KAZIM ÖZTÜRK
ÖZTÜRKÇE
e-mail:
kazim_...@mynet.com
GERİ KALMIŞ KAFA!
Adam uzay bilimleri fakültesinde, hem de prof! Uzay bilimleri ne
yapar? Hangi işle uğraşır? Amacı nedir? Eline fotoğraf makinesi alıp;
başı örtülü öğrencilerin resmini çekip kapıdan kovmak mı? Yoksa
geleceğin uzay bilimi adamlarını yetiştirmek için yoğun çaba harcamak
mı?
Ba kadar hınç, bu kadar öfke, bu kadar hazımsızlık neyin nesi? Hangi
çağdasın behey adam? Başı örtülü olanlar insan değil mi? Bunlar bu
vatanda yaşamıyor mu? Aynı şey senin kızına yapılsa ne yaparsın? Hiç
empati kurdun mu? Senin gibi yapmıştı Fransızlar da Kahraman
maraş'ta!
Erzurum'da Nine hatunlar, Kastamonu'da Şerife bacılar, kara Fatmalar...
daha nice kahramanların hepsi başı örtülü ve dindar idi ve de savaşta
kullanılacak mermi ıslanmasın diye çocuğunun üstüne örttüğü
battaniyeyi mermilerin üstüne örtecek kadar vatan ve millet için
kahramanca mücadele etti! Sahi sen, Sütçü İmam'ı bilir misin? Gazi
Antep Savunmasındaki Şehit Kamil'den haberin var mı? Çanakkale
savaşını nasıl kazandık hiç tarihe baktın mı? İlk TBMM'nin kuruluşunu
inceledin mi?
Gerçekten sana acıyorum Prof.(!) aynı senin gibi yapmıştı bazı geri
kalmış zihniyete sahip olanlar! Çok değil, yakın bir zamanda ülkede,
savaş çıksın, insanlar birbirini kırsın, kardeş kanı aksın, mezhep
kışkırtmalarıyla ülke iç savaşa sürüklensin, kaos oluşsun, milletin
seçtiklerini darbeyle indirelim, halkın tepesine vuralım, dinini,
imanını rafa kaldıralım, ezanı susturalım, kur'anı yasaklayalım,
İHL'lerin önünü keselim, ülkeyi ateizmin kocağına atalım, insanları
fişleyelim, namaz kılanları, eşi başörtülü olanları işinden atalım,
sermayeleri renklere ayıralım, "devletin malı deniz yemeyen domuz"
anlayışıyla ülke hazinesini tarumar edelim... diyenler çıktı! Ne oldu?
Onların akıbetinden haberin var mı? Sen hiç kul hakkı, insan hakkı
nedir bilir misin?
Sana en iyisi şu şiirler en iyi cevap olur diyorum ve senin için
sözümü israf etmek istemiyorum;
Ey Mevtâ!
Düne kadar aboneydin harama;
Hep derdin ki: '' Sözüm geçer parama.''
Şimdi musallada, boşa arama;
Banka vezneleri yok tabutların,
Söyle, biraz avans versin putların! .
Tapular bıraktın, valiz dolusu,
Vârisler şimdiden, kurdular pusu.
Niye getirmedin? Hayret doğrusu;
Gerçi, bagajları yok tabutların,
Bir taksi tutardı, sana putların...
Ahlâk felsefende, çağdaşlık maşa,
Üçbeş fâhişeyle, güreştin başa.
Haydi.. Bu gece de, kaçamak yaşa;
Gümüş şamdanları, yok tabutların,
Söyle, birkaç mum getirsin putların! .
Hep aşkta kazandın (!) , verdin kumarda,
''Dolaşmalı'' derdin, ''rakı damarda''
Biraz ayıldın mı bu son şamarda?
Amerikan barı, yok tabutların,
Söyle de cin tonik versin putların! .
Nerde şimdi, beş yıldızlı oteller?
O hüzzam faslına, dem tutan teller?
Nerde, o rakseden incecik beller?
Dansözü, şantözü yok tabutların,
Zil takıp oynasın, şimdi putların! .
Yaşarken, sen de bir saplantı vardı;
Minâreler, sanki sana batardı.
Hele sabahları, tepen atardı;
Gördün ya.. Konforu yok tabutların,
Söyle de, bir döşek sersin putların!
Hani.. "Kur'ân" diyen, sence yobazdı,
Hani.. O yobaza, her zulüm azdı.
Az önce mezarcı, yerini kazdı;
Tahliye kapısı, yok tabutların,
Söyle de bir avukat, tutsun putların.
Ne kadar büyüktü dindara kinin.
Hacıya, hocaya uzardı dilin.
Konuşsana mevtâ! Bitti mi pilin?
Oksijen tüpleri yok tabutların,
Söyle de bir nefes versin putların.
''Uyandım'' diyorsun, lâkin boşuna;
Gördün.. Bakmıyorlar hiç göz yaşına
''Ey mevtâ! . Kaldın mı, yalnız başına ''
İmdat düğmeleri, yok tabutların,
Üzülme.. Kurtarır (!) seni putların. (Cengiz Numanoğlu)
(18 MAYIS 2012)