Edip Yuksel
unread,Mar 25, 2009, 3:00:18 AM3/25/09Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to yuksel
Ehl-i Palavra vel Cemaat’in Başaldatıcıları ve Yaşar Nuri Öztürk
Edip Yuksel
Yaşar Nuri Öztürk ile şahsen tanışmadan önce ismiyle tanışmıştım...
1986 yılında Cağaloğlundaki bir ajans yoluyla kitaplarımı yayına
hazırlıyordum... Orada Yaşar Nuri'nin bir kıtabını görmüştüm. Tasavvuf
üzerine bir kitaptı... O günler kitapları en çok satan genç bir Sünni
yazar idim. Ama aylar süren bir sorgulamadan sonra 1 Temmuz 1986'da
yaşadığım bir paradigma değişiminden sonra bu kimlikten intihar etmeye
karar vermiştim. Herşeyi göze alarak...
Yaşar’a yönelik saldırıların karakterini, amacını ve niteliğini bizzat
deneyimlerimle çok iyi bilirim. Yaşar ile yollarımız bazı konularda
birleştiği ve bazı konularda ayrıldığı için, Yaşar'ın özel hayatıyla
ilgili olumsuz gelişmeleri bahane bilerek ona yönelik belden aşağı
saldırı kampanyası başlatanların cemaziyel evvellerini öğrenmeniz ve
böylece onları daha iyi tanımanız için birkaç paragrafla yirmi yıl
kadar geçmişe gideceğim ve tekrar konumuza döneceğim.
Muhammed peygamberin vefatından iki üçyüz yıl sonra hadis
uydurukçularının oluşturduğu mezhepleri din edinmekten vazgeçip
kendimi ve hayat tarzımı sadece Allah'a özgülemeye karar vermiştim.
Her ne zaman O’nun tekliğine tanıklık ederken Allah’ın ismini tek
başına bırakmayıp başka isimler eklemeyi marifet sayıyordum. Ama o
geceden itibaren "La ilahe illalllah" tan sonra Allah’ın yeterliliğine
ve tekliğine gölge düşürücü virgüller koymak yerine nokta koydum...
Eski arkadaşlarım ve yoldaşlarım olan Ehli Sünnet vel Cemaat
mücahitleri kitaba ve akla dayanan tartışmalarıma karşı ayetleri
bağlamlarından kaydırarak, saçma sapan çelişkili hadisler naklederek,
hakaretler yağdırarak, iftira ve tehditler savurarak karşılık
verdiler... Dergilerde aleyhimde düzinelerce makaleler yazıldı... O
günün Türkiye, Zaman, Milli Gazete, Tercüman gibi dinci ve milliyetçi
gazetelerinde adım “Mürted” sıfatıyla manşetlere çıkarıldı... Sünni
mezheplere göre mürtedin hayat hakkı yoktu; malı ve canı helaldi.
Mürted kelimesi “bu adam ölümü hakketmiştir” fetvasının kod
ifadesidir. Sunnilik dinini gıdıklayarak ve bazan tırmıklayarak
sorgulayan “İlginç Sorular 2” adlı kitabıma yönelik ilk eleştiriyi
yazan babam Sadrettin Yüksel’in iki makalesi Mehmet Metiner’in
çıkardığı Girişim Dergisinde yayımlandı. Bana olan sevgisinden dolayı
babam o kod ifadeyi kullanmamıştı ama dinci gazetelerin haber
başlıkları ve makaleleri babama iftira ile yakıştırdıkları “mürted”
yaftasını kullanarak hakkımda babamın ağzından ölüm fetvaları
çıkardılar. Kitaplarımın kitapçılardan Sünni çeteler tarafından zorla
toplatılıp yasaklandığı, düşüncelerime ve tartışmalarıma karşı
yayınlanan makalelere cevap verme hakkımın engellendiği, kendi
imkanlarımla bastırdığım cevaplarımın matbaadan çalındığı, ve
hayatımın tehdit edildiği o dönemde Amerika'ya hicret etmekten başka
çarem kalmamıştı.
Yaşar Nuri’ye mesajını halkla paylaşma imkanı veren laik medyanın
gazeteleri ve yayınevleri, babası dahil Selametçisinden Nurcusuna,
Sünnisinden Şiisine, Akıncısından Ülkücüsüne, Sızıntısından
Sıkıntısına, Fethullahçısından Yeni Asyacısına, Süleymancısından İmam
Hatiplisine kadar tüm dinci kurumlar ve medya tarafından icma ile
aforoz edilen ve kitapları çeteler tarafından yasaklanıp toplatılan ve
Ali Bulaç, Mehmet Metiner, Ali Ünal gibi demokratik görünümlü Sünni
yazarların bile katıldığı acımasız bir linç ile susturulan ve hedef
gösterilen 27 yaşındaki o saf ve cesur yazara savunmasını yapabilmesi
için kapılarını açmadılar. O korkak ve iğrenç linç kampanyasını birkaç
kez haber olarak verdiler o kadar. Haftalık Nokta dergisi olayı kapak
konusu yaptı. Aleyhimde bir sürü Sünni ve Şii yazarın ve dinadamının
verdiği demeçleri alıntılayarak. O günler, şahsıma yönelik iftiralara
ve tezlerime yönelik eleştirilere cevap vermemi sağlayabilecek özel
televizyon yayınları da yoktu...
Hicret ettikten üç yıl sonra İnglizce olarak yazdığım ilk kitabı
Türkçe'ye çevirip 1992 yılında Türkiye'de "Müslüman Dinadamlarına 19
Soru" başlığıyla yayınlattım. O küçücük kitap, Allah + peygamber +
sahabeler + tabiin + mezhep alimleri + mezhep alimciklerin + falanca
hoca + filanca şeyhten oluşan şirket dininin ilk peygamberden son
peygambere kadar tüm peygamberlerin tebliğ ettiği İslam ile alakası
olmadığını tartışıyordu. Akıllarını kullanmaktan çekinmeyenler
Muhammed peygamberin tebliğ ettiği biricik kitap olan Kuran ayetleri
üzerinde hadis ve mezhepler yoluyla yapılan şeytani çarpıtmaları
farkettikten sonra Kuran'ı yeniden keşfediyordu. O küçücük kitap (ve
daha sonra izleyen Mesaj meali ve İslami Reform için Manifesto kitabı)
binlerce kişinin Muhammed peygamberin özgürleştirici ve ilerletici
mesajını tekrar keşfetmesine sebep oldu. Kitaplarımı dağıtan birkaç
gencin verdiği habere göre o kişilerden birisi de o zaman İstanbul
İlahiyatta profesörlük yapan Yaşar Nuri idi...
Ancak Yaşar Nuri hadisleri ve sünnetleri kategorik olarak reddetmek
yerine onlardan Kuran'a uygun gördüklerini seçmeyi tercih etti. Bu
dolaylı metodu hep yanlış buldum. Kendisini bu konuda birkaç kez
eleştirdim... Kendisiyle sadece bir kez bir televizyon programında
buluştum... Tamamen rastlantıydı... Bir iş için İstanbul'a birkaç
günlüğüne gitmiştim ve Yaşar'ın isteği üzerine programına katılmaya
karar verdim. Yaşar büyük bir pot kırmıştı. 1997 yılında Hans Aiberg
adıyla arzdan arşa kadar saçmasapan iddiaları bir tutam ayetle, bir
kepçe bilimsel jargon, bir kova astroloji, bir tencere tasavvuf ile
karıştırıp satan bir şarlatanı adam yerine koyup övme saflığını
göstermişti... Öylesine bir sahtekarın tuzağına düşmesine üzülmüştüm.
Daveti üzerine Flash TV'de yönettiği bir sohbet programında o adamın
hezeyanlarını ifşa etmek için katılmıştım...
Başörtü yasağı konusunda despot ve tektipçi zihniyete karşı gereken
tavrı takınmamasını da yanlış buldum ve kendisini bu konuda çokça
eleştirdim... Başörtünün Kuran'da olmadığını ta 1986-1988 yıllarında
Türkiye'de ilk gündeme getiren biri olmama rağmen başlarını örten
kızlara yönelik yasakçı ve düşmanca tavrı büyük bir haksızlık olarak
gördüm ve eleştirdim. (Bak: "Takanlar ve Takılanlar", Ozan
Yayıncılık).
Benim sunnilik dinine yönelttiğim eleştirilere adam gibi cevap
veremeyince, mantık biliminde "ad hominem" denilen mantıksızlık
yöntemini seçenler şahsım hakkında nice iftiralar düzdüler ve
düzmekteler... Beni Bahailere katılmakla, Mason olmakla, Moon
Tarikatına mürit olmakla suçladılar. En son aldığım bir habere göre
benim Hristiyan olduğumu bile uydurdular... Hatta o iftiracılardan
biri Moon Tarikatından bir milyon dolar aldığım iftirasını benimle
çıktığı bir televizyon programında iddia etme cüretini gösterdi.
Katıldığım Ceviz Kabuğu programlarının birinde 2002 yılının bir
Ramazan gecesi karşıma çıkarılan Ali Eren adındaki Sunni yazar,
hadislerine, sünnetlerine ve sepetlerine yönelttiğim eleştirileri
cevaplamakta zorlanınca şahsıma hakaret ve iftira etme yolunu seçti.
Böylece, dile getirdiğim gerçekler üzerinde halkın düşünmesini
engellemek istiyordu. Milyonlarca seyircinin önünde benim Moon
Tarikatı müridi olduğumu ve onlardan bir milyon dolar aldığım
iftirasını yaptı. Sunnilere göre "mürtedlere" iftira atmak hurmayla
oruç açmak, misvakla diş fırçalamak kadar sevap galiba. Kendisini
televizyon ekrarında bu iftirası için mahkemeye vereceğimi ilan edince
Ali Eren kem-küm ederek bocaladı. Nitekim program sunucusunun soruları
karşısında bu konuda hiçbir delile sahip olmadığını itiraf etti.
Programdan sonra da kendisini mahkemeye vermemem için Hulki’nin
yanında bana yalvardı. Ben de korkudan da olsa pişmanlık gösteren o
namerdin korkusunu dindirmek için kendisini mahkemeye vermeyeceğime
söz verdim.
Dönelim Yaşar Nuri ve ona Ehli Palavra vel Cemaat tarafından
yöneltilen çirkef kampanyaya... Yaşar Nuri her insan gibi zaafları
olan birisi. Onu kibirli bulanlar, onu paraya ve makama gereğinden
fazla önem vermekle suçlayanlar oldu... Nihayet son aylarda onun eşi
Canan hanımı sekreteriyle aldattığı iddiaları ortaya çıktı... Bu
iddiaların doğru olup olmadığını tartışmayacağım. Hem Yaşar'ı hem
eşini şahsen tanıyan biri olarak, evlerinde ailece misafir edilmiş
biri olarak boşanma davası ve ilgili haberler beni bir hayli üzdü...
Doğru olmasa bile şayiası bile çok kötü bir haber... Birçok yönden
yetenekli, gayretli, ve yürekli bir tevhid erinin içine düştüğü bu zor
durum üzücüydü. Ayrıca, Yaşar'ın işlediği iddia edilen günahı bahane
ederek onun savunduğu davaya çamur atmaya çalışan ehli palavra vel
cemaat mukallitlerinin ellerine silah verdiği için üzüldüm.
Dünya yuvarlaktır.
Senin kafan yamuk; üstelik sen kelsin.
Uydurma rivayetleri din edinen, atalarını sorgulamadan izleyen,
akıllarını kullanmayan toplumlar pisliğe ve geriliğe mahkumdurlar.
Sen sahtekarsın; rivayetlere göre sen geçen yıl sahte doktor raporu
almışsın.
Allah’tan başka ilah yoktur. Din sadece Allah’a özgülenmeli. Din
gününde bizi yalnızca Allah yargılar. Peygamber dahil hiçkimse Allah
ile kulu arasında şefaatçı, yani aracı olamaz.
Senin ayakların neden kokuyor?
Allah’ın haram etmediği bir sürü nimeti Allah ve peygamberi adına
haram edenler Kuran’a göre müşriktirler... Allah adına şeriat
uyduranlar ilahlık taslayanlardır. Peygambere en büyük hakaret ve
iftiraları, onun vefatından 230-300 yıl sonra uydurulup derlenen hadis
kitaplarında bulabilirsiniz.
Sen Moon tarikatının üyesisin. Sen bir CIA ajanısın. Sen bir
masonsun.
Kuran’a göre peygamberin biricik şikayeti halkının Kuran’ı
terketmesi hakkında olacaktır. Nitekim, ciltlerle hadis ve fıkıh
kitapları yoluyla İslam dininin barışçı, özgürletici ve ilerletici
mesajı, ortaçağ Arap kültüründen, Yahudiler ve Hristiyanlardan
aparılan ibadetler, ameller ve çelişkili öğretiler ile tamamıyla
tahrif edilmiştir. Atalar dinini Allah’a ve elçisine maledenler Allah
ile aldatanlardır.
Seni niye dinleyelim ki? Sen karını aldatmış bir adamsın.
Yukarıdaki tepkilerin hepsi Ad Hominem saldırı diye bilinen mantık
hatasına birer örnektir. Konuyla alakasız tepkiler oldukları için
akıllı insanların yaptığı tartışmalarda yerleri yoktur. Ancak
yukarıdaki tepkilerin birincisi hariç hepsi aşağıdaki iddia için
mantıklı yani uygun bir tepki olabilirdi. Zira aşağıdaki iddia
iddiacının kişiliğini ve karakterini ilgilendiriyor:
“Ben bir tarikat şeyhiyim. Ben Allah’tan sürekli ilham alıyorum ve
acaip kerametler gösteriyorum. Bana mürit olup, ellerimi öperseniz,
rüyalarınızı bana yorumlatırsanız, namazdayken veya dua ederken bana
rabıta ile bağlanırsanız, bir ölünün ölü yıkayıcısına teslim olduğu
gibi bana teslim olursanız ve tarikatıma bol bağışta bulunursanız
size şefaat ederim ve siz kurtuluşa erenlerden olursunuz.”
Şeyhler kurbanlarından bir kaç santimetre daha kurnaz olduklarından
genellikle yukarıdaki iddiayı kendilerine sözcülük yapan vekilleri ve
başpropagandacı müritleri aracılığıyla yaparlar.
“Falanca şeyh efendi hazretleri Allah’tan sürekli ilham alıyor ve
kerametler gösteriyor. Ona mürit olup ellerini öperseniz, rüyalarınızı
ona yorumlatırsanız, namazdayken veya dua ederken ona rabıta ile
bağlanırsanız, bir ölünün ölü yıkayıcısına teslim olduğu gibi ona
teslim olursanız ve tarikatına bol bağışta bulunursanız o size şefaat
eder ve kurtuluşa erenlerden olursunuz.”
Yaşar Nuri'nin Şahane adlı sekreteriyle ilgili haberine mal bulmuş
mağribi gibi sarılan Sünni bir gazete, Yaşar'ın şahsını hedef alan bir
hakaret kampanyası açmış bulunuyor... Vakit Gazetesinin birkaç
haberinin başlığı şöyle:
‘Aldatan Nuri'nin Hazin Sonu!
Kur'anla Aldatan Şarlatan
'Aldatan Nuri' Kafayı Yedi İyice!
'Aldatan Nuri'den 'Ben Bilirim' Havası
'Aldatan Nuri' Kendisine ve Kitabına Övgüler Dizdi
Kendisinden 64 yaş küçük olan 14 yaşında bir kız çocuğuyla "cinsel
istismarda" bulunan Sunni bir yazarı aylarca savunan bir Sünni
gazetenin Yaşar'a karşı olan bu kin ve düşmanlığının tek sebebi şu:
Yaşar, onların Allah adıyla insanları aldattığını ortaya koydu. Onlar
da yukarıda örneğini verdiğim kişisel hakaretler ve saldırılar ile
konuyu değiştirmeye çalışıyorlar... Acaba Yaşar Nuri Sünnilik dinine
yönelttiği eleştirilerde sünnilerin kişiliklerini (bir kez daha )
satıp kendisine mürit olmalarını mı istiyordu ki şahsına yönelik o
saldırıları hakkediyor?
Yaşar eğer “Ben böyle diyorum öyleyse doğrudur” veya “Ben mezhep
müctehidiyim; o halde beni maymunlar gibi taklid edin; aklınızı çöp
sepetine atıp bana mukallid olun” deseydi Vakitçilerin bu
saldırılarını hakkederdi.
Ama, izlediğim kadarıyla Yaşar eleştiri ve tartışmalarını Kuran ve
akıl yoluyla yaptı, yapmaya gayret etti. Yaşar’ın tartışmalarını
takdir edenler hiçbir vakit onu bir melek gibi masum kabul
etmediler... Aksine onun hatalarını ve zaaflarını gördüler... Ama
Yaşar’ın savunduğu akılcı tevhid mesajını takdir edenler onun dile
getirdiği evrensel doğruların Yaşar’ın şahsından bağımsız olduğunu
akledecek olgunluğa ve yeteneğe sahiptiler... Yaşar Nuri büyük bir
cesaretle ve dirayetle Sünnilik ve Şiilik adına insanlara yutturulan
mezheplerin ve tarikatların uydurma olduğunu, ve bu uydurma dinlerin
Allah’ın bizim için seçtiği İslam (barış içinde Allah’a ve yasalarına
teslim olmak) ile alakası olmadığını defalarca isbat ederek bir islami
reform hareketine önemli bir katkıda bulundu. Yaşar, değeri zamanla
takdir edilecek önderlerden biridir.
Clinton’u karısını aldattığı için çarmıha germek isteyen Evangelical
Hristiyanlar maalesef karısını aldatmayan Bush’un tüm bir ulusa
yutturduğu yalan ve aldatmalarını görmezlikten gelerek bir milyondan
fazla Irak'lının katliamına, milyonlarca insanın sakatlanmasına, en
aşağılık işkencelere ve daha nice barbarlıklara destek oldular...
Milyarlarca insana hem dünya hayatında hem ebedi hayatta en büyük
zararı veren tarihi bir aldatmayı, sadece Yaşar Nuri’nin şahsına ve
ailesine zarar verebilecek bir aldatma iddiası ile örtmeye çalışanlar
yukarıda sözünü ettiğim dinci ve milliyetçi Evangelistlerden daha da
büyük bir aldatmayı gerçekleştiriyorlar.
Karısını aldatan ile, tüm insanları Allah adına aldatanlar bir midir?
Karısını aldatmak ile, insanların özgürce din seçme haklarını
ellerinden alan Firavunca bir tavrı Allah adına teşvik eden
rivayetleri şerif diye kutsayan aldatıcılar bir mi?
Karısını aldatan ile, Yahudilerden apardıkları recim (taşla öldürme)
cezasını Kuran'a sokamıyan ama kutsal bir keçinin yiyerek neshettiği
ama hükmü baki ayetler uyduran ve böylece tarih boyunca binlerce
insanın diri diri taşlanarak öldürülmesine vesile olan aldatıcı
canavarlar bir midir?
Karısını aldatan ile, recim cezasını İslam'a sokmak için maymunlara
bile iftira eden ve bir grup maymunun recim cezasını uyguladıklarını
bir sahabeye malederek rivayet eden geri zekalı bir yalancının
derlemesini Kuran'a eş koşan aldatıcılar bir midir?
Karısını aldatmak ile, karılarını, kızlarını ve bacılarını uydurma
hadisler ile köpek ve domuz ile aynı kategoride değerlendiren ve
kadınların kimliklerini gaspederek, kişiliklerini yok ederek, baştan
ayağa çuvala sukarak, milyonlarcasını erkeklerin köleleri haline
getiren aldatmay-ı şerifler bir mi?
Karısını aldatmak ile, İbrahim peygamber gibi bizim için en güzel bir
örnek olarak tanımlanan peygambere en büyük iftiraları yakıştırıp onu
kendisinden 45 yaş küçük 9 yaşında bir kızla evlendiren manyakça
rivayetleri sünnetlemek bir mi?
Karısını aldatmak ile, tuvalete hangi ayakla gireceklerinden kıçlarını
kaç taşla temizleyeceklerine, hangi renk elbise giyeceklerinden
sakallarını nasıl uzatacaklarına kadar kıldan tüyden, eften püften ve
boktan her konuda peygambere isnat edilen rivayetleri izlemeyi
erdemlilik ile karıştıran maymunlaşma bir mi?
Karısını aldatmak ile, din ile alakası olmayan konularda peygambere
isnat edilen her herşeyi izlemeyi ibadet sandıkları halde 9 yaşına
gelen kızlarını 50 yaşını aşmış erkeklerle evlendirme sünnetini
uygulamayan, peygambere yakıştırılan okuma yazma bilmeme sünnetine
muhalefet eden munafıklık bir mi?
Allah’a iftira edenlerden daha büyük zalim var mıdır? En büyük
aldatıcı Allah ile aldatanlardır. Zira Allad adına, peygamberi adına
yapılan aldatma iyi insanlara en korkunç cinayetleri ve günahları
işletebilmektedir.
Yaşar Nuri şeyhlik mi iddia ediyor? Ellerini mi öptürüyor? Şefaatçılık
iddiaları veya Rabıta mabıta yoluyla kendisini mi ilahlaştırıyor?
Yaşar Nuri, uydurma hadisler ve mezhepler yoluyla milyonlarca insanı
geriliğe, şirk ve cehalet batağına mı mahkum ediyor? Yaşar Nuri
gençleri şiddete mi teşvik ediyor? Hayır; ama Ehl-i Palavra vel
Aldatma cemaatinin maymunvari mukallitleri Yaşar’ın kişisel bir
zaafını tarihin en büyük aldatmacasını örtmek için istismar ediyorlar.
"Allah'a iftira edenden daha zalim kim olabilir?"
Allah'a ve peygamberine iftira eden, hatta hızlarını alamayıp
maymunlara ve keçilere bile iftira eden aldatıcıların şerrinden Rabbim
akıllarını kullananları korusun... Rabbim Yaşar'a ve ayrılmış olan
eşine sabır versin.