Körelmiş Hadis Profesörü ve
Uyduruk Ta Marbuta Hikayesi
14 Aralık 2008
KÖRELMİŞ: Şimdiden yazayım, bu vatandaşın amacı, okuyarak,
araştırarak, düşünerek ulaştığı ve doğru olduğuna inandığı fikirleri
insanlarla paylaşmak değil, kendisinin ne kadar "önemli" bir insan
olduğunu insanlara "ispat etmek" ve bu yolla egosunu tatmin etmektir.
EDİP YÜKSEL: Ey körelmiş!
Forumda "körelmiş" ismiyle yazan birisine "sayın körelmiş" diye hitap
etmek gibi bir saçmalıkla başlamayacağım. Aksine, böylesine yamuk bir
ismi kendisine uygun gören VEYA kendisine uygun görülmüş bu ismi/
soyismi mahkemeye gidip değiştiremiyecek kadar beyni körelmiş bir
profesöre, ilahi takdirin bir tecellisine uyarak "ey kör profesör"
diye hitap edeceğim. (Internette Körelmiş soyadlı bir profesöre
rastgelmedim. Serkan'ın yalan söylediğine ihtimal vermiyorum. Galiba
bu soyadın değil; kendini tarif için bizzat seçtiğin bir mahlas...).
Kuran'da ifadesini bulan tevhid mesajına ve büyük ayetlerinden
birisine karşı bu profesörün gösterdiği körlüğe ve nankörlüğe tanık
olanlar ona yönelttiğim bu hitabımı yadırgamazlar. Bay Körelmiş, dini
konulardaki tutarsızlığını dengeleyecek oranda ismiyle müsemma olarak
müthiş bir tutarlılık örneği gösteren ender kişilerden birisidir.
Ey kör profesör:
Serkan adlı bir arkadaş beni seninle MSN'de bir araya getirdikten
sonra bu foruma uğrayarak psikalanist ayaklarına takılarak, "Edip'in
Özgeçmişi" başlığıyla bir yazı dizisiyle şahsıma hakaret etmeyi
seçmişsin... Beklemeliydim senden. Zira seni bana "profesör" diye
tanıtan ve sana saygı duyan o arkadaşın huzurunda, "ta-yi marbuta"
konusunda benimle başlattığın tartışmada beynin ve parmakların
tutulmuş ve en basit bir sorgulamaya cevap verememiştin.
O gece belki uyuyamayıp hemen bu foruma dayanmış ve tartışmada
altedemediğin Edip'in şahsına hakaret ederek kendini tatmin etmek için
çocuksu bir yöntem seçmişsin...
İnternette aleyhimde yazılan çok hakaretler ve iftiralar var... İsmimi
ve soyadımı tırnak içinde google edersen senin gibi daha nicesini
bulabilirsin. Büyük çoğunluğuna cevap vermiyorum... Vermek istesem
bile buna imkanım va vaktim yok. Ama, her ne hikmetse bir üniversitede
profesörlük makamına getirilmiş birisinin, fikirlerimi ve davamı
kötülemek için çarpıtmalarla ve zanna dayanarak şahsıma hakaret
ettiğini, ve akabinde kendisini mucizeye körelten hastalığına bulduğu
bahanelerden birisini konuyu bilmeyenleri kandırabilecek bir maharet
ve kıvraklıkla sunduğunu öğrenince seni cevapsız bırakmak istemedim.
Kuran'ın büyük bir gaybi tecellisi, bir mucizesi (ayeti) olan 19
sistemini inkar için bir sürü bahane bulanlar var... Bunlardan birisi,
milyonlarca Televizyon izleyecisinin önünde bir canlı programda
Besmele'nin 19 değil 21 harfe sahip olduğunu ciddi ciddi ilan
edebilmişti. Beyinlerini ve gönüllerini o apaçık delile köreltmek için
senin bulduğun bahanelerden birisi uyduruk Ta-yi Marbuta (Bağlanmış
Te) imiş. MSN'deki tartışmamızda ben akıl yürüterek senin iddianı
çürütmeye çalışırken sana "Arap alfabesinde kaç harf?" diye sormuştum,
tekrar tekrar. Sen seni ümitle izleyen Serkan'ın huzurunda o basit
soruya cevap verememiştin... O soruyu bilgini ve makamını aşağılamak
için sormadığımı biliyordun. Zira, o basit sorunun basit cevabı
tartıştığımız konuya nokta koyuyordu ve senin o uyduruk "ta-yi
marbutanı" layık olduğu yere, Kuran'ın vahyinden birkaç yüzyıl
sonrasında oluşturulan zan ve cehalet çöplüğüne atıyordu. Bunu
farkedecek kadar zekaya sahip olduğun için o basit soruma cevap
vermemekte israr etmiştin!
Sen ise "bana akıl ve mantık yürütme, bana delil göster" demiş ve
bunda israr etmiştin... Benim "Arap alfabesinde kaç harf var?" soruma
karşı sen "Bana akademik kaynaklardan delil göster" diye diretmiştin.
Benim sorumun cevabı sadece bir kelime, daha doğrusu bir rakam
gerektirirken, senin sorunun cevabı araştırma gerektiriyordu. Doğrusu
ben daha önce uyduruk Te harfi hiçbir tartışmada bulunmamıştım...
Dahası, uyduruk Te'nin 19'u inkar için ciddiye alınacağını
düşünmemiştim bile... Körlüğünü "Bağlanmış Te" uydurmasına bağlayan
bir profesörün "delil getir" israrına dayanamayıp o anda google
yoluyla kısa bir araştırma yaptım ve birkaç kitaptan link verdim...
Örneğin:
Medieval Islamic Civilization, Josef W. Meri, Jere L. Bacharach, p. 41
http://books.google.com/books?id=H-k9oc9xs...lient=firefox-a
Aşağıdaki kitap Kuran hattı açısından çok önemli bir araştırma ve bu
konuda ilginç iddialar içeriyor ki incelenmesi gerekiyor (He harfi
başlangıç harfleri/rakamları içinde olduğu için Kuran'ın matematiksel
mucizesi açısından da önemli bir konu):
The Syro-Aramaic Reading of the Koran, Christoph Luxenberg, pp. 46-55
http://books.google.com/books?id=227GhaeKY...lient=firefox-a
Verdiğim linkleri inceleyeceğini söyleyip ayrılmıştın MSN
tartışmasından... Beş on dakika kadar süren o kısa MSN karşılaşması
sonunda hemen bu foruma uğramışsın ve "ego tatmini" konusunda bana
takva dersi vermeye çalışmışsın... Hani bir arkadaş bana
bildirmeseydi, uyduruk Te harfi tartışmasına gıyabımda uydurduklarını
katacak ve ne olduğunu çok iyi bildiğin kompleksini tatmin
edecektin... Eğer şahsıma hakaret ve iftiralarla yetinseydin büyük
ihtimalle sana cevap vermeyecektim... Ancak, sen körlüğünü başkalarına
bulaştırmaya çalıştığın için bir kez bile olsa hakkettiğin cevabı
almalısın.
KÖRELMİŞ: Hadisleri dil bilgisi yönünden; isnad zincirleri yönünden;
ravilerin kişilik özellikleri yönünden; Kuran'a, diğer hadislere,
tarihe ve mantığa uygunluk açısından incelemek, bu çerçevede hadisleri
sınıflandırmak ve yaptığı tüm bu çalışmalardan elde ettiği sonuçları
insanlarla paylaşmak, edipin işi değildir!
Çünkü bu işi yapmak hem çok zordur, hem yıllar ister ve hem de bu işi
yapan ve alanında uzman olan çok sayıda kişi vardır...
EDİP: Allah'ın bize kolay diye tanıttığı dinini "çok zor" olan uyduruk
hadisler çöplüğünden "sahih hadisler" seçme cehaletiyle
zorlaştırırıyor ve bunun için de müslümanları, "alanında uzman olan"
profesyonel dinadamlarına muhtaç kılmaya çalışıyorsun... Senin bu "çok
zor" dediğin şeyi bir zamanlar ben de yapıyordum. Ama o işi yaparken
Allah'ın bana verdiği en büyük nimet olan aklıma ne kadar hakaret
ettiğimi, Allah'ın çelişkisiz mesajında ne kadar çelişkiler
ürettiğimi, Allah'a ve elçisine yakıştırılmış en büyük iftiraları ve
hakaretleri şerifleştirdiğimi şeriatleştirdiğimi farkedince tevbe edip
döndüm o "çok zor" işi becermekten. Allah'ın sünnetine (yasasına)
rakip olarak Muhammed sünneti uydurmaktan, Allah'ın "en güzel hadis"
diye övdüğü kitabına yüzyıllar sonra uydurulmuş zanni rivayetleri
ortak koşmaktan, sadece Allah'a özgülenmesi gereken dinimi Allah +
elçi + sahabeler + mezhep imamları + mezhepte imamları + hadisçiler +
fıkıhçılar + uzmanlar + uzmancıklar + uzmancıkcıklar...
hiyerarşisinden oluşan anonim şirketin dini haline dönüştürmekten,
körelmiş bir mukallit olmaktan vazgeçtim. Yani, LA (YOK) ile başlayıp
tüm ilahları inkar ettim ve daha sonra SADECE Allah'ı istisna ettim!
İşin ilginci, senin o "çok zor" dediğin işi becerenlere yönelttiğim
Müslüman Dinadamlarına 19 Soru'yu ve sonra daha detaylı ve kategorize
edilmiş eleştirileri içeren İslami Reform için Manifesto kitabına
cevap vermek yerine, asıl kolaycılığı seçen sensin... İşte aramızdaki
fark: Ben o "çok zor" olan işi cahiliyye dönemimde yapmaya çalıştım ve
birkaç kitapla okurlarımla paylaştım. O "çok zor" işin "saqar" gibi
"çok zor" bir yokuş olduğunu farkettikten sonra onlara eleştiriler
getirdim... Sen ne yapıyorsun? Ne birincisini becerebiliyorsun, ne de
ikincisini... İslami Reform için Manifesto'daki tabloda senin en sahih
diye bilinen hadis ve sünnet öğretilerin ile Kuran arasındaki
çelişkilere 50'den fazla örnek veriyorum... (Türkçe çevirisi Ozan
Yayınlarından kitap olarak yayımlandı. Kitaba bedava ulaşmak
isteyenler lütfen
www.islamicreform.org sitesine uğrasınlar). Sen o 50
örnekten kaç tanesini savunabileceksin... O "çok zor" olan işi beceren
çok sayıdaki uzmanların neden bu güne kadar cevap veremiyor... Peki
sen ne yapıyorsun? Bana yönelttiğin bu eleştiriyi yazarken körelmiş
gözlerinle aynaya bakmayı denememişsindir.
KÖRELMİŞ: Oysa edip sıradan bir kişi olamaz: Bu kadar emek verdikten
sonra mesela sıradan bir hadis profesörü olmak, çok az kişi tarafından
bilinmek, ne kadar da büyük bir zül(!),
hadislerin tamamına "güvenilmez" damgasını vurmak, ayrım yapmaksızın
tümünü reddetmek bu kadar kolayken, bu kadar az emek istiyorken, ve bu
sayede program program gezip, herkesin hakkında tartıştığı, konuştuğu
bir insan olabilecekken...
EDİP: Hayır körelmiş... Benim yaptığım iş hiç de o kadar kolay
olmadı... Ben egomun en çok tatmin edildiği bir dönemde, Türkiye'de
kitapları en çok satan genç bir yazarken, islamcı kesimin kahraman
olarak sevdiği ve saydığı bir gençlik lideriyken, imza törenlerinde en
uzun kuyruğun hedefiyken, evet işte ben egomun alabildiğine okşandığı
bir zirvedeyken, hadis ve sünnet hurafelerini reddetmeye karar verdim.
Bu kararımın bana pahalıya maloacağını bilerek... Mesleğimi, politik
geleceğimi kaybedeceğimi ve hatta hayatımı kaydebileceğimi bilerek...
1987 yılı öncesi milyonların zaten sitayişle konuştuğu ve tartıştığı
bir adam niye kendisini senin gibi milyonlarca mukallitin hakaret ve
iftira hedefi haline dönüştürsün? Mukallit diyorum, zira bu sıfatı siz
benimsiyorsunuz; mezheplerin imamı değilsen onların mukallidisin, yani
kör taklitçisi!
Ortaokul düzeyindeki bir tavırla çarpıtıp yönelttiğin özgeçmişime
yönelttiğin hakaretlere cevap vermemin bir anlamı yok. Ancak şunu
ekleyeceğim: Tarihte önemli işler yapan insanlar vardır.. Önemli işler
yapmayan veya yapamıyan insanlar da vardır... Bir de önemli işler
yapan insanlara sataşarak önemli insanlarla birada zikredilmek isteyen
aşağılık tipler vardır. Ben, Allah'a hamdolsun, çok önemli bir görevi
yerine getiriyorum... Kör gözler görmese de... Hurafelerle, uyduruk
hikayeler ve şeriatlerle Kuran'dan uzaklaştırılan, hayatlarına ve
akıllarına düşman edilen, ortaçağ Hristiyan ve Arap kültürüne mahkum
edilen kitleleri Kuran'ın özgürleştirici ve ilerletici mesajına davet
ediyorum... Bu görevin önemi, senin gibi karakterlerin hakaretleriyle
azalmaz. Bekle; ben de seninle birlikte bekliyorum!
İslami Reform için Manifesto kitabımda senin savunduğun hadislere,
sünnetlere ve mezheplere yönelttiğim eleştirilere cevap vermeye davet
ediyorum seni. Bu işi beceremiyorsan, şahsıma yönelik hakaretlerden
Bağlanmış Te uyduruğundan medet umma. Zira, sen ancak mukallitlerden
prim alabilirsin.