Şarap-sanat bir arada

1 view
Skip to first unread message

Yasin Özbekar

unread,
Dec 13, 2009, 12:47:32 PM12/13/09
to SDÜ_Egirdir_Sarap Ürt. Tekn.
Burhan Doğançay'ın resimleriyle süslenen şarapların tanıtımı Sunset'te
düzenlenen özel bir davette yapılmıştı.


Yıl 1945'ti. Avrupa'yı kana bulayan Naziler nihayet yenilmiş, altı yıl
süren korkunç savaş müttefik kuvvetlerin galibiyetiyle sona ermişti.
Alman işgalinden henüz kurtulan Fransa, yaralarını sarmaya yeni
başlamıştı. "Düşen" Paris yerine ülkeye bir süre başkentlik de yapan
Bordo'nun bağcıları ise çifte sevinç yaşıyordu. Bağbozumu mükemmeldi,
şaraplar olağünüstü güzellikte olacaktı.
Direniş hareketine katılan ve Nazilere karşı yeraltı örgütünde
çarpışan ünlü şarapçılardan Baron Philippe de Rothschild de ortaya
çıkmış ve sahibi olduğu Chateau Mouton Rothschild'in başına geçmişti.
Hem ülkesinin kurtuluşunun, hem bir Musevi olarak canını kurtarmış
olmanın, hem de Tanrı'nın bir hediyesi gibi gelen bağbozumunun
coşkusunu o yılın şarabının etiketine yansıtmak istedi. Ve dostu
ressam Philippe Jullian'dan "Zafer" anlamına gelen Victory kelimesinin
baş harfinin yer alacağı bir resim istedi. O yılın şarabını da o
resimle etiketledi...
"V" harfinin barış sembolü defne dallarıyla çevrelendiği desenli bu
şişe, tarihin en değerli şarapları arasında. Mouton Rothschild 1945
hâlâ mükemmel bir lezzette ve çok da az sayıda kaldığı için
müzayedelerin en aranan şarabı. Bu şarap, etiketleri her yıl bir
ressama yaptırma geleneğini başlatan rekolte olduğu için de ayrı bir
tarihi değere sahip. Her bir yılının etiketlerini Picasso'dan
Matisse'e, Miro'dan Kandinsky'ye dünyanın en ünlü ressamlarının
desenlerinin süslediği Mouton'lar, şarap ve sanat birlikteliğinin de
zirveleri.

Deniz ürünü yanında kırmızı
Çarşamba günü öğle saatlerinde, uzaktan uzağa bu şarapla bakışarak,
bir başka ressamın resimlediği üç şarabı tadıyoruz. Yer, Ulus
sırtlarındaki panoramik Boğaziçi manzaralı Sunset Restaurant.
Sunset'in ünlü kavında, Uzan ailesinin kavından müzayedeyle alınan
1945 Mouton, 20 bin liralık fiyatıyla satılmayı değil adeta
satılmamayı bekliyor ve kavın kralı olarak özel muhafazalı ahşap
dolabında baş köşeyi şereflendiriyor. Tattıklarımız ise elbette onun
kıratında değiller ama yine de çok iyiler ve ve şarap ile sanat
birlikteliğinin inceliğini sunuyorlar.
Restoranın Japonya'dan transfer ettiği ünlü şefi Hiroki Takemura'nın
Çanakkale'den gelen deniz kerevitiyle yaptığı saşimi eşliğinde, Sunset
Dreamin' New Moon'u tadıyoruz. Bu 2006 rekoltesi şarap Malbec,
Cabernet Sauvignon, Syrah, Merlot ve Karalahna üzümlerinden yapılmış.
Yumuşak içimli, armonik ve bir o kadar da kişilikli. Hafif içimli bir
kırmızıyla bir deniz ürününün pekâlâ iyi de gidebildiğini görüyor, bir
yandan da restoranın sahibi Barış Tansever'e kulak veriyoruz:
"Burhan Doğançay ile geçen yıl bir işbirliğimiz olmuştu, onun
desenlerini süsleyen sınırlı sayıdaki tabağı Doğançay Müzesi yararına
satışa sunmuş, bir yandan da satın alarak restoranımızda servis tabağı
olarak kullanmaya başlamıştık. Burhan bey bu işbirliğinden memnun
olmalı ki, Sunset için özel yaptıracağımız şarapların etiketlerinin
resimlerinden detaylarla etiketlenmesine izin verdi.
Eşim Alize'nin ailesi ünlü Aral şaraplarının kurucuları ve Bozcaada'da
çok geniş bağların sahipleri. Corvus yıllardır bu asırlık bağların
üzümlerini kullanıyordu. Corvus'tan bu bağların üzümlerini de
kullanarak iddialı üç çeşit şarap yapmasını rica ettik. Ve Sunset
Dreamin böyle doğdu..."

Yıllarca bekletilecek bir şarap
Mürdüm eriği kokulu hafif "Yeni Ay"dan sonra, yoğun ve tanenli "Yarım
Ay"a, Half Moon'a geçiyoruz. Güçlü ama rafine bu şaraba da Hoisin
soslu fırınlanmış ördek eşlik ediyor. Ördek enfes, ilkinden daha
gövdeli olan bu şarap da iyi yakışıyor. Ama asıl sürpriz üçüncü
şarapta, Dolunay, yani Full Moon'da. Restoranın yakası bir general
gibi üzüm ve tirbüşon nişanlarıyla dolu tecrübeli someliyesi Süleyman
Şen, şarabı karaftan dev bardaklara aktarırken, "İkinci şarabı iki
saat önce karafa alıp dinlendirmiştim. Bu şarap ise çok yoğun gövdeli
ve henüz biraz sert, onun için sabah 08.30'da karafa aktarıp uzun süre
havalandırdım" diyor.
Şarap yine de bana mısın demiyor. Yabanıl ve tok; is, tütün ve baharat
kokularına kuru et, deri ve trüf mantarı çağrışımları eşlik ediyor.
Bozcaada'da şimdiye dek çıkan belki en zengin şarap. Tabağımızdaki
kuru dinlendirilmiş kaz ciğerli ızgara antrikota Güney Amerika sosları
eşlik ediyor ama bu güçlü yemek bile şarabın altında biraz eziliyor.
2005 Full Moon en az beş yıl sonra içilmeli...

Sadece restoranda bulunuyor
Sunset bu şarapların ilk ikisinden 1000'er, üçüncüsünden de 500 şişe
yaptırmış. Üçlü ahşap kutulara konan ve sanatçı tarafından imzalanan
100 şarap setinden 60'ı Doğançay Müzesi yararına restoranda 1000'er
liradan satılmış. 40 şişe de yine müzeye armağan edilmiş.
Sayıları iyice azalan şaraplar, ancak Sunset'te içilebiliyor veya
restorandan alınabiliyorlar. New Moon 120 liraya içiliyor, 85 liraya
da satın alınıyor. Half Moon'un servis fiyatı 150, satış fiyatı ise
105 lira. Bir şişe Full Moon'u ise Sunset'te 250 liraya
açtırabiliyorsunuz. Yanınıza da almak isterseniz, 175 lira...
Şarap ile sanat, son zamanlarda sıkça yan yana geliyor. Kavaklıdere
Primeur şaraplarının etiketleri için her yıl bir yarışma açıyor ve
kazananın çalışmasını ekitetinde kullanıyor. Akın Öngör'ün Selendi'si,
her rekolte ünlü bir ressamımızın resmiyle etiketleniyor...
Şaraphanelerimizi Kaliforniya'daki gibi rölyefler, bağlarımızı
Bordo'daki gibi heykeller süslemese, şarap tesislerimizde İtalya'daki
gibi resim sergileri açılmasa bile bu da az gelişme değil...
Şarabın dış dünyası artistik yaklaşımlarla bezendikçe kendisi de
artistik dokunuşlarla yapılacak, şaraplarımız daha da güzelleşecek,
zarifleşecek, zenginleşecek. Bütün bunlar da bir yana, uygarlığın bu
en güzel ve sağlıklı içkisini yudumlamak, daha keyifli bir hale
gelecek...
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages