Mutlulugun Sirri

1 view
Skip to first unread message

Psh

unread,
Oct 16, 2009, 8:46:33 PM10/16/09
to Düşünen İnsanlar
Amerikan Sağlık Araştırmaları Ulusal Merkezi'nden David B. Larson ve
ekibi tarafından derlenen araştırma sonuçlarına göre, Amerikalılar
arasında dindar ve inançsız kişiler arasında yapılan karşılaştırmalar
çok şaşırtıcı sonuçlar vermiştir.

Örneğin dindarların, dini yönü zayıf olan veya hiç olmayan kişilere
göre, kalp hastalıklarına %60 daha az yakalandıkları; intihar oranının
%100 daha düşük olduğu; tansiyon bozukluğuna çok daha düşük oranlarda
yakalandıkları; sigara içenler arasında bu oranın 7'ye 1 olduğu gibi
sonuçlar ortaya çıkmıştır.(Danny Elder, John Pernetta, Oceans,
Mitchell Beazley Publishers, London, 1991, s. 27.)

Tıp dünyasındaki önemli bilimsel kaynaklardan, Tıpta Uluslararası
Psikiyatri dergisinin yayınladığı bir araştırmada ise, kendilerini
inançsız olarak tanımlayan kimselerin hem hastalıklarla daha fazla
uğraştıkları, hem de kısa bir ömür sürdükleri bildirilmektedir.

Araştırmanın sonuçlarına göre inançsız kişilerin, mide-bağırsak
hastalıklarına yakalanma ihtimalleri inançlı insanlara göre iki kat
daha fazla, solunum hastalıklarından ölme oranlarının ise %66 daha
fazla olduğu ortaya çıkmıştır.

Seküler psikologlar genellikle buna benzer sonuçları "psikolojik etki"
olarak açıklarlar. Bunun anlamı, inancın insanların moralini
yükselttiği ve moralin de sağlığa katkı sağladığıdır. Bu açıklamanın
haklı bir yönü olabilir, ancak konu incelendiğinde daha da dikkat
çekici bir sonuç ortaya çıkmaktadır.

Allah'a olan inanç, başka herhangi bir moral etkiden çok daha
güçlüdür. Harvard Tıp Fakültesi'nden Dr. Herbert Benson'ın dini inanç
ve bedensel sağlık arasındaki ilişkiyi inceleyen kapsamlı
araştırmaları, bu konuda dikkat çekici sonuçlar vermiştir.

Benson, inançsız bir kişi olmasına rağmen, Allah'a olan inancın ve
ibadetlerin insan sağlığı üzerinde başka hiçbir şeyde görülmeyecek
derecede olumlu bir etki meydana getirdiği sonucuna varmıştır.

Benson, "diğer hiçbir inancın, Allah'a olan inanç gibi zihne huzur
vermediği sonucuna" vardığını açıklamaktadır.(M. Grant Gross,
Oceanography, A View of Earth, 6. baskı, Englewood Cliffs, Prentice-
Hall Inc., 1993, s. 205)

Peki neden iman ile insan ruhu ve bedeni arasında böyle özel bir
ilişki vardır?... Seküler bir araştırmacı olan Benson'ın vardığı sonuç,
kendi ifadesiyle, insan bedeninin ve zihninin "Allah'a iman etmeye
göre ayarlı" olduğudur.

Tıp dünyasının yavaş yavaş fark etmeye başladığı bu gerçek, Kuran'da
"... Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain
olur"(Rad Suresi, 28) ayetiyle haber verilen bir sırdır.

Allah'a inanan, O'na dua eden, O'na güvenen insanların diğerlerinden
hem ruhsal hem de fiziksel olarak daha sağlıklı olmalarının nedeni,
yaratılışlarına uygun davranmalarıdır.

İnsanın yaratılışına aykırı olan felsefe ve sistemler, insanlara hep
acı, hüzün, sıkıntı ve bunalım getirmektedir. Modern tıp, yukarıda
kısaca belirttiğimiz bulgular ışığında bu gerçeğin farkına varma
yolundadır. Patrick Glynn'in ifadesiyle, "çağdaş tıp, tedavinin salt
maddesel yöntemler dışında da boyutları olduğu gerçeğini kabul etme
yolunda ilerlemektedir."
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages