Atatürk ve Hitler'in diplomatik içerikli telgrafları üzerinden...

338 views
Skip to first unread message

Aydogan Kekevi

unread,
Apr 18, 2012, 1:33:21 PM4/18/12
to
 

Aydoğan KEKEVİ

Atatürk ve Hitler'in diplomatik içerikli telgrafları üzerinden parsa toplamak..

 

Son bir kaç gündür "Atatürk, Hitler'e neler yazmıştı?" başlıklı bir ileti dolaşıyor; yazarı da "Devr-i ZAMAN"ımızın tarihçi köşe yazarı Mustafa Armağan .

Yandaş tayfanın meraklıları da buna "Mal bulmuş mağribi gibi" sarılmış sağa sola postalayıp duruyorlar.

* * *

"Resmi tarih"i "Nurlu Tarih"e çevirme  "misyon" eri bay M.Armağan Atatürk ile Hitler arasında karşılıklı olarak yapılan  ve devlet başkanları arasında olağan olan kutlama mesajlarını kendine "özgü" yorumuyla günümüze aktarırken bu karşılıklı yazışmaları da "..den cevap geçikmez" "..teşekkür gelir" gibi ara nağmelerle birbirine bağlayıp  "Love Story" havalarında bir senaryo yazmış kendince...

Ne yapmış Atatürk?;  her devletin başının  "devletler ve uluslararası  ilişkiler,  siyaset, protokol, diplomasi gereği" olarak  yapılması gerekeni neyse onu yapıp ülkesi adına bir başka devletin seçilmiş başkanını seçilmesi veya her hangi ulusal bir konu nedeniyle kutlamış, yani uluslararası diplomasinin gereğini yerine getirmiş !

* * *

Pekiii ne zaman yazmış bunları?

Hitlerin Polonya'ya saldırıp 2.Dünya savaşını başlattığı 1 Eylül 1939'dan sonra mı yapmış? Yok !;

En erkeni 1934 en geci de 1937 de yani Hitler Nazismi dünya'yı kana bulamadan 2 yıl önce yapmış; yani ortada her hangi bir ülkenin istilası, savaş falan yokken.. 

Peki bu diktatörü ziyaret edip elinden madalya hediye mediye mi almış?

Yok !

Atatürk'le Hitler birbirlerine "Biraderim" diye sarılarak  mutlu aile resmi çektirip ardından habil kabil olup "savaş"ın eşiğine mi gelmişler?

Yok !

Her hangi bir protokol görevlisi veya dışişleri bakanı falan olmadan ikisi başbaşa kalıp görüşmüşler mi?

O da yok !

* * *

Bütün bunlar "yok" iken sen bütün bunların "var" olduğu günümüz siyasetçilerini görmeden, kalk Atatürk'ün yaptığı diplomatik 3-5 kısa kısa telgrafı ele alarak, "Hitler'le yazışmak eğer sakıncalı bir şeyse, o zaman Atatürk'ün Hitler'le zaman zaman özel haberciler aracılığıyla devam eden mesajlaşmalarını  nasıl yorumlayacağız?" diye her yöne çekilmeye açık bir cümleyle başlayarak  baştan okuyucuyu etkile, kafa karıştır;  "özel haberciler"in ne dediklerini, ne haber ilettiklerini bilmiyoruz ama bu "Özel Haberci"lerin  Hitler'e veya Atatürk'e "Süpürmeyin, kullanın" türünden içerikli bir haber ilettiklerini hiç sanmıyoruz..

...

Ve söz konusu "karşılıklı yazışmalar"ın aralarına  "Hitler'den cevap gecikmez" " büyük sevinç", "Ertesi günü Atatürk'ten teşekkür gelir","Aynı gün (9 Mayıs 1937) Hitler'den teşekkür gelir" gibi pasif/dolaylı  yorumlu bağlantılar yaparak sanki "iki canciğerin arasındaki sabırsız yazışmalar" izlenimi bırakacak şekilde okuyucuyu manüple ederek "diktatörlerin yakınlığı veya yazışması" ya da en azından "Bir diktatöre gösterilen sempati yakınlık,"  olarak okuyanlarda "Atatürk de Hitler hayranıymış" düşüncesini uyandırmaya çalış.

* * *

Başka ne olmuş? "Nitekim Berlin Büyükelçiliği'nin 11 Kasım tarihli mesajında Führer'in bir adamının, (yani Atatürk'ün ölümü nedeniyle TC.Berlin Büyükelçiliğine yapılan bir ziyarette)  Kemalist Türkiye'nin kendilerine bir yıldız gibi kurtuluş ümidi bağışladığını söylediği belirtilecektir."

Eee ne olmuş söylemişse? Bırakalım altında bir saklı ima olup olmadığını; veya neden hangi amaçla söylendiğini  bu günün Türkiye politikacıları yöneticileri için Emperyalist ülke başkanlarından tutun  da "terörist" "faşist" "diktatör" ve "Siyonizm Lobileri" tarafından söylenenler öyle bir cümleyle de bitmez cilt cilt kitap olacak kapasitede iken, bir bölümü de WikiLeaks'ın sayfalarında daha taze taze dururken sen kalk cımbızla cümleler seçip Türkiye Cumhuriyeti'nin  tarihini "nurlandırmaya" çalış...

* * *

Bay Armağan'ın  yazısının sonundaki şu cümleyi de "tüy" olarak kabul edebilirsiniz:

"Bundan sonra bana susmak düşecek. Gerçekler konuşunca hep olduğu gibi."

Hey allahım, sanki bilinmeyen  saklı, gizli tutulan birşeyleri bulup da gün ışığına çıkarmış gibi; sen de bunları "Bilal N. Şimşir'in "Atatürk ve Yabancı Devlet Adamları I" adlı kitabından Hitler-Atatürk mesajlaşmaları (TTK, 1993, s. 149-178) aldığına göre "gerçekleri konuşturmak" bunun neresinde?..

Bu yapılanlara psikoljik savaşın "Psikolojik manipülasyonları" denir;  "tahrikçilik" denir ama "Tarihçilik" asla..

Muhaliflerini "Demogoji"yle "töhmet altında bırakmak"  üzerine kurulmuş bir siyasetin takipçilerinin "Tarih anlayışı" da "tarih yorumu" da ancak bu kadar oluyor..

 

* * *

Bu arada bu tür yazışmaların yukarıda da değindiğim gibi "protokol, diplomasi " gereği yapıldığından daha çok "klişe" içerikli olduğunu ve çoğu kez "Protokol"dan sorumlu sekreter müdür vb. tarafından yazıldığını da belirtmekte de yarar var.

İşte size biri Japonya  İmparatoru Hirohito'ya, öteki Hitler'e gönderilen içerikleri aynı iki telgraf, buyurun siz de karşılaştırın:

 

"MajesteHirohito Japonya imparatoru TOKYO

Majestenizin doğumunun yıldönümü münasebetiyle, en hareretli tebriklerimi arza müsareat eder ve Majestenizin şahsi saadetleri ve Japonyanın refahı hakkında samimi dileklerimin kabulünü rica eylerim" K.Atatürk

* * *

"Ekselans M.Adolf Hitler Alman Führeri ve Başvekili BERLİN

Alman milletinin milli bayramı münasebetile, Ekselansınıza en hareretli tebriklerimle birlikte şahsi saadetleri ve Almanyanın refahı hakkındaki samimi dileklerimi arzetmekle bilhassa bahtiyarım." K.Atatürk

* * *

Bir başka örnek daha; "... Atatürk hemen Hitler'e bir geçmiş olsun mesajı gönderir. Aynı gün (9 Mayıs 1937) Hitler'den teşekkür gelir.": Düşününki bir Alman  balonu veya/ zeplin(?)i kaza yapıp düşüyor; Hitler de masa başına oturmuş dünyanın dört bir yanından gelen üzüntü başsağlığı telgraflarına şahsen teker teker cevap yazıyor.

Kuşkusuz ki "hayır"; yukarıda da değindiğim gibi protokolden/diplomatik yazışmalardan sorumlu "Sekreterlik" yazıyor bu cevapları..

* * *

Atatürk'ün dünyada saygınlık kazanan Genç Cumhuriyet'in Devlet Başkanı olarak yazdığı daha başka telgralar da var. Okuyucuya durumu yansıtması  bakımından aynı zaman dilimine denk gelen bir kaç örneği buraya almanın yararlı olacağını düşüncesiyle aşağıya alıyorum..

Aydoğan KEKEVİ 18.04.12

......

- 19 Nisan 1934: Atatürk’ün, Berlin Büyükelçimiz Kemalettin Sami Paşa’nın ölümü nedeniyle başsağlığı telgrafı gönderen Almanya Cumhurbaşkanı Mareşal Hindenburg’a cevabı: “...Kemalettin Sami Paşa’nın ölümüyle kıymetli evlâtlarından birini kaybeden Türkiye, Almanya’nın şahsınızda bu ölümün matemine samimiyetle iştirakına karşı duygulanmasını daima koruyacaktır” (A.T.T., s.30).

* * *

-  (Balkan Anlaşması üzerine Yunanistan Cumhurbaşkanı’nın tebrikine verilen cevap)

11 Kasım 1934

 

M. Alexandre Zaimis Hazretleri
Yunan Reisicumhuru

 

Balkan anlaşma misakının imzası münasebetiyle Zatı devletlerinin tebriklerini büyük bir sevinçle aldım. Ve samimiyetle teşekkür ederim. Misaki imza eden memleketlerin devlet adamlarının anlayış ve uzağı görüşleri mahsulü olan bu misak ile Balkanlarda bir sükun ve saadet devresi açtıklarını görmekle bahtiyarım. Asil Yunan milleti ile Türk milleti arasında mevcut olup bütün Balkan milletlerinin birbirleri ile kardeş olmaları yolunda inkişaf eden dostluğun bu vesile ile bir kere daha teeyyüt ettiğini görmekten sureti mahsusa da zevk duymaktayım.

Gazi Mustafa Kemal

Türkiye Reisicumhuru

http://www.ataturkdevrimleri.com/yazi-598-ataturk-un-yunanistan-cumhurbaskani-na-cektigi-telgraf.html

* * *

 -  Ağustos 1934: Atatürk’ün, Almanya Cumhurbaşkanı Mareşal Hinden-burg’un ölümü üzerine, oğluna başsağlığı telgrafı (A.S.D.V, s.176-177).

 

-  25 Kasım 1934 : Atatürk’ün, eşi ve kızıyla Türkiye’yi ziyaretleri esnasında gördükleri yakınlığa teşekkür eden İsveç Veliahtı Prens Güstav Adolf’un mektubuna cevabı (A.M.D.P.II, s.269).
* * *
-  23 Mart 1935 : Atatürk’ün, suikasttan kurtulan Suudi Arabistan Kralı Ab-dülaziz İbn-i Suut’a geçmiş olsun telgrafı (A.T.T., s.33).
* * *
-  11 Mayıs 1935 : Atatürk’ün, İngiliz Kralı V. George’a tahta çıkışının 25. yıldönümü nedeniyle tebrik telgrafı (A.T.T., s.35).
Alıntı: http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=KaynakcaliGunluk

* * *

* * * * * * * * * * * * * * *

 

http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazarno=1048

 

Mustafa Armağan

Atatürk, Hitler'e neler yazmıştı

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 3 Nisan'da yaptığı grup toplantısında İsmet İnönü'nün Adolf Hitler'le samimi tebrikleşmelerini haber yapan bir gazeteyi ekranlara göstererek ona 'Führer'i kendi partinde ara' mesajını verdi.

Başbakan'ın 1930'lu yılları -Dersim ve İstiklal Mahkemeleri hariç- neredeyse hiç tartışma konusu yapmayışının tek bir gerekçesi olabilir: Meselenin ucunun, hassas bir nokta olan Atatürk'e değecek olması. Karşısındaki cepheyi genişletmek istemiyor besbelli. Bu nedenle eleştiriler 1930'ları es geçerek büyük ölçüde 1940'lar üzerinde yoğunlaşıyor.

Acaba 1930'lar (ve 1920'lerin ikinci yarısı) gerçekten de es geçilebilir yıllar mıdır? Bu dönemde demokrasi, hukuk ve ahlak adına eleştirilecek noktalar yok mudur? Ve eğer bir Tek Parti yönetimi kurulmuşsa bunun izini 1925'e kadar sürmek gerekmez mi?

Gerekir gerekmesine ama siyaset buna izin vermez. Lakin biz siyasetçi değiliz. Ve tarih gerçeği ortaya koymak durumunda. Ne var ki, Türkiye'de resmi tarihçiliğin esas işlevinin gerçeğin üzerindeki örtüyü açma değil, üzerini örtme olduğunu biliyoruz. Şunu bilelim ki, Hitler, yalnız İnönü ile değil, iktidara gelişinden sonra Gazi Mustafa Kemal'le de defalarca yazışmış, tebrikleşmişti. Bunda tuhaf bir taraf da yoktur, zira sonuçta iki devlet başkanının resmi yazışmalarıdır. Asıl tuhaf olan, bu yazışmalar üzerinde neden durulmadığı. Hitler'le yazışmak eğer sakıncalı bir şeyse, o zaman Atatürk'ün Hitler'le zaman zaman özel haberciler aracılığıyla devam eden mesajlaşmalarını nasıl yorumlayacağız?

İşte Bilal N. Şimşir'in "Atatürk ve Yabancı Devlet Adamları I" adlı kitabından Hitler-Atatürk mesajlaşmaları (TTK, 1993, s. 149-178; bazı kelimeler sadeleştirildi).

İlk doğrudan mesajı gönderen Atatürk oluyor: "Alman Devletinin en yüksek makamına seçilmeniz dolayısıyle en samimi tebriklerimi arzeylemekle bahtiyarım. Çok yüksek saygılarımın kabul buyurulmasını rica ederim." (21 Ağustos 1934)

5 gün sonra Berlin Büyükelçisi Hamdi Arpağ Hitler'i ziyaret ettiğini, Führer'in, Atatürk'ün taziye mesajına çok minnettar kaldığını ve teşekkürlerini ilettiğini yazmaktadır. 30 Ağustos günü Hitler, yazılı bir mesajla teşekkür eder. Ardından Cumhuriyet Bayramı'nı kutlayan Hitler'e cevap gelir: "En hararetli teşekkürlerimi ve şahsî saadetinizle Almanya'nın refahı hakkındaki temennilerimi kabul buyurmanızı rica ederim" (2 Kasım 1934). 23 Kasım'da bu defa Hitler'dir yazan: "Memleket(ler)imiz arasındaki münasebetleri üstürmek(?) ve ilerletmek ciddi uğraşım olacaktır."

4 Mart 1935'te Hitler, yeniden Cumhurbaşkanı seçilmesi üzerine Atatürk'ü tebrik eder. Ertesi günü Atatürk'ten teşekkür gelir.   2 Nisan'da Atatürk'ün yeni bir mesajını görürüz. Hitler, Reich Başkanlığı ve Reich Başbakanlığı'nı bir kanunla birleştirdiğini ve bu kanuna uyarak gücü ele aldığını bildirmektedir (Kime bildirmekte? Hitler bu satırlarıyla Atatürk'e Almanya'daki son durumla ilgili olarak rapor mui yazmış? Yoksa Almanya'daki açıklamayı mı kastediyor bay Armağan belli değil). Atatürk ise bundan "büyük sevinç" duymuştur: "Ekselâns, Sizi ülkenizin en büyük orununa geçmiş olmanızdan (dolayı) kutlarken, yurtlarımız arasındaki mutlu dostluk bağlarının korunmasını, berkitilmesini istediğinizin güvenini unutmayacağım."

Kitapta 217 numaralı belge, 1 Mayıs 1935 tarihini taşıyor. Yazan artık "Kamâl Atatürk"tür: "Alman Ulusal bayramı münasebetiyle Ekselânsınıza en ısı (samimi) tebriklerimle beraber özel gönenceniz ve asil Alman ulusunun genliği (refahı) hakkında beslediğim samimi dileklerimi sunarım." Hitler'den cevap gecikmez. 6 Mayıs tarihli mesajda teşekkür eder.

Milli bayramda tebrik mesajı

Bu arada Şimşir'in kitabında Hitler'in Atatürk'e yazdığı iki mektup nedense Türkçeye çevrilmeden bırakılmış. Bu mektuplarda bir büyükelçinin geri çekilip yerine yeni bir elçinin atanması söz konusu ediliyor ve bu vesileyle en yüksek saygılarımı ve en samimi dostluk duyguları iletiliyor. Dahası var. Bu defa 28 Ekim'de Hitler, Atatürk'ün Cumhuriyet Bayramı'nı kutlar, 3 gün sonra da Atatürk "hararetle" teşekkür eder. 30 Nisan 1936'daysa Atatürk Almanların millî bayramları münasebetiyle tebrik mesajı gönderir, gerek Hitler'in şahsî mutluluğu, gerekse Alman milletinin refahı hakkında samimi temennilerini bildirir. Ertesi günse Hitler teşekkür eder.

Aynı tebrikleşmeler 1936 ve 1937 yıllarında da devam eder. Bu arada Almanya'da Hitler'in yaptırdığı bir balon karaya inerken patlar. Atatürk hemen Hitler'e bir geçmiş olsun mesajı gönderir. Aynı gün (9 Mayıs 1937) Hitler'den teşekkür gelir.

Bu arada Berlin Büyükelçisi Hamdi Arpağ, Dışişleri Bakanlığı'na gönderdiği notta Atatürk'ün selamını ve imzalı bir resmini bizzat Hitler'e takdim ettiğini, resmin altına Atatürk'ün yazdığı yazıdan Hitler'in büyük bir memnuniyet duyduğunu ve Atatürk'e hayran olduğunu söylediğini yazar. Buna göre Hitler, "Türkiye'de hiçbir siyasi emelimiz yoktur ve olamaz. Dolayısıyla güzel ilişkilerde bulunmayı arzu eder ve bunu tabii görürüz" demiştir. (13 Temmuz). Nitekim bir ay sonra Hitler, Atatürk'ün kendisine resmini göndererek "kalbî temennilerini" bildirmesinden duyduğu memnuniyeti belirten mektubunu gönderir.

Atatürk 11 Ekim 1937 tarihli mektubunda, Hitler'in mektubundan duyduğu memnuniyeti şöyle bildirir: "Pek mütehassis olduğum bu nazikâne mukabelelerden ve bana, şahsî saadetleriyle Alman milletinin refahı hakkındaki samimi temennilerimi tekrar eylemek fırsatını verdiklerinden dolayı Ekselanslarına kalbî teşekkürlerimi arz ederken derin bir haz duymaktayım."

Kurtuluş ümidi bağışladınız

28 Ekim 1937'de Hitler Cumhuriyet Bayramı tebriğini gönderir. Atatürk ise cevaben şunu yazar: "Ekselanslarına teşekkürlerimi arzeder ve saadet ve afiyetleriyle Almanya'nın refahı hakkındaki samimi temennilerimin kabulünü rica ederim." 30 Nisan 1938'de Atatürk Almanya'nın milli bayramı dolayısıyla Hitler'i kutlarken 6 Temmuz günü Numan Menemencioğlu eliyle Hitler'e "selam, muhabbet ve şahsi takdir hislerini" gönderir. 29 Ekim'de Hitler, Cumhuriyet Bayramı'nı kutlar Atatürk'ün. Ertesi günü yazdığı cevaptaysa http://medya.zaman.com.tr/2012/04/15/armagan01.jpgAtatürk, Hitler'e "hararetli teşekkürleri"ni sunar.

Ölümünden 10 gün önce yazılmış bu son mesajı, Atatürk'ün ölümü üzerine Hitler'in Meclis Başkanı Abdülhalik Renda'ya gönderdiği taziye mesajı takip eder. Bu mesajı beraber okuyalım:

"Ekselansları TBMM başkanına, tüm Türk halkına kendim ve Alman halkı adına Atatürk'ün vefatından ötürü derin üzüntülerimi iletirim. Kendisiyle birlikte büyük bir asker ve mükemmel bir devlet adamı ve tarihî bir kişiliği kaybettik. Kendisi yeni Türkiye "Reich"ının kurulmasına damgasını vurmuştur. Türkiye'nin varlığı nesiller boyu yaşayacaktır." (Kitapta tercüme edilmemiş olan bu mesajı çeviren Aynur Kırcı'ya teşekkür.)

Nitekim Berlin Büyükelçiliği'nin 11 Kasım tarihli mesajında Führer'in bir adamının, Kemalist Türkiye'nin kendilerine bir yıldız gibi kurtuluş ümidi bağışladığını söylediği belirtilecektir.

4 küsur yıl boyunca devam eden Atatürk-Hitler mektuplaşmalarının bilançosu böyle. Bundan sonra bana susmak düşecek. Gerçekler konuşunca hep olduğu gibi.

m.ar...@zaman.com.tr http://medya.zaman.com.tr/extentions/zaman.com.tr/img/columnist/ma-16.png
http://twitter.com/mustafarmagan http://medya.zaman.com.tr/extentions/zaman.com.tr/img/columnist/tw-16.png

15 Nisan 2012, Pazar

 

 
* * * * * * *
"Ne Türk’ü ne Türklügü ne de Atatürk’ü;
ne tarihten, ne beyinlerden ne de yüreklerden
silemediler, silemeyecekler, silemeyeceksiniz,
sindiremeyeceksiniz !
TÜRK’üm,
               TÜRKÇÜ’yüm,
                                       ATATÜRKÇÜ’yüm !;
ve
ÇOKK MUTLUYUM !.."
Aydogan Kekevi
 
 
clip_image002.jpg
clip_image003.gif
clip_image004.gif
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages