SU GİBİ AZİZ OL….
Su, bütün canlılar için vazgeçilmez bir hayat kaynağıdır. “ SUSUZ
HAYAT OLMAZ.” , BÜTÜN CANLILAR SUYA MUHTAÇTIR..” “SU GİBİ AZİZ
OL!...” gibi anlamlı sözleri hepimiz biliriz.
“22 Mart Dünya Su Günü” olarak bütün dünyada kutlanmaktadır.
Bütün canlılar için hayat kaynağı olan ve alternatifi de bulunmayan
tatlı su kaynaklarının korunması ve geliştirilmesi, çeşitli baraj
,gölet,su kuyusu açma ve sulama kanallarıyla çok amaçlı kullanmak için
bütün dünya ülkelerinin halletmesi gereken çok ciddi konular vardır.
Çünkü , su her canlıya gereklidir. Büyük paralar vererek
evinize aldığınız pahalı bir çiçeği veya bahçenize diktiğiniz meyve
fidanlarını sulamazsanız,”can suyu “dökmezseniz iki- üç gün sonra
solar ,bir hafta içinde fidanlar kurur… Onun için her canlı
bitki,ağaç,çiçek,her türlü yırtıcı,ötücü ,göçmen
kuşlar,sürüngenler,kümes hayvanları,büyük ve küçük baş hayvanlar,vahşi
hayvanlar…vs. suya muhtaçtır..
İnsanların suyun temizliği, bakı,mı,dağıtılması için yaptıkları
her hizmet aslında bu değerlere bakış açılarını ve kültür
seviyelerini göstermektedir. Müslümanlar, faydalananların etnik
kimliğine Hıristiyan,Ermeni,Yahudi,İngiliz,Fransız…vs. dini
inançlarına bakmaksızın , geniş bir coğrafyada su hayratları yaparak
çeşmeler,sebiller, hayvanların su içmeleri için yalaklar, insanların
temizlenip yıkanmaları sıhhat bulmaları,mikroplardan arınmaları için
hamamlar yapmışlardır. Bu hayırlı eserleri yaparak insanlığa ve diğer
canlılara sunarak Allah’ın rahmetini de elde etmeye çalışmışlardır.
Allah rızası anlamına gelen “ fi sebilillâh” kavramını “ sebil”
olarak kısaltıp çeşmelere isim yapmışlardır. O çeşmeden su içenler de
“Bunu yaptırana Allah razı olsun.” Derse o yaptıran kişi hayatta veya
vefat etmiş ise de onun sevap defterine yazılır… Bundan büyük sevap
olamaz…
“Su hayattır” sözü de , bu nimetin hayati değerini ifade
etmektedir. İnsanlara hayatın güzelliğini hissettiren suyun temin
edilmesi o kadar değerli kabul edilmiş ki teşekkür ederken de yine
suyun önemini belirten “SU GİBİ AZİZ OL!...” duasının kullanılması
da bu medeniyetin güzelliğinden kaynaklanmaktadır.
Dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri ( 2 milyar 400 milyon)
yeterince temiz su kaynaklarından mahrumdur. En az bir milyar insan da
yeterli su bulamıyor…Dünyanın dörtte üçü su. Yani yüzde 97’ si tuzlu
deniz suyu, yüzde 2’si ırmak ve dere suları, yüzde 1 de temiz kaynak
içme suyu….
Yer yüzünde su tüketimini arttıran üç temel sebep var.
Birincisi, dünya nüfusundaki hızlı artışı… İkincisi, küresel ölçekteki
artan şehirleşme.. Üçüncüsü de sanayileşme… Tarım ülkelerinde,tatlı
su tüketim miktarının ortalama üçte ikisi içme; kullanma ve sulama,
üçte biri de sanayiye giderken, sanayileşmiş ülkelerde bu miktar
tersi şeklinde oluşmuştur. Yani üçte
-2-
ikisi sanayide kullanılıyor. Sanayileşme ile birlikte artan hava ve su
kirliliği de tatlı su kaynaklarının korunması ve yenilenmesi ayrıca
tehdit eden çok büyük bir problem…
Bu sebepledir ki, meseleye küresel ölçekte çözüm bulmak için
,Birleşmiş Milletler Genel Kurulu,1970 ‘li yıllardan beri daha aktif
biçimde konuyla ilgileniyor. BM,Genel Kurulu,1993 yılında 22Mart’ı
“Dünya Su Günü” olarak ilân etti….
Suya ihtiyacı olan bölgelerin en çok OtaDoğu’da Filistin,(
Gazze) ,Ürdün, Arabistan, Afrika’nın üçte ikisi… Somali,Etopya,
Sudan,Moritanya,Libya …gibi ülkelerden bazılarıdır… Su meselesi bütün
dünyada,Orta Doğu ve Afrika’da ileriki yıllarda büyük ihtilaflara yol
açabilecek bir konudur. Ama şimdiye kadar bu konuda bir çalışma
yapılmamıştır. Öncelikle suyun iktisatlı kullanılması,boş yere
harcanmaması gerekir…. Bunu sağlayabilmek için de ciddi bir şekilde
önce evdeki büyüklerden,sonra okullardaki öğretmenlerden bilgi almak
,tecrübelerinden yararlanmak gerekir..
Trabzon Lisesi’nde okurken coğrafya öğretmenimiz (Allah rahmet
etsin) muhterem hocamız,İsmail Hakkı Berkmen, erdi ki: “ İleri
yıllarda Orta Doğu’da su savaşları başlayacak!... Çünkü suyun kullanım
alanı çok fazla. Bütün canlılar suya muhtaç…Fırat ve Dicle
Nehirlerinin aktığı yerlere hayat veriyor. Türkiye’den doğan Fırat ve
Dicle Nehirleri Suriye’den geçen Fırat, Irak’tan geçen Dicle , güneyde
Basra Körfezinde birleşerek Şattül Arap adını alarak Basra Denizine
dökülür…
On üç sene önce annemle Hacca gittiğimiz zaman,içme suyunun
Fransa ve Türkiye’den geldiğini gördük… Suyun ,petrolden daha pahalı
olduğunu öğrenince şaşırmıştık. Banyo yapmak ve temizlik için sabah
tankerlerle otelin altındaki dev tanklara deniz suyunun arıtılmış suyu
doldurulurdu… O da pahalıya mal oluyordu….
Bundan yedi –sekiz sene önce Suriye ve Irak , Fırat ve Dicle
Nehirlerinden anlaşmalara göre yeterli su bırakmadığımız için bize
kafa tutuyordu! … O zaman gereken cevabı vermiştik… Aslında Türkiye “
su fakiri bir ülkedir!...” Çünkü,tarımda ,sanayiden fazla su
kullanılmaktadır.Vahşi sulama dediğimiz,kürekle kanallar açılarak
veya plâstik boruları bir birine ekleyerek iki taraftan sebzelere ve
meyve ağaçlarına su vermektedir… Bu sulama yerine , “damlama sulama
veya yağmurlama sistemi ile sebze ve meyve bahçelerinin sabah veya
akşamüzeri otomatik sulanmasıdır.” Bu sulama şekli ile vahşi sulamanın
yarsı kadar su harcanmaktadır. Bir defa bu sistemi kurduktan sonra
gerisi kolay… Bir defa elektriğin veya motorun düğmesine basmak
kalıyor….
Bundan 15 sene önce GAP turuna gitmiştik… Atatürk Barajı’ndan
gelen su,sulama kanallarıyla Urfa – Harran Ovası’nı ve çevre tarlalar
sulanmaktadır. Tarlaların başında bulunan elektrik direklerinden
alınan elektrikle ayrıca artezyen suları çekilmekte olduğunu
gördük!... Ama, DSİ ( Devlet Su İşleri ) mühendislerinin çiftçilerle
yaptıkları toplantılarda ,”fazla sulamanın zararlı olduğunu; fazla
sulama yapılırsa toprağın tuzunun üst tabakaya çıkacağını ve verimi
düşeceğini” bildikleri halde bu cahilliği devam ettirip toprağın üst
tabakasının beyaz olduğunu üzülerek görmüştüm!.... Bu, “bindiği dalı
kesmektir!” İnsanoğlu, Allah’ın en büyük nimetlerinden
biri olan suyun kadrini ,kıymetini aziz bilmeli,onu israftan ve
kirletmekten sakınmalıdır. Çünkü,suya bütün canlıların ihtiyacı
vardır.
-3-
İnsanın günde 2 lt. su içmesi gerekiyormuş!…. Doktorlar öyle
söylüyor!.... Vücudumuzu ,böbreklerimizi ve kanı temizlemek içi hiç
olmazsa 1lt. su içmemiz gerekiyormuş….
Çünkü ,vücudumuzun dörtte üçü su,geri kalan et ve
kemikler…..Sağlıklı,huzurlu ve başarılı günler dilerim… SU GİBİ AZİZ
OLUN!…GİTTİĞİNİZ YERE HAYAT VERİN!....
Necip SARAÇOĞLU
sracogl...@cmail.com 25.3.2017