EĞİTİMCİ
unread,Jan 24, 2009, 8:30:01 AM1/24/09Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to EĞİTİMCİ
Güzel bir Gazze Projesi
2009 Yılına girdiğimiz şu günlerde büyük bir katliam yaşanıyor. Masum
insanlar, çoluk çocuk bakılmaksızın mermilere hedef oluyor. Mimsiz
medeniyetin temsilcileri olaya tek taraflı bakarak adeta yapılan zulmü
alkışlıyor.
"Zalimler için yaşasın cehennem" diyen Bediüzzaman ne kadar haklı.
Eğer cehennem ateşi olmasa bunca zulüm varken insan nasıl ayakta
kalabilir.
Bu zulüm bütün Müslümanlara ders olmalıdır. Küçük menfaat
çatışmalarını bir kenara bırakıp birlik ve beraberliğe koşmak her
zamankinden daha öncelikli bir hal almıştır.
Müslümanlar çoluk çocuk boğazlanırken para pulun ne önemi olabilir ki?
Eğer hala üç kuruşluk dünya metaı için cinayetler gözden kaçırılırsa
bunun hesabını Allah sormayacak mı?
Bundan yıllarca önce, yine bir İsrail saldırısından sonra Müslüman
devletler bir araya gelmiş "İslam Konferansı Örgütünü" kurmuştu. Bir
musibet, büyük bir hayra vesile olmuştu. Şimdi de bu Gazze Katliamı
büyük bir hayra vesile olabilir. Nasıl mı? İsterseniz dinleyin.
Ortadoğu ve özellikle de Müslüman coğrafyası "siyah altın" adı verilen
büyük bir hazine ile doldurulmuştur. Petrol, özellikle Arap
kardeşlerimizin elinde büyük bir silah haline gelmiştir. Nitekim
1970'li yıllarda petrol krizi sonunda batının sömürge çarkları bir
müddet durmuş onların yeni bir pozisyon almalarına neden olmuştu.
Bugün dahi alternatif enerji kaynaklarının çok pahalı olması nedeniyle
petrol hala en büyük silahlardan biri olarak önemini korumaktadır.
1997 Yılında "Uluslar arası İlişkilerde Petrolün Rolü" isimli bir
mastır tezi hazırlamıştım. Tezimin konusu; petrolün bir silah olarak
kullanılması ile ilgiliydi. Bu konu hala önemini korumaktadır.
Petrol hala bir silah olarak kullanılabilir. Hele hele dünyanın içine
düştüğü ekonomik kriz nedeni ile şu anda çok etkili bir silah olduğu
şüphesizdir. Bununla birlikte petrolün silah olarak değil, medeniyet
projesi olarak sunulabilme imkânı da vardır.
Birleşik Arap Emirlikleri, milyarlarca dolar harcayarak denizi
doldurup son derce lüks evler yaptılar. Bilmiyorum bunları iyi
pazarlayabildiler mi? Fakat çoğu israftan ibaret olan bu proje yerine
daha güzel şeyler yapılamaz mı?
Mesela şu barbar İsrail'in yakıp yıktığı Gazze bir Monako Krallığı
gibi olamaz mı?
Lütfen bu düşünceye ucube bir proje diye bakmayın. Zira Gazze kentinin
bulunduğu coğrafya çok stratejik ve önemli bir noktada bulunmaktadır.
Asya-Avrupa ve Afrika'nın tam da kesiştiği bir noktada hem de
Akdeniz'in kenarında bulunmaktadır.
Yaklaşık Monako Krallığı kadar bir toprağa sahiptir. Fakat nüfusu 30
bine bedel 1,5 milyon kişidir.
Monako, Fransa'nın güneyinde İtalya'ya yakın bir yerde bulunmakta,
kumarhane ve sefahat özellikleri ile meşhur olmuş bir devlettir. Gazze
ise binlerce yıldan beri en üstün medeniyetlerin kurulduğu bir
coğrafyada bulunmaktadır. Çok yüksek bir nüfusu küçük de olsa bir
toprağı ama hepsinden önemlisi Müslüman medeniyetinin tam göbeğinde
bulunmaktadır.
Birleşik Arap Emirliklerinin harcadığı paranın belki yarısı ile
Monako'dan çok daha güzel bir şehir kurulabilir. Üstelik burada
sefahat ve rezilliklerin yaşandığı kumarhaneler değil kültür ve
medeniyetin buluştuğu bir toplantı merkezi olma şansı vardır.
Monako benzetmesi kasıtlı olarak kullanılmıştır zira bu konuda kafa
yormak için birçok benzetmeler yapılabilir, argümanlar
geliştirilebilir. Aksi için hiçbir neden ileri sürülemez.
Ayrıca bu proje için Türkiye öncülük edebilir. Zira elimizde her türlü
imkân, bilgi ve tecrübe mevcuttur.
Lütfen 95 yıl önce yapmış olduğumuz hatayı tekrarlamayalım. Hani ne
diyordu ulus devlet kurmak isteyenler? Arap topraklarımın da işimiz
ne? Tek bir halkı olan başka milletlere yer vermeyen ırkçı düşünce
bizi ne hallere düşürdü. En büyük zenginliğimizi ırkçılık belası
yüzünden kaybettiğimiz yetmiyormuş gibi teröre hem kanımızı hem de
canımızı verdik.
Lütfen şu ulusalcılık anlayışını artık bir kenara koyalım. Çağ dışı
kalmış bu düşünceye artık bir son verelim. Yoksa tüm dünyanın önünde
rezil olacağız...
Evet, güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından lezzet alır.
Ben olaylara bu bakış açısı ile bakmaya çalışıyorum. Bu sayede ümidimi
kaybetmediğim gibi geleceğe şevk ile bakabiliyorum. Ama diğer
kardeşlerimiz olaylara sanki zulüm devam edecek ve cehennem yok imiş
gibi karamsarlık ve yeis içinde bakıyorlar. Hâlbuki Kahhar'ı Zülcelâl
olan Allah'ın azabı çok şiddetlidir. Masum kardeşlerimiz belki 50-60
yıllık dünya hayatını kaybediyor lakin şehit ve gazi olduklarından
kolayca Cennet gibi bir hayatı kazanıyorlar. Aslında onlara acımak
yerine kendi halimize acıyıp iman hastalığı için devalar aramamız
gereklidir.
Öyle veya böyle zaman süratle akıp geçiyor. Bir bakmışız ki ecel
cellâdı bizi de yakalamış. Rabbimden cümlemize imanla ölmeyi nasip
etmesini diliyorum...
Vehbi HORASANLI
19 OCAK 2009