Nazan Bekiroğlu - Hiç kuşku yok, seçilmişim

230 views
Skip to first unread message

Miray günaydın

unread,
Mar 7, 2012, 5:03:24 PM3/7/12
to ekonom...@googlegroups.com
Ne garip! Önce ceset kılınmışım, sonra ruh üflenmiş bana.
İçecek suyum, yenecek lokmam, ikbalim, itibarım, idbarım, çilem
varmış. Benim de yürünecek yolum varmış şu küre-i âlemde, bu dünya
üzerinden ben de gelip de geçecekmişim.

Yoklar defterinde değilmiş kaydım. Toprak kıvamında takılmamış,
cesetle toprak arasında kalmamışım. Ruhsuz bir beden olarak doğmamış,
şuursuz bir ruh olarak yaratılmamışım.

Adem'den vücuda geçmişim, vücuddan hayata, hayattan ruha, ruhtan şuura.

İnsan olarak yaratılmışım.

Taş değilmişim, toprak, su, hava, ateş değilmişim. Everest'te bir
çiçek, Ağrı'da bir kaya parçası, bir çalı horozu değilmişim.

Öyleyse seçilmişim.

Ya seçilmeseydim? Bunca acıya, bunca çileye rağmen ya var olmasaydım?
Adım, kullar listesine yazılmasaydı benim de? Levh-i mahfuza bir insan
ismi olarak geçmeseydim? Ben olmasaydım ya? Bir kader biçilmeseydi,
bir ruh üflenmeseydi bana, hareketli kılınmasaydı şu kırk dokuz
kiloluk bedenim?

Hiç kuşku yok, seçilmişim. Bir insan olarak yaratılmış, dünyaya
salınmışım. Kaderimi kuşanmış, her kazaya her belâya ezelden "Beli"
demişim.

Bir sürgün gömleği geçirmişim eynime, epeyce ağır gelmiş. Bu yüzden
"İyi ki" demişim yeri gelince, ama daha çok "Keşke" demişim. Yeri
gelmiş bir dağ altında ezilmiş yeri gelmiş bir kaşık suda boğulmuşum.

Tel kopmuş da teli koparan yokmuş. Kan akmış da bir vurulan bir vuran
yokmuş. Ama işte bir vurgun varmış ortada da hiç kimsenin suçlu
olmadığı yerde bir suçlu bile yokmuş. Çünkü suç yokmuş. Farzı, muhal
olmaktan çıkaran yegâne, cesaretmiş de o da bende yokmuş.

Çünkü en zayıf olduğum yerden sınanmış en hassas olduğum yerden
vurulmuşum. Hangi yanımdan yara alsam o yanımdan ağrımışım. Taşıyamam
zannettiklerimi taşımış, taşırım zannettiklerimin altında kalmışım.
İçimdeki ummanı önce sızdırmış sonra taşırmışım.

Kelimeler verilmiş bana, isimler öğretilmiş. Bir âh çekilse dünya
dönecekken; ben, her şey karanlığa gömülmeden önce, kendimden
sonsuzluğa bir şey bırakmaya kalkışmışım. İsmimin ilk hecesi bir somun
ekmek son hecesi su dalgasıymış oysa. Aynı sözcüklerle özetlerim
kendimi sanmışım da ezberlemem gerekeni sökememişim bile. Elif'te
takılıp kalmışım.

Gün gelmiş feryat etmişim yolumu kaybedip, sonra "Nerede kayboldun
sen?" diye kendi yakama yapışmışım. Hesap sormuşum fütursuzca,
küstahça.

En önemlisi de ölümlüymüşüm ben. Üstelik ölümlü olduğunu bilen tek
canlıymışım. Ben kendi ölümüme refakat ederken bana refakat eden
karanfil kokusunu almışım daha ölmeden. Karşısında en eylemsiz
kaldığım ölüm kendi ölümüm olmuş. Yani hâlâ gaflette, hâlâ hepi topu
kendi ölümünü anlatan bir roman kahramanıymışım.

Dayanamamış, arabayı sağa çekmiş, "Benden bu kadar" demiş, şimdi artık
sadece beklemeye başlamışım. İki elimi iki yanıma sarkıtmış, kendimi
boşluğa bırakmışım. Nedense radyonun düğmesine dokunuvermişim birden.
Bir cümle çıkmış bahtıma, öylesine durup dururken: "Bir günahtan çıkıp
bir günaha batarlar. Ama yine de ümit vardır çünkü af vardır."
diyormuş bir ses.

Gördüklerimin rüya olan hayatlar değil, hayat olan rüyalar olduğunu
anlamışım. Rüyalarımı kaydetmek gibi onları yorumlamayı da bir tarafa
bırakmışım. Rüya içinde gördüğüm bir rüyadan uyanmışım. İtidalse bunun
adı şimdi ben mutedilmişim.

Anlamışım ki dünya âlem perdesinde ben de gelip geçici, ben de bir
gölgeymişim. Asıldan nasibim var ama şimdilik suretmişim.

Öyleyse hepsine de amenna. Değil mi ki seçilmişim.

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages