|
ERGENEKON DOSYASI |
Son Güncelleme: 07.02.2009 |
|
Bir dönemin ünlü ülkücü
eylemcisi Metin Kaplan, Özel Harp'e çalisanlari saydi. |
|
ABD-CIA-MHP -ÜLKÜCÜLER VE ILISKILERI ISTE GERCEKLER VE BIZIM ÇOCUKLAR BUYRUN MHP VE DEVLET BAHÇELI BIR ISBIRLIKCIDIR ISTE TARIHI MISYON VE ABD CIA AJANLARI
Bir dönemin
ünlü ülkücü eylemcisi Metin Kaplan Özel Harp Diresi'nin sirlarini desifre etti:
Çatli, Kirci ve Agca Özel Harp Dairsi'ne bagli çalisti. 90'larda CIA ile baglar
koptu.
"Çatli,
Kirci ve Agca Özel Harp Dairesi'ne bagli çalisti. Darbelerin arkasinda Özel
Harp var. CIA ile baglar 90'larda koptu"..
Metin Kaplan, Türkiye'nin sag-sol çatismasiyla sarsildigi 1970'li yillarin en
taninmis ülkücü liderlerinden biriydi. 1975'te siyasi bir cinayetin faili
olarak 19 yil hapis cezasina çarptirildi. 1986'da tahliye olduktan sonra terör
konusunda Matruska", "Corps" ve "Desise" isimli üç
kitap yazdi. En önemli terör uzmanlardan biri kabul edilen Kaplan, SABAH'a
yaptigi açiklamada, Özel
Harp Dairesi'nin 1970'li yillarda CIA'nin istedigi operasyonlari yaptigini öne
sürüyor.
12 Mart
döneminin ünlü generallerinden Memduh Ünlütürk'ün ölümünden önce bu iliskiyi
açikladigini söyleyen Kaplan söyle diyor: "12 Mart döneminde Çayan ve
arkadaslarini Maltepe Cezaevi'nden firar etmeyi planladigini, dönemin Istanbul
Sikiyönetim Komutani Faik Türün ve yardimcisi Turgut Sunalp ögreniyor.
Ankara'ya danisiyorlar. Ankara'dan ikisi Türk, ikisi Amerikali dört albay
geliyor. Amerikali albaylar, 'Birakin, firar etsinler, hatta firarlarini
kolaylastirin' diyor.
Ünlütürk, sebebini sorunca da 'katletmemiz lazim' diyorlar. Amerikali subaylar
Ünlütürk'ü daha sonraki toplantilara almiyor.
Mahir
Çayan ve arkadaslari, firar ettikten sonra takip edilmelerine ragmen Ünye'deki
NATO üssünde görevli üç kisiyi kaçiriyor. Sonra Kizildere'de
öldürülüyorlar." Kaplan, "Demek ki, Mahir Çayan ve arkadaslarinin
NATO görevlilerini kaçirmalarina izin verildi. Böylece Kizildere'de
katledilmeleri mesrulastirilmis oldu" diyor.
BAHÇELIEVLER KATLIAMI
Kaplan'in
Özel Harp Dairesi'yle ilgili dikkat çektigi bir baska konu, 70'lerin ülkücü
militanlari, Bahçelievler katliami hükümlüsü Abdullah Çatli ve Haluk Kirci ile
gazeteci Abdi Ipekçi cinayeti hükümlüsü Mehmet Ali Agca'yla olan iliskiler.
Kaplan, bu üç ismin Özel Harp Dairesi'ne bagli çalistigini öne sürüyor.
Kaplan'a göre Çatli, Kirci ve Agca, Özel Harp
üzerinden Amerikan istihbarat örgütü CIA ile iliskiliydi. Kaplan,
1970'li yillarda Türkiye'yi karistiran pek çok eylemin bu ekip tarafindan
organize edildigini savunuyor. Abdullah Çatli daha sonra, 1980'lerin basinda
Ermeni terör örgütü ASALA'ya karsi yurtdisinda gerçeklestirilen askeri
operasyonlarda da görev aldi. Çatli'nin yardimciligini Oral Çelik'in yaptigi
biliniyor...
Bu dönemde
Fransa'da bulunan bazi hedeflere bombali saldirilar gerçeklestirildi.
Eylemlerde kullanilacak silahlar Özel Harp tarafindan temin edildi. Bu
silahlarin diplomatik kanallar vasitasiyla yurtdisina çikarildigi öne
sürülücekti.
HIZBULLAH'IN DEPOLARI
Kaplan, Özel Harp Dairesi'nin faaliyetlerinin 12 Eylül darbesine
zemin hazirladigini söylüyor.
Kaplan, Özel Harp Dairesi'nin 70'li yillarda Türkiye'nin çesitli yerlerine gömdügü silah depolarinda bulunan silahlarin artik eskimis olduguna dikkat çekerek söyle diyor: "12 Eylül öncesi olaylarda kullanilan silahlarin Özel Harp Dairesi'nin depolarindakiler olduguna inanmiyorum.
Çünkü o dönemde silah kaçakçiligi çok yogundu ve silah ucuzdu. Ama bildigim bir sey var; Hizbullah tasfiye edilirken örgüte ait oldugu öne sürülen silah depolarinin bir kismi aslinda Özel Harp Dairesi'nindi..."
Özel Harp
Dairesi'nin 1994'te isim degistirip Özel Kuvvetler Komutanligi adini aldigini
belirten Metin Kaplan, bu dönemde kurum içinde milli bilincin güçlendigini
söylüyor.
Kaplan, "Bu
degisimle birlikte Amerika ve CIA ile baglar iyice zayifladi,
belki de koptu" diyor. Öte yandan eski Içisleri Bakani Hasan Fehmi Günes,
gazeteci Çetin Emeç cinayetiyle ilgili SABAH'ta yayinlanan görüslerinin yanlis
anlasildigini belirtti. Günes, amacinin 1990 yilinda gerçeklesen Çetin Emeç cinayetinin
arka planinda yer alan bazi karanlik noktalara dikkat çekmek oldugunu söyledi.
Özel Harp'te profesyonel askerlerin yani sira sivil personelin de oldugu
1990'li yillarin basinda ortaya çikti.
Kimlikleri çok
gizli tutulan sivil personelin çogu okul döneminde, üniversite ve lisede
ögrenciyken teskilata alindi. Çok çesitli mesleklerin çalisanlariydilar;
aralarinda doktor da vardi, ögretmen, akademisyen ve polis de...
"Vatansever"
olarak nitelendirilen siviller çogunlukla radikal sag örgütlerin sempatizanlari
ya da militanlari arasindan seçildiler ve özel kamplarda gayri nizami harp
egitiminden geçirildiler.
Özel Harp Dairesi askerlerinin Bordo Bereliler olarak anilmasindan hareketle onlar da Beyaz Kuvvetler diye anildilar. Sivil unsurlar, Sovyet isgali tehdidine karsi olusturulan çok gizli silah ve patlayici depolarinin yerini biliyordu.
Olasi bir isgal durumunda silahlari depodan çikarip direnisi örgütleyeceklerdi. Büyük bir gizlilikle yeraltina gömülen bu silahlarin numara kayitlari devlette bulunmuyordu. Özel Harp Dairesi ve Kibris'taki Türk Mukavemet Teskilati'nin kurucularindan emekli Albay Ismail Tansu, sivil güçlerin Özel Harp'teki yerini söyle anlatti:
"Sivil
uzantilar ülke isgal edilince kullanilmak üzere baris zamanindan egitilip
bekletilirler. Görev verilmezler. Kopuk tespih taneleri gibi her yere
dagilmislardir.Türkiye'nin her yerdedirler. Savasla beraber tespihin ipi
baglanir. Görev alirlar. Kari-koca ayni birimdedirler ama birbirlerinden
haberleri yoktur. Herkes kendi görevini yapar."
Muzaffer Tekin'in Özel
Harpçi babasi gazeteci dövdü
1960'li ve
1970'li yillarin efsane gazetecisi Ilhami Soysal, o dönemde Masonlar üzerine
arastirma yaparken farkina varmadan 1960'li yillarin basinda Özel Harp
Dairesi'yle baglantili birkaç isim hakkinda bilgi toplayarak açikladi.
Aksam gazetesindeki kösesinde de yüksek rütbeli komutanlar için lüks köskler yapilmasini elestirdi. Ayni dönemde imzasiz tehdit mektuplari almaya basladi. Ama yazilarina devam etti. 8 Eylül 1966 sabahi Çankaya'daki evinden çikan Soysal, Kizilay'daki gazete binasina gitmek için dolmus beklemeye basladi. Bu sirada yanina siyah bir otomobil yanasti. Soysal'i çekerek arabaya bindirdiler. Iki yüz metre sonra otomobile iki kisi daha bindi.
Soysal'in yaninda oturan kisi, "Sen bizim büyüklerimizi, komutanlarimizi nasil tenkit edersin?" diyerek yumruklamaya basladi. Ankara disina çikarak dolasan araçtakiler, kan içinde kalan gazeteciyi yarali halde Çayyolu Köyü'nde yol kenarina biraktilar.
Gazetelerin olayin üstüne gitmesi üzerine Ilhami Soysal'in kimler tarafindan dövülüp yol kenarina atildigi ortaya çikti: Soysal'i dövenler, Yarbay Raci Tekin, Astsubay Basçavus Yüksel Asçioglu ve Astsubay Sadik Görmez'di.
Üçü de Özel Harp Dairesi'nde görevliydiler. Otomobil de Raci Tekin'e aitti. Ama ne otomobili ne de kendisi bulunabiliyordu. Daha sonra Raci Tekin'in, Özel Harp Dairesi'nin Kibris'taki uzantisi TMT'de görev yapmasi için Kibris'a görevlendirildigi ortaya çikacakti. Dayakçilar delil yetersizliginden beraat ettiler.
Ilhami Soysal'i döven Raci Tekin, 2006 Yilinda Danistay'a yapilan silahli saldiriya ve Cumhuriyet gazetesine bomba atilmasina adi karisan emekli Yüzbasi Muzaffer Tekin'in babasiydi. Muzaffer Tekin, geçtigimiz haziran ayinda Ümraniye'de bir gecekonduda ele geçirilen bombalarla ilgili olarak tutuklandi.
Dogan
Öz'ün öldürülmesi
Ankara
Cumhuriyet Savci Yardimcisi Dogan Öz, görevi geregi ülkücülerin isledigi
cinayetlerden yola çikarak kontrgerilla üzerinde arastirmalar yapti.
Amaci bu örgütle baglantili yapilar ve kisiler hakkinda büyük bir dava açmakti. Bunun için ulastigi bilgileri 1978 yilinda ön rapor haline getirdi ve bu raporu Basbakan Bülent Ecevit'e sundu. Bir ay sonra da ugradigi silahli saldiri sonucu öldürüldü.
Öz'ün katilinin dönemin en aktif
ülkücülerinden Ibrahim Çiftçi oldugu tespit edildi. Suçunu itiraf eden Çiftçi,
idam cezasina çarptirildi.
Ancak Askeri Yargitay karari bozdu. Mahkeme, daha sonra üç kez daha Çiftçi
hakkinda idam karari verdi. Ama Askeri Yargitay her defasinda karari bozdu.
Sonunda da Askeri Yargitay Daireler Kurulu, Çiftçi'nin beraatinin gerektigine karar verdi.
Dosya yeniden Ankara 1 No'lu Askeri Mahkemesi'ne geldi ve mahkeme, 25 Haziran 1985'te su karari verdi: "Sanik Çiftçi'nin maktul Dogan Öz'ü taammüden öldürdügü mahkememizce sabit görülmüs, ancak Askeri Yargitay Daireler Kurulu'nun bozma ilamina uyularak, sirf bu hukuki zorunluluk nedeniyle sanik Ibrahim Çiftçi'nin beraatina karar verilmistir." Mahkeme, Ibrahim Çiftçi'nin Dogan Öz'ün katili oldugunu kabul ediyor ama ceza veremiyordu. Çiftçi tahliye edildi.
|
Haber: Saba |
Muhabir
SABAH GAZETESINDEN YORUMSUZ AKTARILMISTIR