullanıldı. 20 Nisan 1950'de CIA Başkanı Roscoe Hillenkoetter, Bleubird (Mavi KUŞ) Projesi'ni imzaladı. Proje doğrultusunda 'ilk davranış değiştirme, beyin yıkama' çalışmalarına Kore Savaşı'nda başladı. Kore'de Çinlilerin bu konudaki başarılarının saptanması, gizli ödenekler alınması da kolaylaştırdı. 1952'den sonra bu proje, Artıchoke'a dönüştürüldü. 1953'de projenin adı MK- ULTRA olarak değiştirildi. Ve bu iş için 300 bin dolar tahsis edildi. Bu projeyle eşgüdümlü olarak MK-DELTA, NAOMI, MK – SEARCH gibi başka projeler de geliştirildi'^1953 'de Dulles tarafından uygulamaya konulan ve Sydney GOTTLİEB adlı görevli tarafından yürütülen projenin hedefleri bilincin ve hafızanın kontrol edilmesi, beyin yıkama, insanları telkinle konuşturma bir fikri aşılama, gerçeklik serumunu bulma, Mançurya Kobayı oluşturma, ideal adam öldürme yöntemleri keşfetme, bağımlılık yapıcı psikolojik ve fizyolojik yeni yöntemler bulmaktı. Sonunda Amerikan vatandaşları üzerinde habersiz deneyler yaptırdığı gerekçesiyle CIA mahkemelik oldu'' Nazilerin gücü ikici dünya savaşında yaşandı.''Alman ordusunun olağanüstü hareketliğinin bir nedeni de Askerlerin sürekli amfetamin almalarıydı. Böylelikle 48 saat uykusuz kalabiliyordu, çok hızlı, verimli bir biçimde savaşabiliyorlardı. Ve sadık bir biçimde ölüyorlardı. Buna karşılık Normandiya çıkartmasında Amerikalı askerler kısa bir sürede 200 milyon tablet amfetamin tükettiler. Sonuç başarılıydı' Almanlar, savaşta sadece amfetamin kullanmadılar. O zamanlar üzerinde denediler, örneğin Meskalin savaş esirleri üzerinde kullanıldı. Hatta daha da ötesine gidildiği biliniyor Türkiye'deki sinemalarda ''Dehşetin Nefesi'' adıyla gösterilen ''Jacob's Ladder''de bazı cellat psikiyatrların otoriterlerin onayıyla. Kendi askerlerine iradeleri dışında bazı ilaçlar vermesi anlatılıyordu. Gerçek bir öyküden uyarlanan bu filmde, Vietnam'da ki bazı Amerikalı askerlere daha saldırgan olmaları için BZ kod adlı halüsinojen bir madde verildi anlatılıyor Sonuçta askerler, ani koma haliyle zincirlerinden boşanıp birbirlerini öldürüyorlardı. Bu tip ilaçlar Vietnam ve Kore'de kullanıldığı biliniyordu.
ECSTASY (X)
Cazip çünkü
1.Genel olarak kompleksli bir yapınız bile olsa bütün tutukluklarınız ortadan kalkıyor. Mesele bir partide herkesin ortasında dans ediyor, iki dans arasında da çapkınlık yapabiliyorsunuz.
2-Müziği bütünüyle içinizde hissediyor ve tıpkı John Travolta gibi dans etmeye başlıyorsunuz. En azından size öyle geliyor.
3-Benim hiç dostum yok sızlanmasından kurtuluyorsunuz. Tek başınıza gittiğiniz partide herkesin size bir kardeş gibi bağrına basacağından zerrece şüphe etmiyorsunuz.
4-Kafanız öyle iyi oluyor ki, içki içmek ihtiyacını bile duymuyorsunuz.
5-Etkisi altındayken bütün nevroz ve korkulardan kurtuluyorsunuz. Kendinizi sevgi dolu ve Şefkatli hissediyorsunuz. Kindarlık, egoistlik ve içten pazarlılık sizden çok uzak.
Felaket çünkü...
1.Size öylesine aptallaştırıyor ki, son derece sıradan olaylara tanrısal bir keramet affetmeye başlıyorsunuz. Basit bir rastlantıda geleceğinizin anahtarı bulduğunuzu düşünüyorsunuz.
2.Eğlenceli hafta sonunun acısı sonradan fazlasıyla çıkıyor. Haftanın ortasına doğru öylesine aksi ve bulanımla oluyorsunuz ki iş arkadaşlarınız size anlamakta güçlük çekiyor.
3.Etkisi altındayken yaşadığınız o büyük insanlık aşkı yargı gücünüzü yerle bir ediyor. Ertesi gün akşam yemeğini kimle yerseniz yiyin, o kişi size son derece sıkıcı geliyor.
4.Eğer erkekseniz, kendinizi istediğiniz kadını elde edecek kadar cazip hissediyorsunuz. Belki bu rahatlık sayesinde onu cezbetmeyi başarıyorsunuz. Da. Ama iş yatağa gelince bu dışa dönüklüğünüz pek bir işe yaramıyor. Çünkü, yine ''X'' yüzünden en 'erkek' organınız da içe dönme eğilimleri gösteriyor. Böylece belki de hayatınızın aşkını ıskalamış oluyorsunuz.
5.Aşırı bir duygusallığa kapılıp az önce bir sigara ikram ettiğiniz hoş ve esrarengiz tiple heyecan ve tutku dolu bir hayat yaşayacağınızı düşlemeye başlıyorsunuz. Ama sigarasını yakan bir diğeriyle size yürü yolda kendinizi eskisinden daha da güvensiz hissediyorsunuz.
6.Kendinizi, tek muhabbetleri o güne kadar yuttukları Ectasy'ler olan tuhaf bir güruhla birlikte tatil yaparken buluyorsunuz. İnsanların tek işi manasızca gülmek. Dayanılmaz bir duygu!
7.Ecstasy'nin yarattığı duygular öyle sıcak 'ki, bu kadar ısınmaktan ölüyorsunuz! Vücudunuzun dengesi alt üst.. ateşiniz 42.
Vücuttaki tahribatları
Nöronlar geri dönüşsüz bir şekilde yok oluyor. Bu durum hafıza kaybı ve çılgınlık krizleri yol açtığı gibi elli yaşından sonra Alzheimer hastalığına da neden olabiliyor.
Dişler çürüyor
Diş gıcırdamaktan çene kemikleri ve diş mineleri eriyor. Her türlü çürük ve enfeksiyonun yolu açılıyor. Gece hayatı masraflarına dişçi masrafları ekleniyor
Morluklar
Vücuttaki magnezyum oranı düşüyor. Vitamin eksikliğine yol açıyor. Bu ise morlukların oluşumunu kolaylaştırıyor. Saatin kayışı bile bileğinizi morartabiliyor.
Sırt Ağrıları
Omuriliğin sertleşmesine yol açtığından, uzun süre kullananlarda önemli omurga rahatsızlıkları görülüyor.
Hepatit riski Büyüyor
Karaciğer dokuları olağanüstü tahrip ettiğinden, sarılık ve hepatit tehlikesi büyüyor. İnanıldığı gibi çok su içmek bunu engellemiyor. Hepatit aşısı elzem.
SARA NÖBETLERİ
İçerdiği maddeler özellikle yeni kullanıcılarda sara nöbetlerine yol açabiliyor.
Birici tanıklık
Kadın, 26 yaşında:
'Epey önce her hafta sonu kullanıyordum. Bütün Cuma ve Cumartesi gecelerini dans ederek geçiriyordum. 'X' İnsanı çok şefkatli yapıyor: Hayatımda hiçbir zaman o dönem olduğu kadar çok erkekle birlikte olmadım. Hele bir tanesi, tam bir seks manyağı idi. 'X' in etkisiyle onun üçlüğü yapma teklifini kabul ettim. Sabah uyandığımda kendime pis ve aşağılanmış hissettim. İkisinde kapıya koydum ve bitti. Bir daha dokunmadım.
İkinci tanıklık
" Erkek 23 yaşında:
Bir keresinde kafam öyle kırıktı ki diskoda önüme çıkan ilk hoppayla yattım o da iyice olmuştu herhalde ,Beni evine götürdü, korkunç pis ve dağınık bir evdi. Üstelik prezervatif de yoktu. Ama aldırmadık. Uyandığımda hayatımın salaklığını yaptığımı düşündüm. Kız hiç benzemiyordu. Üç ay pabuca benzemiyordu. Üç ay boyunca AIDS kabusuyla yaşadım. Korktuğum başıma gelmedi ama, o kızdan bel soğukluğu kaptım"
KOKAİN
Uzun süreli zihni ya da fiziki çalışmaları yorgunluk duymadan gerçekleştirmeyi sağlıyor. İnsanın yemek, uyumak gibi kaçınılmaz ihtiyaçları hissetmemesini sağlıyor.
"Eğer evde biraz kokaininiz varsa sinemaya gitmezsiniz, hepsini bitirmeden asla evden çıkmazsınız. Ama bir kere vücut sisteminizden çıktıktın sonra onu bir daha aramazsınız. Kokain alışkanlık yapmaz."'"Can kinin yazarı Burroughs)
Zayıflatıyor. Hem de en etkili rejimlerden bile daha etkili! Zihninizi açıyor. Fikirleriniz size hiçbir zaman olmadıkları kadar parlak görünüyor. Bir top modeli tuvalette sıkıştırma şansını veriyor size!
FELEKET çünkü
Kokain sizi sıkıcı bir insan haline getiriyor. Siz başka türlü hissetseniz bile her defasında yaklaşık 10 milyon TL"yi burnunuza çekmek sizi daha enteresan kılmıyor.
Olağanüstü pahalı. Aerosmith"in şarkıcısı Steve Tyler, "kazandığın milyarları ne yaptın" sorusuna şu cevabı vermişti: "hepsini burnuma çektim"
"Bütün gece çalışmam lazım, bu işi mutlaka sabaha bitirmeliğim" diyerek kullandığınızda, gece ikiden sonra suratınızda öyle tikler belirmeye başlıyor ki, iş arkadaşlarınız ertesi gün arkanızdan "manyak bu" diye konuşuyor.
Güneşin doğuşu ve kuşların ötmeye başlaması, içinizde artık manevi bir huzura ve uyanışa değil, kendinizle ilgili korkunç bir bezginlik ve iğrenme duygusuna yol açıyor Kadınsanız, çocuk yapmayı unutmanız gerekiyor.
Hamileliği etkiliyor. Düşük olmadığı durumlarda ise az gelişmiş ya da doğuştan sakat bebeklere yol açabiliyor.
Birinci tanıklık
Kadın 24 yaşında:
"Erkek arkadaşımdan ayrılalı epey bir zaman olmuştu, canım çok sıkılıyordu. Kimle olsa takılacak bir hale gelmiştim. Beni, buzdolabında her zaman bolca kokain bulunan kuziniyle tanıştırdı. Yaz aylarıydı, her akşam biraz çekip, o bar senin bu bar benim dolaşmaya başladık. Bir ay içinde borcum 500 milyon liraya çıktı ve kredi kartım elimden alındı."
İkinci tanıklık
Erkek, 26 yaşında
"Bir defasında bütün bir hafta sonu kokain kullanmıştım. Pazar öğlen korkunç bir kokuyla uyandım . Sanki ev çürük peynirle doluydu. Her tarafı aradım da bulamadım. Ama nereye gidersem gideyim kokunun yoğunluğu değişmiyordu. Neden sonra anladım; koku burnumdan geliyordu. Sümkürdüğümde mendile kanlı parçalara geldi. Hemen gittiğim aile doktorum burnumun içinde bir delik olduğunu söyledi. Koku ancak bir haftalık tedaviden sonra geçti."
Üçüncü tanıklık
"Kokainin çok güçlü bir afrodizyak olduğunu ve cinsel organın üzerine bir tutam koymanın erkeği azgın bir boğaya çevirmeye yeteceğini söylemişlerdi bana. Denedim. Uzvum sanki lokal anestezi yapılmışçasına, hissizleşmişti. Bir türlü tatmin olamıyordum. Sonuçta onun da canı yanmaya başladı. Durdur. Ama benim rey akson durumum geçmek bilmiyordu. Hislerimi yeniden kazandığımda ise organım korkunç acıyordu.
EROİN
Cazip, çünkü..
Bütün çekingenlik ve korkularınızı ortadan kaldırıyor. Vücudunuzu uçacak kadar hafif hissetmenize yol açıyor. Özellikle ilk defasında Gerçek bir afrodizyak. Saatlerce hiç yorgunluk hissetmeden sevişmenizi sağlıyor. Özellikle ilk defasında iğneden sonra gelen o ilk uçuş (flash) başlı başına bir zevk. Göğün yedinci katına erdiğinizi sanıyorsunuz. Tam bir kendinden geçme hali. Özellikle ilk defasında sizi yumuşacık bir koza içine alıyor. Tıpkı ana rahminde olduğu gibi. Üçüncü Dünya Savaşı çıksa umurumuzda değil. Özellikle ilk defasında.
Felaket, Çünkü..
Daha ilk alışta alışkanlık yapmıyor. Burroughs"un dediği gibi "satıcı malı müşteriye değil, müşteriyi mala bağlıyor"
Bir eroinmanın günlük masraflarını siz tahmin edin? Para bulamadığı takdirde
Hırsızlık, satıcılık ya da fahişelik, "malı" en kısa zamanda tedarik etmenin yegane yolu haline geliyor.
Eroinmanlar arasında ölüm oranı çok yüksek ve her yıl artıyor. AIDS, intihar ve katkı maddelerinden zehirlenme en çok görülen ölüm sebeplerinden.
Bir kez eroin bağımlısı olarak fişlenmek sizi hayat boyu bir çok haktan mahrum bırakıyor: Araba kullanmak, memuriyet, çocuklarınıza bakmak gibi..
Erkek sonsuz bir rey akson gücünü sahip oluyor. Ama ne kadın ne de erkek asla tam bir orgasme ulaşamıyor. Bütün vaktiniz gündelik dozunuzu temin etmek peşinde geçtiği için hayatta başka bir şey yapmaya vaktiniz kalmıyor Giderek bir pire torbasına benziyorsunuz. Ağır müh telalar Uzerlerinde sürekli yüzlerce pire varmışçasına durmadan kaşınırlar.
Vücuttaki tahribatları
Sinir sistemi alt üst.
İlk yükselişin veriyi yanıltıcı izlenimin aksine hafıza, dikkat ve düşünme kapasitelerini olağanüstü düşürüyor. Alıklığa ve hareket koordinasyonunda zayıflamaya yol açıyor.
Delik deşik bir cilt
Kupkuru bir cilt ve üzerinde giderek artan yaralar. Burundan alındığında bile bütün yüzde sivilce ve kızarıklıklara yol açıyor.
Acıya duyarsızlık
Ağrı kesici etkisi çok güçlü. Eroin aldığınızda en feci diş ağrıları bile hissetmiyorsunuz. Ama dozun etkisi geçtiğinde ağrı ikiye katlanıyor. Müptelaların dişlerinin berbat olması buradan kaynaklanıyor; dişçiye gitmektense dozu yineliyorlar!
Yüksek doz ya da ölüm
En yüksek dozun etkileri; Önce kısa ama korkunç bir çarpıntı, sonra kalp ritminin duracak kadar yavaşlaması, akciğerde ödem, nefes alamama ve ölüm.
Bağımlılık
Eroin hafızada, silinmesi imkansız yoğun bir haz duygusu yaratıyor. Hiç silinmeyen bu duygu, psişik olarak çok güçlü bir tekrar yaşama arzusu yaratıyor. Aynı güçlü hazza erişmek için gerekli olan doz her seferinde artıyor. "Overdose" eğiliminin altında biraz da bu var. Yoksan kalan bağımlıda önce terleme kusma ve titremeler görülüyor. Bunu uykusuzluk ve çok şiddetli fizik acıları izliyor. Çok derin bir ruh sıkıntısı ise cabası.
Birinci tanıklık
Kadın 29 yaşında:
"Eroini sadece bir kez kullandım ve bir daha da yanına yaklaşmadım. Çünkü etkisinden hiç hoşlanmamıştım, soluk almakta güçlük çekiyorsunuz, sizi adeta kanepeye mıhlıyor. Son derece kötü bir ruh haline sürüklendiğimi hatırlıyorum. Etkisi altındayken sürekli tuvalete gidip kustum. Nişanlım, o günlerde çok kötü koktuğumu söylemişti bana. Bu nedenle onunla üç gün boyunca konuşmadım."
İkinci tanıklık
Kadın, 28 yaşında:
"Geçtiğimiz yıl çok tatlı bir kızla tanıştım, Onu çok güzel, kompleksiz ve zeki buluyordum. Çok çabuk kaynaştık. Birlikte gittiğimiz bir barda hoş bir adamla tanıştı. Aşık oldular ve evlendiler. Yıllar sonra, bir gün aradı ve beni davet etti Hayatımın şokunu yaşadık. İkisi de çökmüştü. Arkadaşımın o güzel yüzü sivilcelerle dolmuş, o zeki kız iki lafı bir araya getiremez olmuştu. Konuşamadım bile, ağlayarak ayrıldım evlerinden."
Üçüncü tanıklık
Erkek, 38 yaşında:
"Bağımlılığım 25 yaşında başladı. Kendime saygımı yitirdim. Ailemin, karımın ve çocuklarımın da bana sevgi ve saygıları kalmadı. İşimden ve evimden oldum. Bir sürü pis işe bulaştım. Sonunda hapishaneyi de tanıdım. Dört yıldır tedavi oluyorum. Başlangıçta çok zor geldi ama ya intihar edecektim ya da bu beladan vazgeçecektim. Hayata yeniden gelmiştim. Gibi hissediyorum şimdi kendimi. Ama ya arada yitirdiklerim.
LSD (ASİT
Cazip, çünkü..
1.Yaratıcılığı, arttırıyor, anlamak için Beattles"ın 2.Odanızdan çıkmadan seyahat etmenizi sağlıyor
3.Seyahat etmeyi istemek için ise çok fazla neden var.
4.Bağımlılık yapmıyor.
Felaket, Çünkü...
1.Hassas kişilerde psikozdakine benzer bir panik duygusuna yol açıyor. Arkasında psikolojik rahatsızlıklar bırakma riski yüksek
2.Ayakkabılarınızla konuşmayı başlamanız çok muhtemel.
3.Charles Mansan ve arkadaşları güzelim Sharon Tae"i öldürdüklerinde asit etkisi altındaydılar. Cinayet işlemeyi düşünmüyorlardı.
4.Asit aldıktan sonra kendinizi Nepal"de dilenirken bulabiliyorsunuz.
5.Eleştiri gücünüz yitiyor. Beğeni eşiğiniz iyice aşağılara düşüyor. İyice aşağılara düşüyor. Ucuz Hollywood filmlerini bir sinema başyapıtı olarak selamlıyoruz.
6.Sizden daha da salak insanlarla düşüp kalkmaya başlıyorsunuz. Tama, onlarla çok gülüp eğleniyorsunuz, ama ne olur birde sizin kafanız açık , onlarınki ise asitliyken izleyin hallerini.
7."LSD muhatım hep iyi işledi. Hiç kötüsünden kullanmadım. İki yıl boyunca tüm cumartesi öğleden sonraları cennete gittim Ama sonunda öyle uyuşturucuları cehennem için sakladığını düşünmeye başladım.
İnternet den bir tanıklık)
Vücuttaki tahribatlar
Duyumsal değişimler aldıktan yarım saat sonra baş gösteriyor ve ila 6 saat arası devam ediyor. Beyninizde, hiçbir zaman anlayamayacağınız garip şeyler oluyor.
Fizik arazlar
Kalp atışları artıyor, tansiyon yükseliyor. Tükürük bezleri aşırı çalışıyor. Mide bulantısı ve titreme görülebiliyor. Göz bebekleriniz büyüyor ama bunların hiç biri hayati bir tehlike arz etmiyor.
Algılamada Bozukluklar
Yer çekiminden kurtulma hissi, vücudun sınırlarını ve mesafeleri doğru algılayamama: Uçabileceğine inanıp dördüncü, beşinci katlardan atlayanlar az değil.Kaleidoskopik görüntüler ve garipten sesler, Zaman duygusunun yitimi.
Ajitasyon ve Saldırganlık
Tüm baştırılmışş içgüdüleri serbest bırakıyor. Eyleme geçmelerini aşırı kolaylaştırıyor. Kendini yaralama ya da başkalarına yönelik şiddet uygulamalarına yol açabiliyor.
Duyumlarda Kargaşa
Kulağınızla görüyor. Gözünüzle işitiyorsunuz. Yani renklerin sesini duymaya, seslerin rengini görmeye başlıyorsunuz.
Arada hiç kullanılmasa bile, asit etkisinin aylarca sonra birdenbire ve kendiliğinden yeniden belirmesi muhtemel, Hem de hiç yeni bir madde kullanılmadığı halde, Birçok ihtar vakası bununla açıklanıyor.
Birinci tanıklık
Erkek, 26 yaşında:
"Bir grup arkadaş, bir dönem bayağı sıkı takılıyorduk. Aramızda biraz zayıf karakterli bir tip vardı.Sonunda iyice tınlattı. Bir akşam bizim evde, televizyondaki reklamlardan kendisine seslenildiğini iddia etmeye başladı. Çamaşır makinası çalışmaya başladığında, birilerinin onu öldürmek için balkondan yukarı tırmandığını haykırmaya başladı. Panik için. Evine götürdük. Bir müddet tedavi gördüğünü duyduk. Sonra da taşındılar bizim muhitten."
İkinci Tanıklık
Kadın, 28 yaşında:
"Yalnızca bir kez denedim. Bir daha mı? asla! Deliriyordum sandım. Bana önerenler, bir dene bak, muhteşem uçacaksın, hiç kötü bir şey olmuyor, demişlerdi. Gerçek bir kabustu. 12 saat boyunca korkunç yaratıklar ve dev örümceklerle boğuştum. İnsana sanki hiç normale dönmeyecekmiş gibi geliyor. Korkunçtu.Beynim sanki artık bana ait değilmiş gibi kendi kendine çalışıyordu. İnmek istiyorum, diye bağırıyordum durmadan. Bittiğine inanamadım"
Üçüncü Tanıklık
Kadın, 23 yaşında:
"Birkaç ay boyunca çok eğlendirdi beni, Sonra, aslında kendime kötülük ettiğimi düşünerek bıraktım takılmayı. Normal hayata döndükten birkaç ay sonra, bir gün evde yalnızken, kafam durup dururken zırvalamaya başladı: Mutfak lambasıyla sanki kediymiş gibi konuşuyor: kendimi Harikalar Diyarındaki Alice gibi hissediyordum. Komşular geldiğinde mutfaktaki ekmek bıçağıyla oynuyormuşum.
Madde bağımlılığı dünyanın her tarafında artıyor.
KAPİTALİZM UYUŞTURUYOR
İnsanlık tarihinde ilk defa neslimizin tükenmesi tehdidiyle karşı karşıyıyız Bu tehlike sadece doğal çevrenin tahribiyle değil aynı zamanda siyasi tehditlerle, sürekli gelişen kitle imha silahlarıyla ve gençlerimizi bağımlılık yapıcı maddelerin kucağına atma biçiminde de kendini gösteriyor. Mevcut ekonomik düzen sürdürülemez ve katlanılamaz hale gelmiştir. Kontrol edilemeyen rantıyla iştah kabartan uyuşturucu trafiğinin getirdiği sorunlar yumağından çıkış yolu, sermayenin hesapsız ve yok edici varlığını reddetmekten geçiyor.
AYSEL YURTSEVER
Başlıca amacı kâr etmek olan kapitalizm sürekli olarak yayılırken, teknolojik gelişmeler ve iletişim sayesinde, giderek tep tip maddi ve kültürel "tüketim ürünlerini" tüm dünyaya model olarak dayatıyor. Geniş kitleleri toplumsal gelişmelere karşı duyarsızlaştırmanın en etkili araçlarından birisi olan medya, mutlak bir denetim altında tutulan eğlence ve boş zaman geçirmeye yönelik kültür örgütlenmeleri, tekellerin uzantısı durumuna getirilen üniversiteler, gerici düşünceyi yayan her türden tarikat, burjuva ideolojisini her gün yeniden üretip kitlelere dayatan araçlardır. Bu yazıda sözünü etmek istediğim; kitlelere dayatılan araçların içersinden hızla yaygınlık kazanan tüketim ürünlerinden alkol,sigara, uyuşturucu, uyarıcı maddeler, ve zararlı alışkanlıkların tehlikeli boyutlarıdır.
Günümüzde, ABD,"yönettiği ülkede düşünmeyen insanların olması bir hükümet için ne büyük şans' diyen Hitler'in açtığı yoldan yürüyor. ABD Adalet Bakanlığı NCJ175687nolu bültenine göre, hapishanelerde tutulanların sayısı iki milyonu aşmış bulunuyor. Hapishanelerdeki insan sayısını yüzde 50 artış göstermesi bir yandan gaddar ceza yasalarına diğer yandan cezaevlerinin özelleştirilmesine bağlanıyor. 35 yaşında altında erkek genç nüfusun yüzde 80'i sabıkalı. Cezaevlerinde karın sürekliliği ve garantisi için düzenli mahkum akışı gerekiyor. Mahkumlar için işgücü olarak değerlendiriliyorlar. Özel cezaevleri kar edebilmek için yüzde 90-95 doluluk oranı tutturmak zorundadır. ABD bir yandan el altında bağımlılık yapıcı maddelerin ticaretini örgütlerken öte yandan da 50 gram uyuşturucu satan birini 15 yıl hapis cezasına çarptırıyor.
EN BÜYÜK PAY ABD'YE
Tüm dünyada ve ülkemizde insanlık tarihinin başlangıcından beri bağımlılık yapıcı maddelerin keyif verici, ağrı giderici ve hastalıkları iyileştirici olarak kullanıldığı biliniyor. Kullanım alanı oldukça geniş olan bağımlılık yapıcı maddelerin vazgeçilmezliği aynı zamanda büyük bir rant kapısını aralıyor.Ranttan en büyük payı da ABD alıyor.
26 Ocak 2003 tarihli Uluslar arası Narkotik Kontrol Kurulu Raporu, uyuşturucu gelirinin büyük kısmının uyuşturucunun üretildiği yerden ziyade, uyuşturucunun satıldığı ve kullanıldığı ülkelerde elde edildiğini göstermektedir. Geliri elde edenler ürünleri yetiştiren çiftçiler değildir.Uyuşturucu kullanıcılarından elde edilen gelirin yalnızca yüzde 1=i, ülkelerin tarımdan elde edilen geliri olarak yansımaktadır. Geri kalan yüzde 99'luk pay ise uyuşturucu trafiğinin belli noktalarında dağılmaktadır Uyuşturucu trafiğinde ciro, yıllık 1 trilyon doları bulmaktadır. Vergi cennetleri, kara para aklama operasyonları, uluslar arası kapitalizmin ürünleridir ve mevcut yasal finans sisteminin bağrında hayat bulmakta, bir anlam taşımaktadırlar.
Bağımlılığın Kaynakları
"Uyuşturucu" ve bağımlılık yapıcı madde" kavramları bazen birbirlerinin yerine kullanılıyor. Genel olarak bağımlılık yapıcı tüm maddeler için uyuşturucu tanımı kullanılması doğru olmuyor.Uyuşturucu, kişiyi uyuşturana, hareketsiz kılan. Kontrolünü kaybettiren maddelerdir. Böylesi maddeler ruhsal, davranışsal, ve bedensel değişiklere neden olup bağımlılık yapabilen özelliktedir. Oysa ki, uyarcı bazı maddelerin de uyuşturucu maddeler gibi yukarda sözü edilen bağımlılık yapıcı etkileri vardır. Bu durumda madde bağımlılığı kavramı daha da-doğru oluyor. Günümüzde işadamından öğrenci, bilim insanından politikacısına herkes için "bağımlılığa yol açan bir tüketim maddesi" yaratılıyor. Bağımlılık yaratıcı maddeler, insanların düşünme şekillerini, cinselliklerinin doğasını, topluluk şekillerini ve kimliklerini değiştiriyorlar. Küreselleşmenin ideolojik saldırısına alet olabiliyorlar. Fikirlerin ve fantezilerin aktarılmasına yardımcı bir araç işlevi görüyorlar. Bağımlılık uzun zaman ruhsal ve fiziksel bağımlılık olarak ikiye ayrılmışsa da günümüzde bu iki tanım, kişide hem ruhsal hem de fiziksel bağımlılığın aynı zamanda görülebilmesi nedeniyle birbirlerinden ayrı değerlendirilmemektedir. Fiziksel bağımlılık, maddenin varlığına karşı duyulan fizyolojik bir istektir. Ruhsal bağımlılık. "alışkanlık", "itiyat" gibi diğer bazı terimlerle açıklanır.
Bağımlılık bir davranış biçimini içeren hastalıktır. Kendine özel seyri ve tedavisi vardır. Bağımlılık yaratan maddelerin bir aydan fazla kullanılmaları halinde; iradenin yok olması, unutkanlıkların artması, olaylar arasında ilişki ve sentez kurma zorluğu, düşünce ve davranış bozuklukları, ahlaki değerlerin kaybolması, bedensel ruhsal çöküntü gibi belirtiler kişiden kişiye değişik boyutlar da ortaya çıkar.Bağımlılığın kişisel nedenleri içinde, psikolojik gelişim, katılımsal etkenler, biyolojik etkenler yer alır. Ailesel nedenler arasında ayrı anne baba, anne baskısı ve babanın duygusal itmesi, sosyopot baba, ailenin çocuğu yetiştirme biçimi gibi etkenleri sayabiliriz. Günümüzde kapitalist yabancılaşmanın aldığı boyut öyle ki,ne çocuklar sorunları anne babalarına açabiliyor, ne de anne babalar çocuklarına yardım edebiliyorlar. Gençler sorunlarını daha çok kendileri gibi bilgisiz ve deneyimsiz olan arkadaşlarıyla tartışıyorlar. Bu da bir yandan da anne babalarının uzaklaşmalarına,hatta sürtüşme ve çatışmalara yol açıyor. Günümüzde ailenin toplumsallaştırıcı işlevi nitelik değiştiriyor. Arabesk kültür ile Emperyalist kültür arasındaki çelişki "globalleşmenin" getirdi kültürsüzleşmenin kültür şoku, aile içi ilişkilerde büyük sarsıntılara neden oluyor. Bunlar, kimi ailelerde eşler arası boşanmalara neden olurken kimi ailelerde de çocuklar ve anne babalar arası büyük uçurumlara yol açıyor. Kapitalizm aile kurumuna bile parayı, piyasayı, yabancılaşmayı sokmuş ve böylece aileyi, sevginin bunlar tarafından tutsak edildiği bir şirkete dönüştürmüştür. Toplumsal etkenlerin içinde, sosyokültürel etkenler, sosyoekonomik düzey, şehirleşme sorunları gibi çeşitli sorunlar ele alınıyor.
Nerede ne kullanılıyor ?
Türkiye"deki sigara, alkol ve madde kullanım yaygınlığı ile özelliklerine ilişkin olarak 15 ayrı ilde yürütülen SEMEY 98 isimli araştırmanın sonuçlarına göre, yaşam boyu en az bir kez er ar kullananların oranı yüzde 4'tür.Bu oranlara eroin için yüzde 1.5 benzodiazepinler 'Diazem, Xanax, Ativan Rivotril, Rohynol) için yüzde 3.2'dir Akineteton kullananların oranı ise yüzde 1.4.
Dünya 'da en yaygın madde kullanımı ABD'dedir. Yapılan çalışmalarda yaşam boyu en az bir kez madde kullananların oranı yüzde 37 olarak tespit edilmiştir. Kokain yüzde 11.5, eroin ise yüzde 9 ile üst sıralardadır. Bazı Avrupa ülkelerinden Hollanda'da esrar kullananların oranı yüzde 2.5'tir Norveç'te esrarın yüzde 20.4'lük bir payı vardır.
ABD'nin Nikaragua'da, El Salvador'da Guatemala'da Orta Amerika'nın diğer ülkelerinde. Ortadoğu'da ve Afganistan'da çok ciddi örgütlenme çalışmaları olduğu artık bilinen bir gerçek. Özellikle Vietnam savaşından itibaren bu gerçek daha da açığa çıktı. Yani ABD'nin dünyanın uyuşturucu şebekelerini örgütlemesi, bunun yani sıra Afganistan'da SSCB'ye yönelik savaş döneminde oradaki örtülü mücadeleyi uyuşturucu parasıyla finanse etmesi, bu doğrultuda Pakistan istihbarat örgütünü de kullanması, bilinen gerçeklerdir.
Ülkemizin bulunduğu coğrafya üzerinde yasadışı uyuşturucu madde trafiğinin ana hatlarıyla tek yönlü bir seyir izlemediği görülmektedir. Ülkemizin doğrudan etkilendiği Avrasya uyuşturucu trafiği, kendi aralarında kollara ayrılmış, Balkan Rotası, Kuzey Karadeniz Rotası ve Doğu Akdeniz Rotası olarak şekillenmiştir. Türkiye, sözü edilen uyuşturucu yollarının tam ortasındadır.
Çözüm yolu üzerine
Soğuk toplumsal gerçeklik içinde, sevginin sıcaklığını yitirmemek için verilen bir mücadelenin anlamı olduğunu düşünüyorum. İnsanları kendilerine yabancılaşmaktan kurtarmalı ve insanların gerçek anlamda insani bir öze dönmeleri sağlanmalıdır. Yok edici kapitalist tüketime, verilecek en güzel yanıt böylesi mücadeledir.
Bağımlılık yaratan maddelerden ve bu maddelerin gençlerimize olan etkilerinden kurtulmak, insanlık dışı eşitsizlik ve haksızlıkları ortadan kaldırmakla mümkündür. Kapitalist üretim ve paylaşım sisteminin artık olmadığı, insanın insanı sömürüsünün yok olduğu zaman insanlık için tarih öncesi dönem kapanmış olacaktır. Kapitalizmi ve emperyalizmi aşmaya yönelik mücadelenin başarısı, sadece barbarlığa son vermek için değil, insanlığın ve uygarlığın geleceğini kurtarmak için de gereklidir. Bu elinizdeki yazı gazete ve dergilerden derlenmiştir.
Artı haber dergisi sayı 4 Yıl.1998 Ocak
soL dergisinin sayı 218 .yıl. 2004Şubat sayfa 19
- Derin Devletler ve Gizli Örgütler Nedir?
- Türkiye'de Ulusalcı Derin Devlet var mı?
- Derin Devletlerin Gizli Projeleri Nelerdir?
- Gizli Projeler Hakkındaki Gerçekler Nelerdir?
- Küresel Elit Ulus Devletleri Yok Edebilecek mi ?
- Zihin Kontrolü Nedir? Zihin Kontrolü Yapılabilir mi?
- Zihin Kontrolü Hakkındaki Gerçek Nedir? Fantezi ve Bilimdışı İddialar Nelerdir?
- Dünya'daki ve Türkiye'deki Zihin Kontrolü Operasyonları.
- Kara Bilim ve Gizli Bilim Nedir?
- Derin Devletlerin Kara Bilim Operasyonları.
- Psikolojik Savaş ve Türkiye'ye Karşı Yapılan Psikolojik
- Savaş Operasyonları.
- Cinsellik, Zihin Kontrolü ve Psikolojik Savaş.
- Biyolojik ve Kimyasal Savaş.
- Türkiye'ye Karşı Biyolojik Savaş Yapıldı mı?
- H5N1 Kuş Gribi Virüsü
- CIA ve Yabancı Derin Devletler Türkiye'deki Tarikatlar ve Cemaatlerde Nasıl Zihin Kontrolü Yapıyor?
- Mançurya Kobayları (Manchurian Candidate).
Doç. Dr. Ümit Sayın'ın son 12 yılda yaptığı araştırmalar sonucunda yazdığı yeni bilgilerden yola çıkılarak hazırlanan kitabın temel konusu sizleri, Türkiye'de hiç bilinmeyen Zihin Kontrolü, Kara Bilim, Psikolojik Savaş, Biyolojik Savaş, Derin Devletlerin Gizli Projeleri konusunda bilgilendirmek ve ilk tanımları yapmak. Kitabın konusunu oluşturan araştırmaların çoğunu yurtdışında bulunduğu sırada gerçekleştiren Ümit Sayın, bu konuda dezenformasyon yapan birçok gazetecinin tersine uzun yıllara dayanan bilimsel deneyiminden süzülen bilgileri bizimle paylaşıyor ve zihnimizde yeni kapılar açıyor.