Zigana dağlarından cebeliye Doğa- Tarih

4 views
Skip to first unread message

Fuat Meydan

unread,
Jun 19, 2018, 4:18:58 AM6/19/18
to doğa tarih

Anılar Anılar şimdi gözümde canlandılar birer birer..


ZİGANA DAĞLARINDAN CEBELİYE DOĞA- TARİH YÜRÜYÜŞÜ (14. 06,2015) 
. . . Ö Z E T . . .

........çantalarımızı, botlarımızı ve yağmurluklarımızı son kez kontrol ederek kaptan şoförümüz Abdi Akbaş yönetiminde bir kez daha düşüyoruz Zigana dağlarının masalımsı yaylalarına.

.. Zirveye çıkarken oldukça yorulduk ve bu yorgunluğun verdiği rehavetle hem dinleniyor, hem de bu güzel anlatıların hayalini tasavvur ediyor, derken " Dağların Efendisi " Ahmet Arslan hocamızın zirvede yankılanan sesi ile kendimize geliyoruz.

- Haydi, arkadaşlar bu kadar dinlenmek yeter, neredeyse uykunuz gelecek. İstikamet Kervan Yolunda Su Taşları, yürüyüş koluna geçelim. İleri.

Evet, Tarih boyunca oldukça hareketli ve işlek bir yol güzergahı üzerinde yer alan ve her dönemde önemini koruyan bu dağları, bu yolları kimler aşmadı ki.
.........................
.......... Bölgeyi çok iyi bilen ve kendisi de Cebeli Köyünden olan Dernek Başkanı Coskun Eruz’ün bu güzel anlatımına doğrusu diyecek yok, konu yayla olunca tabi ki sohbet daha da.... 
........
Evet, Ziganalar, görenlerin hayran, göremeyenlerin ise hasret kaldığı, unutulamayacak deneyim ve tecrübelerin yaşandığı tarihi ve doğası ile efsanevi bir bölgedir.
...
Yayla Turizmine oldukça elverişli olan Saranoy Yaylasının üstünden tek sıra halinde süren ilerlememizde karşı yamaçlarda Alas Şelalesinin sisler altındaki parıltısı ile daha uzakta İstavri tepelerinde dolanan bulutların dansını izliyoruz.
......
Kanlının Boğazı diye tabir edilen bölgeyi de geride bırakarak tekrar yamaçlara dalıyoruz. Yol belirgin ama dikkatsiz bir adımda aşağılara yuvarlanmamak elde değil.

.... Yer yer taşlık ve şiddetli yağmurun etkisiyle oldukça da kaygan olan patika yola girdikten sonra sağ tarafımızda kalan tepeyi de yatay olarak yavaş yavaş aşıp Su Bölümü Çizgisi denilen yol ayrımından Cebeli yoluna giriyoruz. 
....
Sert esen rüzgarla birlikte aralıksız yağan yağmur altında en önde kervancı başı gibi ilerleyen Dağların Efendisi Ahmet Arslan hocamız bu gün de grubun kahramanıydı.

......O’nu heybetli görüntüsüyle Hasan Anahar, Muhittin Ince, Salih Hayalakabinde Elmas, Sonay, Mine ve Ayşe gurubun öncüleri olarak Mavrisel’in ilk yamacını aşıyorlar.

.....Tek sıra halinde öncü gurubu takip eden Coskun Eruz, Hasan Kamber, Ali Çankaya, Erman Demirci , Bayramaali Kadıoğlu, Hülya, Gamze ve Bilge öndekilere yetişmek için tek sıra halinde yamaç boyu ilerliyorlar.

......Tırmanışın oldukça zor geçmesine rağmen bizlerde merak uyandıran bu macera da aramızda olmasını çok istediğim diğer arkadaşlardan Sinan Dike, Necip Saracoglu ile Erhan EkEn'i de anarak artçı grup olarak Eftal Engin Ekmekçioğlu, Murat, Mustafa ve bendeniz Fuat Meydan olarak yoğun sis altında birer siluet gibi onları takip ediyoruz.
..........................................
Şimdi duyduğumuz çan sesi olmasa da, keskin bir düdük sesi ve akabinde sisler arasından gelen, o bildik, o tanıdık sese kulak vererek kendimize geliyoruz.

Bu ses Dağların Efendisi Ahmet Arslan’dan başkasına ait değildi.

-Arkadaşlar, her ihtimale karşı batonlarımızı yağmurluklar altına saklayıp, cep telefonlarını kapatalım.

Yiğit namıyla anılır misali, bu lakabı ona ben verdim ve fazlasıyla da hak ediyor. Bölgede dağlar ve ormanlar ondan sorulur. 
Tabi ki “ Dağların Müdavimi ” dediğim bir de kankamız var adı Enver Toklu Enver. Bu can ciğer ikili sayesinde bölgede geçmediğimiz dere, görmediğimiz yayla, aşmadığımız dağ, tırmanmadığımız zirve kalmamıştır.
..........
Bir anda sanki ormanın ruhu canlanıyor. Sanki yer yerinden oynuyor. Fırtınalar, rüzgârlar, gökyüzünün gürültüsü derken her an yıldırım deşecekmiş hissi ile bu çıplak alanı da sağ salim geçerek tekrar ormanın derinliklerine dalıyoruz.

Etrafımız devrilmiş ve kesilmiş ağaçlarla kaplı sık bir ormandayız, yürüyüşümüzü engelleyen devrilmiş ağaçların bazen altından sürünerek, bazen de üzerlerinden aşarak ilerliyoruz.
Bu ne doğal bir olaya benziyor ne de orman ıslah çalışmasına benziyor. Görünen manzara adeta orman katliamını andırıyor.
......
Burada rahmetli Selahattin Selvi Ustamızın yeme içme ve dinlenme tesislerindeyiz. Nefis yemeklerden kuru fasulye ve kavurmasıyla ünlü tesiste akşam yemeği için siparişlerimizi veriyoruz. 
Gerçekten Gümüşhane sınırlarını aşan yemeklerin lezzetini tarif etmeye ne kelimeler yeterli oluyor, nede tadına varan damak anlatabiliyor bu lezzeti, Zira bizzat bizler şahit olduk bu leziz yemeklerden özellikle kuru fasulya için olmadık kavgalar çıkaranlara.
...................
SONUÇ
YETERKİ BİR ADIM ATILSIN

Bizler üstümüze düşeni, yani Doğa -Tarih grubu olarak bu güzergah yürüyüşünü her ne kadar geleneksel hale getirmiş olsak ta, yapılacak ciddi bir çalışma ile bu tarihi kervan yolunu ve yol güzergahındaki tarihi yapıları, 
......
Böylece bir gezi sonunda Trabzon’a dönerken gezide emeği geçen başta Dernek Başkanımız Coskun Eruz, gezi sorumlusu ve namı diğer Dağların Efendisi Ahmet Arslan hocamız olmak üzere bütün katılımcılara teşekkür ediyor, tekrarında buluşmak dileği ile hoşça kalın diyorum.

Fuat Meydan
(mey...@gmail.com)








Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages