EĞİTİMCİ
unread,Jan 6, 2009, 5:35:59 PM1/6/09Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to EĞİTİMCİ
Muharrem Ayı
Hicri-Kameri yılın ilk ayı.
Hicri tarih, Hz. Muhammed (s.a.s.)'in Mekke'den Medine'ye hicretiyle
başlar. Ancak takvim başlangıcı olarak bu tarih, Hz. Ömer devrinde
kabul olunmuştur. Ondan önce arapların belli bir tarihi yoktu. Bazı
önemli hadiseleri (Hz. İbrahim'in ateşe atılışı, Fil vakası vb.)
tarihe başlangıç olarak gösteriyorlardı.
Hicretten on altı yıl sonra (638), dönemin halifesi Hz. Ömer'in
emriyle Medine'de bir meclis toplanarak, tarih meselesine bir çözüm
bulunması istendi. Hz. Ali'nin teklifi ve mecliste bulunanların kabulü
ile Hz. Muhammed (a.s)'in hicreti, İslâm tarihine başlangıcı ve
Muharremin de bu yılın ilk ayı olması kararlaştırıldı. Böyle bir
uygulamanın konulmasına sebep olarak şu iki husus gösterilmektedir.
Hz. Ömer devrinde ibraz edilen bir borç senedinde ödeme için vâde
tarihi olarak gösterilen Şaban ayının, geçen yılın mı yoksa gelecek
yılın mı olduğu kestirilememişti. Ayrıca aynı dönemde Basra valisi
olan Ebu Musa el-Eş'arî'den gelen bir yazıda; Hilâfet makamından
gönderilen kâğıtların hangisi önce hangisi sonra olduğu ve hangisinin
hükmüyle hareket edilmesi gerektiğinin bilinmediği cihetle, bu sorunun
acilen halledilmesi isteniyordu. Bu nedenlerle Hicret İslam tarihine
başlangıç teşkil etmişti.
Hicrî-Kamerî yıl, on iki aydır. İlk ayı olan Muharrem ile birlikte
Receb, Zilkade ve Zilhicceye Araplar "eşhur'i hurum" adı verir ve bu
aylarda savaştan ve anarşiden uzak dururlardı.
Hz. Muhammed (s.a.s), bu ayın dokuz, on ve on birinci günleri oruç
tutmayı ashabına tavsiye etmişti. Peygamber Efendimiz buyurur ki:
"Ramazan orucundan sonra, tutulan oruçların en faziletlisi Allah'a
izafet ile şereflendirilen Muharrem ayındaki oruçtur" (Riyazü's-
Sâlihin, II, 504). Diğer hadislerde, Muharrem ayının onuncu gününe
rastlayan ve pek çok önemli olayın cereyan ettiği "Aşûra günü'nde
tutulan orucun, bir yıl önce işlenen hata ve günahların bağışlanmasına
vesile olacağı müjdelenmiştir" (Riyâzü's-Salihin, II, 509).
Emevilerin ikinci hükümdarı Yezid zamanında ve hicri 61/milâdi 680
yılı Muharrem ayının onuncu cuma gününde vuku bulan Hz. Hüseyin'in
şehadeti meselesinden dolayı Şiilerce o gün matem günü sayılmış ve bu
matem daha sonraları geniş çapta ve resmi bir hüviyete bürünmüştür.
Aşura günü denilen Muharrem ayının onuncu gününde, tarihte pek çok
önemli olayın meydana geldiği rivayet edilmektedir. Bunlar arasında şu
olayları saymak mümkündür: Nuh (a.s)'un gemisinin tufandan kurtulup
Cudi dağının tepesine oturması bu güne rastlar. Bilindiği gibi bu
olay, Hz. Nuh'a inananların bir gemi vasıtasıyla kurtulduğu ve
inkarcıların da bütünüyle yok olup gittiği bir olay olmuştu. Bunun
yanında, Hz. Adem'in tevbesi, Hz. İbrahim'in ateşten kurtulması ve Hz.
Yakub'un oğlu Hz. Yusuf'a kavuşması bu güne rastlar. Öte yandan
Muharrem ayının onaltıncı günü Kudüs'ün kıble tayin edildiği ve on
yedinci günde Fil ashabının geldiği gün olduğu nakledilenler
arasındadır.
Muharrem ayının Osmanlılar devrinde de ayrı bir yeri vardı. Bu ay
dolayısıyla şairlerin yazdığı ve "Muharremiye" adı verilen manzum
şiirlerin sayısı oldukça kabarıktır. Ayrıca yeni sene başı olması
hasebiyle bu ayda, devlet erkanı, padişahın huzuruna çıkarak yeni yılı
tebrik eder ve padişahın "Muharremiye" denilen hediyelerini alırlardı.
Muharrem ayı Osmanlı arşivlerinde "Muharremü'l-Haram" şekliyle
geçmekte ve kısaca "mim" rumuzuyla gösterilmektedir.