Bir Devletimiz Bile Yok (Ahmet Altan)

4 views
Skip to first unread message

Edip Yuksel

unread,
May 6, 2009, 2:15:47 AM5/6/09
to yuksel
Ahmet Altan/Taraf

Bir devletimiz bile yok...

Şu Ergenekon davası hiç bir işe yaramadıysa, Türkiye'nin "gerçek"
yüzünü görmemize yaradı.

Her belgeyle bir kez daha anlaşılıyor ki burada "devlet" yok.

Burada bir "devlet taklidi" var.

Devletin her yanı dökülüyor.

Temeli yanlış, inşası yanlış, malzemesi yanlış.

Bir ucube bu.

Bu ülkenin en "yüce" mahkemesi olan Anayasa Mahkemesi'nin halini
gördük.

Nasıl hukuk dışı kararlara rahatça, fütursuzca ve "beni eleştireni de
yargılatırım" diyerek imza attıklarını gördük.

Ergenekon soruşturması bize, bu kararları verenlerin insanların
içyüzlerini, ilişkilerini, düzeylerini gösterdi.

Yeryüzünün neresinde eşi bir "çeteye yataklıktan" yargılanan bir
yüksek mahkeme yargıcı olur?

Yeryüzünün neresinde, bir yüksek mahkeme üyesinin eşi, o mahkemenin
kararlarını daha açıklanmadan öğrenip yayabilir?

Gerçek devletlerde böyle mahkemeler de, böyle yargıçlar da bulunmaz.

Böyle bir yargıç çıkarsa, o yargıç o mahkemede çalışmayı sürdüremez.

Burada sürdürüyor.

Peki, o yargıcı oraya kim atadı?

Eski cumhurbaşkanı.

Niye atadı?

Düzeyini mi çok beğendi, hukuki bilgisine mi çok güvendi, yargıçlık
haysiyetine sahip olduğuna mı inandı?

Yoksa "özel amaçlarla" kullanılacak, siyasi partilerin gerektiğinde
yolunu kesebilecek, hukuki bir kaos yaratabilecek birilerini aradığı
için mi o yargıcı oraya koydu?

Bunu bir sormamız gerekiyor herhalde.

Bence o cumhurbaşkanının da bir cevap vermesi gerekiyor.

Mesela kalkıp, "hayır, çok yanılıyorsunuz, o zat çok değerli bir
yargıçtır" diyebilir, biz de o cumhurbaşkanının "değerden" ne
anladığını görürüz.

Bütün bunlar niye oluyor peki?

Niye böyle yargıçlarımız var?

Neden, birbirinin ayağını kaydırmaya çalışan generallerimiz var?

Neden darbe yapmak için yanıp tutuşan paşalar çıkıyor?

Bu saçmalıklar gelip gelip aynı noktaya dayanıyor.

Türkiye'nin "siyasileşmiş" bir ordusu bulunuyor ve bu ordunun
generalleri ülkeyi kendi bildikleri gibi yönetmek istiyorlar.

Ne Türkiye'yi, ne de dünyayı doğru dürüst izlemedikleri, gerçeklerin
dışında "soyut" bir zihinsel iklim yarattıkları için de ülkeyi allak
bullak ediyorlar.

Bugün, gene Ergenekon belgeleri arasında yer alan bir toplantının
tutanaklarını yayınlıyoruz.

Generaller bir başbakandan hesap soruyorlar.

Biliyorum, bu ülkede bunu "normal" bulanlar da çıkıyor.

Dahası bunun böyle olmasını arzulayanlar da bulunuyor.

Bundan bir utanç da duymuyorlar.

Hatta biraz daha arsızlaştıklarında "demokrasi için bunu
istediklerini" bile söyleyebiliyorlar.

Onlar için yapılabilecek bir şey yok.

Ama Türkiye için yapılabilecekler çok fazla.

Önce devletin yapısını tümden değiştirmek gerekiyor.

O belgeyi okuduğunuzda göreceksiniz, Avrupa Birliği'ne üye olmak için
yapılanlardan generaller çok rahatsızlar.

Avrupa Birliği için yapılan değişikliklerin hepsi, bu ülkede yaşayan
insanların "daha özgür ve daha zengin olmasını" sağlamak için
yapılıyor.

Bunun aksine yapılmış bir tek değişiklik yoktur Avrupa Birliği üyeliği
nedeniyle yapılan.

Hepsi "bireyler" içindir.

Ama generaller "burada yaşayan insanların" özgür olmasını
istemiyorlar, onlar bu "devlet taklidinin" korunması, sürdürülmesi ve
asla sorgulanmaması için gerekli yasakların devamını talep ediyorlar.

Avrupa Birliği için yapılan değişiklikler "ayrılıkçı düşünceleri"
cesaretlendiriyormuş.

Herhalde daha önceki yasaklar çok "bütünleştirici" olduğu için yirmi
beş yıldır iç savaş sürüyor burada.

Bir ülkede "gizli" bir iktidar bulunduğunda saçmalamanın da sınırı
kalmaz.

O gizli iktidarın sahipleri, iktidarlarını sürdürebilmek için
istedikleri gibi saçmalarlar ve bir de medyadan bunun için alkış
beklerler.

Genellikle de o alkışı da alırlar.

Generaller, bir siyasi partiye "programını" değiştirmesi için baskı da
yapabiliyorlar.

Üstelik o parti, "iktidarda" gözüken parti.

Zaten sahtekârlığın özü burada yatıyor, bu ülkede "seçimi kazanan"
partinin "iktidar" olduğu söyleniyor ve o partiye muhalefet ediliyor.

Okuyun generallerle bu ülkenin başbakanının konuşmalarını, bakın
bakalım hangisi "gerçek" iktidar.

Başbakan onlara askerlikle ilgili hesap soramıyor ama onlar başbakana
siyasetle ilgili hesap sorabiliyorlar.

"Programınızdaki Türkiyelilik kavramını değiştirin" diyebiliyorlar.

Buranın gerçek yüzü açığa çıkıyor ve bu ülkenin devleti olmadığını
anlıyoruz.

Neden bir türlü zengin ve özgür olamadığımız da böylece anlaşılıyor.

Generaller tarafından yönetilen hangi ülke zengin ve özgür olmuş ki
burası olsun?
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages