Bir dönemin ünlü ülkücü eylemcisi Metin Kaplan, Özel Harp'e çalisanlari saydi.

227 views
Skip to first unread message

► Dunya Turk Birligi

unread,
Feb 8, 2009, 7:33:49 PM2/8/09
to dunyatur...@googlegroups.com

ERGENEKON DOSYASI

po...@infosolbirlik.com

Son Güncelleme: 07.02.2009

 

 Bir dönemin ünlü ülkücü eylemcisi Metin Kaplan, Özel Harp'e çalisanlari saydi.
 07.02.2009

 

ABD-CIA-MHP -ÜLKÜCÜLER  VE ILISKILERI ISTE GERCEKLER VE BIZIM ÇOCUKLAR BUYRUN  MHP VE DEVLET BAHÇELI BIR ISBIRLIKCIDIR ISTE TARIHI MISYON VE ABD CIA AJANLARI

Bir dönemin ünlü ülkücü eylemcisi Metin Kaplan Özel Harp Diresi'nin sirlarini desifre etti: Çatli, Kirci ve Agca Özel Harp Dairsi'ne bagli çalisti. 90'larda CIA ile baglar koptu.

"Çatli, Kirci ve Agca Özel Harp Dairesi'ne bagli çalisti. Darbelerin arkasinda Özel Harp var. CIA ile baglar 90'larda koptu"..

Metin Kaplan, Türkiye'nin sag-sol çatismasiyla sarsildigi 1970'li yillarin en taninmis ülkücü liderlerinden biriydi. 1975'te siyasi bir cinayetin faili olarak 19 yil hapis cezasina çarptirildi. 1986'da tahliye olduktan sonra terör konusunda Matruska", "Corps" ve "Desise" isimli üç kitap yazdi. En önemli terör uzmanlardan biri kabul edilen Kaplan, SABAH'a yaptigi açiklamada, Özel Harp Dairesi'nin 1970'li yillarda CIA'nin istedigi operasyonlari yaptigini öne sürüyor. 

 

12 Mart döneminin ünlü generallerinden Memduh Ünlütürk'ün ölümünden önce bu iliskiyi açikladigini söyleyen Kaplan söyle diyor: "12 Mart döneminde Çayan ve arkadaslarini Maltepe Cezaevi'nden firar etmeyi planladigini, dönemin Istanbul Sikiyönetim Komutani Faik Türün ve yardimcisi Turgut Sunalp ögreniyor. Ankara'ya danisiyorlar. Ankara'dan ikisi Türk, ikisi Amerikali dört albay geliyor. Amerikali albaylar, 'Birakin, firar etsinler, hatta firarlarini kolaylastirin' diyor.

Ünlütürk, sebebini sorunca da 'katletmemiz lazim' diyorlar. Amerikali subaylar Ünlütürk'ü daha sonraki toplantilara almiyor.

 

Mahir Çayan ve arkadaslari, firar ettikten sonra takip edilmelerine ragmen Ünye'deki NATO üssünde görevli üç kisiyi kaçiriyor. Sonra Kizildere'de öldürülüyorlar." Kaplan, "Demek ki, Mahir Çayan ve arkadaslarinin NATO görevlilerini kaçirmalarina izin verildi. Böylece Kizildere'de katledilmeleri mesrulastirilmis oldu" diyor.

BAHÇELIEVLER KATLIAMI


Kaplan'in Özel Harp Dairesi'yle ilgili dikkat çektigi bir baska konu, 70'lerin ülkücü militanlari, Bahçelievler katliami hükümlüsü Abdullah Çatli ve Haluk Kirci ile gazeteci Abdi Ipekçi cinayeti hükümlüsü Mehmet Ali Agca'yla olan iliskiler. Kaplan, bu üç ismin Özel Harp Dairesi'ne bagli çalistigini öne sürüyor.

Kaplan'a göre Çatli, Kirci ve Agca, Özel Harp üzerinden Amerikan istihbarat örgütü CIA ile iliskiliydi. Kaplan, 1970'li yillarda Türkiye'yi karistiran pek çok eylemin bu ekip tarafindan organize edildigini savunuyor. Abdullah Çatli daha sonra, 1980'lerin basinda Ermeni terör örgütü ASALA'ya karsi yurtdisinda gerçeklestirilen askeri operasyonlarda da görev aldi. Çatli'nin yardimciligini Oral Çelik'in yaptigi biliniyor...

Bu dönemde Fransa'da bulunan bazi hedeflere bombali saldirilar gerçeklestirildi. Eylemlerde kullanilacak silahlar Özel Harp tarafindan temin edildi. Bu silahlarin diplomatik kanallar vasitasiyla yurtdisina çikarildigi öne sürülücekti.

HIZBULLAH'IN DEPOLARI


Kaplan, Özel Harp Dairesi'nin faaliyetlerinin 12 Eylül darbesine zemin hazirladigini söylüyor.

Kaplan, Özel Harp Dairesi'nin 70'li yillarda Türkiye'nin çesitli yerlerine gömdügü silah depolarinda bulunan silahlarin artik eskimis olduguna dikkat çekerek söyle diyor: "12 Eylül öncesi olaylarda kullanilan silahlarin Özel Harp Dairesi'nin depolarindakiler olduguna inanmiyorum.

 Çünkü o dönemde silah kaçakçiligi çok yogundu ve silah ucuzdu. Ama bildigim bir sey var; Hizbullah tasfiye edilirken örgüte ait oldugu öne sürülen silah depolarinin bir kismi aslinda Özel Harp Dairesi'nindi..."

Özel Harp Dairesi'nin 1994'te isim degistirip Özel Kuvvetler Komutanligi adini aldigini belirten Metin Kaplan, bu dönemde kurum içinde milli bilincin güçlendigini söylüyor.

Kaplan, "Bu degisimle birlikte Amerika ve CIA ile baglar iyice zayifladi, belki de koptu" diyor. Öte yandan eski Içisleri Bakani Hasan Fehmi Günes, gazeteci Çetin Emeç cinayetiyle ilgili SABAH'ta yayinlanan görüslerinin yanlis anlasildigini belirtti. Günes, amacinin 1990 yilinda gerçeklesen Çetin Emeç cinayetinin arka planinda yer alan bazi karanlik noktalara dikkat çekmek oldugunu söyledi.

Özel Harp'te profesyonel askerlerin yani sira sivil personelin de oldugu 1990'li yillarin basinda ortaya çikti.

Kimlikleri çok gizli tutulan sivil personelin çogu okul döneminde, üniversite ve lisede ögrenciyken teskilata alindi. Çok çesitli mesleklerin çalisanlariydilar; aralarinda doktor da vardi, ögretmen, akademisyen ve polis de...

 


"Vatansever" olarak nitelendirilen siviller çogunlukla radikal sag örgütlerin sempatizanlari ya da militanlari arasindan seçildiler ve özel kamplarda gayri nizami harp egitiminden geçirildiler.

 

Özel Harp Dairesi askerlerinin Bordo Bereliler olarak anilmasindan hareketle onlar da Beyaz Kuvvetler diye anildilar. Sivil unsurlar, Sovyet isgali tehdidine karsi olusturulan çok gizli silah ve patlayici depolarinin yerini biliyordu.

 

Olasi bir isgal durumunda silahlari depodan çikarip direnisi örgütleyeceklerdi. Büyük bir gizlilikle yeraltina gömülen bu silahlarin numara kayitlari devlette bulunmuyordu. Özel Harp Dairesi ve Kibris'taki Türk Mukavemet Teskilati'nin kurucularindan emekli Albay Ismail Tansu, sivil güçlerin Özel Harp'teki yerini söyle anlatti:

"Sivil uzantilar ülke isgal edilince kullanilmak üzere baris zamanindan egitilip bekletilirler. Görev verilmezler. Kopuk tespih taneleri gibi her yere dagilmislardir.Türkiye'nin her yerdedirler. Savasla beraber tespihin ipi baglanir. Görev alirlar. Kari-koca ayni birimdedirler ama birbirlerinden haberleri yoktur. Herkes kendi görevini yapar."

Muzaffer Tekin'in Özel Harpçi babasi gazeteci dövdü


1960'li ve 1970'li yillarin efsane gazetecisi Ilhami Soysal, o dönemde Masonlar üzerine arastirma yaparken farkina varmadan 1960'li yillarin basinda Özel Harp Dairesi'yle baglantili birkaç isim hakkinda bilgi toplayarak açikladi.

 

Aksam gazetesindeki kösesinde de yüksek rütbeli komutanlar için lüks köskler yapilmasini elestirdi. Ayni dönemde imzasiz tehdit mektuplari almaya basladi. Ama yazilarina devam etti. 8 Eylül 1966 sabahi Çankaya'daki evinden çikan Soysal, Kizilay'daki gazete binasina gitmek için dolmus beklemeye basladi. Bu sirada yanina siyah bir otomobil yanasti. Soysal'i çekerek arabaya bindirdiler. Iki yüz metre sonra otomobile iki kisi daha bindi.

 Soysal'in yaninda oturan kisi, "Sen bizim büyüklerimizi, komutanlarimizi nasil tenkit edersin?" diyerek yumruklamaya basladi. Ankara disina çikarak dolasan araçtakiler, kan içinde kalan gazeteciyi yarali halde Çayyolu Köyü'nde yol kenarina biraktilar.

 

Gazetelerin olayin üstüne gitmesi üzerine Ilhami Soysal'in kimler tarafindan dövülüp yol kenarina atildigi ortaya çikti: Soysal'i dövenler, Yarbay Raci Tekin, Astsubay Basçavus Yüksel Asçioglu ve Astsubay Sadik Görmez'di.

 

Üçü de Özel Harp Dairesi'nde görevliydiler. Otomobil de Raci Tekin'e aitti. Ama ne otomobili ne de kendisi bulunabiliyordu. Daha sonra Raci Tekin'in, Özel Harp Dairesi'nin Kibris'taki uzantisi TMT'de görev yapmasi için Kibris'a görevlendirildigi ortaya çikacakti. Dayakçilar delil yetersizliginden beraat ettiler.

 

Ilhami Soysal'i döven Raci Tekin, 2006 Yilinda Danistay'a yapilan silahli saldiriya ve Cumhuriyet gazetesine bomba atilmasina adi karisan emekli Yüzbasi Muzaffer Tekin'in babasiydi. Muzaffer Tekin, geçtigimiz haziran ayinda Ümraniye'de bir gecekonduda ele geçirilen bombalarla ilgili olarak tutuklandi.


Dogan Öz'ün öldürülmesi


Ankara Cumhuriyet Savci Yardimcisi Dogan Öz, görevi geregi ülkücülerin isledigi cinayetlerden yola çikarak kontrgerilla üzerinde arastirmalar yapti.

 

 Amaci bu örgütle baglantili yapilar ve kisiler hakkinda büyük bir dava açmakti. Bunun için ulastigi bilgileri 1978 yilinda ön rapor haline getirdi ve bu raporu Basbakan Bülent Ecevit'e sundu. Bir ay sonra da ugradigi silahli saldiri sonucu öldürüldü.

 Öz'ün katilinin dönemin en aktif ülkücülerinden Ibrahim Çiftçi oldugu tespit edildi. Suçunu itiraf eden Çiftçi, idam cezasina çarptirildi.

Ancak Askeri Yargitay karari bozdu. Mahkeme, daha sonra üç kez daha Çiftçi hakkinda idam karari verdi. Ama Askeri Yargitay her defasinda karari bozdu.

Sonunda da Askeri Yargitay Daireler Kurulu, Çiftçi'nin beraatinin gerektigine karar verdi.

 

Dosya yeniden Ankara 1 No'lu Askeri Mahkemesi'ne geldi ve mahkeme, 25 Haziran 1985'te su karari verdi: "Sanik Çiftçi'nin maktul Dogan Öz'ü taammüden öldürdügü mahkememizce sabit görülmüs, ancak Askeri Yargitay Daireler Kurulu'nun bozma ilamina uyularak, sirf bu hukuki zorunluluk nedeniyle sanik Ibrahim Çiftçi'nin beraatina karar verilmistir." Mahkeme, Ibrahim Çiftçi'nin Dogan Öz'ün katili oldugunu kabul ediyor ama ceza veremiyordu. Çiftçi tahliye edildi.

Haber: Saba

Muhabir


SABAH GAZETESINDEN YORUMSUZ AKTARILMISTIR

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages