KAZIM ÖZTÜRK
ÖZTÜRKÇE
e-mail:kazim_...@mynet.com
"MEMLEKETİN ÇOCUKLARI HAYALİ DÜŞMANLARLA BİRBİRİNE KIRDIRILDI."
Binlerce fidan hayatlarının baharında ya suçunu bilmeden hapislerde
yattı ya da idam edildi.
Aynı çorbaya kaşık sallayan kardeşler birbirine düşman edildi.
12 Eylül darbesinin mağdurları o dönemde yaşadıkları acıları şöyle
anlattı;
"Memleketin çocuklarını toy çocuklarını temiz çocuklarını hayali
düşmanla birbirine kırdırtacaksınız, onun üstüne saltanat sürecek
yıllarca kahraman edasıyla saltanat süreceksiniz. Bunu belki millet
affederdi bilmediğinden ama kesinlikle Yüce Mevla'nın affetmeyeceğini
biliyoruz."
12 Eylül darbesinin mağduru Muzaffer Üçyıldız o dönemde yaşananları
işte böyle özetliyor.
12 Mağduru Celal Bayrak ise o günleri, "Cezaevlerinde gerçekten çok
ağır işkenceler gördük biz. En normal olan ne? Mesela iki kişi sohbet
ederken biraz sonra isminiz okunuyordu. Aşağıya iniyordunuz en az on
beş asker ellerinde joplar! Jopun nerden geldiğini bilemiyorsunuz.
Biri iniyor biri kalkıyor."
İnsanın hatırlarken bile son derece ürpereceği şeyler yaşadık. Bir
Türk askeri değil, bir insanın bunu yapması mümkün değil. Bunlar
anarşist. Nasıl olsa bunlar anarşist içinden fareleri çıkartıyorduk
yemekten. Bilerek atılmış ondan sonra böcekler."
Zonguldaklı Çetin Yılmaz da mağdur olan binlerce insandan sadece biri.
12 Eylül mağduru Çetin Yılmaz, "4 Nisan Çarşamba günü Ankara'da 12
Eylül sorumluları hakkında açılan dava var. Ben de bu davanın
müdahiliyim. Bu davaya katılacağız." dedi.
Gözaltında gördüğü işkenceden dolayı 1 buçuk yıl sakat kalan Yılmaz
cuntacılardan hesap sorulmasını istiyor.
Çetin Yılmaz, "Kenan Evren darbeci ve cuntacı bir Cumhurbaşkanı olarak
değerlendirilebilmelidir. Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığından kazandığı
avantajları elinden alınmalıdır."
Yozgatlı Mehmet Torun o dönemde ülkenin kamplara bölünerek darbeye
ortam hazırlandığını söylüyor.
Acı dolu o günleri şöyle anlatıyor;
"O dönemde kavga ettiğimiz, birbirimize vurduğumuz, vurdurttukları
insanlarla, solcularla arkadaşız. Kardeş gibi geçiniyoruz. Geliyor
onlar bizim masamıza oturuyor, biz onların masasına oturuyoruz. Demek
ki bir suni kardeş kavgası yarattılar ve bu projeyi uyguladılar,
sonunda da ihtilali gerçekleştirdiler."
'Burada Allah yok, Peygamber tatile çıktı'
Diyarbakır Cezaevi'ndeki gardiyanların coplarında böyle yazıyordu...
12 Eylül askeri darbesiyle, Türkiye'de en insanlık dışı olayların
yaşandığı yer kuşkusuz Diyarbakır Cezaevi. Mardin Milletvekili Ahmet
Türk, Doğru Açı'da Belkıs Kılıçkaya'ya, 12 Eylül'de mahkum edildiği
Diyarbakır Cezaevi'nin, 12 Eylül'ün iç ve dış dünyasında neleri
değiştirdiğini anlattı.
Habertürk Gazetesi'nin haberine göre, Ahmet Türk, Diyarbakır
Cezaevi'ni Nazi kamplarına benzetti...''Çok film izledim, İkinci Dünya
Savaşı'na ve Naziler'e dair. Size samimiyetle söylüyorum, o kamplarda
insanları aç bırakmışlar, yok etmişler ama Diyarbakır Cezaevi'nde
yaşananlar daha ağırdır. Pislik içindeki betonun üzerinde ısınmak için
sırt sırta verirdik. 24 saat işkence vardı. Gardiyanların ellerindeki
sopalarda 'Allah yok Peygamber tatile çıktı' yazardı" sözleriyle
cezaevindeki işkenceleri anlattı.
Cezaevinde yaşadığı bütün insanlık dışı bu muameleye karşılık,
''Allah'ım canımı al'' dediğini ama bir kin ve hınç duygusuyla
çıkmadığını anlattı. ''Lağım üzerinde yattık, 56 marş ezberlemiş
olarak çıktım. Dışarı çıktıktan sonra aylarca akşamları marşları
tekrarladım, tekrar girersem hiç olmazsa marşlar hazır olsun diye''...
Türk, cezaevinden çıkışta çok kimsenin artık davasına daha sıkı sıkı
bağlanarak bir mücadeleye geçtiğini söyledi. 12 Eylül'ün ve 12 Eylül
dönemi cezaevlerinin Türkiye'deki bütün siyasi görüşlerden insanlar
üzerinde değişik tezahürlerini izlediğini anlatan Ahmet Türk,
''Ülkücülerden de, cezaevinden çıktıktan sonra siyasi duruşunu gözden
geçiren insanlara rastladım'' dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi'nden siyasete atılan ve milletvekili seçilen
Ahmet Türk 12 Eylül darbesinin sadece Kenan Evren üzerinden değil,
dönemin bütün aktörleriyle ele alınması gerektiğini buna karşılık
mahkemede müdahil olacağını söyledi. Türk, "Evet, darbede sağcılar
solcular büyük acılar çekti ama esas büyük acıyı Kürtler çekti" dedi.
Bir dönem sona erdi! Darbecilerin yargılanmasına dün başlandı. Keser
döndü sap döndü, gün geldi hesap döndü! İnsanlara-ırkı, milliyeti,
inancı, mezhebi ne olursa olsun- işkence edenler mutlaka günün birinde
cezasını buluyor, bulmalı da! Allah boşuna; "kul hakkı ile karşıma
gelmeyin" demiyor.
Yalnız, sadece Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya ile sınırlı tutulmamalı
bu yargılama. O dönemde kimler var idiyse, kimler bu zulme ortaklık
yaptılarsa hepsi mahkemeye çıkmalı, hesap vermelidir. Güzel şeyler
oluyor! Ülkemde demokrasi rüzgarları esiyor! (04 NİSAN 2012)