KIRMIZI ÇİZGİLER PEMBELEŞİRKEN - 2 KÜÇÜK ADA- BÜYÜK YARA = KIBRIS

4 views
Skip to first unread message

aburak

unread,
Mar 22, 2008, 2:23:40 AM3/22/08
to Edebiyatöğretmeni
KIRMIZI ÇİZGİLER PEMBELEŞİRKEN - 2 KÜÇÜK ADA- BÜYÜK YARA =
KIBRIS

Türkiye-AB ilişkilerinde iyice çıkmaza girmiş gibi görünen Kıbrıs
konusunda hafızamızı tazelemek adına, tarihi kısaca hatırlamakta fayda
görüyoruz.
1571'den 1978'e kadar Osmanlı hâkimiyetinde kalan Kıbrıs, bu tarihten
1914'e kadar kısmen, 1960'a kadar ise tamamen İngilizler tarafından
yönetildi. 1959 yılında Zürih'te Türkiye'nin de Ada'nın tamamında söz
hakkı olduğu 3 antlaşma ile garanti altına alındı. Bu anlaşmalarla,
1960 yılında adada bir ortaklık Cumhuriyeti kuruldu. Kurulan
Cumhuriyetin yönetimine, Cumhurbaşkanı Rumlardan ve Cumhurbaşkanı
yardımcısı Türklerden seçildi.
Rumlar, 1 Nisan 1955'te Ada'da Türk varlığını yok etmek amacıyla
tedhiş örgütü olan EOKA'yı kurmuşlar ve terör eylemlerine
başlamışlardır. Bu anılan terör eylemleri 1960 yılına kadar sürmüş ve
1960 yılında kurulan ortaklık Cumhuriyeti neticesinden sonra Rumlar
gizlice "Akritas Planı"nı hazırlamışlardır. Sadece 3 yıl yaşayan
ortaklık cumhuriyeti, Makarios'un 1963 yılı Kasım ayında Kıbrıs
Türklerini azınlık haline dönüştürecek 13 maddelik önerisini Türk
Cumhurbaşkanı yardımcısının reddetmesi arından "Akritas Planı"
uygulamaya konulur. Kıbrıs Türklerinin temel hak ve özgürlükleri
kısıtlanarak, yönetimden dışlanırlar. Türklere karşı başlatılan tedhiş
hareketleri ile adada şiddet eylemlerinin dozu artırılır ve Türklere
karşı soykırım girişimleri baş göstermeye başlar. Yunanistan da bu
hareketlerin başını çekerek Rumlara en büyük destek olan taraftır.
Ada'daki çeteler gizlice silahlandırılır. 1963-74 yılları arasında
Kıbrıs Türklerine karşı yapılan soykırım ve tedhiş girişimleri
neticesinde adadaki Türkler %3'lük gettolarda yaşam mücadelesi
verirler. EOKA lideri Nikos Samson'un 1974 yılında yönetimi ele
geçirmesi ile "adanın Elen adası olduğu ve Yunanistan'a bağlandığı"
ilan etmesi neticesinde Türkiye harekete geçer. Türkiye adaya 1960
Garanti ve İttifak Antlaşmaları gereğince sahip olduğu müdahale
hakkını kullanmadan önce bir diğer garantör ülke olan İngiltere ile
temaslarda bulunur. Birlikte çıkarma önerisinde bulunur. İngiltere
buna sıcak bakmaz.

Bütün diplomatik çabalara rağmen sonuç alınamayınca Türkiye, uluslar
arası hukuk ve antlaşmalarla kendisine tanınan garantörlük hakkını
kullanarak 1974 yılında Kıbrıs'a çıkarma yapar. 1974 Kıbrıs Barış
Harekâtı sonrasında Türkiye, iki toplumlu, iki kesimli federasyon
kurulması için barış görüşmelerini sürdürdüyse de sonuç alamaz ve 15
Kasım 1983'te KKTC ilan edilir. Bu tarihten sonra da Türkiye ve KKTC,
çözüm için her görüşmeye iyi niyetle katılmasına rağmen bir türlü
sonuç alınamamıştır. Çünkü adadaki Rumlar ve dünya, Kıbrıs Türklerinin
bir "azınlık" olarak üniter bir Kıbrıs'ta yaşamasını istemektedir.
Bütün dünya kamuoyuna, Ada'daki sorunun Türkiye'nin 1974 müdahalesi
sonucu başladığını ileri süren Rumlar, sözlerinin aksine hiçbir
dönemde uzlaşı için adım atmamışlardır. Son olarak "Annan Planı"
çerçevesinde "kalıcı ve adil bir çözüm" arzu edilmiş ancak Sonuç
alınamamıştır. 24 Nisan 2004'te referanduma sunulan "Annan Planı"na
Kıbrıs Türklerinin %65'i onay verirken, Rumlar da %76 oranında "hayır"
demişler ve Ada'da Türkleri istemediklerini bir kez daha dünyaya
haykırmışlardır.

Rumlar AB'ye kabul edildikten sonra Ada'nın tamamını ele geçirmek için
tüm güçlerini ortaya koydular. Bugün Kıbrıs'ta, Rum ve AB tarafından
finanse edilen birçok Sivil Toplum Örgütü aldıkları bu fon ve
eğitimlerle "demokrasi inşası" adı altında, Kıbrıs Türk'ünün Ada'daki
varlığından vazgeçmesi anlamı taşıyan tezler ortaya koyarak, bu
tezleri işler hale getirilmişlerdir. Anılan örgütler "ortak vatan,
birleşik Kıbrıs" yaratmak maksadı ile AB, BM, ABD'den büyük destek
alarak, iki toplumlu etkinlikler adı altında;

* "Biz Kıbrıslıyız, Rumlarda Kıbrıslı, aramızda sorun yok"
* "Türk askeri adadan çekilsin, biz Rum kardeşlerimizle anlaşırız"
* "ortak vatanımız, federasyon için mücadele edeceğiz"
* "Çözümsüzlük çözüm değildir"
* "Türk askeri Kıbrıs'ta işgalcidir"
* "Türkiye, Rumlarla aramıza girmesin"
Sloganları ile Kıbrıs Türküne, beyin yıkama operasyonları
gerçekleştirmektedirler. Hedef, Kıbrıs Türkünün öz benliğinden
uzaklaştırılması yönünde mücadele vermek ve Türkün Türk'e
düşürülmesidir. Bahse konu çalışmalar o kadar üzücüdür ki, Annan planı
sonrasında da her geçen gün biraz daha artarak devam ettiği
gözlemlenmektedir. Üzerinde oynanan operasyonların farkında olmayanlar
ve tabi ki de işbirlikçi olanlar, KKTC Devletini ortadan kaldırmak
için Kıbrıs'ta mücadele verirken, içerde bazı satılmış aydınlar,
"zaten küçücük yer, ne önemi var Kıbrıs'ın" "Kıbrıs AB yolunda ayak
bağımız" sözleri ile Anavatan Türkiye'de Türk Milletinin Kıbrıs
konusundaki var olan hassasiyetini görmezden gelerek keyfi davranmakta
ve bağlarımızın koparılması yönünde çalışmaktadırlar.

İçerde ve dışarıda birçok ihanet şebekesi tarafından Anavatandan
koparılmaya, Rumlaştırılmaya çalışılan Kıbrıs'ta olumlu faaliyetler de
var. Kıbrıs'ın esas sahipleri, Kıbrıs Türk'ünün asil evlatları,
aydınlar; bir yandan KKTC Devletinin ilelebet yaşatılması için
çalışmalarına devam ediyor, diğer yandan da Kıbrıs konusunun bir namus
davası olduğunu ve Anavatan ile bağlarımızın koparılamayacağını bunun
müdafaasının sonuna kadar verileceği mesajını Anavatan'a duyurmaya
çalışıyorlar. Bu maksatla konferanslar, toplantılar düzenliyor, Türk
Milletine şükranları dile getiriliyor.

Bu gün AB nimetlerinden faydalanma düşüncesi ile Rumlarla işbirliği
yapan, kendi insanına, kendi bayrağına, kendi milletine ihanet edenler
şunu unutmasınlar ki, 1960 yılından bu yana kadar insanımıza işkence
yapan, Ada'dan yok temek için soykırım uygulayan, topraklarımızı işgal
eden velhasılıkelam Kıbrıs'ta Türk'e tahammül edemeyen Rumlar, eğer
gün olur Tüm Kıbrıs'ı temsil etmeyi başarırlarsa ki bunun olması çok
zordur. Çünkü ne Türk askeri, ne Kıbrıs Türkü, ne de Anavatan buna
müsaade etmeyecektir. Ancak, Kıbrıs birleştirilmiş olsa idi Annan
planı ile işte o zaman şunu sormakta yarar vardır: "Kilise tarafından
Türk düşmanlığının yılmadan aşılandığı ve büyük bir kinle yetiştirilen
Rumlar tarafından Kıbrıs'ta Türk soydaşlarımızın yine geçmişteki
mezalimlerin aynisini yaşamayacağını kim garanti edebilir?

Vatan için şehit olan her Türk evladı (ister Yavruvatan'da ister
Anavatan'da olsun) Cumhuriyetine, Türklüğüne, Egemenliğine, Bayrağına,
Toprağına zarar gelmesin diye canını vermiştir. Kıbrıs bizim
canımızdır. Kıbrıs'ta yaşayan Türk soydaşlarımız içlerinde hainler
bulunsa da biliyoruz ki Anavatanlarına ve Türk milletine bağları halen
devam ediyor. Gaflet ve delalet içinde olanlar şunu bilmelidirler;
Türk ordusu canımız Mehmetçiğimiz asla Kıbrıs Türkünü yalnız
bırakmayacak ve Kıbrıs'tan çıkmayacaktır. Türk ordusuna tahammülü
olmayanlar için meydan boştur! Güney'e gidip yaşayabilirler! .

TANRI TÜRK'Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN!


Alperen BURAK
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages