Bankalar şeytan mı melek mi? Bankaların denetlenmesi neden önemli

5 views
Skip to first unread message

MD

unread,
Dec 25, 2008, 5:14:02 PM12/25/08
to Ekonometri istanbul
(Not: 2 Aralık 2008'de yazıldı)

Türkiye'de bankalara hırsız diyen, soyguncu diyen, şeytan diyen,
acımasızlıklarını eleştiren, hiçbir iş yapmadan bir çivi çakmadan
(havadan, avantadan hatta milletin kanını emerek)milyar dolarları
götürdüklerini düşünen 20 milyon insan bulabilirim. Ve bu insanların
%99'unun bankalarla çalıştığına, %95'inin bankalar olmadan hayatını
veya işlerini sürdüremeyeceğine bahse girerim.

Şüphesiz bu insanlar %100 haksız değiller, bazı konullarda haklılık
payları var (ufak da olsa). Ama gözden kaçırdıkları veya yanıldıkları
çok şey var...

Dünya'nın hemen her yerinde başta bankalar olmak üzere finansal
kuruluşlar var. Finansal kuruluş dediğin şey temel faaliyet konusu
para alıp satmak ya da bir başka deyişle borç alıp vermek olan bir
şirket aslında. Bu şirketler ondan bundan fon (para) bulup, işletmek
ya da tüketmek amacıyla paraya ihtiyacı olanlara aktarır ve ekonominin
saat gibi işlemesini sağlarlar.

Düşünüyorum da, bankalar (ve finansal sistem) olmasa:

- Borç arayan 1000 kişiden ancak 1'i istediği borcu bulabilir,

- Elinde ihtiyacından fazla para bulunan ve bu parayı değerlendirmek
isteyen biri muhtemelen (bilgisizlikten) parayı batırır,

- Borç vererek değerlendirmeye çalışsa da borç verilecek uygun birini
bulma şansı aşağı yukarı binde bir falan olur,

- Hadi borç verdi diyelim, o borcu geri alabilmesi pek kolay olmazdı,

- Kimse kimseye güvenip de parasını kullandırmazdı.

- Fon fazlaları değerlenmeyip yerinde sayar birikimler büyümezdi (ve
ekonomik büyümenin finansmanı için kaynak oluşmazdı),

- İş yapmak isteyen, bir şeyler üretmek isteyen ve değerli fikirleri
olan kişiler aynı zamanda para babası olmadıkları takdirde bu fikirler
fikir olarak kalır, sırf işleri büyüyüp olgunlaşıncaya kadar geçici
olarak ihtiyaç duydukları parayı borçlanamadıklarından şimdikinin
belki yüzbinde biri kadar işletme açılırdı,

- İşletmelerin dinamik ve böylece de verimli çalışmaları için bazen
(değil her zaman) veresiye çalışmaları gerekir ve bu veresiye
periyodları kaldırabilmeleri için çok kısa vadeli de olsa
borçlanamazlarsa nakit ve dolayısıyla daha verimsiz, daha hantal
çalışmak zorunda kalırlardı, iş hacmi ve karlar düşerdi, ekonomik
büyüme bundan olumsuz etkilenirdi,

- Çeşitli ihtiyaçları nedeniyle gelecekteki gelirlerini bugünden
harcamak isteyen kişiler bu olanağı bulamazlar ve söz konusu
tüketimden en fazla faydayı elde edecekleri zamanı tutturamazlardı
(yani optimal tüketim zamanlaması mümkün olmazdı). Bu da ülke
genelinde üretilen mallara olan talebi azaltır (fiyat-hasıla
kanalıyla) üretim yapan kesime bu işlerine devam etmek konusunda
köstek olurdu...

Kısacası finansal sistemin olmayışı ya da çok zayıf oluşu
tasarrufları, sermaye birikimini, yatırımları, verimliliği, tüketimi
olumsuz etkiler ve tüm bu olgular da ekonomik büyümeyi sınırlar.
Finansal sistemin oluşu ise aksine bu kanallardan ekonomik büyümeyi
destekler, finansal sistemin kuvveti arttıkça, finansal kuruluşların
ve finansal araçların çeşitliliği arttıkça ekonomik büyüme ve istikrar
hızlanır.

Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken çok önemli birkaç şey var.
Bu sistemde kötü niyetli fon kullanıcılar ve kötü niyetli aracılar
olması halinde sistemin işleyişi aksar. Sistemde ne kadar çok ahlaki
bozukluk varsa sistemin işleyişi ve ekonomik büyümeye yaptığı katkı o
kadar zayıflar. Hem bankalar kamu tarafından hem de kredili müşteriler
bankalar tarafından çok sıkı denetlenmelidir.

Bankalar başta yöneticiler sonra personel olmak üzere suiistimaller,
dolandırıcılıklar, kötü yönetim, kötü (etik dışı) uygulamalar, haksız
rekabet, fazla risk alma, sınırsız (dayanaksız) genişleme, toplanan
fonları saçma sapan yerlere harcama gibi konularda çok sıkı
izlenmelidir. Banka bünyesindeki kişiler ne kadar yüksek seviyedelerse
o kadar fazla çalma/zarar verme potansiyeline sahiptir. Kötü niyetli
olmasalar dahi hatalı kararlar, hırslar, öngörüler gibi nedenlerle
zarara sebep olabilirler. Bu nedenle çok sıkı denetlenmeleri
gerekmektedir. Daha alt seviyedeki personel, yani yönetici olmayıp
işleri yürüten kişiler ise kötü niyetli veya bilgisizlik/tecrübesizlik/
hata nedeniyle daha sınırlı zararlara yol açabilirler. Bir bankada bu
tipte personel sayısı çok fazla olduğundan bu kişilerin sürekli
izlenmesi mümkün değildir. Bu gruba kanımca daha geniş tabanlı ve risk
temelli hatta bilgisayar destekli kontroller koymak daha uygundur.
Bankaları, üst düzey personeli ve diğer personeli bu açılardan hem
kamu hem de bankanın iç denetim sistemi denetim altında tutmalıdır.

Bankanın kredili müşterileri de her an denetim altında olmalıdır.
Çünkü bu kişiler borcu almıştır ve eğer kötü niyetlilerse veya işleri
kötü giderse borçlarını ödeyemeyerek bankaları zarara uğratır, borç
verenlerin cesaretini kırar, hatta dolaylı olarak finansal aracılığın
maliyetini arttırırlar. Bu nedenle de finansal sistemi olumsuz
etkilerler. Hem pazarlama personeli, hem krediler bölümü, hem risk
yönetimi bölümü, hem de bankanın iç denetçileri kredili müşterileri
sürekli izleyip, bankanın zarar etmesini engellemelidirler. Burada
patronların para kaybetmesi madalyonun bir yüzü iken işi asıl
kutsallaştıran ise finansal sistemin zarar görmesinin engellenmesi,
güvenin zarar görmesinin engellenmesi ve dolayısıyla da ülkenin
ekonomik büyümesinin ve kalkınmasının zarar görmemesi için verilen
uğraştır!

O halde bankalar bir çivi çakmıyorlar ama varlıkları ve yaptıkları
işlerle 1 yerine 1000 çivi çakılmasını sağlıyorlar.

O halde bankalar acımasız, ama bu acımasızlıklarının nedeni
başkalarının paralarının çarçur edilmesinin önüne geçmek. Acımasız
olmasalar zarar edecekler ve sistem bozulacak, acımasız olmasalar kötü
niyetli kişiler bunu kötüye kullanacak ve yine sistem bozulacak..

Özetle, işini dürüst ve iyi yapan bankacılar bilerek veya farkında
olmaksızın ülkenin ekonomik kalkınmasına hizmet ederler.

Bu ülkede her şehirden, her sınıftan, her zeka seviyesinden, her
meslekten ahlaksız insanlar çıkabiliyor ve bu insanların sayılarının
artışı bizi yerimizde saydırıyor. Ahlaksızlık, cahillik,
tecrübesizlik, aptallık ne kadar çok ise finansal sistemin o kadar
fazla denetime ihtiyacı vardır.

MD

NOT:Bu konuyla bağlantılı olarak "güven", "küresel finansal sistem" ve
"faiz" konularında da bir şeyler yazacağım yakında
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages