Gözlerle görürüz. Fakat aynı zamanda beyinle de görürüz. Ve beyinle
görme çoğunlukla hayal gücü olarak adlandırılır. Ve bizler kendi hayal
gücümüzün, içsel dünyamızın manzaralarına alışkınız. Bütün hayatımız
boyunca onlarla yaşamışızdır. Fakat bir de halüsinasyonlar var. Ve
halüsinasyonlar tamamen farklı. Bizim ürünümüz değillmiş gibilerdir.
Bizim kontrolümüzde değilmiş gibilerdir. Dışardan gelmiş gibi
görünürler, algıyı taklit ederler.
Evet ben de halüsinasyonlar hakkında konuşacağım. Ve hastalarım
arasında gördüğüm bir çeşit görsel halüsinasyondan bahsedeceğim.
Birkaç ay önce bir telefon geldi çalıştığım yerdeki bakımevlerinden
birinden. Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri
birşeyler görüyormuş. Delirdiğini düşünmüşler. Veya yaşlı olduğu için
inme geçirdiğini veya Alzheimer olduğunu düşünmüşler.
Bu yüzden bana, gidip yaşlı hastayı, Rosalie’yi görüp göremeyeceğimi
sordular. Onu görmeye gittim. Çok açıkça belliydi ki, bu misafir gayet
aklı başında, anlaşılır ve akıllı idi. Fakat çok korkmuş ve şaşırmıştı
çünkü birşeyler görüyordu. Ve bana dedi ki — hemşireler bunu
belirtmemişlerdi — kör olduğunu, beş yıldır, makula dejenerasyonu
nedeniyle tamamen kör olduğunu söyledi. Fakat şimdi, son birkaç
gündür, birşeyler görüyormuş.
Ben de dedim ki, “Ne gibi şeyler?” Ve dedi ki, “Doğulu kıyafetler
giymiş insanlar, kalın kumaşlar içinde, merdivenlerden inip
çıkıyorlar. Bir adam bana doğru dönüyor ve gülüyor. Fakat ağzının bir
tarafında çok büyük dişleri var. Hayvanlar da var. Beyaz bir bina
görüyorum. Kar yağıyor, yumuşak bir kar. Bu atı görüyorum, koşum
takımıyla, karı öteye sürüklüyor. Sonra bir gece sahne değişiyor. Bana
doğru gelen kedi ve köpekler görüyorum. Belli bir noktaya geliyor ve
duruyorlar. Sonra yeniden değişiyor. Bir sürü çocuk görüyorum.
Merdivenlerden inip çıkıyorlar. Parlak renkler giyiyorlar, pembe ve
mavi, Doğulu elbiseler gibi.”
Bazen, insanlar belirmeden önce, yerden tavana doğru çıkan pembe ve
mavi kareler gördüğünü de söyledi. “Rüya gibi mi?” diye sordum. “Hayır
rüya gibi değil, film gibi” diye cevap verdi. “Rengi var, hareket var.
Fakat tamamen sessiz, sessiz bir film gibi.” dedi. Ve bunun oldukça da
sıkıcı bir film olduğunu söyledi. “Bu Doğulu elbiseler içindeki
insanlar sürekli şekilde aşağı yukarı yürüyorlar.”
Espri anlayışı vardı. Bunun bir halüsinasyon olduğunu biliyordu. Fakat
korkmuştu. 95 yıl yaşamıştı ve daha önce hiç halüsinasyon yaşamamıştı.
Dediğine göre halüsinasyonları alakasızdı yaptığı veya hissettiği
hiçbirşeyle ilgili değildi. Kendiliğinden geliyor, kendiliğinden
kayboluyorlardı. Onlar üzerinde bir kontrolü yoktu. Söylediğine göre
halüsinasyondaki o insanların veya yerlerin hiçbirini tanımıyordu. Ve
bu insanların veya hayvanların hiçbiri onunla ilgili görünmüyordu. Ve
ne olup bittiğini bilmiyordu. Delirip delirmediğini merak ediyordu,
veya aklını kaçırdığını.
Onu dikkatlice muayene ettim. Parlak bir yaşlı kadındı. Gayet aklı
başında. Hiçbir medikal sorunu yoktu. Halüsinasyona neden olabilecek
herhangi bir ilaç kullanmıyordu. Fakat kördü. Ve sonra ona dedim ki,
“Neyiniz olduğunu biliyorum.” Dedim ki, “Görsel halüsinasyonun özel
bir çeşidi vardır görüntülerin bozulması veya körlükle beraber
seyreder.” Dedim ki “Bu daha önceden açıklanmıştı” “18. yüzyılda,
Charles Bonnet adında bir adam tarafından. Ve sizde de Charles Bonnet
sendromu var. Beyninizle ilgili herhangi bir sorun yok. Zihninizle
ilgili bir sorun yok. Sizde Charles Bonnet sendromu var.”
Ciddi ve merak edilecek birşeyi olmadığını öğrenince çok rahatlamıştı.
birazda meraklandı. Dedi ki, “Bu Charles Bonnet kimdir?” “Onda da
oluyor muymuş?” Ve dedi ki, “Bütün hemşirelere söyleyin bende Charles
Bonnet sendromu var.” (Gülüşmeler) “Ben deli değilim. Bunak değilim.
Bende Charles Bonnet sendromu var.” Ben de hemşirelere söyledim tabi.
Şimdi bu benim için olağan bir durum. Ben çoğunlukla ileri yaş
bakımevlerinde çalışıyorum. Birçok duyma ve görme engelli yaşlı insan
görüyorum. Duyma engelli insanların yaklaşık yüzde 10′u müzik
halüsinasyonlarına sahip. Görme engelli insanların ise yaklaşık yüzde
10′u görsel halüsinasyonlara sahip. Tamamen kör olmanıza gerek yok,
sadece belli derecede engelli olmanız yeterli.
18. yüzyılda yapılan orijinal açıklamayla ilgili olarak, Charles
Bonnet halüsinasyon görmüyordu. Büyükbabasının halüsinasyonları vardı.
Büyükbabası yaşlı bir yargıç idi. Katarakt ameliyatı geçirmişti.
Görmesi oldukça zayıftı. Ve 1759′da torununa gördüğü birçok şeyi
anlattı.
Gördüğü ilk şey, havada asılı duran bir mendildi. Bu üzerinde dört
turuncu daire bulunan büyük mavi bir mendildi. Ve bunun bir
halüsinasyon olduğunu biliyordu. Havada duran mendiliniz yoktur. Ve
sonra havada duran büyük bir tekerlek gördü. Fakat bazen halüsinasyon
görüp görmediğinden emin olamıyordu. Çünkü halüsinasyonlar gerçeğe çok
yakındırlar. Sonra bir keresinde, kız torunları kendisini ziyaret
ederken, dedi ki, “Bu yanınızdaki genç ve yakışıklı adamlar kim?”
Onlar da, “Ama büyükbaba yanımızda yakışıklı genç adamlar yok ki.”
Sonra bu yakışıklı genç adamlar kayboluverdiler. Bu halüsinasyonların
çok tipik bir özelliğidir Bir anda belirirler ve bir anda kaybolurlar.
Genelde yavaş yavaş belirip kaybolmazlar. Daha çok anidirler. Ve
birden değişirler.
Charles Lullin, büyükbaba, yüzlerce farklı figür, her çeşitten değişik
manzaralar gördü. Bir keresinde de bornozlu bir adamın pipo içtiğini
görmüştü, ve bunun kendisi olduğunu farketti. Bu tanıdığı tek figürdü.
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken, — bu gerçekti– inşaat
iskelesi gördü. Fakat eve döndüğünde, çalışma masasının üstünde
iskelenin 15 santim boyunda bir minyatürünü gördü. Bu algının
tekrarlanması bazen palinopsi olarak adlandırılır.
Onda ve Rosalie’de olan şey bu gibi görünüyor — Rosalie dedi ki,
“Neler oluyor?”– ben de dedim ki, görme duyunu kaybettikçe, beyninin
görme ile ilgili yerleri artık hiçbir sinyal almadığı için, hiperaktif
ve kolayca uyarılır hale geliyorlar. Ve birdenbire ateşlemeye
başlıyorlar. Ve sen de birşeyler görmeye başlıyorsun. Aslında
gördüğünüz şeyler çok karmaşık olabilir.
Başka bir hastam da, (halen Charles Lullin gibi), bazı görüntüler
görüyordu. Gördüğü şeyler rahatsız edici olabilirdi. Bir keresinde
dediğine göre restaronda çizgili tişörtlü bir adam görmüş. Kendi
etrafında dönmüş. Ve sonra altı tane çizgili tişörtlü eş parçaya
bölünmüş. Ve ona doğru yürümeye başlamışlar. sonra altı parça akordeon
gibi tekrar birleşmişler. Bir keresinde, araba kullanırken, galiba
kocası kullanırken, yol dörde bölünmüş. Ve aynı anda bu dört yolda
birden gittiğini hissetmiş.
Hareketli birçok halüsinasyonu da vardı. Bunların birçoğu arabalı idi.
Bazen arabanın kaputunda oturan genç bir oğlan çocuğu görürdü. Çocuk
çok güçlü idi ve araba dönünce o da nazikçe hareket ederdi. Ve
durduklarında, genç çocuk birden dikey bir kalkış yapar, 30 metre
yükselir ve birden kaybolurdu.
Başka bir hastamın daha değişik bir halüsinasyonu vardı. Bu gözleri
ile bir sorunu olmayan bir kadındı fakat beyninin görme bölgeleri ile
ilgili sorunu vardı. Oksipital kortekste küçük bir tümör vardı.
Bunların ötesinde bu kadın karikatürler görüyordu. Bu karikatürler
transparandı ve bir ekran gibi görüntünün yarısını kapatıyordu.
özellikle kurbağa Kermit’in karikatürlerini görüyordu. (Gülüşmeler)
Ben Susam Sokağı’nı izlemiyorum. Fakat şuna vurgu yaptı, “Neden
Kermit?” dedi, “Kurbağa Kermit bana hiçbir şey ifade etmiyor.
Biliyorsunuz, Freudyen etkenlere meraklıyımdır. Neden Kermit? “Kurbağa
Kermit bana hiçbir şey ifade etmiyor.”
Karikatürlerle pek alakası yoktu. Fakat onu endişelendiren sürekli yüz
şekilleri veya halüsinasyonları görüyor olmasıydı. Rosalie gibi yüzler
çoğunlukla deforme olmuş, büyük dişli veya çok büyük gözlü
oluyorlardı. Ve bunlar onu korkutuyordu. Peki, bu insanlara ne
oluyordu? Bir doktor olarak, ne olduğunu araştırıp, bulup ve insanlara
güven vermeliyim. Özellikle onlara delirmedikleri konusunda güvence
vermeliyim.
Daha önce söylediğim gibi görme engelli insanların yaklaşık yüzde 10′u
bu durumda. Fakat ancak yüzde biri halüsinasyon gördüğünü kabul eder.
Çünkü deli olarak görüleceklerinden korkarlar veya başka birşey. Ve
eğer kendi doktorlarına bahsederlerse yanlış teşhis edilebilirler.
Özellikle, nosyon şudur, eğer siz birşeyler görüyor veya duyuyorsanız,
deliriyorsunuz demektir. Fakat psikotik halüsinasyonlar oldukça
faklıdır. Psikotik halüsinasyonlar, ister görsel ister işitsel olsun,
sizi işaret ederler. Sizi itham ederler. Sizi baştan çıkartırlar. Sizi
aşağılarlar. Sizinle alay ederler. Onlarla etkileşim halindesinizdir.
Charles Bonnet halüsinasyonlarında bu tip bir etkileşim yoktur. Bir
film var. Sizinle hiçbir ilgisi olmayan bir film izliyorsunuz. Veya
insanlar böyle düşünüyor.
Nadir de olsa rastlanan temporal lob epilepsisi denilen bir durum var.
Ve bazen buna sahip biri, kendini geçmişte bir zaman ve mekana gitmiş
bulabilir. Kısmi de olsa bir yol kavşağındasınız. Kestane kebap kokusu
alırsınız. Trafiği duyarsınız. Bütün duyular iş başındadır. Ve siz
kadınınızı bekliyorsunuzdur. Ve bu 1982 yılında bir Salı akşamıdır.
Temporal lob halüsinasyonları çoklu algılı halüsinasyonlardır.
Hislerle dolu, aşinalık hissettiğiniz belli bir zamanda ve ortamda
geçen, uyumlu ve dramatik. Charles Bonnetli olanlar biraz daha
farklıdır.
Charles Bonnet halüsinasyonlarında, tüm aşamaları yaşarsınız,
geometrik halüsinasyonlardan, pembe ve mavi kareler gören kadın gibi,
gayet detaylı halüsinasyonlara kadar, figür ve özellikle yüzlerin
olduğu halüsinasyonlar gibi. Yüzler ve bazen deforme olmuş yüzler, bu
tip halüsinasyonlarda, tek ortak noktadır. İkinci ortak nokta
karikatürlerdir.
Peki, ne oluyor? Şaşırtıcı bir şekilde, geçen birkaç yılda,
fonksiyonel beyin görüntülemesi yapmak ve halüsinasyon görürken
insanlara fMRI yapmak mümkün. Açıkçası, halüsinasyon gören insanlarda
beynin görme bölgesinin değişik bölümlerinin aktive olduğunu görmek
mümkün. İnsanlar bu basit geometrik halüsinasyonları görünce, primer
görsel korteks aktive oluyor. Bu beynin kenarları ve şekilleri
algılayan bölgesidir. Görüntüleri primer görsel korteks ile
oluşturmazsınız.
Görüntüler oluşunca, görsel korteksin daha üst bir kısmı temporal loba
bağlanır. Temporal lobun bir bölgesi fusiform gyrus adını taşıyor. Ve
eğer fusiform gyrus hasar görürse, insanın yüzleri tanıma yeteneğini
kaybettiği biliniyor. Fakat eğer fusiform gyrus’ta anormal bir
aktivite olursa, yüzlerle ilgili halüsinasyon görülür. Ve bu tam
olarak bu insanların bir kısmında rastladığımız durum. Bu gyrus’un ön
tarafında bir bölge var burada dişler ve gözler temsil ediliyor.
İnsanlar deforme olmuş halüsinasyonlar görünce Gyrus’un bu bölgesi
aktive oluyor.
Beynin başka bir bölümü daha var. Burası insan bir karikatür görünce
özellikle aktive oluyor. Biri bir karikatürü hatırladığında,
çizdiğinde ve karikatür hayali görünce aktive oluyor. Bunun çok
spesifik olması oldukça ilginç bir durum. Beynin özellikle bina ve
manzara tanıma ve halüsinasyonu ile ilgili başka bölümleri de vardır.
1970′li yıllarda beynin sadece belli bölümlerinin değil aynı zamanda
belli hücreleri de bununla ilgili olduğu bulundu. 1970′li yıllarda
“yüz hücreleri” keşfedildi. Ve şimdi biliyoruz ki, yüzlerce başka
çeşitte hücreler var çok çok spesifik olan. Bu nedenle sadece “araba”
hücreniz olmayabilir “Aston Martin” hücreleriniz olabilir.
(Gülüşmeler) Bu sabah bir Aston Martin gördüm. Burada bahsetmek
zorundaydım. Şimdi buralarda bir yerlerde. (Gülüşmeler)
Şimdi bu seviyede, infratemporal (şakakaltı) kortekste, sadece görsel
imgeler ya da hayaller veya küçük parçalar var. Sadece daha yüksek
seviyelerde diğer duyular da işin içine giriyor ve hafıza ve hislerle
iletişime geçiyor. Ve Charles Bonnet sendromunda o yüksek seviyelere
çıkamıyorsunuz. Siz bu seviyelerde, görsel korteksin iç kısmında,
binlerce, on binlerce milyonlarca görüntünün, hayalin veya hayali
parçanın hepsinin sinirsel kodlamasının belli hücrelerde veya hücre
kümeciklerinde yapıldığı yerdesiniz.
Normalde tüm bunlar algının veya hayal gücünün birleşik ağıdır. Fakat
insan bunların bilincinde değildir. Ancak birisinin görme yetisine
zarar gelirse veya kör olursa, o zaman bu süreç kesilmiş olur. Normal
algı yerine aslında gerçekleşen, rastgele ve yoğun bir biçimde,
infratemporal (şakakaltı) korteksteki görme hücrelerinin topluca
uyarılmasıdır. Bu nedenle aniden bir yüz görürsünüz. Birden bir araba.
Birden bu, birden şu. Beynimiz organize olabilmek, ve buna bir uyum
getirmek için elinden geleni yapıyor. Fakat çok başarılı olamıyor.
Bunlar ilk açıklandığında rüyalar gibi bunların da tercüme
edilebileceği düşünüldü. Fakat insanlar, “İnsanları tanımıyorum.
Hiçbir şekli oluşturamıyorum.” “Kermit benim için hiçbir şey ifade
etmiyor.” dediler. Bunları rüya olarak gördüğünüzde hiçbir yere
varamıyorsunuz.
Evet, istediklerimi az çok anlattım. Kısaca özetlemek istiyorum ve
bunun rastlanılan bir durum olduğunu söylemek istiyorum. Kör
insanların sayısını düşünün. Yüzlerce, binlerce kör insan olmalı bu
halüsinasyonları gören, fakat bunlardan bahsetmekten çok korkuyorlar.
Bu nedenle bu tip şeyler, hastaların, doktorların ve halkın gündemine
getirilmeli. Sonuç olarak, bunların beynin nasıl çalıştığına dair bir
ipucu verdiği için son derece ilginç ve değerli olduğunu düşünüyorum.
Charles Bonnet, 250 yıl önce — bu halüsinasyonları düşünerek, -kendi
deyimiyle, “akıl sahnesi”‘nin beyin tarafından nasıl oluşturulduğunu
merak ettiğini söylemiş. Şimdi 250 yıl sonra, sanırım bunun nasıl
olduğunu bir an için görebiliyoruz. Çok teşekkür ederim.
Chris Anderson: Bu enfesti. Çok teşekkür ederiz. Bu konu hakkında,
hastalarınızı içtenlikle hissederek empati duyarak konuşuyorsunuz.
Hakkında yazdığınız bu sendromlardan birini yaşadınız mı hiç?
Oliver Sacks: Bunu sormanızdan korkmuştum. (Gülüşmeler) Şey, evet
birçoğunu. Aslında bende de biraz görme bozukluğu var. Bir gözüm kör
ve diğeri de çok iyi durumda değil. Ve ben de geometrik
halüsinasyonlar görüyorum. Fakat orada duruyorlar.
C.A.: Ve sizi rahatsız etmiyorlar mı? Çünkü buna neyin sebep olduğunu
biliyorsunuz. Bu sizi endişelendirmiyor mu?
O.S.: Duymamazlıktan geldiğim kulak çınlamamdan daha çok rahatsız
etmiyorlar. Beni bazen ilgilendiriyorlar. Ve defterlerimde birçok
resmi var. Kendim için FMRI çektirdim görsel korteksimin nasıl
çalıştığını görmek için. Tüm bu altıgenleri ve karmaşık şeyleri bende
de var olan auralı migren halinde gördüğümde, herkesin eşyaları böyle
görüp görmediğini, ve mağara resimlerinin veya süslemelerin, biraz da
bunlardan mı etkilendiğini merak ediyorum.
C.A.: Bu tek kelimeyle büyüleyici bir konuşmaydı. Paylaştığınız için
çok teşekkür ederiz.
O.S.: Teşekkürler. Teşekkürler.
Türkçe çeviri: Gonca Boluk
http://www.yorumsuzblog.org/halusinasyonun-zihnimizle-ilgili-ortaya-cikardiklari
Not : Bu konferansı adresten video kaydı olarak da izleyebilirsiniz.