Waking Life (Hayata Uyanmak)

34 views
Skip to first unread message

Sibel Atasoy

unread,
Nov 1, 2009, 4:59:03 AM11/1/09
to donjuanmatus, sibel_atasoy, ra-bil...@yahoogroups.com
Filed under: Felsefe ve Kuantum, Rüya/Psikoloji, yeni dünya Author: Sibel

 Dram
Yönetmen : Richard Linklater
Senaryo : Richard Linklater
Görüntü Yönetmeni : Richard Linklater , Tommy Pallotta
Müzik : Glover Gill
Yapım : 2001, ABD , 99 dk.

Oyuncular

Wiley Wiggins , Ethan Hawke (Jesse) , Julie Delpy (Celine) , Nicky Katt , Glover Gill , Bill Wise , Charles Gunning , Adam Goldberg , Brent Green

Genç bir adam, rüyaların gerçek dünyadan ayrıldığı yeri aramaktadır. Düş, uyanmak, gerçeklik gibi konular üzerine farklı düşünen insanlarla konuşur. Farklı yaşam deneyimleri, dünya görüşleri, rüyalara değişik bakış açıları sunacaktır. Bu ise gündelik yaşamdaki pek çok felsefi konu üzerine düşünmeye iter izleyiciyi.

Dijital kamerayla çekilen film daha sonra bilgisayar yardımı ile animasyon görüntüsüne yaklaştırıldı. Ortaya çıkan görüntü boyanmış gerçek görüntüleri çağrıştırıyor. Bu yeni animasyon teknolojisi ise Bob Sabiston tarafından yaratıldı. Ortaya çıkan estetik filmin düşsel temalarına gayet uygun.

Richard Linklater son derece şık bir şekilde felsefe yapıyor. Düşler üzerinde gezenirken de son derece ilgi çekici bir görsel dünya yaratıyor.

Dünya prömiyeri, 2001 yılında Sundance Film Festivali’nde yapıldı. Filmde belli belirsiz olsalar da, Ethan Hawke ve Julie Delpy gibi oyuncular projede görev aldılar.

___________________________________________________________________________

“Waking Life” aslında tam da bir film sayılmaz bir animasyon ama önce gerçek oyuncularla çekilmiş sonra özel bir teknik kullanılarak animasyona dönüştürülmüş. Filmi izlerken bir kitap okuyormuşsunuz gibi geliyor. Size hayat hakkında çeşitli teorileri sunuyor ama nasıl diyeyim yani seyredince “tamam demek buymuş” diyeceğiniz türden değil. Sizi tamamiyle düşündürüyor, 10 dan fazla felsefi düşünce üzerine yoğunlaşıyorsunuz ama zevk alıyorsunuz merak etmeyin. Sunulan bilgileri alıp özümsemeniz beklenmiyor, hayat görüşünüze göre yorumlayıp bazı sonuçlar çıkartmanızı mümkün kılıyor. Nietzsche’ ten de esintiler bulabileceğiniz bu filmi, aşağıdaki konuşmalar ilginizi çektiyse, kaçırmamanızı öneririm. Kesinlikle hayatını boş şeylerle geçirmek istemeyen herkesin bu felsefi oğreti niteligindeki filmi defalarca, icinde geçen her kelimeyi üzerinde düşünerek tekrar tekrar izlemesi gerek. Ama düşünmeye yönelik herhangi bir güdünüz olmayan bir insan tipiyseniz fotosentez yapmaya devam edin. (Aşağıdaki çeviriler çeşitli sitelerden derlenmiştir)

“Hepimiz heba oluyoruz. Lanet olsun, bütün bir nesil benzin pompaliyor, garsonluk yapiyor, ya da beyaz yakalı köle olmuş. Reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşinde. Nefret ettiğimiz işlerde çalışıyor, gereksiz şeyler alıyoruz. Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. Bir acımız yok, ne büyük savaşı ne de büyük buhranı yaşadık. Bizim savaşımız ruhani bir savaş. Ve bunalımımız kendi hayatlarmız…!”

“bir keresinde bir arkadaşım şunu söylemişti: yapacağın en kötü hata, hayatın bekleme odasında gerçekten de uyuyorken, yaşadığını düşünmektir. Kurnazlık, senin uyanıkkenki akıl yeteneklerinle, düşlerindeki sonsuz olanakları birleştirmektir. Eğer bunu yapabilirsen herşeyi yapabilirsin. Hiç nefret ettiğin ve gerçekten de sıkı çalıştığın bir işin oldu mu? Uzun, sıkı bir çalışma günü. Sonunda evine gidersin yatarsın, gözlerini yumarsın ve birden kalkar ve farkına varırsın ki o gün boyu çalışma sadece bir rüyaymış. İçine uyandığın hayatı asgari ücrete satmak yeterince kötüyken, şimdi bir de rüyalarını bedavaya alırlar.”

“Kendi yıkımını hazırlayan insan kendini yabancılaşmış, sapına kadar yalnız hisseder. Toplumun dışındadır. Kendi kendine şöyle der: “deliriyorum galiba”. Anlamadığı şudur: toplum da tıpkı kendisi gibi büyük zarar ve felaketlerden karlı çıkar. Bu savaşlar, kıtlıklar, su baskınları ve depremler çok belirli gereksinimleri karşılarlar. insanlar kaos ister. Doğrusu buna geresinimleri de vardır. Durgunluklar, çatışmalar, halk hareketleri, cinayet, hepsi korkunç. ölüm ve yıkımın yarattığı bu karşı konulmaz orji durumunun içine çekilmişiz neredeyse. Hepsi içimizde. İçinde olmaktan zevk alıyoruz. Tabii ki medya tüm bunlara üzgün bir yüz takınır, bunu, onları büyük insan trajedileri kılıfına sokarak yapar. Ama hepimiz medyanın işlevini biliyoruz, dünyadaki kötülükleri yoketmeye çalışmaz, onun görevi bu kötülükleri kabul etmemizi ve onlarla birlikte yaşamamızı sağlamaktır. İktidarın bizden istediği edilgin gözlemciler olmamızdır. Kibritin var mı? (Bu sahnede o sırada üzerine benzin dökmektedir, sessizliğini kendini yakarak gösterme eğilimiyle) ve onlar bize başka bir seçenek vermezler. Arada sırada bütünüyle simgesel değerde bir katılım eylemi olan oy vermenin dışında tabii. Sağcı bir kukla mı yoksa solcu bir kukla mı olmak istersin? Galiba şimdi sosyopolitik ve bilimsel modellere ilişkin yetersizliklerimi ve hoşnutsuzluklarımı yansıtmanın tam sırası. Bırak duyulsun sessizliğim.”

“Belediye binasıyla, ölüm ve vergilerle savaşamazsın. Politikadan ya da dinden bahsetme. Bu, güvenlik hattını ihlal eden düşman propagandasıyla eşdeğerdir. “Yere yat asker. Yere yat, asker.” 20. yüzyıl boyunca hep bunu gördük. Şimdi 21.yüzyıldayız… ayağa kalkma ve kendimizi bu fare labirentine sıkıştırdığımızı anlama zamanıdır. İnsanlıktan çıkmaya boyun eğmemeliyiz. Seni tanımam ama bu dünyada ne olduğuyla ilgileniyorum. Yapı ile ilgileniyorum. Denetleme sistemleriyle ilgileniyorum, hayatımı kontrol eden ve hep kontrol etmeye çalışacak olan. Özgürlük istiyorum! İstediğim bu! Senin de istemen gereken bu! Herbirimize ve hepimize bağlıdır koyverip gitmek, altetmek hırsı, nefreti, kıskançlığı ve tabii ki güvensizliği… çünkü bu bizi acınası ve küçük hissettiren temel bir denetleme mekanizmasıdır, böylece bağımsızlığımızdan, özgürlüğümüzden yazgımızdan isteyerek vazgeçeriz. Kitlesel bir biçimde koşullandırıldığımızı anlamalıyız. Meydan okumaya başla şu birleşik kölelik devletine! 21. yüzyıl yeni bir yüzyıl olacak, köleliğin yüzyılı olmayacak yalanların ve önemsizliğin, sınıf ayrımının, devletçiliğin ve diğer denetleme biçimlerinin yeni yüzyılı olmayacak. Saf ve doğru bir şey için ayağa kalkan… insanlığın çağı olacak. Liberal Demokratla, tutucu Cumhuriyetçi sadece çöp yığınıdır. Hepsi de seni denetlemek için. Bir paranın iki yüzü gibi. İki yönetici takımı denetim için çekişmekteler! Kölelik Anonim Şirketinin yönetim kadrosu için. Gerçek oralarda bir yerde önünde duruyor ama yalanlar büfesinde sergiliyorlar onu! Bundan sıkıldım. Artık yemiyorum, Anladınız mı? Direniş boşuna değil. Kazanacağız. İnsanlık yeterince iyi. Biz başarısızlar ordusu değiliz! Ayağa kalkacağız ve insan olacağız! Gerçek şeyler için, önemi olan şeyler için kendimizi ateşe atacağız: başeğmeyi reddeden yaratıcılık ve dinamik insan ruhu gibi şeyler için! Tamam. Bu kadar söyleyeceklerim! Şimdi sıra sizde!”

Kaynak: http://www.facebook.com/note.php?note_id=79505977819

Not: filmdeen kısa kesitleride bu adreste bulabilirsiniz.

 

Agnia

unread,
Nov 3, 2009, 5:43:30 AM11/3/09
to donjuanmatus
Özellikle rüyalarla ilgili görüntüleri tıklayıp dinlemekte yarar
var :)

On 1 Kasım, 11:59, Sibel Atasoy <anukigr...@gmail.com> wrote:
> Filed under: Felsefe ve Kuantum <http://sibelatasoy.com/?cat=10>,
> Rüya/Psikoloji <http://sibelatasoy.com/?cat=143>, yeni
> dünya<http://sibelatasoy.com/?cat=46> Author:
> Sibel
>
>  Dram
> *Yönetmen : *Richard Linklater
> *Senaryo : *Richard Linklater
> *Görüntü Yönetmeni : *Richard Linklater , Tommy Pallotta
> *Müzik : *Glover Gill
> *Yapım : *2001, ABD , 99 dk.
>
> *Oyuncular *
>
> Wiley Wiggins , Ethan Hawke (Jesse) , Julie Delpy (Celine) , Nicky Katt ,
> Glover Gill , Bill Wise , Charles Gunning , Adam Goldberg , Brent Green
>
> Genç bir adam, rüyaların gerçek dünyadan ayrıldığı yeri aramaktadır. Düş,
> uyanmak, gerçeklik gibi konular üzerine farklı düşünen insanlarla konuşur.
> Farklı yaşam deneyimleri, dünya görüşleri, rüyalara değişik bakış açıları
> sunacaktır. Bu ise gündelik yaşamdaki pek çok felsefi konu üzerine düşünmeye
> iter izleyiciyi.
>
> Dijital kamerayla çekilen film daha sonra bilgisayar yardımı ile animasyon
> görüntüsüne yaklaştırıldı. Ortaya çıkan görüntü boyanmış gerçek görüntüleri
> çağrıştırıyor. Bu yeni animasyon teknolojisi ise Bob Sabiston tarafından
> yaratıldı. Ortaya çıkan estetik filmin düşsel temalarına gayet uygun.
>
> Richard Linklater son derece şık bir şekilde felsefe yapıyor. Düşler
> üzerinde gezenirken de son derece ilgi çekici bir görsel dünya yaratıyor.
>
> Dünya prömiyeri, 2001 yılında Sundance Film Festivali'nde yapıldı. Filmde
> belli belirsiz olsalar da, Ethan Hawke ve Julie Delpy gibi oyuncular projede
> görev aldılar.
>
> *__________________________________________________________________________­_
> *
>
> *"Waking Life" aslında tam da bir film sayılmaz bir animasyon ama önce
> gerçek oyuncularla çekilmiş sonra özel bir teknik kullanılarak animasyona
> dönüştürülmüş. Filmi izlerken bir kitap okuyormuşsunuz gibi geliyor. Size
> hayat hakkında çeşitli teorileri sunuyor ama nasıl diyeyim yani seyredince
> "tamam demek buymuş" diyeceğiniz türden değil. Sizi tamamiyle düşündürüyor,
> 10 dan fazla felsefi düşünce üzerine yoğunlaşıyorsunuz ama zevk alıyorsunuz
> merak etmeyin. Sunulan bilgileri alıp özümsemeniz beklenmiyor, hayat
> görüşünüze göre yorumlayıp bazı sonuçlar çıkartmanızı mümkün kılıyor.
> Nietzsche' ten de esintiler bulabileceğiniz bu filmi, aşağıdaki konuşmalar
> ilginizi çektiyse, kaçırmamanızı öneririm. Kesinlikle hayatını boş şeylerle
> geçirmek istemeyen herkesin bu felsefi oğreti niteligindeki filmi defalarca,
> icinde geçen her kelimeyi üzerinde düşünerek tekrar tekrar izlemesi gerek.
> Ama düşünmeye yönelik herhangi bir güdünüz olmayan bir insan tipiyseniz
> fotosentez yapmaya devam edin. (Aşağıdaki çeviriler çeşitli sitelerden
> derlenmiştir)*
>
> "Hepimiz heba oluyoruz. Lanet olsun, bütün bir nesil benzin pompaliyor,
> garsonluk yapiyor, ya da beyaz yakalı köle olmuş. Reklamlar yüzünden araba
> ve kıyafet peşinde. Nefret ettiğimiz işlerde çalışıyor, gereksiz şeyler
> alıyoruz. Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. Bir acımız yok, ne büyük
> savaşı ne de büyük buhranı yaşadık. Bizim savaşımız ruhani bir savaş. Ve
> bunalımımız kendi hayatlarmız...!"
> gördük. Şimdi 21.yüzyıldayız... ayağa kalkma ve kendimizi bu fare labirentine
> sıkıştırdığımızı anlama zamanıdır. İnsanlıktan çıkmaya boyun eğmemeliyiz.
> Seni tanımam ama bu dünyada ne olduğuyla ilgileniyorum. Yapı ile
> ilgileniyorum. Denetleme sistemleriyle ilgileniyorum, hayatımı kontrol eden
> ve hep kontrol etmeye çalışacak olan. Özgürlük istiyorum! İstediğim bu!
> Senin de istemen gereken bu! Herbirimize ve hepimize bağlıdır koyverip
> gitmek, altetmek hırsı, nefreti, kıskançlığı ve tabii ki güvensizliği... çünkü
> bu bizi acınası ve küçük hissettiren temel bir denetleme mekanizmasıdır,
> böylece bağımsızlığımızdan, özgürlüğümüzden yazgımızdan isteyerek
> vazgeçeriz. Kitlesel bir biçimde koşullandırıldığımızı anlamalıyız. Meydan
> okumaya başla şu birleşik kölelik devletine! 21. yüzyıl yeni bir yüzyıl
> olacak, köleliğin yüzyılı olmayacak yalanların ve önemsizliğin, sınıf
> ayrımının, devletçiliğin ve diğer denetleme biçimlerinin yeni yüzyılı
> olmayacak. Saf ve doğru bir şey için ayağa kalkan... insanlığın çağı olacak.

Ebru N /A

unread,
Nov 3, 2009, 9:29:42 AM11/3/09
to donjua...@googlegroups.com
Nihayet başardım, :) Filmin tamamını indirdim. Turkce ceviriyle. İsteyen olursa Upload ederim yarın.

 

creative

unread,
Nov 3, 2009, 3:55:24 PM11/3/09
to donjuanmatus
"İçine uyandığın hayatı asgari ücrete satmak
Uzun, sıkı bir çalışma günü. Sonunda evine gidersin yatarsın,
gözlerini yumarsın ve
birden kalkar ve farkına varırsın ki o gün boyu çalışma sadece bir
rüyaymış"

Film konusunda zaten çok şey yazılmış, ama bu arada müziklerde gayet
güzel olmuş.
Büyülü bir yan yaratmış:)
Tesekkürler paylaşımınız için

Aysun Yucel

unread,
Nov 19, 2009, 8:47:53 AM11/19/09
to donjua...@googlegroups.com
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages