> İlk Türkçe Konuşan İnsan ve İlk Bilim Adamı HZ. Adem

20 views
Skip to first unread message

Yılmaz ARSLAN

unread,
Feb 14, 2011, 4:50:11 PM2/14/11
to

> İlk Türkçe Konuşan İnsan ve İlk Bilim Adamı HZ. Adem
>
> M. Günay SIDDIKOĞLU
>
> Ruhul Beyan Tefsirinin Müfessiri İsmail Hakkı BURSAVİ Hazretleri,
> Bursa Kütüphanesi'nde kayıtlı "HADİS-İ ERBAİN " adlı eserde Bakara
> Suresi 31. ayetin tefsirini yaparken şöyle diyor:
>
> Adem'in cennettten çıkma vakti gelince Cenab_ı Allah bunu haber
> vermesi için CEBRAİL'i gönderir. Cebrail durumu Adem'e bildirir. "
> Adem tınmadı " yani emri duymamazlıktan geldi. Cebrail durumu Allah'a
> bildirince ALLAH ( C.C. ) Cebrail'e: " Git ADEM'e LİSAN-İ TÜRKİ ile
> söyle " der. Cebrail gelir ve Türkçe olarak cennetten çıkma emrini
> tebliğ eder. ( Buradan hareketle ) İ. Hakkı BURSAVİ hazretleri şöyle
> der: " AHİR ZAMANDA TASARRUF TÜRK'ÜN OLACAKTIR." ( Bu konu üzerinde
> yıllar önce Abdülkadir DONUK HOCA'da Ortadoğu Gazetesinde bir yazı
> yazmıştı. )
>
> Bu düşünce ister derin bir Türklük sevgisi ile söylensin isterse "
> Mana Tefsirciliği " anlayışıyla söylensin yani Allah tarafından
> söyletilsin; bura da verilmek istenen mesaj: Dünyada tekrar bir TÜRK
> DÖNEMİ'nin ve TÜRK CİHAN HAKİMİYETİ_ NİZAM-I ALEM DÜŞÜNCESİ'nin
> gerçekleşeğinin ifade edilmesidir.
>
> Cenab-ı Allah, Bakara Suresi 31,32 ve 33. ayetlerden öğrendiğimize
> göre: " Ademe
>
> İlim vermiş, bütün isimleri ve eşyanın adını öğretmiştir." Yani Ademe
> kendi zürriyetinden gelen bütün milletlerin ve bu milletleri oluşturan
> bütün insanların adları ve dilleri öğretilmişti.
>
> Ayrıca Adem'e Allah ( C.C. ) insanlığın henüz ulaşamadığı bilgiler
> dahil bütün bilgileri de öğretmişti.
>
> Hz.Adem, kendisine öğretilen bu isimler ve diller arasından Türkçe'yi
> tercih etmiş
>
> ve kendisine Türkce hitap edilmesini istemeştir. Böylece ilk Türkçe
> konuşan insan Adem olmuştur.
>
> Bakara Suresi 31 ve 32. ayetlerde mealen şöyle buyurulur:
>
> " Ve Adem'e bütün isimleri öğretti. Sonra eşyayı ( Alemleri )
> meleklere gösterip: ' Haydi, davanızda sadıksanız bana şunları haber
> verin' buyurdu.
>
> ( Melekler cevap verdi.) : ' Ya Rabbi, sübhansın,. Bizler için senin
>
> bize öğrettiğinden başka ilim ne mümkündür! O alim ve hakim şüphesiz
> sensin ' dediler"
>
> Bu iki ayette Yüce Allah, meleklere dolayısıyla tüm alemlere Adem'in,
> daha geniş anlamda insanın özelliğini tanıtıyor.
>
> Dr. Haluk NURBAKİ, " Bakara Suresi Yorumu 2 " adlı kitapçıkta bu konu
> hakkında
>
> şu bilgileri veriyor:
>
> " Ayetin ilk mesajı şüphesiz; Allah'ın Adem'e, insanlara öğrettiği
> isimlerdir... Çünkü; Allah'ın Adem'e öğrettiği esmalar şüphesiz ilahi
> sıfatların sırlarının tecelli hikmetleridir. Allah bu yüzden Adem'i
> halife olarak seçmiştir.
>
> Adem'in, dolayısıyla insanın bu nedenle olayların gerçeğini öğrenmesi
> gerekir. Sure-i Rahman'ın 4. ayeti gereği, ( İnsanı yarattı; ona
> anlatma ve açıklama yateneği verdi )
>
> İnsanın hilkat sırrı " beyan " dır; yani ilahi davete cevap
> yeteneğidir.
>
> İşte Adem, ilahi irade gereği esmaların sırrı olan ilmi öğrenmiştir.
> Bu,
>
> İnsanın akıl yanıdır. Bunun beyan edilmesi ise tamamen gönül
> sırrıdır...
>
> 31. ayetin son mesajı, Allah'ın meleklere evren esrarını sormasını
> dile getiriyor.
>
> 32. ayette ise, meleklerin Allah'a karşı, bir tarz özür dilemelerini
> görüyoruz. Melekler bu ayetlerde önce Allah'a:
>
> " Ya Rabbi! Sen sübhansın,
>
> Senin yüceliğin, kudretin, saltanatın tartışılmaz. Her türlü zannın,
> bilginin, tasavvurun ötesinde ve yüceleren yücesisin " diyor.
>
> Ayetin ikinci cümlesi ise; tüm meleklerin, ancak öğretileni
> bildiklerini açıklıyor. Eşya da böyledir; Cenab-ı Hak neyi öğretmişse
> onu bilir, o hizmeti yapar.
>
> Yine ayetten anlıyoruz ki; insan esmaları öğrenerek öylesine bir ilme
> sahip olur ki; kıyasları, tasavvur, hayal, beyan ve yargı yetenekleri
> kazanır.
>
> Ayetin son cümlesi ise, Cenab_ı Hakk'ın iki esmasını emrediyor: ALİM
> ve HAKİM .
>
> Burada da büyük bir hikmet vardır. İnsan ilahi irade gereği ilmi
> öğrenir.Bir tarz Alim sıfatının tasarrufuna girer. Fakat Hakim olamaz.
> Allah hem sonsuz ilme sahiptir, hem de Hakim'dir. O'nun ( Allah'ın )
> herşeye kudreti ve hükmü vardır. O'nun sonsuz kudreti ve hikmeti
> birleşmiş ve Hakim sırrı, esması tecelli etmiştir.
>
> Allah bize sonsuz gücünü bir kez daha hatırlatarak hüküm ve kudretin
> yalnız Allah'a ait olduğunu vurguluyor."
>
> İnsan, kendi çabasıyla arzı, uzayı ve çeşitli bilgileri öğrendim
> sanıyor, halbuki bu bigilerin hepsini Allah, Adem'e vermişti. Bizim
> çabamız o bilinen bilgilere ulaşmaktan ibarettir. (Devam edecek)
>
> İLK TÜRKÇE KONUŞAN İNSAN VE İLK BİLİM ADAMI HZ ADEM ( 2 )
>
> Adem'e bütün isimleri ve eşyanın adını öğreten ve O'nu ilimle donatan
> Allah, bu durumu ve Ademin yüceliğini meleklere göstermek için:
>
> " Allah: ' Ey Adem, bunlara onları isimleriyle haber ver ' buyurdu.
> Adem onlara isimleriyle haber verince (Allah) : ' Ben size semavat ve
> arzın gaybını bilirim demedim mi? Neyi gizlediğinizi, neyi
> açıkladığınızı da bilirim' dedi. " ( Bakara, ayet 33 )
>
> Ayetin birinci mesajı: Ademin isimleriyle haber verdikleri nelerdir?
> Bu konuda çeşitli rivayetler vardır:
>
> 1. Evrene ait fiziki malumat
>
> 2. Meleklerin ismi ve görevleri
>
> 3. İnsanların tam listesi. O anda bedeni yok, ruh ve nefis kişilikleri
> vardır.Adem öğrendiği ilahi bilgiler dahilinde gaybe ait bigileri
> çözüp; dünyaya gelmediğimiz halde bizleri tanıyıp meleklere anlattı.
>
> Hz.Adem ilk insan, ilk peygamber ve insanlığın ilk atası olmak
> özelliklerinden dolayı, kendi soyundan gelecek ve ileride çeşitli
> milletleri oluşturacak insanları ve onların dille rini, kültürlerini,
> tarihlerini de biliyordu. Bildiği bu diller arasında Cennetten
> çıkarken kendisine yapılan tebliği Türkçe olarak seçip kabul etmesi
> dikkata değerdir. Bu seçim, Hz. Adem'in Türklere verdiği önemi ve
> duyduğu sevgiyi açıkça göstermektedir. Elbette Adem " Ey iman edenler
> sizden kim dininden dönerse Allah ta onların yerine öylebir kavim
> getirir ki Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler. Onlar
> mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu ve zorludurlar.
> Allah yolunda ( korkmadan ) cihad ederler..." ( Maide 54 ) ayeti
> kerimesinin sırrına mazhar olarak, Allah'ın övgüsüne nail olan ve
> İslamın Bayraktarlığını yaparak " CUNDULLAH " ( ALLAH'IN ORDUSU )
> olmak şerefi ile şereflenen Türk Milleti'nin bu durumundan da
> haberdardı. Onun için cennetten çıkarken kendisine emrin ve cennetten
> çıkma vaktinin geldiğinin Türkçe olarak tebliğ edilmesini bekledi.
>
> 4. İlahi esmaların sırrını alemlerin şekli içinde farkederek analiz
> etti. Olayların iç yüzünü böylece idrak etme sırrını öğrendi.
>
> Ayetin ikinci cümlesi konuya biraz daha açıklık getiriyor. Cenab-ı
> Hakk: " Ben size semavat ve arzın ( uzayın ve yer yüzünün ) gaybını
> ( geleceğini ) bilirim demedim mi ? " buyuruyor.
>
> Demek ki yeryüzü ve semavatın geleceği ile ilgili bilgiler Hz. Adem'e
> öğretilmişti. Zaten halifeliğin bir sırrı da budur. İnsanların yeryüzü
> ve uzay hakkında bu günkünden daha çok bilgi sahibi olacakları bu
> ayetin gösterdiği bir mucizedir.
>
> İnsanoğlu, kendi çabası ve çalışmasıyla yeryüzünü ve uzayı öğrendiğini
> daha nice çeşitli alanlarda buluşlar yaptığını zannediyor.Halbuki bu
> bilgiler ( Uzay, tıp, fizik, kimya, matematik, biyoloji, tarih, dil
> bilimleri vb. ) Hz Ademe binlerce yıl önce verildi ve bilimin kader
> bilgisayarına yerleştirildi. İşte bu yönüyle Adem ilk bilim adamıdır.
> Henüz dünyadaki hiç bir bilim adamı Adem'in bildiklerine
> ulaşamamıştır. Bütün bilim adamlarının bildikleri ve buldukları Hz.
> Adem'e bildirilenlerin ve Hz. Adem'in bildiklerinin yanında bir hiç
> kalır.
>
> Ayetin son cümlesi daha da dikkat çekicidir: " Allah gizlediğinizi de
> açıkladığınızı da bilir." Şu halde bir yanıyla gizli kalan bilgi yavaş
> yavaş açılmakta ve öğrenilmektedir.
>
> Bir ihtimal; İnsanoğlu zamanla Hz. Adem'e verilmiş olan bütün
> bilgilere ulaşacak, belki de o zaman bilgi ve hikmet tamamlanmış olup,
> kıyamet kop acak.
>
> Allah ( CC ) Adem'i halife olarak seçtim derken " O'na kudret verdim
> demeyip; ilim verdim " diyor.
>
> Dikkat edilirse ilk emir olarak insanlığa verilen emir de " OKU " dur,
> Okumaktan maksat, araştırmak, bilmek, ilim sahibi olmak ve bu sayede
> şuurlu bir şekilde Allah'ı tanımaktır. Onun için evrene " KİTAB-I
> EKBER " ( En büyük kitap ) denmiştir. Bu ' oku ' emriyle bir noktada
> Cenab_ı HAKK, Senin halife olmana sebep olan ve Adem'e verilen
> bilgileri öğren; beni bil ve bu sayede tanı demektedir.
>
> " Okumaktan mana ne kişi Hakkı bilmektür
>
> Sen kendini bilmezsin ya nice okumakdur.
>
> Okudum bildim dime çok taat kıldım dime
>
> Eri Hak bilmez isen abes yire yilmektir." Diyen Yunus'ta aynı şeyleri
> söylemektedir.
>
> İLK TÜRKÇE KONUŞAN İNSAN VE İLK BİLİM ADAMI HZ.ADEM ( 3 )
>
> Büyük Türk mutasavvıfı Mevlana: " Yüce Tanrı kendi sanat ve sıfatını
> göstermek için dünyayı yarattı. Kendi zatını göstermek isteyince de
> Adem'i yarattı" der. Mevlana hazretleri bir başka anlatımında " Gizli
> bir define idim; bilinmeyi diledim, sevdim; bilineyim diye halkı
> yarattım " hadis-i şerifi üzerinde durur. Bu bilgilerde de hep ön
> plana çıkan şeyler: bilgi, bilmek, bilinmek ve sevgidir.
>
> Elbette ilim, insanı Allah'a ve Allah'ı sevmeye, O'na hamd etmeye,
> O'nu sevmeye götüren akıl ışığıdır. Dünyanın ve dünyaların
> güzelliklerini, özelliklerini fiziğini tanıyan gerçek ilimdir. İlim
> doğrudan insanı Allah'a ulaştırır; sevgiyi ve ahlakı şekillendirir.
> Çünkü ilahi sırları öğrenen insan Allah'a aşık olur ve ahlak sırrına
> kavuşur. Artık söz aşık ve maşuk arasındadır. O, bizim bildiğimiz
> perdeler aradan kalkar, aşık maşukuna öylesine söz ve şekillerle hitap
> eder ve bazen de sitem ederki, biz o aşığı kendi gözümüzle zındık,
> hatta kafir zannederiz. Halbuki gerçek bizim gördüğümüz gibi değildir.
> Leyla'daki güzelliği görmek için Mecnunun gözüyle bakmak gerekir.
> Leyla, aşk odunda yanmış Mecnun'a güzel görünür de , Aşktan sevgiden
> nasibini almamışlara çirkin görünür.
>
> Bir de bakarsınki aşık maşukuna yani Allah'ına ' Çalap' diye, ' Gülüm
> ' diye, ' Aşkım ' diye hitap etmiş.
>
> Bunları bilmeden bir de Allah'ın yarattığı insanlara, yine Allah'ın
> yarattığı sözlerle niçin ' Allah ' demiyor da ' Tanrı ', ' Hüda ' , '
> Mevla ' , " Yezdan " ve ya " Got " diyorsunuz diye kendimizce
> bilgiçlik ve müslümanlık taslar bir de soru sorarız. Kendimizi
> Mevlanalardan, Yunuslardan, Hoca Ahmet Yesevi'lerden, nice İslam
> alimlerinden alim sayarız. Bilmeyiz ki bütün bu dil ve sözcükleri de
> yaratan Allah'tır.
>
> " Ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm " demek; " Enel Hakk " ( Ben
> Hakkım ) demek suç olsaydı bu gün Yunus ve Hallacı Mansur birer evliya
> değil zındık hatta mürted, kafir olarak anılırlardı. Yine Hüda, Mevla
> ve Çalap demek yanlış olsaydı, başta Yunus ve Mevlana olmak üzere nice
> İslam uluları demezlerdi. Elbette " Esmaül Hüsna " Allah (CC)'ın en
> güzel isimleridir. Ama Kur'an'da " Güzel isimlerin hepsi
> Allah'ındır ..." ( A'raf suresi 180 ) diyen bizzat Allah değilmidir?
>
> Allah (CC)ın Cebrail'le,Cebrail Aleyhisselamın Hz. Adem'le Türkçe
> konuştuğuna dair bir başka bilgiyi de KAYGUSUZ ABDAL'ın şiirlerinde
> görmekteyiz:
>
> " Hak buyurdu Cebrail'e var didi
>
> Adem'i cennet içinden sür didi
>
> Geldi Cebrail Adem'e söyledi
>
> Hak buyurdıgın ayan eyledi
>
> Cebrail didi çıkgıl Uçmak'tan Adem
>
> Tanrınun buyrugı budur işbu dem
>
> Niçe ki söyledi hergiz gitmedi
>
> Cebrailün sözini işitmedi
>
> Türk dilin Tanrı buyurdı Cebrail
>
> Türk dilince söylegil dur git digil
>
> Türki dilince Cebrail " hey dur " didi
>
> " Durugel, uçmağın terkin ur " didi.
>
> ( Gülistan, Ank. Ktp. Nu: 645, s. 49 ) "KAYGUSUZ ABDAL" Prof. Dr.
> Abdurrahman GÜZEL, S.272, Akçağ yyn.)
> Tarihin başlangıcından beri hatta tarihten öncede var olduğunu
> bildiğimiz Türk Milleti'nin bu günkü zaman dilimini temsil eden biz
> Türkler, Cennetten çıkarken Türkçe konuşmayı bütün bildiği dillere
> tercih eden ve Allah'ın ilahi hikmetlerle, sırlarla ve bilgilerle
> doldurduğu insanlığın ilk atası ve ilk peygamber HZ.Adem'in ve
> Alemlere rahmet ve bereket olarak gönderilen son Peygamberi Hz.
> Muhammed Aleyhisselamın varisleri olarak Allah'ın son din olarak
> gönderdiği İslam dini ile aleme nizam vermeye ve Hz.Adem'e vermiş
> olduğu ilim ve hikmeti öğrenmeye talip olduğumuzu bir kez daha ilan
> ediyoruz.
>
> Yüce Alah'ın, Allah'ın ilk ve son peygamberinin teveccühüne ve
> övgüsüne mazhar olmuş bu milletin tarihte gerçekleştirdiği şeyleri
> yeniden gerçekleştireceğine olan inancımızın tam olduğunun bilinmesini
> önemle arz ederiz...
>
> M. Günay SIDDIKOĞLU
>
- "İnsanlarla yüzyüze konuşarak her sorunu halledebilirsin; ama bazı insanlar gelir önüne, hangi yüzüne konuşacağını bilemezsin".
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages