Psh
unread,Oct 17, 2009, 1:29:29 PM10/17/09Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to Düşünen İnsanlar
Her ne kadar temiz ortamlarda bulunsak da yaşadığımız yerleri birçok
mikroorganizmayla paylaşırız. Şu anda oturduğunuz odayı bir
mikroskopla inceleme imkanınız olsaydı, beraber yaşadığınız
milyonlarca canlıyı rahatlıkla görebilirdiniz. Bu durumda insan bir
anlamda "kuşatılmış bir kale" konumundadır. Kuşkusuz etrafı sayısız
düşmanla sarılmış bir kalenin korunması da eksiksiz ve planlı
olmalıdır.
İnsan, ihtiyacı olan bu mükemmel korumayla beraber yaratılmıştır, yani
söz konusu düşmanlara karşı savunmasız değildir. Yüce Rabbimiz'in
insan vücudunda yarattığı "mikro" korumalar, insanları her türlü
zararlı organizmalardan korur ve birçok cephede savaşırlar.
Vücudu ele geçirmek isteyen düşman hücreleri, öncelikle kendilerini
bekleyen ön cepheleri geçmek zorundadırlar. Bu cephelerde kimi zaman
zorlu anlar yaşansa da düşmana kolay kolay geçit verilmez.
Düşmanın aşması gereken ilk cephe derimizdir. Bir kılıf şeklinde tüm
bedeni saran deri pek çok özelliğe sahiptir. Bu mucizevi ambalajın
hayati özelliklerinden biri de, vücudu, hastalık yapan mikro
düşmanlardan korumasıdır. Eğer vücut düşmanlarla kuşatılmış bir kale
olarak kabul edilirse, derinin de, dış bölümünü oluşturan ölü hücre
katmanları ve üzerindeki canlılar ile bu kalenin sağlam surlarını
oluşturduğu söylenebilir.
Mikroorganizmaların bize ulaşmak için kullandıkları yollardan biri de
solunum yollarıdır. Her an soluduğumuz havada bulunan yüzlerce çeşit
ve özellikteki mikroplar bu yolla bedenimize girmeye çalışırlar. Ancak
burnun içinde onları bir bekçi gibi bekleyen engelden habersizdirler.
Burun mukozasındaki özel bir salgı, doğrudan veya tozlar, damlacıklar
ve diğer maddeler ile birlikte solunum sistemine giren
mikroorganizmaların yaklaşık % 80-90'ını tutarak dışarı atar.
Mikropların vücuda bir diğer giriş yolları da yiyeceklerimizdir. Ancak
onların kullandığı bu yoldan da haberdar olan vücudumuzun korumaları,
yiyeceklerin ulaştığı bölgede, yani midede, onları beklemektedir. Mide
asidi sayesinde, tüm engelleri aşarak mideye kadar gelmeyi başarmış
mikropların tamamı olmasa da büyük bir çoğunluğu yok olur. Hala
yaşayan mikroplarsa ince bağırsakta üretilen sindirim enzimleri
tarafından yok edilir.
Tüm bu gerçekler karşısında sorulması gereken önemli bazı sorular
vardır. Dışarıdaki mikropların yiyecekler yoluyla bedenimize girmek
isteyeceklerini, yiyeceklerin güzergahını, mikropların ne çeşit bir
sistemle yok olabileceklerini, bu engelden kurtuldukları takdirde
nereye gideceklerini, daha güçlü ne gibi bir madde ile karşılarına
çıkılması gerektiğini kim belirlemiştir?
Ya da daha önce hiç vücut dışına çıkmamış, dolayısıyla dışarıdaki
mikropların hiçbirinin kimyasal yapısını inceleme olanağı olmayan,
ayrıca kimya eğitimi görmemiş vücut hücreleri mikropları yok edecek
maddeleri nereden bilmektedir?
Kuşkusuz uyumadan çalışan ve kuşatılmış bir kale gibi mikroplarla
sarılmış olan insan vücudunu koruyan böyle bir savunma sistemini,
alemlerin Rabbi olan Yüce Allah var etmiştir. Bir ayette Allah'ın
mükemmel yaratma ilmi şöyle bildirilmiştir: "O Allah ki, yaratandır,
(en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret'
verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü
O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir." (Haşr Suresi, 24)
Unutulmamalıdır ki insanın 24 saat boyunca mikroplara açık bir
bedeninin olması gerçekte büyük bir acizliktir. Şu an bile,
çevrenizdeki mikroplardan etkilenmeden bu yazıyı rahatça
okuyabilmenizi Yüce Rabbimiz'in ilhamı ile hareket eden savunma
sisteminize borçlusunuz. Bu nedenle küçücük yapılarıyla, kendilerinden
milyonlarca kat büyük olan insan bedenini hastalığa, bazen de ölüme
dahi sürükleyebilen virüslerin, mikropların insanlara acizliklerini
hatırlatmak için Allah'ın yarattığı özel varlıklar olduğunu unutmamak
gerekir.