İnsanı bekleyen iki büyük tehlike

3 views
Skip to first unread message

**safir***

unread,
Oct 18, 2008, 2:25:30 PM10/18/08
to edep dairesi
İnsanı bekleyen iki büyük tehlike

İnsan için çok büyük iki tehlike vardır ki; biri umumiyetle gençlikte,
diğeri de ekseriyetle yaşlılıkta kendisini gösterir: Bunların ilki,
yolun başında hep nazari bilgilerle sınırlı kalmak; ikincisi ise,
yolun sonunda her şeyi bir kültür şeklinde, şuursuzca ele almaktır.

Bir devrede insanı aldatan husus, işin sadece nazariyesi ile meşgul
olmak ve amelîde derinleşmeyi düşünmemektir. Öyle kimseler vardır ki,
sorduğunuz her meseleyi bilirler; daha siz "ihlâs" demeden onlar
"İhlas Risalesi"ni ezberden okuyuverirler; "Besmele"ye dair olan
Birinci Sözü ezbere bilirler; "uhuvvet" kelimesini duyar duymaz,
hafızalarına nakşettikleri "Uhuvvet Risalesi"ni gözlerinin önüne
getirirler. Heyhat ki, her söz, her tavır ve her davranışlarıyla
sürekli kendilerini nazara vermekten bir türlü kurtulamazlar; hep
"desinler", "görsünler", "duysunlar" mülahazalarına bağlı hareket
ederler. "Birinci Söz"ü okumaya başlarken bile, dersi "Besmele"yle
açmayı hatıra getirmezler. "Kardeşlik" derken dahi hiç utanmadan çok
rahatlıkla dost ve arkadaşlarının gıybetini yapabilirler.

İşte, böyleleri nazarîde kalmış ve kat'iyen amelîye geçememiş zavallı
insanlardır. İmanı sinesine yerleştirememiş, inancı gönlüne
oturtamamış, onu -moda tabirle- içselleştirememiş zayıf karakterli
kimselerdir. İlim adına da bir yönüyle disketleşmiş insanlardır
bunlar. Bazı kitapları okurlar ve bir kısım fihristleri fişlerler;
fakat ham malumatı kafalarına öylece doldururlar, bilgiyi marifete
dönüştüremezler. Bu açıdan da, bunlar, nazarîyi amelî olanla
derinleştirememiş, ilmi irfan ufkuna yükseltememiş, inancı tavırlarına
mal edememiş, dahası kendisiyle yüzleşemeyen ve nefsini sorgulayamayan
disketleşmiş dimağlardır.

Şayet, insan namazı ikâme etmediği zaman hayatında bir boşluk
hissetmiyorsa, onu henüz karaktere tebdîl edememiş demektir. Namazı
vaktinde kılmayan, cemaate yetişememesine aldırmayan, hemen her
tesbihatı ciddiyetle tamamlamayan ve bunları yapmadığından dolayı
içinde hiçbir burukluk duymayan bir kimse, bütün bu meselelerde
nazarîde kalmış, onları tabiatının bir derinliği haline getirememiş ve
benliğine mal edememiş sayılır ki; işte bu, uhrevî hayat hesabına çok
büyük bir tehlikedir.

İkinci tehlike ise, nazarîden amelîye geçmek ama zamanla o ameli
folklora dönüştürmektir. Bir insan, belli bir noktada İsm-i A'zamın
tecellilerine mazhar olsa ve başını kaldırdığı zaman İsrafil'in
azametli heykelini görecek keyfiyete erse bile, şayet bir süre sonra
meseleyi sadece kültürün bir parçasıymış gibi ele almaya başlarsa,
onun karbonlaşması ve yıkılıp gitmesi kaçınılmaz olur. Sadece semayla,
semahla, mevlitle, gazelle ve gırtlak ağalığı yapan bazı kimselerin
ilahileriyle müteselli olma, bir kültür faslına ve sönme dönemine adım
atma demektir. Karbonlaşmamak, yıkılmamak, sönmemek ve dinin amelî
yanını kültüre kurban etmemek için İslam'ın her meselesini şuurluca
ele almak lazımdır.

fethullah gülen

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages