Aşkta Yarın Yoktur!

3 views
Skip to first unread message

Duygusuz

unread,
May 26, 2008, 1:03:10 PM5/26/08
to Duygusuz
Aradan uzun bir zaman geçmiş ne kadar geçtiği meçhul...Benmi duyuyorum
yoksa birisimi haber veriyor yada sen mi çağırıyorsun onuda
hatırlamıyorum, ve biliyorumki zor durumlarında, aklın neye hizmet
ederse kendine bırakırsın zorları ve kimseyle paylaşmassın . İhtimal
ben duyup geliyorum sana , duyduğumda şeyde ne ! ; senin zor bir
durumda çaresiz olduğun gibi sanki öyle bir şey ... Aradan belki on
belki beşyıl geçmiş daha fazla değil .. ben vefasızım ya aramıyorum
sende hiç aramamışsın. Çocuklar gibi önce o arasın ,o niye aramıyor
teraneleri...
Yani o uzun süre zarfında hiç görüşmemişiz. Ve ben yolları çok iyi
bilir gibi geliyorum ,Aklımda geçmişin izleri; capcanlı
görüntün ,bulaşıcı gülüşün , Benim asılmalarıma tatlısert sınırların
....benden kaçışların sanki hissetmiyorum.bal gibi anlıyorum...hele beni
odada yalnızken istemediğin zamanlar bile aklımda ...Ve ben seni her
zaman hatırladım mutlu bir gülümsemeyle.Mutlu olmanı diledim hep. Her
şeye rağmen...... sona yaklaşan beraberliğimizin son görüşmelerin
birinde hiç olmassa kardeşliğimi sundum sana , en çaresiz en zor
hissettiğin gününde kanımla canımla yanında olmak için.... Ve gideceğin
gün bilerek bulunmamıştım dairede. Hep diyoruz ya geçerli sebeplerim
var diye...onun gibi işte...

Bir bahçenin içerisine giriyorum ,yerde taş karoların kenarlarını
otlar sarmış ,Bahçenin bir zamanlar çok güzel bir bahçe olduğu belli
ancak şimdi bakımsız bir orman gibi...Önümde 2 katlı bir ev sanki ahşap
gibi yada öyle gösterilmeye çalışılmış.Bu yoldan geçiyorum ama hiçbir
şeye takılmıyorum sanki yüzüyormuyum yolda uçuyormuyum.öyle süzülerek
gidiyorum işte.Evin önünde bir kalabalık var hepside bayan . Enteresan
bişey hepsinin kıyafetlerinin aynı olduğunu hatırlıyorum .Bana boş
bakıyorlar bakışlarından yorum uydurmaya çalışıyorum iyi bir şey
gelmiyor aklıma yalnızca düz ve boş bir bakışlar. Aynı şekilde ikinci
kata çıkan merdivenin her bir basamağına dizilmişler.Bende senin
kaldığın odayı sanki biliyormuşum doğruca basamaklardan yukarı
çıkıyorum.Boş bakışlı bayanlar eski uzun kapılar var ya öyle bir
kapının yanına dizili vaziyetteler. Ne varsa o kapının arkasında
var....Erkeklerin kalbi dukkan derdiniz. Ben ne dukkanı dükkan olarak
düzeltebildim nede benim kalbim dukkan .. ben yalnızca aradım... Gerçek
yada bulduğumu sandığım serapların peşinden gittim ..Bazende bulduğumu
hissettiğim anda kendim serap oldum elleri kolları bağlı ifadelerinin
sonunu getiremeyen....

Kapıdan giriyorum beyaz yatağın içinde sarı bir gecelikle ordasın,
biraz zayıflamışsın, solgunsun , yine güzelsin, yine muhteşem
görünüyorsun. Bakışlarında yine aynı sevecenlik var ama birazda
pişmanlık, doğrulmaya çalışıyorsun yatakta ...Geçmiş yılların bütün
bedellerini ifade eden şu sözü söylüyorsun kırık ve kısık bir sesle ;-
keşke...... gelmiş geçmiş zamanlar içerisinde hayatımın yörüngesini
şaşırtan sana ; Şimdi ve şimdiden sonraki zamanlarımız var. Kalk ve
silkin üzerindeki ağırlıkları diyorum ve gidiyoruz . Allah Allah
kapıdan çıkmıyoruz ama ne ev var ne yatak .Sende bende yokuz ama
varız.Varız. Bu defa bedensiz varız. Ve Her yerdeyiz. Sürekli öpüşen
dalgayla sahil gibi , Bulutla rüzgar gibi, Yağmurla toprak gibi ,
Arıyla çiçek gibi ,İki aşığın vuslatında karışan nefesleri gibi.

Duygusuz.com Webmaster

unread,
May 28, 2008, 7:24:18 AM5/28/08
to Duygusuz

Teyze-yeğen otoyolda ilerliyor. Önlerinde giden tankerin arkasındaki DANGER yazısı teyzenin gözüne çarpıyor ve şu yorumu patlatıyor;
-'Allah'ın akıllısı, TANKER yazacağına DANGER yazmış'

Ana-oğul televizyon izlemektedir. O anda ekrana Aydın ve Fatih Ürek gelir... Anne, oğluna dönüp şunu der;
-'Ben bunları çok severim, mankenlerle falan dedikoduları çıkmıyor, terbiyeli çocuklar.'

Biri de tanık olduğu olayı şöyle anlatıyor;
"Bizim oradaki Carrefour´un ilk açıldığı zamanlar. Mağazada anlık indirim duyurularını anons eden kişi şöyle dedi:
-'Pantolonları indirdik, orta reyonda sizleri bekliyoruz.'

Ve lise yıllarından bir anı;
Lise yıllarında Milli Güvenlik dersinde hocamız olan subay, sınıfın güzel kızlarından birini kaldırmış ve ondan subay rütbelerini küçükten büyüğe doğru saymasını istemişti. Sıralamayı aynen yazıyorum:
-'Teğmen, üsteğmen, yüzbaşı, binbaşı, yarbaşı ve albaşı.'


Bir arkadaşımla balık almaya gittiğimizde, arkadaşım kovanın içinde yüzüp çırpınan balıklara bakıp;
-'Bunlar taze mi?' diye sormuştu.
Balıkçı da cevabı hemen yapıştırdı:
-'Yok abla, pil takıp oynatıyoruz'*

Komşusunun marifetini de biri şöyle anlatıyor;
Aniden fenalaşan annelerini hastaneye götürdüler. Yarım saat sonra doktor;
-"Maalesef annenizi kaybettik" deyince, doktoru bir güzel dövdüler... O arada da bağırıyorlardı;
-"Ulan nasıl kaybedersiniz koca kadını daha demin buradaydı!' diye...

Geçenlerde köyde komşunun evinin önünden geçiyordum.
Yaşlı amca hanımına şöyle dedi:
-'Hanım suyu ısıt;olursa olur olmazsa çay demleriz.'
Hala gülmekteyim.

Biri de şöyle anlatıyor arkadaşı ile olan diyaloğunu;
-"6. His filmini izledin mi" dedim.
-"Hayır ama çok övdüler" dedi.
-"Bende filmin CD'si var, istersen vereyim izle" dedim.
-"Şimdi izlersem bir şey anlamam, ilk 5 tanesini izlemem
lazım önce" dedi. Sustum. Gülmedim bile. Artık görüşmüyoruz.

Ve bir babanın, oğlunun 18.000 YTL kredi kartı borcu yaptığını öğrendiğinde verdiği ilk tepki;
-'Keşke korunsaydım'

İlk yemeğe çıkışımızda cep telefonu çaldı. Elini çantasına attı. Kurcaladı, kurcaladı. Telefon uzun uzun çalmaya devam ediyordu. Bir türlü bulamadı. Sonra o güzel cümle döküldü dudaklarından:
-'Evde mi bıraktım acaba?'

Arkadaşımın sevgilisi komiser. Geçenlerde ikisi arabada sohbet ederlerken;
-'Bilmem kaç merkez, yolda üç tane or.. var Tamam' diye bir telsiz anonsu gelmiş.
Komiser çok utanmış ve hemen telsize sarılıp telsizin diğer ucundaki memura;
-'Bu ne biçim anons, malum kadın deyin biz anlarız' diye fırça atmış. On dakika sonra gelen telsiz anonsu ikisini de kahkaha krizine sokmuş.
-'Komiserim malum kadınlar or.. degilmiş Tamam'

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages