Edip Yuksel
unread,Feb 16, 2009, 12:27:27 AM2/16/09Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to yuksel
Edip Bey'e [Eleştiri]
13 Şubat 2009
Murat Erdoğanlı:
1996 Yılından itibaren Türkiye gündeminde yüksek sesle dile
getirilmeye başlanmış olan 19 hareketi, şu gün içinde bulunduğumuz
2009 yılı itibariyle tamamen bozguna uğramış bir duruma gelmiştir.
Bakiye tamamen tarihin çöp sepetine gitmiş olan on binlerce gereksiz
tartışma, 1000e yakın ateist, deist, agnostik ve bir avuç Kuran'da
dahil olmak üzere hiçbir konuda herhangi bir sabitesi olmayan serseri
mayın. Bu mudur Rönesans? Bu mudur reform? Mesaj değil ülke
sınırlarını aşıp tüm dünyayı aydınlatmak bir avuç müntesibini de
tamamen karanlıklara bürümüştür.
Bu kokuşmuş tabloda en büyük payın Edip Yüksel'den kaynaklandığı
açıktır. Kendisinin sayılmayacak kadar çok itikada dair yanlışlıkları
bulunmakla beraber bu fiyaskodaki aslan payını mütedeyyinlere karşı
şiddetli mülhitlere karşıysa şefkatli duruşu oluşturmaktadır. Kuran
diyen ve hayatını onun yolunda feda ettiğini belirten bir insanın
Kuran'a karşı böylesine şiddetli taarruzun olduğu bir dönemi sus pusla
geçirmesi ilginçtir. Büyük çoğunluğunuzun izlediğinizi düşündüğüm 2000
yılı ceviz kabuğu programındaki bir anekdot bizlere çok şey ifade
eder. Programa katılan yanlış yolda ancak davasında samimi kardeş,
abisini tüm kardeşlik duygularını bir kenara bırakarak yerden yere
vuruyordu. O esnada ağabey, kardeşine bir soru sordu. Ben senin
fikirlerini yayman için elimden geldiği kadar destek veririm dedi. Sen
benim fikirlerimi yayabilmem konusunda ne düşünüyorsun? Diye sordu.
Kardeşin cevabı elimden geldiğince bunu engellemeye çalışırım olmuştu.
Bu programı ilk izlediğimde ben de çoğunuz gibi ağabeye hak vermiş
kardeşi yobaz olarak değerlendirmiştim. Ancak Kuran'a düşündüklerimi
söyletmek yerine Kuran'ın söyledikleriyle amel etmeye başlayıncaya
kadar da bu böyle devam etti. Oysaki bu kısacık diyalogda kuran diyen
ağabey, woltair'le amel ederken, sünnet diyen kardeş, bizzat Kuran'ın
öngörüsünü dillendiriyordu. Bir kuran talebesinin kuran düşmanı
fikirleri, hayatımın sonuna kadar koruyacağım demesi müntesibi olduğu
kitaba ilk baştan ihanet etmesidir. Kuran, hak ve batıl arasında bir
mücadele öngörür. Bu mücadelede müminlerin hiçbir şekilde batılın
mensuplarına arka çıkmayacakları defaatle belirtilir. Tüm imkânlarını
batılın batıl fikirlerini yayması hususunda seferber etmenin ne
Kuran'dan ne de Kuran'dan da üste koyduğunuz akıldan yana hiçbir
mantıksal açıklaması yoktur.
19. org ve benzeri forum/grupların fitnesinden en başta Edip yüksel
sorumludur. Kim bir kötülüğe aracılık ederse onun da onda payı vardır.
19 org ve uzantılarında yazılan ve yayılan her türlü sapkın fikir,
bumerang gibi dönüp Edip beyi bulur. Dücane ve Bülent Şahin bumerangı
gibi. İstediği kadar forumlarda yazılan her fikri kabul etmese de
saygılı olunduğu belirtilsin. Bu yalnızca özrün kabahatten daha büyük
olmasıdır.
Edip bey, bir özeleştiri yapma zamanınız gelmedi mi? Sizden çok sonra
bu işlere giren: Mustafa İslamoğlu, Adnan Oktar, Abdülaziz Bayındır,
Recep İhsan Eliaçık ve diğerlerinden onlarca fersah geriye
düştüğünüzün farkında değil misiniz? Oysaki bu saydığım kişilerin ne
sizin gibi babadan gelme bir popülariteleri ne de arkasında kuran gibi
bir mesajları vardı.
Hatta en temele aldığınız 19 konusunda bile kendinizi görevinizi
yapmış olarak hissediyor musun? Eğer Adnan Oktar da olmasa 19u
bilenler 19 bin kişiyi geçmeyecektir. Hâlbuki ne bir ilmi ne de
ciddiyeti olmayan Ömer Çelakıl gibi bir yeni yetme, tüm hezeyanlarını
tüm Türkiye'nin gündemine taşıyabilmiş ve milyonlarca kişiye bu
maskaralıklarını tanıtabilmiştir. Sizin öncüsü olduğunuz bu hareket,
İskender Mihr, Hans Von Aiberg, Müslüm Gündüz vs gibi ucubelerin
temsil ettiği garabetlerin bile oldukça gerisine düşmüştür. İmaj
olarak da onlardan daha alçak bir konumda olduğunuzu unutmayın.
Mesajın ana gayesi kitlelere ulaştırmak değil midir? Siz bu misyon
konusunda sınıfta kaldınız. Oysaki ülkemiz milenyuma her türlü
yeniliğe açık ve arayış içerisinde girmişti. Bu dönemde her hangi bir
baskı, şiddet, mahkûmiyet (küçük Adnan Oktar vakıasını saymazsak) le
de karşılaşılmadı. İnternet ve iletişim imkanları yerinde kullanılıp
adam gibi örgütlenilmiş olsaydı belki şimdi sadece Türkiye değil tüm
dünya mesajı konuşuyor olurdu. Ancak siz İslam'ın en temel emri olan
bir lider etrafında ümmetleşmeyi bile daha ilk baştan şirk olarak
tanımladığınız için bu şansı çoktan kaybettiniz.
Not: bu guruptaki kişilerin Kuran'a hiç mi hiç inanmadıklarını
bildiğimden savlarımı destekleyen ayetleri yazmaya yahut not olarak
vermeye gerek bile duymuyorum. Zaten yazının asıl hedefi olan Sayın
Yüksel, hangi ayetleri kastetmiş olduğumu çok iyi kavrayacaktır. Eğer
Edip Bey dilerse her cümlenin altına bir ayet yazabilirim. Yahut
ayetleri referans olarak verebilirim. Onun harici kişilerle, bu ayet
bu manaya gelmez, yok şu şekilde tevili vardır, mecazdır, Emeviler
eklemiştir bu ayeti vs gibi sidik yarışlarını girmeye hiç mi hiç
niyetim yok.
***
Sevgili Murat:
Eleştirin için teşekkür ederim.. Eleştirnde kısmen haklısın... Ancak
bilmediğin bazı noktalar olabilir... Kısaca açıklayayım:
1. Ben Amerika'ya hicret etmek zorunda kaldım ve Türkiye'ye dönmeyi
istememe rağmen imkanlar ve koşullar oraya dönmemi mümkün kılmadı...
İnşallah bir iki yıl sonra yaz aylarını ve Aralık ayının son
haftalarını orada geçirmeyi düşünüyorum...
2. Amerika'da bulunduğum süre içinde dünyanın hemen her ülkesinden
insanlarla irtibata geçtim ve binlerce insana Kuran'ın tevhid mesajını
ilettim... Hemen her gün birkaç saatımı alan emaillere cevap yazarak
tebliğ sorumluluğumu yerine getiriyorum. Bazan Paltalk ve Inspeak
yoluyla tartışmalara katılıyorum...
3. Bu süre zarfında, başta Manifesto for Islamic Reform ve Quran: a
Reformist Translation ile mesajı inglizce konuşan dünyaya ulaştırmaya
çalıştım ve şu anda binlerce kişi bu yolla atalarından devraldıkları
dini sorguluyorlar... Yazılarımı okuyup Hristiyanlıktan veya
Ateistlikten İslam'a dönen düzinelerce insan ile tanıştım...
4. Bu hafta sonu Los Angeles'te bir toplantı düzenledim ve orada bazı
müslüman liderlerle "Muslims for Peace, Justice, and Progress (MPJP)"
adlı bir örgütü kurduk.. Inşallah bu örgüt yoluyla Amerikan
müslümanlarını Amerikan politikasında aktif hale getireceğiz, buradaki
Siyonist lobiisine karşı mücadele vereceğiz ve ayrıca Amerikan
müslümanlarına Kuran'ın mesajını iletme için bir platform
oluşturacağız..
5. Bu arada bazı sürpriz gelişmeler de oluyor... Örneğin,
Kazakistan'lı bir grup Manifesto for Islamic Reform'u okuduktan sonra
Kuran'a yöneldiler ve o kitabı Rusça'ya çevirip yüzbin adet basıp
dağıttılar.. Gazeteleri ve vakıfları yoluyla mesajı kitlelere
yayıyorlar. İnşallah önümüzdeki yaz, Londra'daki konferansın akabinde
İslami Reform konusunda bir konferas düzenleyecekler...
6. Ben eksiklikleri ve zaafları olan bir insanım... Keşke senin
umduğun dirayete ve yeteneklere sahip olabilseydim... Eksiklik ve
zaaflarıma rağmen, sadece Rabbim'e hizmet etme konusunda samimiyim ve
azimliyim... İslam'ın barışçı, özgürleştirici ve ilerletici mesajının
çarpıtılmadan tüm dünyaca işitilmesi ve egemen olması için elimden
gelen gayreti gösteriyorum... Ancak, bu gayreti bir politikacı gibi
göstermiyorum ve göstermiyeceğim... İnsanları hideyate eriştirecek ben
değilim. Ben sadece kendimden sorumluyum ve hidayetim konusunda her
gün Rabbim'den yardım istiyorum...
7. Zikrettiğiniz olumsuzluklara rağmen ben başarı konusunda umutsuz
değilim... Aksine büyük bir umut besliyorum...
8. İnşallah Türkiye ile ilgili daha yoğun bir çalışma yapacağız...
9. Sana 18:6; 26:3 ve 35:8 ayetlerini hatırlatırım...
Selam ve sevgilerimle,
Edip