Fetullah'ın Dedeleri

844 views
Skip to first unread message

Yılmaz ARSLAN

unread,
Nov 12, 2012, 6:24:01 PM11/12/12
to

10.09.2009
 
 
 
Fetullah'ın Dedeleri
 
Fetullah Gülen, dedelerinin, babasının, annesinin ve akrabalarının
"Seyyid" olduğunu yani peygamber soyundan geldiklerini anlatıyordu. İşbelgeye,
şecereye dayandığında ise her zamanki kıvraklığıyla şecerenin
kaybolduğunu söylüyordu.
 
Gülen, dedelerine ise bir ermiş bir evliya havası veriyor, onlarda
olmayan özellikleriyle övünüyordu.
 
Gülen, "Küçük Dünyam" adlı kitabında ailesinin iki taraftan da
"Seyyid" olup olmadığı yani peygamber soyundan gelip gelmediği şeklindeki
çanak soruyu şöyle cevaplıyordu:
 
"Olabilir, öyle diyorlar. Ancak bu mevzu bizim aile içinde ne annem
ne babam tarafından konuşulmazdı. Ben annemden iki defa böyle
bir mecburiyetten bahis duydum. Her ikisi de şecerenin kayboldu ğundan
bahsederken oldu..."
 
Fetullah burada tam bir şark kurnazlığı sergiliyor, elinde Seyyid o lduklarına
dair hiçbir belge olmamasına
 
 
 
rağmen yıllar önce ölmüş olan anne ve babasının ağzından Seyyid oldukları
masalını anlatıyordu. İnsanları etkilemek için "Peygamber soyundan
gelen biriyim" mesajını veriyordu.
 
Gülen, 1995 yılında yayınlanan Küçük Dünyam adlı kitabındaki
açıklamalarını unutmuş olacak ki, Nevval Sevindi'nin 1997 basımı
"Fetullah Gülen ile New York Sohbeti" adlı kitabının 23. Sayfasında karşımıza
bu sefer "Seyyid" olarak değil, "Şerif" olarak çıkıyordu.
 
Oysa;
 
Dini konularda en küçük eğitimi olan şunu bilir ki;Soy olarak Hz.
Hasan ve Hz. Hüseyin'e dolayısıyla Hz. Muhammed'e (sav) dayanan kişilere
Seyyid, Hz. Muhammed'in kızı Hz. Fatma'nın ölümünden sonra çok
sayıda evlilik yapan Hz. Ali'nin bu eşlerinden doğan çocukların nesebinden
gelenlere de "Şerif denmektedir.
 
Şecerenin kayıp olduğundan bahseden Fetullah Gülen, "Küçük
Dünyam" adlı kitabında anasının ve akrabalarının ağzından Seyyidlik iddiasında
bulunmasından sonra, "Fetullah Gülen ile New York Sohbeti" adlı
kitapta da bu kere Nevval Sevindi'nin kaleminden soyunu bir
 
 
 
yandan Selahattin Eyyübi'ye, diğer yandan Hz. Ali'ye bağlıyordu. Yani
başka bir deyişle Seyyid'likten Şerifliğe yatay geçiş yapıyordu. Burada,
Kürtçülük propagandası yapanların da Eyyübi hakkındaki değerlendirm elerinin
önemle göz önünde bulundurulması yararlı olacaktır.
 
Akşam Gazetesi'nden Nazlı Ilıcak, Fetullah Gülen ile ilgili yazı dizisi
hazırlıyor, 15 Mart 1988 tarihli bölümün manşeti "Peygamber soyundan
gelen aile" oluyordu.
 
Fetullah, "Ehli Beyt" adlı konferansta yaptığı konuşmasında çıtayı
biraz daha yükselterek;Kürt Said olarak bilinen Ermeni Said'in de, hocalarından
Alvar İmamı'nın da "Seyyid" olduğunu yani Peygamber soyundan
geldiklerini iddia edebiliyordu.
 
Gerçi, Peygamber soyundan gelmek hiç kimseye bir ayrıcalık getirmiyordu.
Bilindiği gibi Kur'an'da en çok lanetlenen kiş i Ebu Leheb'tir ki,
 
o da Hz. Muhammed'in amcası oluyordu.
 
 
Sürgü.
 

Fetullah Gülen, dedelerinin Ahlat'tan namus meselesi yüzünden
sürüldüğünü belirterek şunları anlatıyordu:
 
"Bizim sülale bir namus meselesi yüzünden karşı tarafla silahlı çatışmaya
girer. Halil dedemin kız kardeşi kaçırılmıştır. Vuruşma esnasında
karşı taraftan biri ölür. Ve devlet meseleye el kor. Halil Dedem çok suçlu
görülmez ki, sadece sürgün edilir. Önce Hasankale'ye sonra da Korucuk
Köyü'ne yerleşir.
 
Halil Dedem hep Ahlat'a geri dönme düşüncesiyle yaşamıştır.
Onun içindir ki, Ahlat'taki mal varlığına dokunmamış, sadece taşınabilir
mallarıyla bu sürgün edildiği Hasankale'ye oradan da Korucuk'a gelmiştir.
Ancak hiçbirine bir daha Ahlat'a dönmek nasip olmayacaktır.
 
Halil Dedem'in çocukları buradaki gayrimenkulleri 80 bin altına satarlar
ve aralarında paylaşırlar..."
 
Fetullah'ın anlattıklarına göre ortada bir cinayet söz konusudur.
Ama devlet cinayete rağmen Halil Dedesini içeri alıp, adalete teslim etmek
yerine serbestçe Ahlat'ı terk etmesine göz yumuyor ve onlar da Korucuk
Köyü'ne yerleşiyorlardı.
 
 
 
Fetullah'ın anlatımlarından açıkça görüleceği üzere, ne Halil dedesini
ne de oğullarını bir daha takip eden, taciz eden ve işledikleri cinay etin
hesabını soran olmuyordu.
 
Gülenin
 

"Gayrimenkullerini 80 bin altına sattılar, iki kardeş babalarından
kalan mirası pay ederken altınları tas tas paylaştılar..."
 
Şeklindeki sözleri, insanın aklına ister istemez bazı soruları getir iyordu.
 

Acaba 80 bin altın gibi o devir için çok yüksek olan bu meblağı kim
buldu da verdi? Kan davasına sebep olabilecek bir konuyla yerinden yu rdundan
ayrılmak zorunda kalan bir ailenin taşınmazlarına talip olmaya,
hem de 80 bin altın gibi oldukça yüksek bir bedel ödeyerek almaya ces aret
eden veya edenler kimlerdi?
 
Gerçekten Halil Dedesi Ahlat'tan hangi sebeplerden dolayı ayrı lmak
zorunda kaldı?
 
Cinayet mi?
 
Yoksa başka bir sebep mi?
 
 
 
Gülen'in anlatımlarında bu soruların cevapları açık bir şekilde v erilmiyordu.
 

Kaderleri Kovulmak
 
Fetullah'ın dedeleri Bitlis'ten kovulurken babası da İmamlık yaptığı
Alvar Köyü'nü terk etmek zorunda kalıyordu. Bu kovulma olayını
Fetullah'ın anlatımlarından oluşan "Küçük Dünyam" adlı kitaptan izley elim:
 

"Alvar İmamı'nın hatıralarıyla süslü o belde'den babamın ayrılışı
benim çok ağırıma gitti. Babam bir kere imam olmuştu. Yeniden
Alvar'dan ayrılıp köye dönmesi, rençberlikle uğraşması uygun olmazdı.
Mecburen Artuzu adlı küçük bir köye gitti ve orada imamlık yaptı. Daha
sonra da Erzurum’a yerleşti.
 
"Babamın irdelenmesini, yadırganmasını, hazmedilememesini
içimden atamadım..."
 
Bilindiği gibi ülkemizde ve özellikle Doğu illerimizde imamlar en
saygın kişiler arasında yer alır. Bir imam;İmamlık yaptığı bir köyden niçin
ayrılmak ve İmamlığı bırakmak zorunda kalır?
 
 
 
Takdir edilir ki, bir imamın imamlık görevini yerine getirdiği bir
yerden, mesela bir köyden ayrılma durumunda kalması belki de kovulması,
ülkemizde var olan imam-cemaat ilişkisi bakımından hiç de olağan bir
durum değildir.
 
Böyle olmasına rağmen, nedendir bilinmez Fetullah Gülen babasının
Alvar köyünden ayrılması ile ilgili "Küçük Dünyam" adlı kitabında hiç
bir açıklamada bulunmuyordu.
 
Oysa bu durum son derece ciddi ve mutlaka aydınlatılması gereken
bir konuydu. Fetullah Gülenin bu konudaki suskunluğu akla;neleri ve
niçin gizlediği sorusunu getiriyordu.
 
Çünkü bir imam, imamlık yaptığı bir şehirden, beldeden veya köyden
kendi isteği dışında;
 
İmamlığa ehliyetli olmamasından, Ahlaki yönden bozuk olmasından,
Mevcut rejime açık muhalefetinden,
 
Ermeni kökenli olup, Ermeni ihanet çetelerine yardım ve yataklı-
ğından, bulunduğu yerde oldukça büyük bir huzursuzluğa neden olmasından,
 

 
 
Ya da;
 
O kisve altında başka bir dini ya da sapık bir cereyanı empoze etmeye
çalışmak gibi davranışlardan biri veya birkaçını sergilemek eylemlerinden
dolayı ayrılmak ve kovulmak durumunda kalabilir.
 
Fetullah Gülen'in bu konuda hiçbir açılamada bulunamaması son
derece garip görünüyordu. Evet, Fetullah Gülen babasının Alvar Köyü'nden
ayrılmak zorunda kalışı ile ilgili olarak sadece
 

"Babamın irdelenmesini, yadırganmasını, hazmedilememesini,
içimden atamadım"
 
Şeklinde son derece yoruma açık ifadeler kullanmakla, bu muğlâk
ifadelerde yer alan "İrdelenme", "Yadırganma", "Hazmedilememe", kelimeleriyle
neyi anlatmak istediği anlaşılamamakta, babasının Alvar Köyü'nden
uzaklaştırılması olayı esrarını korumaktadır.
ERGÜN POYRAZ - AMERİKADAKİ İMAM.
-----
Her şeyi bildiğini zanneden kişiler,
yanlışlıkla bir ülkenin yönetimini ellerine geçirirlerse,
o ülkenin başkaca bir düşmana ihtiyacı yoktur.
Hiçbir düşman, o ülkeye bunlar kadar zarar veremez.
 
 
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages