numerolu GALA

1 view
Skip to first unread message

evrim dogan

unread,
Jan 11, 2011, 7:03:30 AM1/11/11
to ekmek-...@googlegroups.com

GALA

 

1-Korkuyorum…

 

3-Tam olarak bilemiyorum. Sadece korkuyorum işte. Evden dışarı çıkamıyorum. Bazen, evet. Sonsuz bir hazırlıkla donanmış olarak. Cüzdanıma saldırıp çek defterimi kontrol ettikten, cep telefonumu koyduktan sonra.

 

9-Yavaş. İyice yavaş. Belki böylesi daha iyi olur. Çok geç. Her şey burada. Ben çoktandır buradayım. Ben hazırım. Tamam.

 

11-Şiş gözlere soğuk su ancak bir süre sonra iyi geliyor. Duşa girerken kahveyi koyarım, kaynar. Çok geç, yine çok geç kaldım. Çıkmadan önce, çabucak yöneticiyi aramalıyım.

 

13-Şuna bak! Temizlenmeye bile vaktim olmadı.

 

15-Bir yerlerde kaçık olmayan bir külotlu çorabım olacaktı, bu mümkün değil. Bu üçüncü ve çıkarıp atacak vaktim yok, insan kaçık olduğunu görünce çıkarır çıkarmaz atmalı, gece kaçmadı ya, bunu daha önce giymiş olmalıyım.

 

17-Göt herif müziği sonuna kadar açmış, ben de eşlik edeyim diye. Ama istemiyorum, lanet olası dört duvarımın içinde biraz saygı istiyorum, en azından.

 

20-Tamam, şu pantolonu giyeyim yine. Çocuk yüzü. Her sabah. Öyle bir çocuk yüzü. Biri görecek olsa. Korkar. Aynı zamanda da yaşlı. Neden kullanıldığını bilmeyen kırgın bir yüz.

 

22-Günaydın, evet. Ben dün de telefon açmıştım, sekize kadar birini gönderecektiniz, ama ben artık daha fazla bekleyemeyeceğim, hayır, size durumun çok kötü olduğunu söylemiştim, hayır istemiyorum, bu tamircilerin cep telefonları filan vardır değil mi, size söylüyorum, öğlene kadar olan zamanımı boşa harcayamam, acaba siz, evet, bekliyorum, bir haber alır almaz beni hemen arayın.

 

24-Oturma odasında caz dinlerim, mutfakta klasik. Dürüst olmam gerekirse ne biri ne de öteki beni pek ilgilendiriyor. Ama en azından alttaki göt herifin dinlediği dayanılmaz keyif müziği çalmıyorlar. Bazen bir sürpriz oluyor ve bu sabah yerine başka bir sabah olsa mırıldanarak eşlik edeceğim bir şarkı da çıkıyor.

 

26-Gelmezler tabii. Bu boktan tamirciler gelmezler. Tamircilerin gelmesini beklerken yüzüne ‘kendimden bir şey esirgemiyorum’ kremini sürer. Bunu hak ettim duygusu ve yüzüm hemen rahatlar.

 

31-Benim. Tamirciyi beklemem gerekiyor. Bir şey olursa beni ararsınız, tamam mı?

 

35-Beni arayacaktınız. Hâlâ burada bekliyorum.

 

37-Kaç zamandır bu mutfakta oturulmadı. Burada en son ne zaman yemek pişirmiştim?

 

40-Mutfağında oturur. Sessizce. Pencereden dışarı bakar. Çocuklar evden çıktı mı? Hayır, bu içinde çocukların oturduğu bir mutfak değil. Teflon ocak nerdeyse hiç kullanılmamış, Marascino espresso makinesi, biri yemek kitaplarını uygun rafa koymuş. Çelik borudan bir asacak ve çelik aletler. Sarımsak sıkması gerekirse diye sarımsak sıkacağı. Daha yüzünü bile boyamadı. Evde bir şeyleri tamir edecek olan tamircileri bekliyor. Böyle bir evde aslında insan bina yönetimin tamirat işlerini üstlenmesini bekliyor.

 

46-Bütün zaman uçuruma yuvarlandı. Benim zamanım. Bir seferde.

 

51-Ben hiç memur olmadım.

 

57-Neden bütün bunları yaptığını bilmiyor.

 

59-Ne zaman? Ne? Bir şey olursa diye seni aldım. Ne zaman peki? Önemli mi? özür dilenecek bir şey yok, bu tamamen senin beceriksizliğin, o kadar. Hemen geliyorum, sen de kıçını kurtarırsın ve de kendini. Sen var ya sen, yeteneksizlerin sonuncususun. Artık bittin sen.

 

62-Yeri süpürdüm ve sildim. Kanepenin arkasına geçtim ve cihazların kabloların arasındaki tozları nemli bezle aldım. Masayı parlattım ve lambanın camlarının tozunu aldım. Kapıları sildim ve paspası silkeledim. Buzdolabının içini ve dışını temizledim ve buzluğu erittim. Lavabonun üzerindeki fayanslardaki su lekelerini temizledim. Yatak odasını elektrik süpürgesiyle süpürdüm ve temiz yatak takımlarını serdim. Makineye beyaz çamaşırları koyup çalıştırdım ve birkaç bluzla bir pantolon ütüledim.

 

66-Yukarı raflara doğru uzanmak.

 

68-Bana soru sorabilirsiniz, bana bir soru sorun.

 

72-İnsan otuza gelince ayağını kaydırmalı. Bir pozisyona ulaşmış olmalı. Aldığı maaşı hak etmeli, yoksa yeni başlayanların çok daha ucuza yapacağı işin rekabeti karşısında hiç şansı olmaz.

 

74-Cumartesi bir hücum. Önümde koskoca upuzun bir cumartesi var. Hafta sonu alışverişi için plan yapmalı, ama o koca süper markette kendimi yapayalnız düşünmeye dayanamıyorum. Bir elbise alırım, belki, tek başına şöyle güzel bir tur atarım ve çek defterim çeker her şeyin cezasını. Ama kendimi o dükkânlarda yapayalnız düşünmeye dayanamıyorum. Sonra büroya kaçarım, orada yapılacak anlamlı şeyler bulurum. Dönüşte bir bara uğrar, prosecco içerim, sonra bir tane daha, bir tane daha, taksiye binerim, taksi şoförüyle bir şeyler konuşmaya çalışırım, sonra cumartesi geçer. En iyisi, ben bu hafta sonlarına karşı önlem almalıyım. Bu hafta sonları beni dize getiremeyecek.

 

81-Son beraberliğim bir ekip arkadaşımlaydı. Kendiliğinden oldu. Aslında ben iş yerinde böyle şeylere karşıyım. Ama başka bir yerde biriyle tanışmakta bazen öyle kolay olmuyor.

 

86-Ben, sonra stüdyoya. Bir saat prova, sonunda neredeyse kusacağım. İnsanlar, özel bir iç çamaşırı defilesi. Saklayacak bir şeyim olduğundan değil, ama her yerde şu aynalar ve herkes acayip spor yapmış. Benim bedenim buna değmez.

 

89-Sonra yukarıya tavana bakıyorum, toz bulutları.

 

91-Ona bir e-mail yazmaya başladım, sonra bir şiir, sonra öyle bir havaya girdim ki, duygusal tamamen aptalca bir şeyler yazdım, sonra kaydetmek istedim, ama gitmişti. Zınk diye, kabloya yapıştım, ama geri döndürmek imkânsızdı. Sonra bir e-mail daha yolladım, o maili kesinlikle açıp okumaması gerektiğini, bir yanlışlık olduğunu yazdım, ama tabi ki okuyacaktı.

 

102-Rüyalar?

 

104-Küçük bir çocuk olarak. Bu resimli kitapta başka neler var?

 

108-Bu şirkette yöntem geliştiriyoruz. Sizin için. Siz ürünlerinizi biz olmadan erkeğe ya da kadına sunamazsınız. Ürünlerinizi tanısanız bile. İşte biz size burada yardıma hazırız. Bizim kozumuz iletişim. İletişim olmadan müşterilerimizle iletişim kuramazsınız. Ama en azından bu sizin için açık ve net olmalı. Şimdi sizin için başarılı bir iletişim yöntemi oluşturalım.

 

110-Asgari standartta daha fazla iş çıkaracak birini bulmak çok zor. Şu küçücük hesaplar peşinde olanlara dayanamıyorum.

 

113-Restoranda oturuyorum ve şu sürtüğe sipariş verip hizmet etmesini beklemek bir saatimi alıyor. Boktan bir işte çalışan sevimsiz bir yüz bana hizmet etsin diye gelmiyorum bu restorana. Eğer bu iş ona uygun değilse, başka biri yapsın. Ya da bıraksın. Ama en insan en basit bir işi bile beceremiyorsa. Boktan bir restorana gittiğimde hizmete pek dikkat etmem. Böyle küçük şeylerle uğraşan bir zavallı değilim.

 

117-Şöyle iyice gevşemeli, rahatlamalı. Günbatımları, kokteyller, her şey. Tıpkı ilanlardaki gibi. Ya da şöyle güzel bir kültür turu. Bir grup yalnız lise öğretmeniyle. Çocuksuz bir kız arkadaşa telefon etmeli. Ya da birlikte başka bir şey yapmalı. Ya da tek başına bir kulüple. Tatil hemen. Unutma.

 

119-Ve yine bir mola.

 

121-Artık makineyi gözetlersin.

 

123-Benim değerim, çalışarak edindiklerimle. Nerede durduğumla. Hırsımla. Artık saatlerle ölçülmüyor. Öyle basitçe hesaplanacak bir performans değil, bu benim ortaya çıkardığım şey, ideal. Deneyim ve yaratıcılık. Yolumda ve çıktığım basamaklarda elde ettiğim. Diğerlerinden daha fazlaydı. Hala da öyle. Yakalananı yenmek. Daima ileri gidebilmek için önün açık olmalı. Yeni gelen gelişir ve uyumaz. Benden daha ucuza yapar ve enerjisi daha fazladır. Bu yüzden uyanık olmalıyım.

 

127--Birlikte bir akşam geçirelim

129-Böyle kahve makinesinin başında rastlaşarak değil.

131-Öncesinde de hatırlatma telefonu.

133-Rastlantıya yer yok. Süslenmeli.

135--Beklenmek.

137-Geç gitmek. Doğrusu bu. Bunu yapabilmek…

139-Selam ver hafif bir yabancılıkla.

141-Burası doğru seçim mi?

143-Hayır, çok iyi.

145-Epey gürültü var.

147-Evet.

149-Burada kalalım.

151-Sipariş mi veriyoruz?

153-Beyaz şarap. Sanırım. Evet.

155-Kırmızı şarap. Evet. Peki sen?

157-O zaman bir şişe beyaz şarabı birlikte içeriz.

159-Ne seversin?

161-Zevkli bir sohbet.

163-Ne zaman?

165-Belki.

167-Belki de. Hatta mutlaka.

169-Hamleyi geri aldım.

 

171-Bazen bu heyecanı duyuyor insan. Bir şeyler olacakmış gibi. Böyle küçük bir şey yüzünden neden böyle heyecanlandığını hiç anlayamıyor insan. Ama insan böyle işte. Midedeki hava delikleri. İnsan her şeyin iyi gideceğini söyleyen bir ateş kuşuna seslenmek istiyor. Her şeyin yolunda olduğunu ve hiçbir şey olmayacağını söyleyen. Hiçbir felaketin. Sonra da insan nasıl bir felaket olabilir diye güler.

 

175-Ben neye değerim. Taksiyle doğru eve ve hiçbir şey görmemek. Hissetmemek. Yapmamak. Sürünerek eve dönmek. Yarın her şey düzelir.

 

177-Sonunda eve.

 

182-Derin soluk alıyorum.

 

187-Yarın için bir liste yapmalı.

 

193-Bugün pek bir şey yapmadım.

 

201-Pencereden son bakış.

 

205-Akşamın geç vakti. Televizyonun karşısında tek başıma. Başka bir şey yapmak için çok yorgunum. Öyle bağımlı olamam ben, her halükarda cumartesi akşamını düşünmeliyim, en azından cumartesi akşamı dışarı çıkmalıyım ve güzel sosyal bir şeyler yaşamalıyım, bir kız arkadaşımı aramalıyım, bir barda oturup konuşabileceğim bir kız arkadaşımı, en iyisi bana benzeyen bir kız arkadaşımı, bir kız arkadaş her zaman bir erkekle tanışmak için iyidir, cumartesi akşamı yine şu televizyonun karşısına geçmemek için şimdi bir şeyler yapmalıyım. Bu hoşuma gitmiyor. Bu pazar farklı bir şeyler yaşamak için, bu pazar, alışverişe alışverişe çıkmalıyım, hoş, farklı bir şeyler almalıyım. Bu boş buzdolabı, altta birkaç sos, bir şeyler yemek istiyorum, mideme bir şey girsin, kulak asamam buna, olmaz, şimdi uyumak istiyorum, sessizlik, lütfen kafamda biraz sessizlik, lütfen bana öyle bakmayın

 

Ozzzy

unread,
Jan 11, 2011, 7:52:07 AM1/11/11
to ekmek-...@googlegroups.com
Evet. Ekte metnimizi alt metinlerini bekler halde bulabilirsiniz efendim...

11 Ocak 2011 14:03 tarihinde evrim dogan <sahintu...@gmail.com> yazdı:
Metin.xls

PINAR AKKUZU

unread,
Jan 11, 2011, 8:42:04 AM1/11/11
to ekmek-...@googlegroups.com
oha!
özgür çok sağol yaa!
süper ötesi olmuş.

11 Ocak 2011 14:52 tarihinde Ozzzy <ozgur...@gmail.com> yazdı:
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages