Bu fedakarlığa rağmen Abbasi halifesi Mansur onu sarayına çağırarak barbarca öldürttü. Ölümü üzerine arap ozanlarından Ebu Deleme, Ebu Müslim'ün Kürt olduğuna gönderme yaparak şunları yazacaktı: "Sen Mansur'un saltanatını yıkan değilmisin-lakin bu sana çok görülmez-zira senin ecdadın olan Kürtler de böyle insafsızdı."(4) Kürtler Ebu Müslim'e duydukları hayranlığı asırlarca şu sözlerle dillendirecekti. "O bir devrimci Kawa, Demirci Ahu Hurdek idi. Has yiğidimiz, öz evladımızdı. Azerbaycan dağlarındaki ölmez otuyla şerbetlidir. Kutsal ateşin ruhunu taşır. Elbette bir gün çıkıp gelecek, bize kurtuluş yolunu gösterecek."(5) Abbasi Halifesi Harun Reşit'in saltanatını da Kürt kökenli Bermeki kardeşler Yahya ve Cafer korumuştu. Bu fedailiğe rağmen Halife kendilerini gördüğünde, onların şahsında Kürtlere karşı olan kinini şu sözlerle dışa vuruyordu: "Ateşperestlerin veletleri, sizin döktüğünüz Arap kanını daha unutmadım."(6)
Malazgirt savaşında Selçukluların yanında yer alan Kürt aşiretleri Bizans ordusunu yenilgiye uğratmasında büyük destek sundular. Selçuklu-Kürt birlikteliği daha sonrada sürdürüldü. "Hemedan civarındaki Kereç'te 16 Mayıs 1073'te Sultan ve Melikin orduları karşılaşmıştır. Melikşah ordusunun sol kanadındaki Emir Temek'in askerlerinin çoğunu Kürtler temsil ediyordu. Kürt-Arap askerlerinin yaptığı taarruz sonunda Kuvard ordusu hezimete uğramıştır."(7) Moğol istilası sırasında islamın başkenti Bağdat'ı savunmada da Kürtler önemli görevler aldılar. "1258'de Hulagu Bağdat'ı zapt edip Abbasi halifeliğine son vermiştir. Moğolları Bağdat civarında önlemek üzere gönderilen iki kuvvetten birine İbn. Kurar adıyla yaşlı ve tecrübeli bir Kürt büyük emiri kumanda ediyordu. Bu adam Bağdat surları önünde ölünce Moğollar şehre girebilmişlerdir."(8)
12. yüzyılda kutsal toprakların işgal altında olduğunu bahane ederek, orta doğu zenginliklerinin yönünü sarayına çevirmek isteyen ve Papa'nın talimatıyla sarışın şövalyeleri silahlandıran Avrupalı kralların ilk uğrak yerlerinden biri de Mısır olacaktı. Mısır'da yönetimde olan Fatimi hanedanı can çekişiyordu. Halife Azıd, kız kardeşi Seyyüdetül Melike'nin de aralarında bulunduğu saray kadınlarının saçlarından birer tutam keserek, Suriye yönetiminde bulunan Nureddin Zengi'ye göndererek yardım istedi. Nureddin Zengi, Haçlı ordularını durdurma görevini Kürt Revandi kabilesine mensup Esadeddin Şirguh ile yeğeni Selahattin'e verdi. Haçlı ordularını durdurarak Fatimi Hanedanının namusunu kurtaran Selahaddin, babası Necmeddin Eyyub'un Mısır'a gelişi sırasında düzenlenen karşılama törenine, istemeyerekte olsa Fatimi Halifesi Azıd da katılmak mecburiyetinde kalır. " halk halifenin bu kadar büyük bir alayla şehrin dışına kadar bir KÜRDÜ karşılamak için çıkmasını garip görüyor ve yadırgıyordu. Azıd'ın adamlarının anlayamadıkları bir dil ile anlaşıyorlardı."(9) Hem dini hem de namusu kurtarılan Arap Halife yine de bir Kürdü karşılamanın verdiği sıkıntıyla hastalanarak yatağa düşecektir. Necmeddin Eyyub'u karşılamakla duyduğu ezikliği, sonradan kendisini ziyarete gelen yakınlarından Ebul Hasan'a şu sözlerle dile getirecekti: " Bu Kürdü karşılamak için alay ile çıktığım andan itibaren böyle bir titreme başladı."(10) Yakalandığı sıtma nöbetinden kurtulmak için doktor çağırmayı öngören kız kardeşi Seyyüdetül Melikeye inleye inleye şunları söyleyecekti: " hayır bu humma bu gece geçecek. Önemi yok. Fakat beni şu Kürtlerden kurtaracak bir doktor biliyorsan işte onu çağır."(11)
Coğrafyalarında özerk bir siyasi statüye sahip olan Kürt beyliklerinin büyük çoğunluğu; 1514 yılında Osmanlı-İran İmparatorlukları arasında yapılan Çaldıran Savaşında kendi iradeleriyle Osmanlıların lehine sonuçlanmasında etkili oldular. Mısır, Yemen, Afrika'nın kuzeyine dek ilerleyen Osmanlı yönetimi; ezeli düşman İran'a karşı batı sınırlarını koruma görevini, otonom yapılarını tanıdıkları Kürt beyliklerine bıraktılar. Padişah Kanuni Sultan Süleyman; annesinin "Acem ve Gürcülere karşı aldığı önlemler" ile ilgili sorusu üzerine: " Anne ben et ve kemikten bir duvar yaptırdım. Bu bölgenin idaresini Kürtlere verdim. Onlar sayesinde düşman bize saldıramaz."(12)
20. YY da bölgede milli devletler kuruldu, ortaçağın temel ideolojisi olan dinin yerini milliyetçilik aldı. Kürtlerin bölgede egemen olan milliyetçilerle aynı dinden olmaları; hem Kürtlerin daha fazla kıyıma uğramalarını meşrulaştırdı, hem de uygulanan acımasız asimilasyonu hızlandırdı. Yükselişinde inançla kutsanan milliyetçilik, yalnız bölgenin değil, belki de dünyanın en kanlı diktatörlüklerini yarattı. Kürtler tarihte görülmemiş acılar çektiler. Bölge devletleri Kürtleri tarihten silmek için birlik içinde hareket edip yeni taktikler geliştirdiler. Kürtlerin uzattıkları dostluk, kardeşlik ve barış elini tutan olmadı. İmha ve inkar politikası tüm acımasızlığıyla ve karşı ittifaklarla sürdürüldü. Dağlık alanlardaki on bin yıllık yerleşim alanları insandan arındırıldı. Kentler Kürt halkı için zindana dönüştürüldü. Buna karşı Kürtlerde acılarla dolu olan direnişlerini sürdürdüler.
Ne acıdır ki, Orta Doğudaki bazı ülke egemenlerinin Kürtlere bakışları, bundan 800 yıl öncesine göre fazla değiştiği söylenemez. Halen de kimi başkentlerde Fatimi Halifesi Azıd'ın dediği gibi: " Bu Kürdü karşılamak için alay ile çıktığım andan itibaren bende böyle bir titreme başladı" görüşü oldukça güçlü görünmektedir. Oysa Kürtler ilk çağlardan beri Mezopotamya uygarlıklarının hep merkezinde yer almışlardır. En büyük özlemleri kimliklerinin tanınmasıyla birlikte, halkların kardeşliği olmuştur. Kürtlere dostluk elini uzatan kazanır. Çünkü: "Hünerli, kudretli olan Kürtler Ortadoğu tarihinde önemli bir rol oynamışlardır. Çarpıcı niteliklere sahip asker, devlet adamı, yönetici ve alim yetiştirmiş, Ortadoğunun Müslüman ülkelerinin yaşam ve kültürünü zenginleştirmişlerdir."(13)
1. Andrew COLİNS, Meleklerin Küllerinden Günahkar Bir Irkın Yasaklanmış Mirası, s.263
2. Zuhdi El DAHOODİ, Kürtler, s.96
3. Zuhdi El DAHOODİ, Kürtler, s.96
4. Mehmet Emin ZEKİ, Kürdistan Tarihi, s.60
5. Faik BULUT, Ebu Müslüm Horasani, s.243
6. Abdullah VARLI, Kürt Hükümetleri Tarihi, Cilt:1, s.94
7. Nazmi SEVGEN, Doğu Anadolu'daki Türk kökenli Kürt Beylikleri, s.17-18
8. Nazmi SEVGEN, Doğu Anadolu'daki Türk kökenli Kürt Beylikleri, s.21
9. Corci ZEYDAN, Selahaddin Eyyubi ve Haşhaşiler, s.25-26
10. Corci ZEYDAN, Selahaddin Eyyubi ve Haşhaşiler, s.43
11. Corci ZEYDAN, Selahaddin Eyyubi ve Haşhaşiler, s.47
12. Dr. Kemal Mazhar Ahmed, Tarihin Tarihi, Kürtlerde Tarih, s.65
13. Wadele Jawaideh, Kürt Milliyetçiliğin Tarihi, s.7
http://www.yuksekovaguncel.com/habergoster.asp?id=1328