---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden:
Jule Sievert <rooft...@googlemail.com>
Tarih: 14 Şubat 2011 16:22
Konu: [Oyunbaz:11590] ekmek parası - beyin fırtınası
Kime:
tiyatr...@googlegroups.comMerhabalar ekmek parası ekibine!
dünkü provadan sonra birkaç fikir de aklıma geldi ve bunu paylaşmak istiyorum.
oyunun kişilerinin isimleri bayağı tuhaf, değil mi?
Ela - normalde Ella yazılıyor. niye o kadar kısa bir isim daha kısaldı? bir kısaltmaya benziyor ... (tek L yazıyla çok modern bir isim)
Gala - isim olarak hiç duymamışım. Yalnız Gala adında bir skandal dergisi var:
www.gala.de. o kadar meşhur ki gala duyduğum zaman bu dergi aklıma geliyor (ayyyy! ne kadar reklamdan etkilenen biriyim, ama tabii ki hiiiiiiç okumadım! ;P yani gala güzel ama boş
Nelke - karanfil ... hımmm ... karanfil .... şehit? devrim? ya da sadece saf bir çiçek? Nelke daha çok n.Elke gibi kulağıma geliyor. Elke çok yaygın ve tanınan bir ad. Ve herkes dalga geçmek için Elke'lere Nelke dedi - Elke'ler nefret ediyorlar ondan. ve Elke şu anda biraz kitap tozuylu bir isim.
Sesam - hiç fikrim yok açıkçası. susam sokağı sadece. susam almanya'da çok kullanılan bişey değil. dolayısıyla daha çok susam sokağın karakterline düşünüyorum. almanca'da -sam biten bir kelime "einsam" diye var - yani yalnız, terk edilmiş. ama "gemein-sam" da var: beraber. -sam ekiyle kelimer çok var. araştırdıktan sonra "sam" "benzer" demekmiş. sesam çok hoş bir isim aslında.
Ulrich - tek alman asıllı isim ve tek gerçek ve eski isim. Ulrich "miras hakimi" ya da "mirasi yöneten" demekmiş. "rich" inglizce gibi, üstelik imparator(luk) anlamında.
uyanış sahnesine çok beğendim. bu karışık başlangıca müthiş bir çözüm. 4-5 farklı pozisyonu gösteriyorsunuz - daha net arasındaki fark görünürse mükemmel olur. hem karakterlerin hem de pozisyonların arasında bir gelişim, değişim görünmeli. belki gala o kadar korkudan çok iyi uyumayabilir ve gecede bazen uyanıyor örneğin. sesam onun uyuyamadığı için gecede ne yapar? oyun oynuyor mu, sigara içiyor mu? ve gitgide bunu görünmeli bence. ilk resimde herkes birbirine benziyor ve yavaş yavaş farklılaşıyor.
bu oyunda hiç ama hiç biten cümle yok. ya da doğru bir cümle. her zaman bir şey eksik. bundan metnin hızı geliyor. tak tak tak. nefes almadan. tak tak tak.
herkes uyandıktan sonra ulrich'in çaldığı müziği nelke ve galayı o kadar etkiliyor ki bunu da ritimde görünebilir: nelke ve gala müziğin ritminde giyiyor, koşuyor falan. sesam ve ela zaten bir şey demiyorlar, ama müziğin ritminden dışarı kaldıklarını görmek istiyorum.
vay, eğer başlarsam, hayalım patlar... yani her karakter için çok fikrim var.
gala 35 yaşında bir kadın olabilir, aslında aile ve aşk istiyor ama tabii ki aşk zayıf noktalarını göstermek demek. kadın ise zaten zayıf bir pozisyonda piyasaya giriyor: genç ve başarılı olmak isteyen kadınlar her zaman savaşmak zorundalar. aile istiyorsan, çocuk istemek demek, yani hamile olacaksın, yani çalışmayacaksın birkaç ay, yani kimse seni evli olduktan sonra almak istemiyor. o zaman belki aşkla asla başlamamalı. erkek her zaman senden daha kolay yukarıya doğru gider, kariyer yapar, o yüzden aslında erkeklerden nefret ediyorsun ya onlarlar savaşıyorsun rekabette. o kadar büyük toplum baskısının altındasın. ama mecburen. ve bu mecburiyet seni kırıyor. ve kırılmamak için bir şey yapmadan önce kendini topluyorsun.
ulrich .... oooooooo çoooooook çooooooook var böyle tipler!!! benim için tam batı alman suratı - önyargılarıma affedın lütfen ;)
nelke 24-25 yaşında "stajer neslinden"/ "generation praktikum" biri: sosyal bölümünden mezun olan ve herkes onu kötüye kullanabilir. on yıl önce bu nesil oluşturdu aşağı yukarı. kimse bütün doktora ve toplum ve sosyal bölümünden mezun olanlara ihtiyaç duymadı (hala duymuyor). eşek gibi çalışıyorlar bu yüksek eğitimliler, fakat az para kazanıyorlar: bir gün onları alma ve onlara iş verme umuduyla. vikipedi'de bile bu nesil için bir makale var ama maalesef sadece almanca. nelke tek sorumluğunu fazla arbartıyor: kahve yapmak. ve en küçük yaptığı şeyden gurur duyuyor.
sesam, ulrich, gala ve nelke'nin temsil ettikleri sistemden uzun mesafeyi kurmaya çalışıyor. tam bir üniversite öğrencisi gibi geliyor bana. öğrenciler hem çok avantajlı ve güvenli bir durumdan toplumu eleştirebilirler, sonsuza kadar okula giderlerdi (artık bitti bu "magister" sistemi - ben de mesela bu öğrencinin biriyim, mastir ve bachelor sistemi açıldıktan sonra eski şekilde okuyamam daha. bölümlerim mesela gelecek yıl bitecek ve bütün sonsuza okuyanlar o zamana kadar mezun olmak zorunda kalıyorlar.) üniversite öğrencisi olmak almanya'da on yıl zihnini keskinleştirmek ama aslında tembellikle eleştirinde dinlenmek demek. fakat diğer karakterler gibi sesam'ın içinde de bir çatışma var: hem eleştiriyor hem de bu sistemin bir parçası olmak istiyor - toplumun gerekli bir parçası, ona ihtiyaç duyulmak istiyor.
bir şey aklıma takılıyor: sesam bazen ulrich gibi konuşuyor, nelke bazen ela gibi, gala ulrich gibi. sonunda sesam ulrich gibi oldu. başında nelke ve ela çok benziyor birbirine. niye?
çeviriler hakkında (sizin metni nasıl değiştirdinizi bilmediğim için bana her dikkat çeken şey söylüyorum, belki bazı önemsizdir):
s. 17, gala: "çek defterimi" yok - bank kartımı
sesam: "dışarıdan geldiğimde" - dışarıdan geldiğimi bekleyen kapatmam gereken bir şey olsun
ulrich: "ilk önce onların üstümden gelen ..." - onun üstümden (yani gala'nın)
s. 18, nelke: "bu hiçbir şeyi değiştirmiyor" - kalkmak zorundayım, yoksa hiçbir şey değişmiyor.
s. 19, ulrich: "boyunbağını" - kravatı
s. 20, ulrich: "aramızda" - on board
s. 21, sesam: "geçsin artık bu." - dalgın olmak.
s. 22, nelke: "şu anda küçük bir dikkatsizlik-hata yaptım" - küçük bir yanlışlıktayım (yanlış bir ana düştü, ama çıkar)
nelke: "yeni yerimdeyim" - yenilikte evdeyim
s. 23, nelke: "marklık" - avruluk
ela: "tam da buna benzer bir şeyim" - tam arada bir şeyim (tam aradayım)
ela: "bana dikkatle bakın" - beni hafızanıza tuttun
nelke: "kalifiye" - kaliteye
s. 24, ela: "yataktaki hazır kuvvetler." - barmenler yataklarında.
s. 26, gala: "bütün zaman uçuruma yuvarlandı." - zamanla dolu bir uçurumaya düştüm.
ela: "güvensizlik değil bu." - yanlış güvenlik olmamalı.
sesam: "bütün dünya ... görüyor." - dünya, siz benim .... oturduğumu görüyorsunuz. (dünyaya söylüyor, kibarca)
s. 28, ulrich: "düzeltilmeyecek hata ..." - boy ölçümem gereken beden gücü yok, sadece orada olmam lazım, ben iyiyim, iyi olacağım herhalde, evimde olmaktan mutlu olacağım, bir geri dönüşten, dur, ...
ulrich: "ben her zaman..." - kontrol altındayım/ kendimin sahibiyim her zaman.
s. 30, ulrich: "çalışmak zevklidir." - bu bir nazi cümlesi, daha doğrusu ona benzer bir cümle: orijinalı: "çalışmak özgürlük getirir" (arbeit macht frei); özgürlük yerine zevk söylüyor, ama çok belli bir benzerlik. (
http://tr.wikipedia.org/wiki/Arbeit_macht_frei)
gala: çek defterim - bankkartım
gala: "dönüşte bir bara uğrar" - bar değil, bir bistro, büfe
s. 31, ulrich: "bir yakınlık vardı." - mantıklıydı/ beklendi.
sesam: "bugünkü değerim penny'yle ölçülür" - penny çok ucuz bir supermarket, şok gibi - işsizler, evsizler (asosyallar) orada alışveriş yaparlar bir anlamda
sesam: "corn flakes eksik" - korn, yani alkohol, whiskey gibi (işsizler genel de alkohol içiyor)
s. 33, sesam: "belki sonradan fark edilmeyebilir" - fotoğrafta fark edilmeyebilir
sesam: "biz yıkılmasına ramak kalmış bir sistemiz" - biz tamamlamasına yaklaşan bir sistemiz
s. 35, ela: "bankonun kenarında" - tezgahın kenarında
ulrich: "hep duvar boyu yürüyorum" - bu çok malüm bir şaka: kör bir adam birine soruyor: "eve nasıl gidiyorum?" adam onu reklam sütununa getiriyor ve "duvar boyu yürüyün!" diye söyledi.
s. 36, gala: "bir saatimi alıyor" - buçuk saat
s. 37, gala: "küçük şeyleri yediğimde zavallı birini görmek istemiyorum."
s. 38, nelke: "ben, herhalde ben unuttum." - kendimi unuttum.
s. 40, ela: "böylesi sekiz saatlik vardiyalarda ara verilmiyor." - ara gerek yok
s. 41, gala: "sonra da insan nasıl bir felaket olabilir diye güler." ondan sonra bu cümle geliyor: "o (felaket) bir zaman zaten olacak."
nelke: "karı hala kalkmadı." - o (yani nelke) kalkmadı.
nelke: "belki de hiç bakmayacaklar." - belki hiç bakmadılar.
ela: "çek defterimi" - bankkartımı
s. 43, ulrich: "kimse beni karşılamayacak, ben de yumurtlarını avuçlayan insanla vakit geçiriyorum" - kimse beni almayacak, diğerlerle biraz taşaklarımızı sallarız, yalarız, birbirimizi tanımıyoruz...
"daha iyi olabileceğimizi biliyoruz." - kendimizden en iyi yaptığımızı biliyoruz.
s. 44, gala: "öyle bağımlı olamam ben" - öyle takılmalıyım.
puh! benden o kadar.
görüşürüz!
sevgiler
jule