İlk Türkçe Konuşan İnsan ve İlk Bilim Adamı HZ. Adem

519 views
Skip to first unread message

Yılmaz Arslan

unread,
Dec 10, 2009, 9:49:21 AM12/10/09
to

İlk Türkçe Konuşan İnsan ve İlk Bilim Adamı HZ. Adem
 
M. Günay SIDDIKOĞLU
 
Ruhul Beyan Tefsirinin Müfessiri İsmail Hakkı BURSAVİ Hazretleri,
Bursa Kütüphanesi'nde kayıtlı "HADİS-İ ERBAİN " adlı eserde Bakara
Suresi 31. ayetin tefsirini yaparken şöyle diyor:
 
Adem'in cennettten çıkma vakti gelince Cenab_ı Allah bunu haber
vermesi için CEBRAİL'i gönderir. Cebrail durumu Adem'e bildirir. "
Adem tınmadı " yani emri duymuzdıktan geldi. Cebrail durumu Allah'a
bildirince ALLAH ( C.C. ) Cebrail'e: " Git ADEM'e LİSAN-İ TÜRKİ ile
söyle " der. Cebrail gelir ve Türkçe olarak cennetten çıkma emrini
tebliğ eder. ( Buradan hareketle ) İ. Hakkı BURSAVİ hazretleri şöyle
der: " AHİR ZAMANDA TASARRUF TÜRK'ÜN OLACAKTIR." ( Bu konu üzerinde
yıllar önce Abdülkadir DONUK HOCA'da Ortadoğu Gazetesinde bir yazı
yazmıştı. )
 
Bu düşünce ister derin bir Türklük sevgisi ile söylensin isterse "
Mana Tefsirciliği " anlayışıyla söylensin yani Allah tarafından
söyletilsin; bura da verilmek istenen mesaj: Dünyada tekrar bir TÜRK
DÖNEMİ'nin ve TÜRK CİHAN HAKİMİYETİ_ NİZAM-I ALEM DÜŞÜNCESİ'nin
gerçekleşeğinin ifade edilmesidir.
 
Cenab-ı Allah, Bakara Suresi 31,32 ve 33. ayetlerden öğrendiğimize
göre: " Ademe
 
İlim vermiş, bütün isimleri ve eşyanın adını öğretmiştir." Yani Ademe
kendi zürriyetinden gelen bütün milletlerin ve bu milletleri oluşturan
bütün insanların adları ve dilleri öğretilmişti.
 
Ayrıca Adem'e Allah ( C.C. ) insanlığın henüz ulaşamadığı bilgiler
dahil bütün bilgileri de öğretmişti.
 
Hz.Adem, kendisine öğretilen bu isimler ve diller arasından Türkçe'yi
tercih etmiş
 
ve kendisine Türkce hitap edilmesini istemeştir. Böylece ilk Türkçe
konuşan insan Adem olmuştur.
 
Bakara Suresi 31 ve 32. ayetlerde mealen şöyle buyurulur:
 
" Ve Adem'e bütün isimleri öğretti. Sonra eşyayı ( Alemleri )
meleklere gösterip: ' Haydi, davanızda sadıksanız bana şunları haber
verin' buyurdu.
 
( Melekler cevap verdi.) : ' Ya Rabbi, sübhansın,. Bizler için senin
 
bize öğrettiğinden başka ilim ne mümkündür! O alim ve hakim şüphesiz
sensin ' dediler"
 
Bu iki ayette Yüce Allah, meleklere dolayısıyla tüm alemlere Adem'in,
daha geniş anlamda insanın özelliğini tanıtıyor.
 
Dr. Haluk NURBAKİ, " Bakara Suresi Yorumu 2 " adlı kitapçıkta bu konu
hakkında
 
şu bilgileri veriyor:
 
" Ayetin ilk mesajı şüphesiz; Allah'ın Adem'e, insanlara öğrettiği
isimlerdir... Çünkü; Allah'ın Adem'e öğrettiği esmalar şüphesiz ilahi
sıfatların sırlarının tecelli hikmetleridir. Allah bu yüzden Adem'i
halife olarak seçmiştir.
 
Adem'in, dolayısıyla insanın bu nedenle olayların gerçeğini öğrenmesi
gerekir. Sure-i Rahman'ın 4. ayeti gereği, ( İnsanı yarattı; ona
anlatma ve açıklama yateneği verdi )
 
İnsanın hilkat sırrı " beyan " dır; yani ilahi davete cevap
yeteneğidir.
 
İşte Adem, ilahi irade gereği esmaların sırrı olan ilmi öğrenmiştir.
Bu,
 
İnsanın akıl yanıdır. Bunun beyan edilmesi ise tamamen gönül
sırrıdır...
 
31. ayetin son mesajı, Allah'ın meleklere evren esrarını sormasını
dile getiriyor.
 
32. ayette ise, meleklerin Allah'a karşı, bir tarz özür dilemelerini
görüyoruz. Melekler bu ayetlerde önce Allah'a:
 
" Ya Rabbi! Sen sübhansın,
 
Senin yüceliğin, kudretin, saltanatın tartışılmaz. Her türlü zannın,
bilginin, tasavvurun ötesinde ve yüceleren yücesisin " diyor.
 
Ayetin ikinci cümlesi ise; tüm meleklerin, ancak öğretileni
bildiklerini açıklıyor. Eşya da böyledir; Cenab-ı Hak neyi öğretmişse
onu bilir, o hizmeti yapar.
 
Yine ayetten anlıyoruz ki; insan esmaları öğrenerek öylesine bir ilme
sahip olur ki; kıyasları, tasavvur, hayal, beyan ve yargı yetenekleri
kazanır.
 
Ayetin son cümlesi ise, Cenab_ı Hakk'ın iki esmasını emrediyor: ALİM
ve HAKİM .
 
Burada da büyük bir hikmet vardır. İnsan ilahi irade gereği ilmi
öğrenir.Bir tarz Alim sıfatının tasarrufuna girer. Fakat Hakim olamaz.
Allah hem sonsuz ilme sahiptir, hem de Hakim'dir. O'nun ( Allah'ın )
herşeye kudreti ve hükmü vardır. O'nun sonsuz kudreti ve hikmeti
birleşmiş ve Hakim sırrı, esması tecelli etmiştir.
 
Allah bize sonsuz gücünü bir kez daha hatırlatarak hüküm ve kudretin
yalnız Allah'a ait olduğunu vurguluyor."
 
İnsan, kendi çabasıyla arzı, uzayı ve çeşitli bilgileri öğrendim
sanıyor, halbuki bu bigilerin hepsini Allah, Adem'e vermişti. Bizim
çabamız o bilinen bilgilere ulaşmaktan ibarettir. (Devam edecek)
 
İLK TÜRKÇE KONUŞAN İNSAN VE İLK BİLİM ADAMI HZ ADEM ( 2 )
 
Adem'e bütün isimleri ve eşyanın adını öğreten ve O'nu ilimle donatan
Allah, bu durumu ve Ademin yüceliğini meleklere göstermek için:
 
" Allah: ' Ey Adem, bunlara onları isimleriyle haber ver ' buyurdu.
Adem onlara isimleriyle haber verince (Allah) : ' Ben size semavat ve
arzın gaybını bilirim demedim mi? Neyi gizlediğinizi, neyi
açıkladığınızı da bilirim' dedi. " ( Bakara, ayet 33 )
 
Ayetin birinci mesajı: Ademin isimleriyle haber verdikleri nelerdir?
Bu konuda çeşitli rivayetler vardır:
 
1. Evrene ait fiziki malumat
 
2. Meleklerin ismi ve görevleri
 
3. İnsanların tam listesi. O anda bedeni yok, ruh ve nefis kişilikleri
vardır.Adem öğrendiği ilahi bilgiler dahilinde gaybe ait bigileri
çözüp; dünyaya gelmediğimiz halde bizleri tanıyıp meleklere anlattı.
 
Hz.Adem ilk insan, ilk peygamber ve insanlığın ilk atası olmak
özelliklerinden dolayı, kendi soyundan gelecek ve ileride çeşitli
milletleri oluşturacak insanları ve onların dille rini, kültürlerini,
tarihlerini de biliyordu. Bildiği bu diller arasında Cennetten
çıkarken kendisine yapılan tebliği Türkçe olarak seçip kabul etmesi
dikkata değerdir. Bu seçim, Hz. Adem'in Türklere verdiği önemi ve
duyduğu sevgiyi açıkça göstermektedir. Elbette Adem " Ey iman edenler
sizden kim dininden dönerse Allah ta onların yerine öylebir kavim
getirir ki Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler. Onlar
mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu ve zorludurlar.
Allah yolunda ( korkmadan ) cihad ederler..." ( Maide 54 ) ayeti
kerimesinin sırrına mazhar olarak, Allah'ın övgüsüne nail olan ve
İslamın Bayraktarlığını yaparak " CUNDULLAH " ( ALLAH'IN ORDUSU )
olmak şerefi ile şereflenen Türk Milleti'nin bu durumundan da
haberdardı. Onun için cennetten çıkarken kendisine emrin ve cennetten
çıkma vaktinin geldiğinin Türkçe olarak tebliğ edilmesini bekledi.
 
4. İlahi esmaların sırrını alemlerin şekli içinde farkederek analiz
etti. Olayların iç yüzünü böylece idrak etme sırrını öğrendi.
 
Ayetin ikinci cümlesi konuya biraz daha açıklık getiriyor. Cenab-ı
Hakk: " Ben size semavat ve arzın ( uzayın ve yer yüzünün ) gaybını
( geleceğini ) bilirim demedim mi ? " buyuruyor.
 
Demek ki yeryüzü ve semavatın geleceği ile ilgili bilgiler Hz. Adem'e
öğretilmişti. Zaten halifeliğin bir sırrı da budur. İnsanların yeryüzü
ve uzay hakkında bu günkünden daha çok bilgi sahibi olacakları bu
ayetin gösterdiği bir mucizedir.
 
İnsanoğlu, kendi çabası ve çalışmasıyla yeryüzünü ve uzayı öğrendiğini
daha nice çeşitli alanlarda buluşlar yaptığını zannediyor.Halbuki bu
bilgiler ( Uzay, tıp, fizik, kimya, matematik, biyoloji, tarih, dil
bilimleri vb. ) Hz Ademe binlerce yıl önce verildi ve bilimin kader
bilgisayarına yerleştirildi. İşte bu yönüyle Adem ilk bilim adamıdır.
Henüz dünyadaki hiç bir bilim adamı Adem'in bildiklerine
ulaşamamıştır. Bütün bilim adamlarının bildikleri ve buldukları Hz.
Adem'e bildirilenlerin ve Hz. Adem'in bildiklerinin yanında bir hiç
kalır.
 
Ayetin son cümlesi daha da dikkat çekicidir: " Allah gizlediğinizi de
açıkladığınızı da bilir." Şu halde bir yanıyla gizli kalan bilgi yavaş
yavaş açılmakta ve öğrenilmektedir.
 
Bir ihtimal; İnsanoğlu zamanla Hz. Adem'e verilmiş olan bütün
bilgilere ulaşacak, belki de o zaman bilgi ve hikmet tamamlanmış olup,
kıyamet kop acak.
 
Allah ( CC ) Adem'i halife olarak seçtim derken " O'na kudret verdim
demeyip; ilim verdim " diyor.
 
Dikkat edilirse ilk emir olarak insanlığa verilen emir de " OKU " dur,
Okumaktan maksat, araştırmak, bilmek, ilim sahibi olmak ve bu sayede
şuurlu bir şekilde Allah'ı tanımaktır. Onun için evrene " KİTAB-I
EKBER " ( En büyük kitap ) denmiştir. Bu ' oku ' emriyle bir noktada
Cenab_ı HAKK, Senin halife olmana sebep olan ve Adem'e verilen
bilgileri öğren; beni bil ve bu sayede tanı demektedir.
 
" Okumaktan mana ne kişi Hakkı bilmektür
 
Sen kendini bilmezsin ya nice okumakdur.
 
Okudum bildim dime çok taat kıldım dime
 
Eri Hak bilmez isen abes yire yilmektir." Diyen Yunus'ta aynı şeyleri
söylemektedir.
 
İLK TÜRKÇE KONUŞAN İNSAN VE İLK BİLİM ADAMI HZ.ADEM ( 3 )
 
Büyük Türk mutasavvıfı Mevlana: " Yüce Tanrı kendi sanat ve sıfatını
göstermek için dünyayı yarattı. Kendi zatını göstermek isteyince de
Adem'i yarattı" der. Mevlana hazretleri bir başka anlatımında " Gizli
bir define idim; bilinmeyi diledim, sevdim; bilineyim diye halkı
yarattım " hadis-i şerifi üzerinde durur. Bu bilgilerde de hep ön
plana çıkan şeyler: bilgi, bilmek, bilinmek ve sevgidir.
 
Elbette ilim, insanı Allah'a ve Allah'ı sevmeye, O'na hamd etmeye,
O'nu sevmeye götüren akıl ışığıdır. Dünyanın ve dünyaların
güzelliklerini, özelliklerini fiziğini tanıyan gerçek ilimdir. İlim
doğrudan insanı Allah'a ulaştırır; sevgiyi ve ahlakı şekillendirir.
Çünkü ilahi sırları öğrenen insan Allah'a aşık olur ve ahlak sırrına
kavuşur. Artık söz aşık ve maşuk arasındadır. O, bizim bildiğimiz
perdeler aradan kalkar, aşık maşukuna öylesine söz ve şekillerle hitap
eder ve bazen de sitem ederki, biz o aşığı kendi gözümüzle zındık,
hatta kafir zannederiz. Halbuki gerçek bizim gördüğümüz gibi değildir.
Leyla'daki güzelliği görmek için Mecnunun gözüyle bakmak gerekir.
Leyla, aşk odunda yanmış Mecnun'a güzel görünür de , Aşktan sevgiden
nasibini almamışlara çirkin görünür.
 
Bir de bakarsınki aşık maşukuna yani Allah'ına ' Çalap' diye, ' Gülüm
' diye, ' Aşkım ' diye hitap etmiş.
 
Bunları bilmeden bir de Allah'ın yarattığı insanlara, yine Allah'ın
yarattığı sözlerle niçin ' Allah ' demiyor da ' Tanrı ', ' Hüda ' , '
Mevla ' , " Yezdan " ve ya " Got " diyorsunuz diye kendimizce
bilgiçlik ve müslümanlık taslar bir de soru sorarız. Kendimizi
Mevlanalardan, Yunuslardan, Hoca Ahmet Yesevi'lerden, nice İslam
alimlerinden alim sayarız. Bilmeyiz ki bütün bu dil ve sözcükleri de
yaratan Allah'tır.
 
" Ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm " demek; " Enel Hakk " ( Ben
Hakkım ) demek suç olsaydı bu gün Yunus ve Hallacı Mansur birer evliya
değil zındık hatta mürted, kafir olarak anılırlardı. Yine Hüda, Mevla
ve Çalap demek yanlış olsaydı, başta Yunus ve Mevlana olmak üzere nice
İslam uluları demezlerdi. Elbette " Esmaül Hüsna " Allah (CC)'ın en
güzel isimleridir. Ama Kur'an'da " Güzel isimlerin hepsi
Allah'ındır ..." ( A'raf suresi 180 ) diyen bizzat Allah değilmidir?
 
Allah (CC)ın Cebrail'le,Cebrail Aleyhisselamın Hz. Adem'le Türkçe
konuştuğuna dair bir başka bilgiyi de KAYGUSUZ ABDAL'ın şiirlerinde
görmekteyiz:
 
" Hak buyurdu Cebrail'e var didi
 
Adem'i cennet içinden sür didi
 
Geldi Cebrail Adem'e söyledi
 
Hak buyurdıgın ayan eyledi
 
Cebrail didi çıkgıl Uçmak'tan Adem
 
Tanrınun buyrugı budur işbu dem
 
Niçe ki söyledi hergiz gitmedi
 
Cebrailün sözini işitmedi
 
Türk dilin Tanrı buyurdı Cebrail
 
Türk dilince söylegil dur git digil
 
Türki dilince Cebrail " hey dur " didi
 
" Durugel, uçmağın terkin ur " didi.
 
( Gülistan, Ank. Ktp. Nu: 645, s. 49 ) "KAYGUSUZ ABDAL" Prof. Dr.
Abdurrahman GÜZEL, S.272, Akçağ yyn.)
Tarihin başlangıcından beri hatta tarihten öncede var olduğunu
bildiğimiz Türk Milleti'nin bu günkü zaman dilimini temsil eden biz
Türkler, Cennetten çıkarken Türkçe konuşmayı bütün bildiği dillere
tercih eden ve Allah'ın ilahi hikmetlerle, sırlarla ve bilgilerle
doldurduğu insanlığın ilk atası ve ilk peygamber HZ.Adem'in ve
Alemlere rahmet ve bereket olarak gönderilen son Peygamberi Hz.
Muhammed Aleyhisselamın varisleri olarak Allah'ın son din olarak
gönderdiği İslam dini ile aleme nizam vermeye ve Hz.Adem'e vermiş
olduğu ilim ve hikmeti öğrenmeye talip olduğumuzu bir kez daha ilan
ediyoruz.
 
Yüce Alah'ın, Allah'ın ilk ve son peygamberinin teveccühüne ve
övgüsüne mazhar olmuş bu milletin tarihte gerçekleştirdiği şeyleri
yeniden gerçekleştireceğine olan inancımızın tam olduğunun bilinmesini
önemle arz ederiz...
 
M. Günay SIDDIKOĞLU
 
 
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages