Dolar bence 2 lira olur!! Denge kur ve satınalma gücü paritesi...

6 views
Skip to first unread message

MD

unread,
Dec 25, 2008, 5:14:37 PM12/25/08
to Ekonometri istanbul
(Not: 3 Aralık 2008'de yazıldı)

Önceki hafta dış ticaret dengesi ile döviz kurları arasındaki ilişkiye
ve Marshall - Lerner koşuluna değinmiştim. Maalesef her zaman kurları
bahane eden ihracatçı kesimimizin aslında kurları sorun etmemesi
gerektiği ve kurlarla ilgileneceğine asıl işine odaklanması
gerektiğini belirtmiştim. Aslında yazıyı iyice uzatmamak ve konuyu
dağıtmamak için bunun gerekçesini belirtmemiştim, şimdi belirteyim.

Döviz kurları kendi haline bırakılırsa kısa vadede aşırı
değerlenebilir, aşırı değer kaybedebilir, olması gerektiği seviyede
olabilir ancak uzun vadede mutlaka "denge seviyesi" denen gerçek
değeri civarında olacaktır. Döviz kurları kendi haline bırakılmazsa,
diğer bazı ekonomik değişkenleri kontrol etmek adına ve hatta bazı
kesimlerin istekleri doğrultusunda manipüle edilirse dengeden sapma
sürekli hale gelebilir. Örneğin Türkiye'de 2001'den beri başta dolar
ve euro olmak üzere döviz kurları olması gereken düzeyin sürekli
altındaydı. Böyle durumlarda dahi bir gün artık kur dengesizliğini
sürdürebilecek ekonomik koşullar ortadan kalkar ve kurlar gerçek
değerlerine doğru gerilmiş bir yaydan serbest kalan ok gibi olması
gereken seviyeye fırlar. Geçmişte ülkemizde pek çok devalüasyon
yaşandı (2001'den önce sabit kur rejimi uygulandığından dolayı döviz
kurunun değeri devletin aldığı idari bir kararla değişebiliyordu), bu
devalüasyonlar hep yukarıda anlattığım nedenlerle yapılmıştı.

Sonuçta öyle ya da böyle kurlar gerçek değerleri civarına dönerler, bu
süre 3 gün de olabilir, 3 ay da olabilir, 3 yıl da olabilir. Ama bir
gün mutlaka kur fırlar. Kurların istikrarlı ve düşük seyretmesine
güvenip de döviz cinsinden kısa vadeli borçlanırsanız işiniz şansa
kalır, borcunuzun vadesinde henüz kurdaki düzeltme hareketi
gerçekleşmemişse çok ballısınız, ucuza hatta nerdeyse bedavaya (Japon
yeni ve isviçre frangında faizler inanılmaz düşüktür hele de Türk
lirası faizlerine göre) borçlanıp işinizi görmüş olursunuz. Ama uzun
vadeli borçlanırsanız (örneğin konut kredisi, proje kredisi ya da uzun
vadeli işletme kredisi alırsanız) kurtuluşunuz yok, öyle ya da böyle
kredinizin vadesi dolmadan kurdaki düzeltme size vurur, nerdeyse
bedavaya getirdiğiniz kredinin borcu birden katlanır... Dua edin de en
azından piyango kredinin sonlarında falan vursun. Ama unutmayın
kaçışınız yok...

Kurda denge düzeyi hesaplamanın en basit ve geçerli yöntemlerinin
başında "satın alma gücü paritesi" yöntemi gelmektedir. Bu yönteme
göre döviz kurunun herhangi bir etki altında olmayıp doğal bir düzeyde
(yani denge değerinde) olduğu bir tarih referans alınarak kur her iki
ülkedeki enflasyon arasındaki fark kadar arttırılarak bugünkü denge
değeri hesaplanır. Örneğin USD/YTL kuru 1.20 iken dengedeyse ve o
tarihten bu yana Türkiye'de enflasyon %50, ABD'de enflasyon %10 olmuş
diyelim. Geçmişteki 1 doların bugünkü 1.10 dolara eşit olduğu ve
geçmişteki 1.20 liranın bugünkü 1.80 liraya eşit olduğundan hareketle
bugünkü denge kurunun 1.80/1.10 = 1.64 olması gerektiği sonucuna
varabiliriz.

Bu yöntemde iki önemli sorun vardır. Bunlardan ilki her iki ülke için
enflasyonu tespit eden uygun fiyat endeksinin seçimi, ikincisi ise
kurun geçmişte dengede olduğunu varsayacağımız referans tarihin
seçimi. İlk sorun nispeten kolaydır çünkü aşağı yukarı her ülkede
enflasyon olarak TÜFE kullanılmaktadır. ÜFE'nin hizmet sektörü
fiyatlarını dışlaması, GSYH deflatörünün bazı tercih edilmeyen mallara
fazla ağırlık vermesi gibi nedenlerle TÜFE enflasyonlarını kullanmak
mantıklıdır. Ancak referans tarihin seçimi gerçekten çok önemlidir. Bu
tarih öyle bir tarih olmalıdır ki iki ülke ekonomisi de eş anlı olarak
anormal bir dönemde olmamalı, kurlara etki eden özel etkiler olmamalı
(çok yüksek reel faiz ve çok yoğun sermaye girişi gibi) veya en
azından kura etki eden etmenler iki ülkeyi birebir aynı şekilde
etkilemelidir. Bu şartları özellikle Türkiye için taşıyan bir yıl
bulmanın zorluğundan hareketle bir iki alternatif yöntem
önerebilirim.

- Kurların aşırı dalgalanmadığı bir dönemde uygun bir tarih seçmek ve
bu tarihe göre denge kuru hesaplamak.

- Enflasyon ve kur grafiklerini yan yana koyup nispeten istikrarlı bir
dönem seçmek ve bu dönemin başı, ortası, sonu ile denge kurunun
maksimum ve minimum kılan günlere göre denge kurları hesaplayıp
bunların ortalamasını almak.

- Bir konjonktür dalgasının trendle kesiştiği bir dönem seçmek ve
yukarıda açıkladığım şekilde denge kuru hesaplamak.

Ben Türkiye ve ABD ekonomileri için kur ve enflasyon grafiklerini
inceledim, 2001'de dalgalı kur rejimine geçtiğimiz dönem ve
sonrasındaki geçiş dönemini de dikkate alarak kendime göre bir denge
kuru hesapladım. Ama bu kurdan önce referans seçilen bazı tarihlere
göre bugün denge kurunun ne olması gerektiğini söylemek istiyorum.

- Eğer dalgalı kur rejimine geçtiğimiz Şubat 2001'i referans alırsak
denge dolar kuru 2.22,

- Mart 2001'i dikkate alırsak 2.75,

- 2001 yılsonunu dikkate alırsak 2.71,

- Örtülü enflasyon hedeflemesine geçilen 2004 yılbaşını dikkate
alırsak 1.78,

- Ekonomide 2001'den sonraki ilk ciddi türbülansın yaşandığı Mayıs
2006'yı dikkate alırsak 1.87,

- Şubat 2001 - Haziran 2006 dönemi dikkate alınıp ortalama olarak
denge kur hesaplanırsa 2.14 olurdu.

Bana en uygun periyod olarak görünen Ocak 2003 - Aralık 2005 dönemine
göre hesaplanan denge kuru ise 1.99 Buna esas teşkil eden hesaplamaya
ilişkin verileri de aşağıda veriyorum:

Tarih US CPI* USD/YTL kuru TÜFE* Bugünkü denge kuru

Ocak 2003 106.50 1.65584 311.89 2.38

Haziran 2004 110.80 1.48875 352.83 1.97

Aralık 2005 114.40 1.34571 403.64 1.61

Ortalama 1.99

Demeye çalıştığım şey şu ki; dolar kısa vadede ne olur bilemem ama
orta ve uzun vadede 2 YTL'ye doğru hareket etmeli. 2 lira hem
psikolojik sınır hem de bilimsel olarak hesaplanan düzey. (Hatta
ABD'de bugün itibariyle faizlerin %1 gibi komik derecede düşük düzeyde
olduğu ve bundan sonra artık ancak yükseleceği de dikkate alınırsa
doların dünya genelinde değerlenmesini beklemek hiç de şaşırtıcı
olmaz)

Kurun denge düzeyine ilerlemesini ancak arz talep koşullarına yapılan
müdahale engelleyebilir.Bunun için de ya ülkemize yabancı sermaye/
sıcak para girişi olmalı ya da TCMB elindeki rezervleri kullanarak
piyasadaki dolar miktarını bollaştırmalı. Tabi sermaye girişi
durduğunda ya da TCMB piyasaya dolar vermeyi kestiğinde dolar da yavaş
yavaş dengesine doğru tekrar yükselmeye başlayacak. Bu aralar hatta en
az bir 2 yıl falan yabancı sermayenin pek de ülkemize gelmek için can
atmayacağını düşünürsek TCMB'nin 2 yıl kadar sürekli piyasaya dolar
vermesi halinde dolar 2 liraya çıkmaz.

Küçük bir bilgi daha vereyim, TCMB'nn toplam uluslararası rezervleri
70 milyar dolar ve Türkiyenin önümüzdeki iki yıl için cari açık
beklentisi aşağı yukarı 50'şer milyar dolar civarında. Yani TCMB bir
sene döviz açığını finanse etse ikinci sene iflahı kesilir.

Nerdeyse unutuyordum, tabi bir de üçüncü yol var o da IMF'den alınacak
bir borç. Ama mevcut durumda Türkiye'nin normal olarak IMF'den
alabileceği borç tutarı 8.75 milyar dolar** ve bu da doların 2 liraya
gidişini kalıcı olarak engelleyebilecek gibi görünmüyor. Ben öyle ya
da böyle doların 2 lirayı göreceğini ve dahası TCMB'nin boşuna
rezervlerini eritmek yerine dalgalı kur rejiminin gereğini yapıp
müdahaleyi sınırlı tutması taraftarıyım. Hatta müdahalelerin aşamalı
olarak kurun gerçek seviyesine gelmesine yönelik yapılması en uygunu
olur. Böylece ekonomide şok etkisi yaratılmamış olur ve kişiler ve
şirketler de hazırlıksız yakalanmamış olur. Örneğin 1 sene içinde
aşamalı olarak kuru gerçek değerine taşımak ve bu dönemde halkı
sürekli olarak uyarıp döviz cinsinden borçlanmalarını engellemek
ekonomi yöneticilerimize verebileceğim naçizane tavsiyemdir...

MD

* Her iki fiyat endeksi için de baz dönem Aralık 1999'dur.

** Daha detaylı bilgi için Mahfi Eğilmez üstadın "IMF'den 40 milyar
dolar" başlıklı yazısının linki:

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=YazarYazisi&ArticleID=909659&Yazar=%20&Date=02.12.2008&PAGE=
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages