Mekatronik, teknolojik ürün ve tasarımda makine, elektrik-elektronik
ve bilgisayar mühendisliklerinin kaynaşmasını ifade eden
disiplinlerarası bir mühendislik felsefesidir. 1969 yılında
Japonya’dan yola çıkmış, kısa zamanda bütün dünyada çok önemli bir yer
edinmiş olan mekatronik, mühendislik tasarımı ve eğitimini derinden
etkilemiştir. Üretimde mekatronik tasarım ilkelerine yer veren
ülkeler, teknolojide son otuz yılda önemli yenilik ve başarılara imza
atmışlardır. Mekatroniğin tasarım ve üretimdeki bu kritik rolünün
görülmesi üzerine, bugün gelişmiş ülkelerde mekatronik eğitimine
devlet-üniversite-endüstri işbirliği içerisinde, giderek daha fazla
ağırlık verilmektedir. Türkiye’de, gecikmeli de olsa giderek yaygınlık
kazanan mekatroniğin, Türk meslekî ve teknik eğitim sistemine yeni bir
anlayış getirmesi beklenmektedir. Mekatronik ürün yelpazesinin giderek
genişlemesi, mekatroniğin gelecekte de öncelikli bir mühendislik alanı
olacağını göstermektedir.
Çağımızın yeni ve popüler bilimi olarak kabul edilen mekatronik,
makine, elektrik–elektronik ve bilgisayar mühendisliğinin evliliğinden
doğan; yazılım ve kontrol mühendisliği konularını da aynı çatı altında
toplayan disiplinlerarası bir kavramdır. Akıllı makineler tasarlamak
üzere, tasarım ile süreç ve ürün imalatında, makina mühendisliğinin,
elektronik ve bilgisayar ile sıkı kaynaşması olarak da ifade
edilebilen mekatroniğin kapsamı, mekanik tasarım ve analiz, robotik
sistemler, görüntü işleme, kontrol mühendisliği, yapay sinir ağları ve
yapay zeka ile sanal gerçeklik olarak sıralanabilir.
Mekatronik; çok disiplinli ve disiplinlerarası konuları kapsayan bir
mühendislik felsefesi ve mühendislik uygulamalarına tümleşik bir
yaklaşımdır. Otomasyonun gelişmesiyle öne çıkan ve mühendisliğin yeni
adresi olarak gösterdiği mekatroniği, mühendislik branşlarının
birbirleriyle sinerjik kaynaşması olarak tanımlamaktadır. Başka bir
tanımlamaya göre ise mekatronik; mikro elektroniğin, makine
mühendisliğine uygulanması veya mekanik ve elektroniği, bilgi
teknolojisi ile işlevsel olarak birleştirip özümsenmesini sağlayan bir
yaklaşımdır.
Bu tanımlardan hareketle mekatronik; başta makine olmak üzere,
elektrik-elektronik ve bilgisayar bilim dallarını, teknolojik talep ve
sorunlara çözüm getirmek üzere, müşteri istekleri doğrultusunda, bir
bütünlük içinde algılayan ve aynı potada eriten yeni bir
interdisipliner mühendislik felsefesi olarak tanımlanabilir. Bu yeni
mühendislik felsefesinde, çeşitli bilimlerin koalisyonu ve sinerjik
kaynaştırılması söz konusudur. Mekatronik ile ilgili tanımlarda,
mekatroniğin aslında bir kesişim mühendisliği olduğu ve büyük oranda
robotikten oluştuğuna sıkça vurgu yapılmaktadır.
Mekatronik Kavramı
Mekatronik kavramı, ilk kez 1969 yılında Japonya’nın Yaskawa Elektrik
fiirketi’nde görevli bir mühendis tarafından elektrik motorlarının
bilgisayarla kontrolünün sağlanması için kullanılmıştır. Mekatronik
sözcüğü, “mekanik” ve “elektronik” kelimelerinin uygun bir şekilde
parçalanması ve bu parçaların birleştirilmesi ile elde edilmiştir.
Mekatronik sözcüğü, mekanizmanın “meka”sı ile elektronik sözcüğünün
“tronik” kısımlarının birleştirilmesinden oluşmuştur.Böylece bir Japon
icadı olarak buradan yola çıkan mekatronik kavramı, yıllar içerisinde
ilerleyerek tüm dünyaya yayılmış ve günümüzün mühendislik
literatürüne, üzerinde en çok konuşulan bir kavram olarak
yerleşmiştir.
Mekatronik Mühendisliği Nedir?
Mekatronik, ağırlıklı olarak tasarım ile ilgili bir kavram olarak ele
alındığından, doğal olarak ilgili tanımlamalarda, mühendislik
boyutunun özellikle ön plana çıkarıldığı görülmektedir. Bunun için
öncelikle mühendislik ve mekatronik mühendisliği kavramlarının
açıklanmasında yarar vardır.
Mühendislik, genel olarak, kuramsal doğruluğu kanıtlanmış kavramların
uygulamaya aktarılmasındaki güçlükleri ve sorunları aşma etkinliği
olarak tanımlanır. Mekatronik mühendisliği ise kısaca, mühendislik
ilkeleri içinde, makina, elektrik/elektronik mühendisliği ve
bilgisayar teknolojisinin eş amaçlı tümleşik bir yapıda
gerçekleştirilmesi ve uygulanması olarak tanımlanabilir. Mekatronik
Mühendisliği, makina, elektrik-elektronik mühendisliği ve yazılım
teknolojisinin, bir ürün içinde entegre olması, bütünleşmesini
kapsayan bir mühendislik dalıdır. Bu üç mühendislik konusunun bir ürün
üzerinde bütünleşmesi, mekatronik mühendisliğinin temel ilkesidir. Bu
ilke, eğitimin ve tasarımın başlangıcından itibaren, bu mühendislik
dallarının bir arada bulunmasını gerektirmektedir. Klasik makina ya da
elektrik mühendisliği eğitimini görmüş bir kişinin mekatronik ürünler
üretmesi beklenmemelidir. Bunun için kişinin makine, elektrik-
elektronik ve bilgisayar mühendisliğinin ilgili konularının, bir
eğitim sistemi içinde öğütülmesinden oluşmuş mekatronik mühendisliği
eğitimi almış olması gerekir.
Başka bir tanıma göre ise mekatronik mühendisliği, makine ve elektrik
mühendisliği gibi iki yerleşik mühendislik dalı ile bilgisayar ve
özellikle yazılım mühendisliğinin kaynaştırılmasına dayanan yeni bir
mühendislik tasarımı yaklaşımıdır.
Bu tanımlardan hareketle, mekatronik mühendisliğinin; makine, elektrik-
elektronik ve bilgisayar gibi mühendislik alanlarının ilgili
konularının, bununla ilgili eğitimin başından başlayarak sinerji
oluşturacak biçimde bir araya gelmesiyle ortaya çıkmış ve son derece
hızlı gelişen bir mühendislik disiplini olduğu söylenebilir.
Mekatronik Mühendisi Kimdir ?
Mekatronik mühendisi, ilgili disiplinlerde uzmanlık kazanan, tüm
tasarımı ve her düzeyde tasarım sürecini denetleyebilen,
yönlendirebilen ve katkıda bulunan kişidir. Mekatronik mühendisi,
ilgili disiplinlerdeki uzmanlarla iletişim kurabilen, bu uzmanlık
konularındaki bilgilere erişebilen, bu bilgileri yorumlayabilen ve bu
bilgileri ekonomik, yenilikçi, ve müşteriyi üst düzeyde tatmin eden
bir ürüne dönüştürmek amacı ile kullanabilen uzmandır.
Mekatronik mühendisi, müşterinin istekleri doğrultusunda çeşitli
mühendislik alanlarındaki bilgi ve birikimi, ürüne dönüştürmek üzere
tasarım süreci içerisinde kaynaştırabilme yeteneğine sahip takım
lideridir. Bu özellikleri dolayısıyla mekatronik mühendisleri
öncelikle, farklı mühendislik alanlarından oluşmuş mühendislik takımı
üyeleriyle çok iyi iletişim yeteneğine sahip olmalı ve teknolojik
tasarım sürecini çok iyi bilmelidir. Dolayısıyla mekatronik mühendisi,
karşılaştığı teknolojik sorunları, disiplinlerarası boşluğu doldurmak
üzere, ilgili alanlardaki uzmanlarla iletişim kurarak, çağdaş
teknolojinin de desteğiyle çözebilen kişidir. Ancak, mekatronik
mühendisinden tek başına endüstrinin bütün teknolojik tasarım ve
üretim sorunlarını çözecek bir “Süpermen” olması beklenmemelidir.
Mekatronik mühendisliğini öne çıkaran husus, günümüzün karmaşık ve
sürekli değişen mühendislik tasarım ve üretim sorunlarının, ancak bir
takım çalışması ile çözülebileceğinin bütün kesimlerce anlaşılmış
olmasıdır. Bu bakımdan, mekatronik mühendisinin endüstrideki diğer
mühendislerin de işini üstlenecek bir konumda görülmesi doğru
değildir. Mekatronik mühendisi için, endüstriyel tasarım sürecinde bir
araya gelmiş bulunan farklı alanlardan mühendislerin zekâ ve
yeteneklerinin koordinasyonunu sağlayan bir takım lideri tanımı daha
doğrudur.
Mekatroniğe Neden İhtiyaç Vardır?
Dünyada özellikle 1980’li yıllardan sonra, endüstriyel ürünlerin
tasarım ve üretiminde köklü değişiklikler meydana gelmiştir. Gelişen
ve değişen dünya pazarları ve teknoloji düzeyi sonucu, endüstriyel
ürünlerin nitelik ve işlevlerinde de önemli değişiklikler meydana
gelmiştir. Hızla gelişen teknoloji ve sürekli değişen pazar koşulları,
daha ekonomik ve kaliteli ürünler isterken, müşteri beklentileri ise
daha esnek ve çok işlevli ürünler yönünde gelişmiştir. Müşterilerin
hızla değişen istekleri ve yoğun rekabet sonucu, ürün ömürleri çok
kısalmıştır. Böylesine çetin koşullar karşısında alışılmış tasarım ve
imalat teknolojileri yetersiz kalmış, bu ihtiyacı gidermek üzere yeni
kavram ve yöntemler doğmuştur. Bunlardan birisi de mekatronik
kavramıdır. Mekatronik kavramlar, özellikle tasarım felsefesini ve
mühendislik eğitimini etkilemiş, endüstriyel teknoloji üretimi ve
mühendislik eğitiminde temel değişikliklere neden olmuştur. Robotik
teknolojilerin her alanda yaygın şekilde kullanıldığı günümüzde
mekatronik, teknolojinin bir gereği ve hatta zorunluluğudur.
Nitekim, mekatroniği tasarım ve üretimde etkili kullanan ülkeler,
endüstriyel ve sosyal yaşamda önemli değişim ve ilerlemeler
sağlamışlardır. Bunun en çarpıcı örneği, Japonya’dır. Başarılı
mekatronik uygulamalarının ürün/süreç gelişiminde kullanıldığı Japon
ürünleri, son otuz yılda bütün dünyada önemli bir yer kazanmıştır. Bu
bağlamda Çin de, mekatroniğin ekonomik gelişmedeki rolünü görmüş ve
1987’den beri bu konuya giderek artan oranda ağırlık vermeye
başlamıştır. Bu iki devin yanında, diğer bölge ülkeleri de,
ekonomilerini gelecek yüzyılda belirli bir trende oturtmak için
mekatroniğe giderek daha fazla ağırlık vermektedirler .
Mekatronik ile ilgili gelişmeler Asya ülkeleri ile sınırlı olmayıp,
bunun yanında, ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinin de, devlet-üniversite-
endüstri iş birliği şeklinde nitelendirilebilecek Japonya örneğinden
hareketle, son yıllarda mekatroniğe giderek daha fazla ağırlık
verdikleri bilinmektedir.
Türkiye’nin, uluslararası rekabette ayakta kalabilmesi ve 21. yüzyılda
hak ettiği yeri alabilmesi, bir bakıma, dünya ölçeğinde endüstriyel
tasarım ve üretim yapmasına bağlıdır. Bunun sağlanabilmesi için ise
Türkiye’nin, devlet-üniversite-endüstri iş birliği çerçevesinde
mekatroniğe gereken önemi vermesi kaçınılmazdır. Hatta mekatroniğin;
Türkiye’de akademik ve endüstriyel çevrelerde yayılıp gelişmesi için
konu ulusal bir bilim politikası çerçevesinde ele alınmalı; gerekirse
bu alan öncelikli ve ayrıcalıklı ilan edilerek her kesim tarafından
desteklenmelidir.
Mekatroniğin İlgi ve Uygulama Alanları
Çağın mühendislik teknolojisi olarak nitelendirilen mekatronik, modern
yaşamda sağladığı büyük kolaylıklardan dolayı, son yıllarda bütün
dünyada çok geniş bir uygulama alanı bulmuştur. Nitekim, bugün günlük
yaşamda kullanılan sıradan araç-gereçlerden, uzay teknolojisine kadar
çok geniş bir yelpazede, mekatronik ürün pazarı gittikçe
genişlemektedir.
Bir ürün veya makinenin, mekatronik olarak nitelendirilebilmesi için
bu ürünün mekanik işlevsellik ile tümleşik algoritmik denetimi
beraberce içeren, algılayabilen, akıl yürüten, karar verebilen ve bu
karar doğrultusunda hareket edebilen bir ürün veya sistem olması
gerekir. Mekatronik ürünler, kendilerine tanımlanan çevreyi
gözlemlemekte, çevredeki değişimleri algılamakta, ve algıladığı
bilgileri yorumlayarak gerekli motor sistemler yardımı ile çevresini
değiştirebilmektedir. Kısaca akıllı makineler olarak
isimlendirilebilen bu ürünlerde yer alan yazılımlarda, genellikle
yapay zekâ teknikleri kullanılmaktadır.
Mühendislik tasarımı, sistem dinamiği ve akıllı kontrol, hassasiyet
mühendisliği ve tasarım, üretim süreçlerinin gözlemlenmesi-
modellenmesi ve kontrolü, hareketli robot sistemleri, kuvvet
elektroniği, mikro sistem tasarımı ve uygulamaları, endüstriyel
kontrol tasarımı, algılayıcılar ve tahrik ediciler ile robotik
sistemler, görüntü işleme, kontrol mühendisliği, yapay sinir ağları ve
yapay zekâ ve sanal gerçeklik gibi alanlar, mekatronik mühendisliğinin
ilgi alanlarından başlıcalarıdır.
Üretim mühendisliği, mikro sistemler, endüstriyel otomasyon, robotlar,
mikro robotlar, akıllı silah ve silah sistemleri ile otomotiv
endüstrisi ise mekatronik mühendisliğinin önde gelen uygulama alanları
olarak sıralanabilir. Bu uygulama alanlarından günlük hayatımızda yer
etmiş bazı örnekler ise şöyle sıralanabilir: Taşıtlarda hava yastığı
güvenlik sistemleri, ABS fren sistemleri, uzaktan kumandalı kapı
kilitleri, sürüş ve seyir denetimi, motor ve güç sistemleri denetimi,
yolcu güvenlik sistemleri, NC, CNC, AC vb. tezgahlar ve otomatik
üretim tezgahları, tıpta kullanılan başta MR ve ultrasonik tıbbî
cihazlar, fotoğraf makinaları, video kameraları, video, CD ve DVD
göstericileri, CD kayıt ve benzeri kişisel kullanım amaçlı elektronik
cihazlar, endüstride kaynak robotları, fabrika içi kendinden
yönlenmeli araçlar (AGV), uzay araştırmalarında kullanılan robotlar,
askerî amaçlı mayın imha robotları, bomba taşıyıcıları ve benzeri
gezer robotlar, hava taşıt sistemleri, garaj kapısı otomatik açma
sistemleri, güvenlik sistemleri, iklimlendirme denetim sistemleri vb.
ev ve büro uygulamaları, çamaşır, bulaşık makinaları vb. ev
uygulamaları, çeşitli el takımları, el ve otomatik kumandalı hidrolik
frenler ve benzeri malzeme taşıma ve inşaat makinaları ile video
oyunları ve sanal gerçeklik uygulamalarında gerçek girdi denetim
sistemleri, ev robotları, güvenlik sistemleri ile tarım, bankacılık,
madencilik gibi daha birçok alanda kullanılan otomasyon teknolojileri
gibi bu şekilde çok geniş bir uygulama alanına sahip olan mekatronik,
gelecekte de bilim ve mühendisliğin vazgeçilmez en önemli yapı
taşlarından biri olacaktır (EMO, 2003; ASME, 1997).
Mekatronik ilgi ve uygulama alanları dışında, öğretimi yapılan bir
disiplin olarak ele alındığında ilgilendiği akademik konular şöyle
sıralanabilir:
a) Makine Mühendisliği: Tasarım ve üretim, sistem dinamiği,
b) Kontrol Mühendisliği: Kontrol sistem tasarımı, gerçek zamanlı
sistemler,
c) Elektrik-Elektronik Mühendisliği: Eyleyiciler ve sensörler,
d) Bilgisayar Mühendisliği : Algoritma uygulaması ve kodlama ile yapay
zekâ ve iletişim.
Türkiye’de Mekatronik Eğitimi
Mekatronik, Türkiye gündemine 1993 yılında girmiş olmasına rağmen, bu
konudaki gelişmeler oldukça yavaş bir seyir izlemiştir. Mekatroniğin
akademik ve endüstriyel çevrelerde yaygınlık kazanması 2000’li
yılların başında mümkün olabilmiştir. Bu tarihten sonra, Türkiye’de
bugün mekatronik, sınırlı kapasite ile de olsa, lise düzeyinden,
üniversite lisansüstü düzeye kadar hemen her kademede eğitimi yapılan
bir disiplin haline gelmiştir.
Lise Düzeyinde Mekatronik Eğitimi
Lise düzeyinde mekatronik eğitimi şimdilik, MEB’e bağlı Anadolu Teknik
Lisesi Endüstriyel Otomasyon Teknolojileri-Elektronik Bölümü 11.
sınıfta uygulamalı dersler kategorisinde, haftada altı saat zorunlu
olarak “Mekatronik Atölyesi” ismiyle sürdürülmektedir. Bu uygulama
2002 yılından beri devam etmektedir (MEB, 2003). Buna ek olarak MEB’in
mekatronik konusunda çalışmalar başlatmış olduğu ve bu çerçevede kısa
zamanda meslek liseleri bünyesinde mekatronik bölümü açmayı planladığı
da bilinmektedir.
Başarılı bir üniversite eğitimi için başarılı bir lise eğitiminin
gerekli olduğu bilinmektedir. Bu bakımdan, üniversite düzeyinde
başarılı bir mekatronik eğitiminin sağlanabilmesi için bu konuda ön
eğitim almış, hazır bulunuşluk düzeyi yüksek öğrenci kaynağı sağlamak
üzere, mekatronik eğitiminin lise düzeyinden başlatılmasında yarar
vardır. Nitekim ABD’de mekatronik eğitimi, üniversite ve endüstri
desteği ile lise düzeyinde başlatılmaktadır.
Ön Lisans Düzeyinde Mekatronik Eğitimi
Türkiye’de ön lisans düzeyinde mekatronik eğitimi, 1990’lı yılların
sonuna doğru başlamıştır. 2003-2004 öğretim yılı itibarıyla Türkiye’de
sekiz Meslek Yüksek Okulunda (MYO) ön lisans düzeyinde mekatronik
programı mevcuttur. Bu programlar ve bağlı oldukları üniversiteler
şunlardır: Gaziantep Üniversitesi Gaziantep MYO, Kocaeli Üniversitesi
Gebze MYO, Sakarya Üniversitesi Sakarya MYO, Tekirdağ Üniversitesi
Tekirdağ MYO, Gazi Osman Paşa Üniversitesi Turhal MYO, Sivas
Cumhuriyet Üniversitesi Zile MYO, Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi
Çan MYO, Balıkesir Üniversitesi Edremit MYO. Ancak, gerekli alt yapı
ve akademik kadro eksikliği gibi nedenlerle, bunlardan şimdilik sadece
ilk dört programda örgün; Sakarya Üniversitesi Adapazarı MYO’da ise,
internet destekli uzaktan eğitim modeliyle mekatronik eğitimi devam
etmektedir.
Mekatronik eğitiminin devam ettiği bu ön lisans okullarının, Türk
imalât sanayinin geliştiği bölgelerde bulunması, nitelikli bir
mekatronik eğitimi için gerekli olan okul-sanayi iş birliğinin
sağlanabilmesi bakımından memnun edici bir durumdur. Ancak, örgün ön
lisans düzeyindeki mekatronik programlarına yılda ortalama 150
dolayında, Sakarya Üniversitesi Adapazarı MYO internet destekli yaygın
mekatronik programına ise 300 öğrenci kabul edilmesi (ÖSYM, 2003;
Sakarya, 2003), bu konudaki talebi karşılamaktan uzaktır. Türkiye’deki
ön lisans okullarının yıllık 100 bini aşan öğrenci kapasitesi göz
önüne alındığında, örgün ve yaygın ön lisans mekatronik programlarının
öğrenci kapasitesinin oldukça düşük olduğu söylenebilir. Oysa ki
Türkiye’de, önlisans düzeyde mekatronik eğitimi almış teknik işgücüne
daha fazla talep vardır. Çünkü, Türk imalat endüstrisinin %99.6’sı
Küçük ve Orta Büyüklükte İşletmelerden (KOBİ) oluşmakta ve imalat
alanındaki toplam istihdamın %56.3’ünü de, bu işletmeler sağlamaktadır
Bu işletmeler, Ar-Ge çalışmaları ve tasarım yapacak ekonomik güçten
yoksun olduklarından, bunun yerine, hazır patent ve lisans almaya
dayalı üretim yapmaktadırlar. Dolayısıyla, bu işletmelerde, tasarımcı
mühendisten çok, uygulama ve üretim becerisi yüksek teknikere ihtiyaç
duyulmaktadır. KOBİ’ lerin mekatronik ön lisans düzeyinde eğitim almış
tekniker ihtiyacının karşılanması için, ön lisans mekatronik
programlarının yaygınlaştırılması büyük önem taşır.
Lisans Düzeyinde Mekatronik Eğitimi
Türkiye’de, bugün mühendislik lisansı düzeyinde dört, öğretmenlik
lisansı düzeyinde bir üniversitede mekatronik eğitimi verilmektedir.
Lisans düzeyinde mekatronik eğitimi, ODTÜ’de makine mühendisliğinin
bir yan dalı olarak, Sabancı, Atılım ve Kocaeli Üniversitelerinde ise
Mekatronik Mühendisliği biçiminde sürdürülmektedir. Bu üniversitelerde
sürdürülen mühendislik lisans öğretimine ilave olarak, lisansüstü
düzeyde mekatronik eğitimi ve araştırmaları, ODTÜ, Boğaziçi, Sabancı,
Atılım, Selçuk ve İstanbul Teknik Üniversiteleri başta olmak üzere,
birçok üniversite ve araştırma merkezinde sürdürülmektedir. Diğer
üniversitelerimizin de özellikle son yıllarda mekatroniğe daha fazla
ilgi gösterdikleri ve programlarında seçmeli ders olarak veya
mekatronik ile ilgili mezuniyet projelerine yer verdikleri
gözlenmektedir.
Türkiye’de dünya örneklerinden farklı olarak, lisans düzeyinde
mekatronik mühendisliği eğitimi yanında yine lisans düzeyinde
mekatronik öğretmenliği eğitimi de mevcuttur. Bunun ilk ve tek örneği
Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi (TEF) bünyesinde açılan
Mekatronik Eğitimi Bölümüdür. Bu bölümün mekatronik programı, hem
endüstriye uzman mekatronik iş gücü yetiştirme ve hem de meslekî ve
teknik orta öğretime mekatronik öğretmeni yetiştirmeyi amaçlamaktadır.
Bu çerçevede hazırlanmış öğretim programında, mekatronik mühendisliği
dersleri ile pedagoji dersleri birlikte yer almaktadır. Bu yapısıyla
Marmara TEF Mekatronik Eğitimi Bölümü, Türkiye’ye özgü bir mekatronik
lisans modeli olarak dikkat çekmektedir.
Türkiye’de mekatronik eğitimi, çağdaş dünyadan oldukça geç başlamış ve
bu konudaki gelişmeler yavaş bir seyir izlemiştir. Ancak 2000’li
yıllarda yaygınlık kazanan mekatronik eğitimi, bugün lise düzeyinden
üniversitenin her kademesine sürdürülmektedir. Fakat, her düzeydeki
mekatronik programı, başta öğrenci kapasitesi, öğretim programlarının
teorik ağırlıklı yapısı ile öğretim elemanı teminindeki güçlükler ve
gerekli alt yapıdaki eksiklikler gibi önemli sorunlarla karşı
karşıyadır. Bunlara ilave olarak, devlet ve özel sektörün mekatronik
eğitimine yeterince destek vermemesi ile mekatronik eğitiminde devlet-
üniversite-endüstri işbirliğinin yeterince sağlanamamış olması da
Türkiye’deki mekatronik eğitiminin önemli sorunlarındadır. Bu
sorunlar, mekatroniğin Türkiye’de yerleşip, yaygınlaşmasının önündeki
en önemli engellerdir. Ancak, Türkiye’nin AB’ye yakınlaşmasına ve
giderek daha fazla dışa açılmasına paralel olarak, endüstrinin her
düzeyde mekatronik iş gücüne olan talebe bağlı olarak, gelecekte
Türkiye’de, mekatronik eğitiminin her düzeyde hızla yaygınlık
kazanacağı söylenebilir.
Mekatroniğin Geleceği
İlk kez 1960’ların sonunda Japonya’da ortaya çıkan mekatronik, bütün
dünyada hızla yayılmış günümüzde de akademik ve endüstriyel çevrelerde
çok önemli bir yer edinmiştir. Bugün mühendislik tasarım, üretim ve
eğitim sürecini derinden etkilemiş olan mekatroniğe bütün dünyada
büyük ilgi vardır. 21. yüzyılın karmaşık teknolojik sorunlarının
ancak, disiplinler arası bir yaklaşım içinde algılanabilip,
yorumlanabileceği gerçeği ile gittikçe genişleyen mekatronik ürün
pazarı, mekatroniğin bugün olduğu gibi gelecekte de kritik bir
mühendislik alanı olacağını göstermektedir.
Mekatronik; ilgi ve uygulama alanları ile eğitim sistemi gibi noktalar
bakımından başlangıçtan günümüze önemli değişimler geçirmiştir. Benzer
şekilde mekatroniğin önümüzdeki yıllarda, geleceğin bilim dalları ve
meslekleriyle ilgili olarak önemli değişimler yaşayacağı
beklenmektedir.
Mikro-mekatronik, nano-mekatronik, opto-mekatronik, internet tabanlı
mekatronik, akıllı/aptal-mekatronik, eğlence amaçlı mekatronik, eğitim
amaçlı mekatronik, tıbbî mekatronik ve askerî mekatronik gibi alanlar,
mekatroniğin gelecekteki ilgi alanları olarak tahmin edilmektedir.
Sonuç
1960’lı yılların sonunda Japonya’da ortaya çıkan ve çağdaş dünyanın
gündemine 1980’li yıllarda giren mekatronik, Türkiye gündemine 1993
yılında girmiştir. Disiplinler arası bir mühendislik felsefesi olarak
mekatronik, teknoloji tasarım, üretim ve eğitimini derinden
etkilemiştir. Bu misyonu ile mekatroniğin, ülkemizde de geleneksel
kitle eğitim modeli üzerine kurulmuş ve dar meslekî disiplinlere
sıkıştırılmış meslekî ve teknik eğitim sistemimize ilâve bir dinamizm
kazandırması beklenebilir. Bu bağlamda, Türkiye’nin teknolojik tasarım
ve üretimde uluslararası rekabet şansının, önemli oranda mekatronikte
göstereceği başarıya bağlı olduğu söylenebilir. Bunun için de,
mekatronik eğitiminin her kademede yaygınlık kazanması önem taşır.
Ancak başarılı bir mekatronik eğitimi için öncelikle geleneksel
mesleklerde dar disiplinlere sıkıştırılmış Türk meslekî ve teknik
eğitim sisteminin, okula dayalı ve teorik ağırlıklı yapısının
değiştirilmesi gerekir. Bunun yerine, çağdaş ve yeni meslek
alanlarında ve ilgili meslek alanları arasında ilişki ve geçişe olanak
tanıyan disiplinler arası bir yaklaşımla, okul-endüstri işbirliğini
esas alan bir meslekî ve teknik eğitim sistemi oluşturulmalıdır. Bunu
tamamlayıcısı olarak meslekî ve teknik eğitim sisteminin, lise
düzeyinden üniversiteye kadar bütüncül bir yaklaşımla, birbirinin
başlangıcı ve devamı şeklinde ele alınması da önemlidir. Bundan başka,
birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de, mekatroniğin öncelikli ve
kritik alan olarak ilan edilmesi ve bu eğitimin devlet-üniversite-
endüstri işbirliği ile sürdürülmesi de büyük önem arz eder.
Türkiye’de hemen her düzeyde sürdürülen mekatronik eğitimi, başta
sınırlı kapasite, öğretim programlarının niteliği, öğretim elemanı ve
gerekli alt yapı eksikliği gibi sorunlarla karşı karşıyadır. Bu
sorunlar, mekatroniğin Türkiye’de gelişip yaygınlaşması ile bu
sektörde kısa vadeli insan kaynağı problemine neden olmaktadır. Ancak
önemli bir diğer bir problem de, şu anda imalat sektöründe çalışan iş
gücünün, mekatronikte yetiştirilmesi sorunudur. Bunun için, imalat
sektöründe çalışan her düzeydeki teknik elemanın mekatronik tasarım ve
üretim alanında iş başında eğitimi sağlanmalıdır.
Türkiye’nin 21. yüzyılda her bakımdan hak ettiği yeri alabilmesi
ancak, dünya ölçeğinde teknolojik eğitim, tasarım ve üretim yapması
ile olanaklıdır. Bunun sağlanması ise, büyük oranda, çağın bilimi olan
mekatronik eğitim, tasarım ve üretimde gösterilecek başarıya bağlıdır.
Türkiye, meslekî ve teknik eğitim sistemi ile teknolojik tasarım ve
üretimine mekatronik bir boyut kazandırabilir; genç ve ucuz iş gücü
avantajını da iyi kullanabilirse, gelecekte bölgenin ve AB’nin üretim
üssü olabilir. Bunun için her şeyden önce başarılı bir mekatronik
eğitimi, kritik öneme sahiptir. Türkiye’de her düzeyde mekatronik
eğitiminin yaygınlık kazanabilmesi ve başarılı olabilmesi için, devlet-
üniversite-endüstri kesimleri bir araya gelerek birlikte, eğitim
programlarını hazırlamalı, atölye ve laboratuvarları oluşturmalı,
eğiticileri eğitmeli ve bu konudaki eğitim standartlarını
belirlemelidir.