Bir insana dua etmek, aslında Allah'a "Allahım ben bu tecelligahta tecelli edişini çok sevdim, bu tecelligahı muhafaza et, bana her zaman buradan görünmeye devam et" demektir.

17 views
Skip to first unread message

Kalemi Nur

unread,
Feb 25, 2012, 2:20:29 PM2/25/12
to
Bir insana dua etmek, aslında Allah'a "Allahım ben bu tecelligahta tecelli edişini çok sevdim, bu tecelligahı muhafaza et,
bana her zaman buradan görünmeye devam et" demektir.

Bilmem ki insan hangi şeyde aşktaki kadar çok Ehadiyet'i anlayabilir. Aşık sevgilisinin biricikliğini, yerini hiçbirşeyin dolduramayacağını,
o bir yana alem bir yana olduğunu, kimsenin onunla mukayese edilemeyeceğini bilir. Bu hakkalyakin bir biliştir.
O yoksa hayat tat vermez o darılsa renkler söner. Bu aşıka biricik sevgilisinin bir ehadiyet tecellisi olduğunu, hislerinin doğru ama
o tecelligahta sevdiğinin Ehad olduğunu söylerseniz, evet der, burada bir sır olduğunu bilmiştim, hissetmiştim,
hayret etmez, çünkü o aslında bir tecellihata teşbih makamında Vedud isminin ipinden Ehadiyete vasıl olmuştur, sadece farkına varsın yeter.

Ona artık uzun uzun anlatmak, Allah bir yana herşey bir yana, hiçbirşey Onunla mukayese edilmez demeniz gerekmez. O bilir.

O iliklerine kadar hisseder ki Allah darılırsa alemdeki renkler solar, O (farzı muhal)yoksa hiç birşeyin manası yoktur.

Aşık bunu zihnen değil tecrübeten bilir.

Aşk insana Ehadiyeti talim eder.

Bugün biri bana sordu, "Hiç yıllarca süren, azalmayan, tükenmeyen, mukabelesiz,platonik aşk olur mu?"

"Şayet sevilen sevilmeye değer sıfatlara sahipse, ve bu sıfatlar yüzünden sevildiyse, o sıfatlar onda mütecelli olduğu müddetçe sevilir."
diye cevap verdim. Şaştı, ben de şaştığına şaştım.

Anlayamadığı aşkın nasıl fena bulmadığı ve nasıl mukabelesiz sürdüğü idi, ilkine Vedud ismi sonsuzdur, ikincisine de mukabele Vedud'tandır

diye yanıt verdim. Durdu, sustu. Anlamaya çalıştı.

Ama neden bunu sıklıkla görmüyoruz, insanların çoğu...diye başladı, insanların çoğuna bakarsan seni haktan saptırırlar dedim.

Sözlerimi anladı, fakat bu kez de yanıldığını kabule zorlandı, "Feta odur ki Vedud'un önünde diz çöksün 'seni hakkıyla bilemedim ya Vedud'
desin. Yiğitlik budur. Yanıldığını kabul etmek, cehlini kabul etmek, önceye eksik demek, kemale giden yol da budur.

Kemale gitmek için tek tek tüm isimlerin önünde diz çökmek lazım. Muhammedi olana dengeyle tüm isimler lazım dedim. Gülümsedi.

Ona dua ettim. Allahtan ondaki tecellisini arttırmasını, renklendirmesini, çoğaltmasını diledim.


Ben hayatımda anlamaya çalışan insan kadar güzel hiç birşey görmedim. Anlama çabası bizi en insan kılan, en kul kılan şey,

ne diyordu Abdullah ibn Abbas, "İnsanları ve cinleri bana kulluk etsinler diye yarattım" ayetini tefsir ederken,

"İnsanlar ve cinleri beni tanısınlar, beni anlasınlar, beni sevsinler diye yarattım"

Anlama çabası yaradılış maksadımıza en yakın nokta, marifet ise en yüksek gayemiz. Dilerim ereriz.

------

soru : Anlamaya çalışmayıp ön yargılarında boğulan ve sadece kendi bildiğinin doğru olduğunu sananlara bir tavsiyeniz var mı?

Yapacak birşey yok kibirleriyle başları dertte, Allah yardım etsin. Elini uzatmayanın elini tutamazsın.

Anlamak istemeyene anlatamazsın. Ancak dua edebilirsin, ben öyle yapıyorum, vazgeçmediğimi dua ile gösteriyorum.

Bilir misin bazı elementler vardır, çok az bir ısı sığası ile katıdan sıvıya geçerler, bazıları da vardır çok büyük ısı sığası

gerektirirler, Allah eşyayı böyle yaratmış, bazısı çabuk erir, bazısı geç erir, ama her katı erir, sıvı olur.

herkes eninde sonunda her ismin önünde diz çökecektir. Dileyelim ahirete kalmasın, duamız o yönde olsun, evvela nefsimiz için.

Aslına bakarsan bize en zıt gelen fikirde bile bir isim tecellisi vardır o sana kapalıysa da sen ondaki isimden istifade etmeye
çalış, sen genişle, kemale yaklaş.

Bir de husumetin olmasın "Cahiller sataştıklarında selam de ve geç" diye emrediyor Allah.

İbnül Arabi der ki "Tüm seyri sulük sonunda öğrendiğini bir cümle ile söyle deseler 'Herşey kıymetlidir' derim"

Önyargıda boğulan da kıymetli, onun da varlıkta bir işlevi var.

Dilerim biz kibrimizde önyargımızda boğulmayız, bu da nefsimize duamız olsun. Başkasında kolayca gördüğümüzü kendimizde görmüyoruz.

Hiçbirimiz korunmuş masum değiliz, ismet sıfatı peygamberlere has, bir şeyi eleştirirken önce nefsimize bakalım.

İnsaf, nısftan gelir birşeyi yarı yarıya paylaşmaktır, evet sen de hatalısın ama ben de hatalar yaptım.Sen eksik olduğun gibi ben de eksiğim

En güzeli ikimiz de eksik olduğumuz yerden tamamlanma çabasına girelim. İnsaf budur.

Birşeyleri bilmek, bir başka şeyin cahili olmaktan korumaz insanı, bu anlamda her birimiz birşeylerin cahiliyiz.

 Mesele, bilmiyorum, yanılmışım, zannımca, bana öyle görünyor gibi mutlaklık ifadeleri içermeyen sözckler kullanmaya alışmaktır.
 Bunu bana Mustafa Ulusoy öğretmişti. Kelimelerini değiştir ki narsismin küçülsün. İyi bir metot.

Bir de Hocam Ekrem Demirli'den öğrenmiştim "Bilgi bazen perdenin alası olur"

Mona Islam 


Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages