Bir işsiz,
Bir
stajyer,
Bir garson,
Bir iş kadını
Bir iş
adamı...
Hepsi aynı oyunda buluşurlar:
EKMEK
PARASI
Her gün...Bir gün...
Her
perşembe, tek perde
Ekmek Parası Çağdaş Alman
Tiyatrosunun önemli yazarlarından Gesine Danckwart'ın oynandığı
birçok ülkede çok ses getirmiş, monologlardan oluşan çağdaş
bir tiyatro denemesi.Kendi yaşamının hapsinde, neden
olduğunu bilmeksizin günü kurtarmaya, ayakta kalmaya, kendini
varetmeye çalışan isimsiz beş karakter her günü tek ve aynı
bir gün gibi yaşamaya çalışırlarken içinde bulundukları
kavganın amacı Ekmek Parası mı acaba?
Dünyadaki bütün
bu hırgür, bu keşmekeş neye hizmet ediyor? Para hırsıyla
canımızı dişimize takmış zenginlik, iktidar ve mükemmellik
peşinde koşup duruyoruz. Bu koşunun sonunda ne bekliyor bizi?
Doğanın gereklerini mi yerine getirmeye uğraşıyoruz? en yoksul
işçinin yevmiyesi bile doğanın gereklerini karşılamaya yeter.
Öyleyse; daha iyi şartlarda yaşamak adını verdiğimiz o
yüce amacın nasıl bir yararı var bize?
Adam Smith
Adına yaşamak kavgası da
diyebileceğimiz bir paradoksa saplanmış beş karakter
ekseninden,varolan sistemin yaratıcısı, üreticisi ve tüketicisi
konumundaki çağdaş insan masaya yatırılıyor ve didik didik
ediliyor Ekmek Parasında.Alışılageldik oyunların aksine
diyaloğun neredeyse hiç yer almadığı oyunda soluk aldıkları
her an boyunca zihinleri susmayan, sessizce bağıran ve biricik,
yaşadığı dramı yalnız kendisinin yaşıyor olduğunu düşünen,
yapayalnız ve kalabalık beş kafa sesi... Oyun boyunca
susmaksızın düşünen, tartışan, kavga eden kısaca günü
geçiren,kurtaran ve kazanan beş şehirli...
'Biz evde
çakılıp kalanlar, hastaymış gibi yataktan çıkamayanlar, duvara
bakakalanlar, neden ben diyenler klubüyüz.Biz hepimiz yalnızız.
Bu, biz bilmesek de, bizi birbirimize bağlıyor'
Oyundan
Bugün kuşatılmış olduğumuz
maddi-manevi bir değerler sistemi var.Bu bir takım oyunu ve kimse
yedekte kalmak ya da oyun dışı kalmak istemiyor.Kimsenin tek
başına sorumlu tutulamayacağı bir takım oyunu 'Ekmek Parası'.
Herkesin tuttuğu bir takım.Riskten uzak ama korkuyla taraftar
olduğu bir takım.
Hepimiz kendimize tahammül etmek
için, dünyanın bize saygı duyduğuna dairbir takım işaretler
arar, onlara bel bağlarız ve bir kez başarısız olduk mu, bizi
yiyip bitiren bir aşağılık duygusu başgösterir. Dünyayı
aslında değerli bir varlık olduğumuza ikna edemediğimizi,sonsuza
dek başarılı kişileri buruklukla, kendimizi de utançla anmaya
mahkum edildiğimizi düşünürüz.
Alain De Bottom(Statü Endişesi)
Oyun bir bilinç akışı, beş karakterin bir gününe ve zihinlerinden geçen her düşünceye , en mahremlerine tanıklık. Kendi yaşamlarının seyircisi beş kişi, seyretme eylemini seyirciyle paylaşan beş edilgen...
*"Gerçek tarafından altüst
edilen özne kendisinin ve dünyasının güçsüz bir
seyircisine
dönüşür."*
Zizek-Sanat ya da Konuşan Kafalar
Ekmek Parası, kendimizi anlamaya soyunmuş performatif bir tiyatro denemesi...
Gösteri, görüşün hükümranlığıdır ve görüş de dışsallıktır, yani benliğinden yoksun kalmaktır. Seyreden insanın hastalığı şu kısa ifadeyle özetlenebilir:'Seyre daldıkça, daha az varolur'
Jacques Ranciere-Özgürleşen Seyirci
Ekmek
Parası, paylaştığımız yerkürenin bir kara komedisi.
'Çökmüş
içimize kahır yarası,hepimizin kavgası ekmek parası'
Ferdi
Tayfur'un Ekmek Parası şarkı sözlerinden