Fwd: [Oyunbaz:11622] rızk/ ekmek parası 2

0 views
Skip to first unread message

Guray Dincol

unread,
Feb 17, 2011, 5:18:51 PM2/17/11
to ekmek-...@googlegroups.com
juleden

---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: Jule Sievert <rooft...@googlemail.com>
Tarih: 17 Şubat 2011 18:53
Konu: [Oyunbaz:11622] rızk/ ekmek parası 2
Kime: tiyatr...@googlegroups.com


Selamlar, arkadaşlar!

İlk önce Ela'nın sözleri bakayım (onu anlamak gerçekten zor, almancası da çok belli değil çünkü):

s. 41: "Bu tabii çok saçma ..." - çeviri bana göre doğru; sanırım Ela günlerin azalan sayından bahsediyor. yani günler daha çok uzun  ama Ela için kendi hayat kurmak ve başarılı olmak için zaman azalıyor yaşladıkça doğal olarak.

s. 22: "Başkaları kendilerini..." - açıkçası ben de tam anlayamadım, ne kadar okursam, daha belli olmuyor; ama çeviri doğrudur, bence bu Ela'nın hiç bir zaman "in" olmadığını daha çok "out" olduğunu demek. ve aynı zaman "in&out" yersel anlamına geliyor.

ondan sonra yorumlara geleyim :) bu arada alman bir atasözü aklıma geliyor: "şeker ekmeği ve kırbaç" - yani hem tatlı söz hem de eleştiri.

ben sizin bu oyun sahneleyeceğinizden çok heyecanlıyım. oyunbaz tarzısına göre bu oyunda da çok müthiş "fotoğraflar" var - yani sahne ayarlamasının çok güzel görselliği var (uyanış, ayna, oturma, masa, rüya, dans sahneleri örneğin).

söylediğimiz gibi biraz daha netleştirelim ve hareketler daha amaçlı ve yönetilmiş kavuşturalım. özellikle acele koşmalarda.

Uyanış sahnesinde her söz veren bir hareket yapıyor. Diğerler hareketleriyle devam ediyorlar mı? Çünkü gittikçe herkes hareket yapıyor birinin konuştuğu zaman. belki bunu biraz daha ayırabilir miyiz? ya sadece konuşan kişi hareket yapıyor ya diğerler daha az, daha yavaş, hafifçe uyanıyorlar.

Banyodaki ayna sahnesinde, yani herkesin sırada aynanın önünde hazırlandığı zaman, yavaş bir müzik duyuluyor. bu müziğe hareketleri uyarlanmak olur mu? yoksa niye yavaş bir müziğin çalındığı anlaşılmıyor.

Nelke'nin metroda oturduğu zaman Gala'nın öbür tarafta oturması daha mantıklı olabilir, çünkü ikisi beraber metroda oturmuyor. ortada boş koltuk var mı? ya da sağ tarafta?

Ulrich, kızların Sesam'ın üstünde oturdukları zaman niye o da onların yanına gittiğini henüz anlamadım. çünkü ilk sahneler aynı ayna daha çok sol taraftaydı. onun oraya gitmesi için mantıklı bir sebep bulmamız lazım. kaç aynası var çünkü bu herifin?

Ve Ulrich trende oturduğunda diyor ki bağlantı olmamış gibi yapıyor ama aynı anda cep telefonu kullanıyor. başka bir hareket bulunmalı.

Diğer yorumlar sadece Ulrich ve Sesam'la ilgile, çünkü bana göre bu iki karakterin kişiliğini daha çok ele almamız gerekir.

Özgür, youtube'a bir bakar mısın? Stefan Raab ve TV Total diye bir şov var. Stefan Raab'a bir baksana, birkaç videolara. Ulrich çünkü inanılmaz özgüvenli biri. çok keskin söz ediyor, herkese ne kadar salak olduğunu gösteriyor - her zaman diğerlere dalga geçiyor. ama fazla. ve oldukça sıkıcı dalgalar. Duruşu çok kararlı ve düz. Yavaş yavaş kendinden sıkılıyor ama göstermiyor tabii. Hayatı bomboş olduğunu biliyor, ama dışarı tam tersi, kimse görmesin. o kendisine asla alay etmiyor, asla hayat çerçevesini değiştirmek istemiyor, o kadar "başarılı" olduktan sonra, kariyer merdivenin uçuna gittikten sonra. Ben senden daha çok "James Dean" ifadesini görmek istiyorum. James Dean'in onun hayalı olduğunu düşünüyorum. onun gibi "cool" olmak istiyor. Şu anda hala çok fazla entelektüelsin ve Ulrich'in kurduğu imajı sürekli kırıyorsun. Ama aslında kendini o kadar eleştirmiyor.

mesela: http://www.youtube.com/watch?v=eRSIvQMEu08

Mustafa, senin Sesamın ise az entelektüel :) onu daha entelektüel yapsana! aslında kendisi filozof sayılıyor. herkese hor bakıyor, çünkü onlar hiçbir şey anlamıyorlar, sahte hayatın peşinden koşuyorlar. Ve yavaş yavaş o da aynı hayatın peşinden koştuğunu, bu "başarılı" olanların biri olmak istediğini anlıyor ve gitgide kendinden nefret etmeye başlıyor. bu rolda onu hala çok dalgınmış gibi oynuyorsun, çok saf. ama bence o öyle değil. tabii, kendinle ne yapabildiğine, toplumda nerede durmak istediğine daha karar vermedi. ama o da bir "sisteme karşı hissi"/kararı.

ve çok somut bir soru: sence rüyayla kabus arasındaki fark ne?
ve bence senin için Gala'yla görüşme sahnesi en önemli sahne. çünkü ondan sonra "başarılı" olmaya karar veriyorsun ve Ulrich gibi konuşmayı başlıyorsun - biraz Dr. Jekyll and Mr. Hyde gibi. Ama bu iki yüzü görmek istiyorum. bu içindeki kavga.

evet, artık provamıza gitmeliyim.

öpüyorum herkesi.

Tşüs!

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages