SEVR BARIŞ ANTLAŞMASI (10 Ağustos 1920)
I. Dünya Savaşı'ndan sonra Galip devletler, mağlup devletlerle yapılacak antlaşmaların şartlarını Paris Konferansı'nda belirlediler (1919). İtilaf Devletleri, yenilen Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan ile kısa süre sonra barış antlaşması imzaladılar. Ancak Osmanlı İmparatorluğu ile barış yapılması gecikti.
Bu durumun nedenleri şunlardı:
1) İtilaf Devletleri'nin Osmanlı İmparatorluğu'nu aralarında paylaşamamaları
2) İzmir'in Yunanlılara verilmesinden dolayı İngiltere ile İtalya arasında anlaşmazlık çıkması
3) Gizli antlaşmalarda Rusya'nın payına düşen Boğazlar ve Doğu Anadolu'nun nasıl paylaşılacağı konusunda görüş birliğine varılamaması
4) Bir ateşkes antlaşması olan Mondros'un bir barış antlaşması gibi hükümler taşıması
5) Osmanlı Devleti ile bir barış yapmaktan çok Osmanlı'yı parçalamayı ve yok etmeyi amaçlayan İtilaf Devletleri'nin Anadolu'da başlattığı işgaller
6) Türk ulusunun gücünü kavramaktan uzak olan İtilaf devletleri'nin Türk ulusuna istedikleri herhangi bir antlaşmayı direnişle karşılaşmadan kabul ettireceklerini düşünmeleri
7) Türk milletinin işgallere karşı gösterdiği direniş ve bağımsızlık konusundaki azim ve kararlılığı idi.
İtilaf Devletleri, 18 Ocak 1919'da toplanan Paris Barış Konferansı'nda Osmanlı Devleti'nin parçalanmasını kararlaştırdılar. Arkasından Paris Konferansı'ndaki paylaşıma göre planlarını gerçekleştirmek için çalışmalara başladılar. Ancak Anadolu'da halkın bilinçlenmesi ve Milli Mücadelenin başlaması İtilaf Devletleri'nin planlarını bozmuştur. Bu gelişmeler karşısında İtilaf Devletleri barış antlaşmasının bir an önce yapılmasını istiyorlardı. Barış yapılınca savaş sona erecek ve Anadolu insanı da huzura kavuşacaktı. Bu durum Mustafa Kemal Paşa'nın ve Ankara'nın yalnız kalmasına neden olacaktı.
İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti ile imzalayacakları, barış antlaşmasını onaylatabilmek için, Mebusan Meclisi'nin açılışına da göz yummuşlardı. Fakat Misak-ı Milli kararları nedeniyle Mebusan Meclisi'nin işgal edilmesinin ardından denetimden uzak olan Ankara'da yeni bir meclisin açılma çalışmalarının başlaması, İtilaf devletlerini zor durumda bırakmıştı. Milli direniş daha fazla büyümeden Osmanlı Devleti ile barış antlaşmasının imzalanması önem kazanmaktaydı.
Bu nedenle İngiltere, Fransa ve İtalya 18–26 Nisan 1920 tarihleri arasında San Remo'da toplandılar. Osmanlı Devleti'yle yapılacak barışın şartlarını görüştüler.San Remo Konferansı'nın yapıldığı tarihlerde TBMM açılmakta idi.
Alınan bu kararların duyurulması için Osmanlı Devleti'nden Paris'e bir temsilci göndermesini istediler. San Remo'ya gözlemci olarak Tevfik Paşa başkanlığındaki heyet gitti. Barış taslağını görünce dehşete düştü. Bu taslağın kabul edilmesi, Osmanlı Devleti'nin ortadan kaldırılması demekti. Osmanlı Heyeti'nin başkanı Tevfik Paşa; " Antlaşma şartlarının bağımsız bir devlet anlayışıyla bağdaştırılması mümkün değildir. Böyle bir antlaşmayı kabul ederek vatan haini diyerek." diyerek anlaşmaya yanaşmadı. Tevfik Paşa antlaşmanın şartlarının, bağımsız bir devletin kabul edemeyeceğini İstanbul'a bildirdi. Buna rağmen Damat Ferit Paşa'nın görevlendirdiği delegeler aracılığıyla İtilaf Devletleri, San Remo taslağını Osmanlı Devleti'ne ilettiler (11 Mayıs 1920).
Her ne pahasına olursa olsun barışı imzalamaya karalı olan Damat Ferit Paşa heyet başkanı olarak Paris'e gitti. Teklif edilen barış taslağıyla birlikte İstanbul'a döndü. İstanbul Hükümeti de antlaşma maddelerini onaylamakta yavaş ve isteksiz davranınca İtilaf Devletleri yaptırım uygulamak amacıyla yeni işgallere başladılar.
İtilaf Devletleri, anlaşma şartlarının kabul edilmesini hızlandırmak amacıyla Yunanlıları 22 Haziran 1920'den itibaren büyük bir saldırıya geçirttiler. Böylece Batı Anadolu'da Yunanistan daha geniş topraklar kazanacak ve Türk tarafını barışa razı edecekti.
İlerleyen Yunan kuvvetleri Balıkesir (30 Haziran) , Nazilli, Karamürsel ve Mudanya'yı ele geçirdiler. Ardından Bursa (8 Temmuz ) - Uşak (26 Ağustos) çizgisinin doğusuna kadar geldiler. Yunanlılar Milne hattında durdukları zaman 14 bin km 2lik bir toprağı ele geçirmişlerdi. Şimdi ise Yunanlıların işgal ettikleri topraklar 54 bin km2 ye ulaşmıştır.
Yunanlıların kısa zamanda başarılı olmalarında;
1) I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Türk ordularının terhis edilmesi ve yeni orduların kurulamaması,
2) Cephelerde henüz disiplin ve dayanışmanın sağlanamaması,
3) Tümenlerimizin kadro halinde bulunmaması, Mühimmatsız olması ve takviyelerine henüz imkân bulunmamış olması, düşmanın ilerlemesine fırsat vermiştir.
4) İstanbul Hükümeti ve İngilizler tarafından Anadolu'da yer yer ayaklanmalar çıkarılması,
5) Milli birliğin yeterince gerçekleşmemesi etkili olmuştur.
Batı Anadolu'daki başarılardan cesaretlenen Yunanlılar 20 Temmuz 1920'den itibaren Doğu Trakya'da da ilerlemeye başladılar. Doğu Trakya (Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ) kısa sürede Yunanlıların eline geçmiştir. İngilizler de Karamürsel, Bandırma ve Mudanya'ya asker çıkarmışlardır.
Bu gelişmeler karşısında İstanbul Hükümeti, antlaşmanın kabul edilmesine karar verdi. Anayasaya göre yapılacak barışın mecliste görüşülerek kabul edilmesi gerekiyordu. Mebusan Meclisi kapalı olduğundan Padişah Vahdettin ve Sadrazam Damat Ferit, eski kumandan ve vezirlerden oluşan "Saltanat Şurası" adında bir kurul oluşturarak barış taslağını tartıştılar. Kurul üyelerinden sadece Korgeneral Rıza Paşa'nın karşı çıktığı taslak kararları onaylandı (22 Temmuz 1920).
Paris yakınlarındaki Sevr kasabasında son şeklini alan Sevr Barış Antlaşması'nı Osmanlı heyetinden Bağdatlı Hadi Paşa, Dr. Rıza Tevfik ve Reşat Halis Beyler Damat Ferit Paşa Hükümeti döneminde imzaladı (10 Ağustos 1920). Osmanlı Devleti'ni hukuken sona erdirmek isteyen antlaşma; İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan ile imzalanmıştır.
İtilaf devletlerinin aralarında anlaşmazlıklar olmasına rağmen bu antlaşmanın imzalanma nedenleri:
1) TBMM'nin açılması. Yeni Türk Devletinin kuruluşunun 30 Nisan 1920'de dünyaya duyurulması
2) Anadolu hareketinin güçlenmesi karşısında İstanbul hükümetinin varlığını sürdürebilmek amacıyla anlaşma devletleriyle hemen bir barış anlaşması imzalayarak Anadolu Hareketine son vermek istemesi
3) Anlaşma devletlerinin Anadolu hareketinin güçlenmesi üzerine kendi anlaşmazlıklarının bir kenara bırakmaları
4) İngiltere'nin desteklediği Yunan kuvvetlerinin 22 Haziran 1920'de Bursa-Uşak çizgisini aşarak Batı Anadolu'da işgallere başlaması, Trakya'yı işgal etmeleri üzerine Osmanlı yöneticilerinin telaşa düşmesi
5) Barış imzalanırsa; savaş sona erecek, halk rahat edecek, Mustafa Kemal de yalnız kalacaktı.
Ekler dışında toplam 433 maddeden oluşan Sevr Barış Antlaşması'nın önemli maddeleri şunlardır:
Sınırlar
1. Doğu Trakya ve Batı Anadolu Yunanistan'a verilecektir.
2. Sivas, Malatya, Adana, Maraş, Mardin, Urfa, Antep dâhil olmak üzere bütün Suriye Fransa'ya verilecektir.
3. Arabistan ve Musul dâhil Irak İngiltere'ye bırakılacaktır.
4. Güneybatı Anadolu (Antalya, Burdur, Konya, Isparta çevreleri) İtalyanlara verilecektir.
5. Doğu Anadolu'da bir Ermeni Devleti, bir de Kürt Devleti kurulacaktır.
6. Giresun, Ordu, Samsun, Tokat, Amasya, Sinop, Çorum, Kayseri'nin doğusu, Çankırı, Ankara, Eskişehir, Bolu, Zonguldak ve Bilecik Osmanlı Devleti'nin elinde kalacaktır ( Tokat- Ankara - İstanbul arasıdaki bölge) .
7. Rodos ve Oniki Ada İtalya'ya, diğer Ege adaları Yunanistan'a bırakılacaktır.
Önemi
Bu antlaşma ile Osmanlı İmparatorluğu'nun bütün stratejik noktaları İtilaf Devletleri arasında paylaşılmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu Orta Anadolu'ya sıkıştırılmış ve İtilaf Devletleri'nin denetimine girmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu yağmalanmış ve yok sayılmıştır.
Trablusgarp Savaşı sırasında İtalya tarafından işgal edilen Oniki ada ile Balkan Savaşları sırasında Yunanistan tarafından işgal edilen diğer Ege adaları (Gökçeada ve Bozcada dâhil) bu iki ülke arasında paylaştırılmıştır. Böylece Osmanlı Devleti'nin Ege Denizi'nde hiçbir etkinliği kalmamıştır.
Siyasi Maddeler
1. İstanbul, Osmanlı Devleti'nin başkenti olarak kalacak, ancak Osmanlı Devleti azınlıkların haklarını koruyamazsa ve Türkler antlaşma maddelerine uymazlarsa burası da elinden alınacaktır.
2. Boğazlar, savaş zamanında bile bütün devletlerin gemilerine açık olacaktır. Yönetim Boğazlar Komisyonu'na verilecek, merkezi İstanbul olan bu komisyonun ayrı bütçesi ve ayrı bayrağı olacaktır. Boğazlar Komisyonunda Türk temsilci olmayacak
3. Azınlıklara geniş haklar verilecektir. Azınlıklar vergi vermeyecek ve askerlik yapmayacak, her derecede okul açabilecektir.
4. Hicaz bağımsız bir devlet olacak, Osmanlı Devleti Mısır üzerindeki haklarından vazgeçecektir.
5. Van, Erzurum, Bitlis ve Trabzon illerinde bağımsız bir Ermenistan Devleti kurulacaktır. Antlaşmanın uygulanmaya başlamasından sonra Kürtler Doğu Anadolu'da bağımsız bir kuruluş meydana getirmek isterlerse kabul edilecektir.
Önemi
İlk kez Wilson ilkeleri ile şekillenen Boğazlar Komisyonu fikri Sevr antlaşması ile yürürlüğe konulmuştur. Bazı değişikliklerle bu komisyon Lozan Antlaşması'nda da görülecektir.
Boğazların yönetimi uluslararası bir komisyonun yönetimine verilerek, Osmanlı İmparatorluğu devre dışı bırakılmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu azınlıklar üzerindeki bütün haklarını kaybetmiştir.
Azınlıklara geniş ve sonsuz haklar verilirken, Türk milletinin hakları sınırlandırılmıştır.
Anadolu'da yeni devletler kurularak siyasi ve sosyal birlik ve beraberliğin bozulmasına çalışılmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu'nun hukuki varlığı devam ettirilmiş, ancak siyasi yönden varlığı sona erdirilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu bağımsızlığını zedeleyen maddeleri kabul etmiştir.
Osmanlı Devleti bu antlaşma ile fiilen sona ermiştir.
Osmanlı Devleti işgalcilerin kontrolü altına itilmiştir.
Askeri Maddeler
1. Osmanlı Devleti'nde mecburi askerlik kaldırılacaktır.
2. Askeri kuvvet 50.700 kişiden oluşacak ve ordunun ağır silahları bulunmayacaktır. Bu kuvvetler yalnız iç güvenliği sağlayacaktır.
3. Deniz gücü sınırlı olacak, 13 küçük gemiyi geçmeyecek ve denizaltı bulunmayacaktır.
Önemi
Osmanlı İmparatorluğu askeri yönden sınırlandırılarak savunmasız hale getirilmiştir. Bu da itilaf Devletleri'nin planlarını rahat uygulamalarına zemin hazırlamıştır. Ancak Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının çalışmaları İtilaf Devletleri'nin planlarını alt üst etmiştir.
Ekonomik Maddeler
1. Osmanlı maliyesi tamamen İtilaf Devletleri'nin kontrolü altında olacaktır. İngiliz, Fransız, İtalyan ve Türklerden oluşan bir komisyon bütçeyi belirleyecektir. Osmanlı üyeleri bu komisyonda sadece danışman olarak bulunacaktır.
2. Osmanlı Devleti tamirat bedeli adı altında savaş tazminatı ödeyecektir. Ayrıca işgal masrafları da karşılanacaktır.
3. Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nın başında kaldırdığı kapitülasyonlar yeniden yürürlüğe konulacaktır. Bu kapitülasyonlardan bütün devletler yararlanacaktır.
4. Osmanlı uyruğundaki herhangi bir kişi, Anlaşma Devletleri'nin vatandaşlığına geçebilecek, vatandaşlık değiştirdiği tarihten itibaren kapitülasyonlardan yararlanabilecektir.
Önemi
İtilaf Devletleri Osmanlı ekonomik hayatında daha fazla etkinlik kazanmayı amaçlamışlardır.
Kapitülasyonlar daha da genişletilerek Osmanlı İmparatorluğu'na kabul ettirilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu ekonomik bağımsızlığını kaybederek sömürge ekonomisi haline gelmiştir.
Azınlıklara verilen haklarla Osmanlı uyruğundan çıkmak özendirilmiştir.
Sevr Barışı'nın Sonuçları
1) Bu antlaşma askeri zorlamalar ve yeni işgallerle zor kullanılarak imzalattırılmıştır.
2) Osmanlı Devleti'nin imzaladığı son antlaşmadır.
3) Gizli antlaşmaların uygulanmak istenen son biçimidir.
4) Bu antlaşma bir meclis tarafından onaylanmadığı için hukuki geçerliliği yoktur (Ölü doğmuştur) . Ayrıca İstanbul işgal altında olduğu için yöneticiler hareketinde bağımsız değildir.
5) Bu antlaşmayla Osmanlı Devleti, İtilaf Devletlerinin ortak bir sömürgesi haline gelmiştir.
6) Osmanlı Devleti yok sayılmış ve yağmalanmıştır.
7) Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde vatanın bütünlüğü ilke olarak kabul edilmiş, ancak İstanbul Hükümeti daha sonra Sevr Antlaşması'nı imzalayarak bu ilkeye ters düşmüştür.
8) Misak-ı Milli'yi kabul eden Mebusan Meclisi'ne karşı Bu antlaşmayı imzalayan Damat Ferit Paşa, ulusal iradeyi yok saymıştır.
9) İtilaf Devletleri'yle barışçı bir siyaset izlemenin hiçbir yararı olmayacağı açıkça görülmüştür.
10) İtilaf Devletleri bu antlaşmayı bazı küçük değişikliklerle TBMM'ye imzalatmaya çalışarak geçerlilik kazanmasını sağlamak istemişlerse de başarılı olamamışlardır.
11) Antlaşmada ağır hükümlerin yer alması ve bağımsızlığın kaybedilmesi milletimizin mücadele gücünü artırmıştır.
12) Türk milletinin direnişi ve kararlılığı karşısında uygulanamamış bir antlaşmadır.
13) TBMM ve Türk halkı tarafından kabul edilmediği için yürürlüğe girmemiştir. Yürürlüğe girmemesi özelliği ile Ayestefanos antlaşmasına benzer.
14) Kurtuluş Savaşı sonucu Sevr geçerliliğini yitirmiş, onun yerine Lozan Zaferi kazanılmıştır.
15) I.Dünya savaşı sonrasında imzalanan en ağır koşullu antlaşmadır.
Sevr'e Karşı Tepkiler
İstanbul Hükümeti'ne göre :"tümden yok olmaktansa küçük de olsa bir varlık kalması" daha iyi idi.
Azınlıklar tarafından Sevr memnuniyetle karşılanmıştı. Bu antlaşmayla Anadolu üzerindeki emellerine büyük ölçüde kavuşmuşlardı.
İşgal Devletleri açısından ise Şark Meselesi çözümlenmiş oluyordu.
TBMM'nin Tepkisi çok daha büyük olmuştur.
1- Antlaşmanın imzalanmasından önce Misak-ı Milli'ye yemin ederek Türk topraklarının paylaşılmasına izin vermeyeceğini ilan etmişti (18 Haziran 1920).
2- Antlaşmanın imzalanması üzerine TBMM, 19 Ağustos 1920'de yaptığı toplantıda, Sevr Barışını imzalayanları ve onaylayanları vatan haini ilan etmiştir.
3- Sevr Barışını kesinlikle tanımadığını tüm ilgili devletlere bildirmiştir.
4- Padişah ve Osmanlı yöneticilerinin vatan haini olduklarının anlaşılması halkın direnme gücünü kamçılamış ve ulusal mücadeleye katılım hız kazanmıştır.
5- Antlaşmanın yürürlüğe girmesini engellemek üzere 8 Kasım 1920'de alınana kararla Düzenli Ordu kuruldu.
Bu kararlı tutum Sevr antlaşmasının yürürlüğe girmesini engelleyecektir.