Likidite coşkusu "serotonin sendromu" mu?
Tevfik GÜNGÖR / OLAYLARIN İÇİNDEN
gungo...@superonline.com
07.02.2012 - 08:55
Gizem Öztok Altınsaç, Garanti Yatırım'ın Araştırma Bölümü
iktisatçılarından. Piyasadaki güncel gelişmeleri çok iyi izliyor.
Küresel piyasalarda son bir aydır, özellikle ocak başından bu yana
görülen ve beklentileri aşan bir iyimserliğin nedenlerini tartışan bir
not hazırlamış.
Diyor ki, "Ekonomik göstergelerle, finansal piyasalar arasındaki
olması gereken sağlıklı ilişki kopmuş gözüküyor. Bu kopuklukta temel
sebep de global likiditedeki belirgin artış. Özellikle 21 Aralık
2011'de, Avrupa Merkez Bankası'nın uzun vadeli ve ucuz finansman
sağlamasının ardından piyasalarda ciddi bir coşku ortaya çıktı.
Dışarıda likidite devamlı artıyor, fakat piyasalar bir türlü eski
günlere dönemiyor.
Sorun ABD'de mortgage krizi olarak başladı, giderek ülkelerin, hatta
bir kıtanın borç krizine dönüştü. Siyasi karar alma problemleri
sıkıntıyı daha da derinleştiriyor.
Tüm bunların üzerine FED'in likiditeyi gerekirse güçlü şekilde
desteklemeye devam edeceği yönündeki kararlığı eklendi. Bir anlamda
FED "aslında hiçbir şey düzelmiş değil, ekonomi iyi değil tam da bu
yüzden likiditeyi sanılandan uzun desteklemeliyim" dedi.
FED'in ve Avrupa'nın başka çaresi yok, sorunlar karşısında küresel
likiditeyi ciddi anlamda desteklemeye devam ediyorlar.
Dünya ekonomisinin sağlığı hala bozuk. Ortada bir türlü atlatılamayan
bir hastalık var. Bu hastalığın karşısında da ciddi likidite
enjeksiyonu devam ediyor." Gizem Öztok Altınsaç, bu gerçekleri
sıraladıktan sonra, "tatlı, tatlı kendine göre yorum yapıyor".
Diyor ki, "İnsanların mutsuzken, ya da depresyondayken, bu durumu
atlatabilmek için çeşitli ilaçlara/mutluluk verici birtakım maddelere
başvurdukları görülür.
Bu tarz ilaçlar/uyuşturucu maddeler bünyede bozulmuş olan serotonin
dengesini düzenlerken, geçici de olsa kaygının azalmasına ve belirgin
mutluluğa olanak sağlarlar. Ne zaman ki uyuşturucu maddenin/ilacın
etkisi geçer o zaman da ciddi bir çöküş yaşanır. Tam da bu sebepten bu
maddeler bağımlılık yaratır, iyileştirici özellikleri bulunmaz.
Bu örneği finansal krize uyarlayalım. 2008-2009 krizi sonrasında
piyasaya muazzam miktarda likidite çıktı. Bu likidite en başta
ekonomilere zaman kazandırırken, ABD ekonomisinin krizi hafifletmesine
yardımcı oldu. Fakat ardından Avrupa borç sorunu baş gösterdi ve
yeniden likiditeye ihtiyaç duyuldu. Sorunlar çözülemedikçe kaygı arttı
ve daha çok likidite sağlandı piyasalara. Ortaya çıkan bu fazla para
bir taraftan zaman kazandırırken, diğer taraftan da kaygıyı azalttı ve
mutluluğa (iyimserlik) sebep oldu. Yani bir nevi uyuşturucu görevi
gördü.
İlaca devamÖ Bu bahar havası özellikle AMB'nin aralık sonundaki
likidite operasyonunun ardından daha da güçlendi. Şimdi ise son FED
kararı bunu destekledi (Politika faizinin 2014 sonuna kadar
artmayacağını planlaması ve gerekirse likidite sağlayacağı açıklandı).
Şubat sonunda da Avrupa'nın, tıpkı aralık sonunda olduğu gibi, yeniden
bir likidite operasyonu yapması söz konusu.
Bugüne bakarsak, ekonomiler hasta, fakat alınan uyuşturucu hızlı bir
mutluluğa, kaygı azalmasına sebep olarak finansal piyasaları
coşturuyor. Var olan fazla likidite varlıklara kayarak, varlık
fiyatlarını yükseltiyor. Hem de küresel ekonominin 2012 de
yavaşlayacağına, Avrupa ekonomisinin daralacağına kesin gözüyle
bakılırken geldiğimiz noktada,
1. Hastalık sürüyor: Global ekonomide sorunlar devam ediyor ve Avrupa
problemine elle tutulur bir çözüm bulunmuş değil.
2. İlaca/uyuşturucuya devam: Hastalık devam ettiği için likidite
enjeksiyonu muazzam ölçüde artıyor ve devam edecek gözüküyor.
3. Mutluluğa devam: Yukarıdaki bu iki bileşen finansal piyasalarda
yalancı bir coşkuya sebep oluyor ve bu coşkunun devamı çok olası."
Gizem Öztok Altıntaş, "serotonin sendromu"nun ne olduğunu da
anlatıyor. Diyor ki, "Serotonin dengesizliği depresyona yol açar ve
ilaçlarla bu seviyenin dengelenmesine çalışılır. İlaçların bileşeni ve
dozajın zamanlaması/ölçüsü doğru ayarlanamadığı takdirde "aşırı
serotonerjik aktivite" ortaya çıkar ki hayati tehlikesi olan bir
durumdur. Buna da tıpta "serotonin sendromu" denir.
Buradan hareketle içinde bulunduğumuz süreçte "MB'lerin likidite
enjeksiyonunu ne kadar ve ne ölçüde" yapacakları dünya ekonomisinin
gidişatı açısından kritik önem taşımakta. Az verilen bir likidite bir
anda çöküntüye sebep olabileceği gibi, aşırı ve zamanlaması hatalı
likidite enjeksiyonu da doz aşımına sebebiyet verebilir: Yani varlık
fiyatlarında -ekonomik açıdan desteklenmeyen- bir balon oluşması ve o
balonun her an patlaması riski (tıpkı serotonin sendromu gibi) var.
Finansal piyasaların gidişatını bu aşamada, ekonomik göstergeler
değil, bu likiditenin miktarı belirleyecek. Sağlıklı ölçünün ne
olduğunu kestirmek çok güç. Finansal piyasaları doğru öngörmek de
ancak ne kadar likiditenin piyasaya çıkacağını ve fiyatların hangi
ölçüdeki bir likiditeyi absorbe edeceğini kestirmekten geçiyor. Bu da
cevaplaması neredeyse imkânsız bir soru. Geldiğimiz noktada ise,
piyasa bu likiditeye bağımlılık kazanmış gibi gözükürken mutluluğu da
artarak devam ediyor."
Ben Gizem Öztok Altınsaç'ın değerlemesini çok beğendim. Sayın
okuyucularıma aktarıyorum.