MD
unread,Dec 25, 2008, 5:13:11 PM12/25/08Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to Ekonometri istanbul
(Not: 20 Kasım 2008'de yazıldı)
Dış ticaret açığı Türkiye'nin en büyük iktisadi sorunlarının başında
geliyor. Çünkü kronikleşen dış ticaret açıkları nedeniyle ülkemiz
sürekli yurtdışından para bulmak ya da elindeki döviz rezervlerini
eritmek zorunda kalıyor. Bu yüzden kırılganlaşan ekonomimizde, krizler
ya da türbülanslar kaçınılmaz olarak sıkça karşımıza çıkıyor.
Dış ticaret dengesini Toplam İhracat Tutarı eksi Toplam İthalat Tutarı
şeklinde tanımlarsak bu açığın iki ayrı yoldan kapatılacağını görürüz.
Ya ihracat gelirimizi arttırmalıyız ya da ithalat harcamalarımızı
azaltmalıyız.
Bilindiği gibi uluslar arası ticarette beli başlı paralar
kullanılmaktadır. Türk lirası konvertibil bir para olmasına rağmen
uluslar arası düzeyde kabul görmüş bir para değildir ve bu nedenle
ülkemizin kendi parası cinsinden dış alem ile ticaret yapma şansı
bulunmamaktadır. Ülkemiz dış ticaretinin çok büyük bir kısmını Euro ve
Dolar ile gerçekleştirmekte, bu paraların yanı sıra Yen, Sterlin vb.
gibi birkaç para birimiyle daha kimi ülkelerle ticaret
yapılabilinmektedir.
Ülkemizin Türk Lirası cinsinden toplam ihracat geliri ya da toplam
ithalat harcaması iki faktöre bağlıdır, bunlar ihracat/ithalat miktarı
ve ihracat/ithalat fiyatıdır. Döviz kurunda meydana gelen bir artış
(TL'nin döviz karşısında değer kaybetmesi) halinde 10 liraya mal
ettiğimiz bir ürünün karşılığı 8 dolarken 6 dolara iner ve böylece
ürünü uluslar arası piyasada daha düşük bir fiyattan sattığımız için
ihracatımıza olan talep artar. Benzer şekilde 100 dolara ithal
ettiğimiz ürünün dolar karşılığı 125 lira iken birden 165 liraya
yükselince ülkemizin ithal mallara olan talebi düşer.
Bu noktada ihracatımızın artıp ithalatımızın düşmesinin dış ticareti
illa ki olumlu etkilemek zorunda olmadığını gözden kaçırmamak gerekir.
Çünkü ihracat miktarı artarken aynı zamanda ihracat fiyatı da
düşmüştür bu nedenle ihracatın parasal değerinin yükselmesi için
miktardaki artışın fiyat düşüşünü telafi edecek kadar çok olması
gerekir. Benzer şekilde ithalat miktarı düşmesine rağmen ithalat
fiyatı arttığından dolayı ithalatın parasal değerinin düşmesi ancak
fiyatın miktardaki azalmayı telafi etmeyecek kadar yükselmesine
bağlıdır.
Döviz kurunda meydana gelen %1'lik bir artışın ihracat gelirini yüzde
kaç arttıracağını ölçen katsayıya ihracat talep esnekliği, ithalat
harcamasını ne kadar azaltacağını ölçen katsayıya da ithalat talep
esnekliği denmektedir. Örneğin kur %1 arttığında döviz cinsinden
ihracat geliri %0.7 artıyorsa ve ithalat harcaması %0.3 düşüyorsa
toplamda dış ticaret dengesi döviz cinsinden %0.7 - (-%0.3) = %1
oranında iyileşirken kurdaki %1 artış bu iyileşmeyi tamamen nötralize
eder ve dış ticaret dengesi ülke için hiçbir değişme göstermemiş olur.
Eğer ihracat talep esnekliği - ithalat talep esnekliği farkı 1'den
küçükse kurdaki artış dış dengedeki artışı aşacağından dış ticaret
dengesi gerçekte daha da bozulur. Buradan çıkan sonuç şudur: bir kur
artışının dış ticaret dengesine olumlu etki edebilmesi ancak ve ancak
ülkenin ihracat talep esnekliği - ithalat talep esnekliği farkının
1'den büyük olması halinde söz konusu olabilir. Buna ekonomi biliminde
Marshall - Lerner koşulu denmektedir (bu koşulun matematiksel
derivasyonunu dileyen arkadaşlarla paylaşabilir ve tartışabilirim.).
Talep esneklikleri arasındaki fark büyüdükçe kur artışının dış tcaret
dengesine olumlu etkisi güçlenir.
Marshall - Lerner koşulu dikkate alındığında dış ticaret açığı veren
ülkelerin devalüasyon yoluna başvurmadan önce ithalat ve ihracat talep
esnekliklerini tahmin edip ona göre bu yola başvurmaları gerekir.
İktisatçılar bu esneklikleri çeşitli ekonometrik yöntemlerle tahmin
etmektedirler.
Bu esnekliklerin doğası konusunda şöyle kısaca bilgi vermek istiyorum.
Malları uluslar arası arenada daha çok zorunlu olarak talep edilen
ülkelerin, iş bağlantıları ağır olan ülkelerin, malları sıradan olan
ülkelerin ihraç mallarına olan talep genellikle pek esnek değildir.
Aksine çok hızlı iş bağlantıları kurabilen, ürettiği mallar konusunda
diğer ülkelerle rekabet içinde olan, ürünleri zorunlu olmaktan ziyade
daha çok lüks statüsünde olan ülkelerde ise ihracat talep esneklikleri
yüksektir. Sanayisi dışa bağımlı olan ya da pek çok zorunlu malı
yurtiçinde üretemeyen ülkelerin ithalat talepleri pek esnek değilken,
sanayisi kuvvetli, üretimde kullanılan aramalları ve pek çok tüketim
malını yurtiçinde üretebilen ülkelerde ise ithalat talebi esnektir.
Türkiye'nin hem ithalat hem de ihracat talep esnekliklerinin diğer
gelişmekte olan ülkelere göre oldukça düşük olduğu şeklinde bulgulara
ulaşan pek çok araştırma mevcuttur. Bu da ülkemizde geçmişte yaşanan
devalüasyonların neden dış ticaret açığımıza çare olmadığının bir
açıklamasıdır.
İhracatınızı gerçek anlamda sağlam ve kalıcı olarak arttırmanın yolu
elbette ki teknoloji geliştirmekten, üretiminde diğer ülkelere göre
(izafi olarak) üstün olduğunuz malları üretmekten, talebi ve parasal
değeri yüksek olan veya gelecek vaat eden malları üretmekten, iyi
yurtdışı bağlantılar yapmaktan, marka üretmekten geçer. Önemli olan
yüksek katma değerli malları üretip dış aleme satabilmektir. Bu hem
toplumun (özellikle işletme sahiplerinin) iş ahlakına, ülkenin bilim
düzeyine, araştırma - geliştirme faaliyetlerine verilen öneme hem de
devletin özellikle maliye ve dış ticaret politikalarının ihracatı
destekleyici, teşvik edici olmasına bağlıdır. Benzer şekilde ithalatı
kısmanın yolu bireylerin lüks ithal malların tüketiminden azami ölçüde
kaçınmasına, yükte hafif pahada ağır malların (ipod, laptop, lüks saat
vb. gibi üretilmesinde çok az emek faktörüne karşılık hatırı sayılır
miktarda sermaye ve inanılmaz yüksek oranda bilgi faktörü gerektiren
küçük hacimli ama pahalı mallar) üretiminin yurtiçinde de
gerçekleştirilebilmesine, özellikle imalat endüstrisindeki dışa
bağımlılığın ortadan kaldırılmasına bağlıdır.
MD