EŞİTİZ'in değiştirilen yönetmelikle ilgili açıklaması aşağıda ve ekte.
ORTA ÖĞRETİMDE BAŞÖRTÜSÜNE KARŞIYIZ!
ÖZGÜRLÜK GİBİ SUNULAN BU DEĞİŞİKLİK, EŞİTSİZLİĞİ VE KIZ ÇOCUKLARI ÜZERİNDEKİ BASKIYI PEKİŞTİRECEKTİR
27 Eylül 2014 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe konulan bir yönetmelik değişikliği ile orta öğretim kurumlarında başörtüsü serbest bırakıldı. AKP hükümeti bir kez daha, hak ve özgürlük kavramlarını çarpıtma, içini boşaltma ve bu sayede kendi siyasi/dini/ataerkil modelini ülkedeki tek yaşam biçimi kılma atağı yapmıştır. Açıkça görüldüğü gibi, devlet kadınların ve kız çocukların örtünmesi için sistematik bir çaba içindedir. Kadınları ve çocukları devletin ve erkeklerin mülkü olarak görmektedir.
22 Eylül günü açıklanan yönetmelik değişikliğinde ise, anaokulları da dâhil tüm okul öncesi eğitim kurumları ile ilkokullarda da başörtüsü serbestliği getiriliyordu. Bebeklerin bile başlarının örtülmesine getirilen bu “yasal teşvikten” toplumda infial yarattığı için “şimdilik” vazgeçildi. Ancak, buna niyetlenilmiş olması bile yeterince dehşet vericidir.
KİMİN BAŞI, KİMİN YÜZÜ AÇIK OLACAK!?
Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu yönetmeliği ile Türkiye ve dünya tarihinde “kıyafet” üzerinden yeni bir tartışma açılmıştır. AKP Hükümeti, 27 Eylül’de yayınladığı yönetmelik ile okul öncesi eğitim kurumlarında ve ilkokullarda “baş açık”, diğerlerinde ise “yüzü açık” şeklinde çocuklar için iki ayrı kıyafet kriteri üretmiş, bu kez de bir “peçe” tartışması başlatmıştır. Türkiye’de Devletin topluma dayattığı çocuklara ilişkin başörtüsü/peçe tartışması bir ilktir. Ürkütücüdür.
Yönetmelik kız öğrencilerin sadece imam-hatiplerde, diğer ortaokul ve liselerde ise yalnızca seçmeli Kur'an-ı Kerim derslerinde başlarını örtebilmeleri ile ilgili eski maddeyi iptal ederek, ortaokul ve devamındaki tüm okullarda ve tüm derslerde başörtülü olmalarının önünü açmıştır. Buna karşılık, yönetmelikteki “örtülü” olmayan çocuklara yönelik “Vücut hatlarını belli eden şort, tayt gibi kıyafetler ile diz üstü etek, derin yırtmaçlı etek, kısa pantolon, kolsuz tişört ve kolsuz gömlek” yasakları aynen korunmuştur. Üstelik yönetmelikte varolan bu yasaklara yenileri eklenmiş ve “saç boyama, vücuda dövme yaptırma, pirsing takma” da yasaklanmıştır. Yeni Cumhurbaşkanı’nın Başbakanlığı döneminden bildiğimiz “dövme” konusundaki olumsuz tavrı böylece ilk kez yasal mevzuata dâhil edilmiştir.
Bu yönetmelikle kız öğrenciler arasında kıyafet konusunda ayrımcılık yapılmakta ve iktidarın istediği kadar ve istediği biçimde örtünmek istemeyen öğrencilere kıyafet baskısı artarak sürdürülmektedir. Bu aynı zamanda, aileler arasında da ayrımcılık yapılmasına neden olan bir uygulamadır. Kızlarını örten aileler kayırılmakta, kızlarına diz üstü etek veya kolsuz bluz giydirmek isteyen ailelere yasak getirilmektedir.
ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİNİN “TERCİHLERİ”Nİ KİM YAPIYOR?
Üniversitede başörtüsü takmak kişinin kendi özgür iradesiyle yaptığı bir tercih olabilir. Fakat kız çocuklarının orta öğretim gibi çok erken bir dönemde kendi iradesiyle “başını ya da yüzünü örtmeyi seçtiğini” savunmak mümkün değildir. Ayrıca yetişkin kadınların bile başörtüsü takmasına ilişkin farklı görüşler olduğu ve başörtüsü takmanın Kuran’ın belli bir yorumu olduğunu dile getiren ilahiyatçıların, araştırmacıların ve gazetecilerin sansürlenmekte olduğu da unutulmamalıdır.
Kadınlar kendi iradeleri dışında, çocuk yaşta örtünme ve mekânsal ayrışma ile toplumun erkek bireylerinden ve aşama aşama sosyal hayattan yalıtılmak istenmektedir. Kadınların erkeklere benzerlikleri kasıtlı olarak görmezden gelinerek, eşit değil “farklı” oldukları vurgulanmaktadır. Siyasi iktidar kadın erkek eşitliğine inanmadığını daha önce defalarca beyan etmiştir. Israrla çizdiği bu zorlama cinsiyet farkı ve bu farka dayandırdığı cinsiyet hiyerarşisi ile de cinsiyet eşitsizliğini kasten yeniden üretmektedir. Kadınlar için ayrı plajlar, otobüsler ve ayrı mekânlar kurgulama rüzgârı tüm hızıyla devam ederken ve orta öğretim kurumlarının büyük bölümü imam hatip okuluna çevrilmişken, kız çocuklarının yaşayacağı ailevi ve toplumsal baskının boyutları tahmin edilemez şekilde büyük olacaktır. Ayrıca kadınlara kıyafet baskısı ile kadına karşı şiddet ve kadın cinayetleri arasında doğrudan bir bağlantı vardır. Kadın cinayetleri davalarında askılı bluz, tayt gibi kıyafetler nedeniyle “tahrik indirimleri” yapıldığını hepimiz biliyoruz.
Bu yönetmelik değişikliği derhal iptal edilmelidir! İlgili tüm sivil toplum örgütlerini, meslek odalarını, sendikaları ve özellikle de aileleri iptal davası açmaya; iktidarı ise, kılık kıyafet konusunda dozunu her gün biraz daha artırdığı baskı ve ayrımcılığa son vermeye çağırıyoruz!
EŞİTİZ (Eşitlik İzleme Kadın Grubu)
__._,_.___
• | • | • | • |
• Privacy • Unsubscribe • Terms of Use
.
__,_._,___