EĞİTİMCİ
unread,Jan 24, 2009, 5:39:23 PM1/24/09Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to EĞİTİMCİ
ERGENEKON NUMARALARI
Ergenekon davası gündemin en önemli maddesi. Mahalli seçimler ve diğer
gündemler unutulmuş durumda. Bu, aslında iç gündem açısından kötü bir
şey değil. Çünkü ülkenin en birinci konusunun Ergenekon olması
gerekiyor zaten. Ancak iyi olmayan, kendini aydın, demokrat, ulusalcı
zanneden, üniter devleti savunanların çelişkileri ve iki
yüzlülükleri.
Susurluk şebekesinin çökertilmesi için bir zamanlar, "sürekli aydınlık
için bir dakika karanlık" sloganı ile gayet anlamlı biçimde akşamları
ışık yakıp-söndürme eylemlerini organize edenler, şimdi tam aksine
hareket ediyorlar. Sanki şimdi "Ergenekon deşifre olacağına sürekli
Susurluk olsun" telaşı içindeler.
Devekuşu siyaseti:
Evlerden, tarlalardan sayısız cephaneler ve patlayıcılar çıkıyor. Hâlâ
gözlerini kapatıyorlar. Bunlara sormak ve hatırlatma gerekiyor.
İstanbul'da HSCB binasını havaya uçuran patlamada kaç kişi ölmüş, ülke
nasıl bir ortama girmişti? Ankara Ulus'ta Anafartalar Çarşısı
patlatıldığında ne kadar insan ölmüştü ülke nasıl bir ortama girmişti?
Danıştay saldırısını yoksa unuttunuz mu? Uğur Mumcu'lar, Ahmet Taner
Kışlalı'lar, katledildiğinde ülke nasıl bir sürece sokulmuştu? Bunları
bilmiyor musunuz yoksa? Ya da işinize mi gelmiyor hatırlamak? Yılbaşı
gecesi Ankara'da yedi genç doğalgazdan zehirlenerek öldüğünde haklı
olarak ne kadar önem vermiştiniz! İstanbul Tavukçuderesi'nde küçük
Dilara hayatını kaybettiğinde aylarca kampanyalar yapılmıştı.
Bu cephane ile kaos oluşturulacaktı:
Bu kazılardan çıkan patlayıcılarla kaç insanın canına kıyılır, ne
kadar maddi tahribat yaşanır, ülke nasıl bir kaos ortamına sokulurdu?
Bunu bilmiyor musunuz? Yoksa öyle olmasını mı istiyorsunuz?
Bu hain planları ortaya çıkaran, MİT'e, polise, savcılara, mahkemelere
minnet borcumuz olduğunun ifadesi olarak teşekkür gerekirken hakaret
ve tenkit yaparak kimlere yaranmak istiyorsunuz? Acaba siz bu milleti
mi düşünüyorsunuz, yoksa bazı odakların veya yabancı gizli servislerin
amaçlarına mı hizmet ediyorsunuz?
Eleştiriye bakın. Saygın insanlar suç işlemezmiş, saygın insanların
evi aranmazmış, saygın insanlar göz altına alınmazmış. Bu emekliler
mi darbe yapacakmış. Bu silahlarla darbe olmazmış. Bir kere
kastettiğiniz kişilerin millet nazarında ne kadar saygın olduğu bir
yana; bu millet, şimdiye kadar çektiği bir çok sıkıntıyı da saygın
zannettiği kişilerin elinden çekti. Unutmayın efendiler, bankaları
hortumlayanlar, yolsuzlukları, yapanlar, darbeleri gerçekleştirenler,
bu ülkeye demokrasiyi ve özgürlükleri sokmamak için mücadele edenler
sizin hep o "saygın" adamlarınızdı. Millet bunları unuttu mu
zannediyorsunuz?
Maksat darbe ortamı sağlamak:
Bir kere öyle anlaşılıyor ki, ortaya çıkarılan cephaneleri gömenlerin
amacı darbe yapmak değil. Yıllardır uğraşıp, provokasyon
gerçekleştirip de darbe yaptıramadıkları TSK'yı darbeye zorlamaktır.
Ordunun darbe yapması için zemin ve ortam hazırlamaktır. Şu ana kadar
çıkarılan patlayıcılarla da ülke, böyle bir ortama ne ala
hazırlanabilirdi.
Kaldı ki bu patlayıcıların önemli bir kısmını çok önceleri değil daha
birkaç ay önce gömülmüş oldukları anlaşılıyor. Bu patlayıcıların Mart
sonunda yapılacak seçimler öncesinde kullanılarak, yapılacak çeşitli
suikast ve eylemlerle birkaç ay içinde ülkede darbe zemini
hazırlayacakları anlaşılıyor.
TSK oyunun farkında:
Ama burada yanıldıkları bir nokta var. TSK bu ayak oyunlarının
farkında artık. Ve bu numaraları yutmuyor, bu işlere karışanlara
kurumsal destek vermiyor. Aksine bu kirli işlerle uğraşanların ortaya
çıkarılıp cezalandırılması ve Türk ordusunun milletinin çıkarlarına
hizmet dışında başka amaçlar uğruna kullanılmaması için uğraş veriyor.
Ancak TSK içinde Ergenekon türü karanlık işlere bulaşanların var
olduğu ortada. Şimdi bunlar temizleniyor.
O sebeple Ergenekon, Genelkurmay Başkanı ve komutanlardan rahatsız
olmalı ki onları da takip edip fişlemişler. Ergenekon'un ayrıca yüksek
yargıdakileri ve siyasetçileri de çok sıkı takip edip fişledikleri
anlaşılıyor.
O sebeple tüm kurumlar kendilerine çeki düzen vermeli. Göz yumarlarsa
bir süre sonra bu yapıların nasıl kendilerine döneceğini görmeliler.
Bu kirli olaylar ve yapılanmalar ortaya çıktıkça birlerinin iddia
ettiği gibi kurumlar yıpranmıyor. Aksine milletin, kurumlara olan
güveni daha da artırıyor. Kurumlar, pis işleri örttükçe yıpranıyor.
MHP'nin duruşu:
Ergenekon operasyonuna gönüllü avukatlık yapan CHP konuştukça batıyor.
MHP ve Genel Başkan'ı Devlet Bahçeli ise son derece önemli ve saygın
bir duruş sergiliyor. Ergenekon operasyonunu yapanları tebrik ediyor.
Bu destek çok önemli. Türkiye'deki kirli yabancı servis
yapılanmalarının temizlenmesi konusunda ve bazı siyasi oyunların,
numaraların deşifre edilmesinde Bahçeli ve MHP son yıllarda hep kilit
rol oynadı. Şimdi de onu yapıyor.
YARSAV Yargıtay adına mı konuşuyor?
Diğer bir konu Yargıtay'ın çelişkisi. Yargıtay Başkanı Hasan
Gerçeker, ihsas-ı rey olmasın diye açıklama yapmayacaklarını söylüyor.
Ama Yargıtay'dan bir grup, yürütülen bir soruşturmaya maruz kalan bir
zanlıya evinde kurumsal bir ziyaret yapıyor. Ayrıca kendisi de
Yargıtay savcısı olan bir dernek başkanı, Yargıtay salonunda siyasi
konuşma yapıyor. Acaba Yargıtay, kendisinin söylemek isteyip de
söyleyemediklerini Ömer Faruk Eminağaoğlu'na mı söyletiyor? Şimdi bu
ihsas-ı rey olmuyor mu?
CHP=DTP oldu:
Sözüm ona üniter yapıyı, ulus devleti savunduğunu iddia eden CHP'nin
Grup Başkan Vekili Kemal Kılıçdaroğlu, bölücü terör örgütü liderini
operasyondan kurtaran, örgüte akıl hocalığı yapan terörist başını
alenen öven bir adama nasıl sahip çıkar? Onu tutuklayan savcılar,
polis ve hakimlere neden saldırır? Böyle bir durumu ne ile izah etmek
gerekiyor? Üniter devleti savunmak ülkeyi bölmeye çalışan terör örgütü
liderine ve akıl hocalarına sahip çıkmak mıdır? Eğer öyle ise DTP de
bunu yapıyor. DTP'yi neden eleştiriyorsunuz o zaman? CHP'nin DTP'den
bir farkı kalıyor mu?
Öte yandan adli sürecin çok uzadığından şikayet ediliyor. Halbuki bu
olay çok geniş ve çok derin bir olay. Tüm boyutları ortaya konulmadan
yapılacak yargılamada çeşitli sakatlıklar da olabilir. Eğer alelacele
bir adli süreçle yargılama yapılsaydı, kimsenin şüphesi olmasın ki,
şimdi geç kalındığından şikayet edenler, o zaman alelacele yanlış
kararlar verildiğinden şikayet edeceklerdi. Çünkü bunların amacı adil
bir yargılama ile suçluların cezalandırılması değil. İşbirliği içinde
oldukları veya gönül bağı taşıdıkları, manevi destek verdikleri
kişilerin adaletin elinden kurtarılmasıdır.
Unutmayalım ki ülkeyi bir kaos ortamına çekmek için planlanmış olan
Danıştay saldırısı davası tüm uyarılara rağmen yangından mal
kaçırılırcasına alelacele yapıldı ve olayın bağlantıları ve diğer
boyutları ortaya konulmadan karar verildi. Sonra ne oldu? Bu yanlış
süreç Yargıtay'dan geri döndü ve şimdi dosya Ergenekon davası ile
birleştiriliyor. Hadisenin boyutlarının nerelere vardığını ilerleyen
dönemlerde göreceğiz. Dolayısıyla Danıştay davasında mahkemenin
alelacele karar vermiş olması, adalet üzerindeki kuşkuları arttırıyor.
Ergenekon davasında bu tür kuşkulara yer vermemek için adli sürece
daha çok dikkat edildiği görülüyor. Ama belli kesimler, savcılara ve
mahkemelere baskı yaparak hata yaptırma ve dolayısıyla daha sonra
Yargıtay aşamasında adamlarını kurtarma gayreti içindeler.
Unutmayalım. Artık bu numaralar tutmuyor.