Musa Anter cinayeti; kusatmadan infaza

31 views
Skip to first unread message

Gunes Sacit

unread,
Sep 21, 2013, 6:49:32 AM9/21/13
to diyar...@yahoogroups.com, diwa...@googlegroups.com
Sayın Eşsizoğlu ve Akkoyun'a teşekkürler. 
Peki diğer aydınlar nerede?
Önerim: Bu topraklardaki aydınların potansiyeli göz önüne alınarak demokrasiye çareler aranmalı. 
Sacit Güneş


----------------------------------------------------
Anter’in katili biliniyor olmasına rağmen, PKK’nin en güçlü olduğu Şırnak’ta yirmi(20) yıl yaşadı, ticaret yaptı ve PKK camiası tarafından da saygın bir muamele gördü…
Anter cinayeti faili meçhul olacağına ramak kala, iki cesur gazeteci (Abdurahman Şimşek ve Ferhat Ünlü) genç tarafından yeri tespit edildi, Abdulkadir Aygan tarafından teşhisi yaptırıldı ve savcılığa ihbarda bulunularak yakalanması sağlandı. 
Anter’in tetikçisi Hamit Yıldırım (Şırnaklı Hamit) bir yıldır cezaevinde.
Sorular:
1-Anter neden/nasıl ve ne için PKK’ye teslim oldu?
2-Musa Anter’i İstanbul’dan, Diyarbakır’a hangi PKK sorumlusu getirtti? (Mahmut Yıldırım “Yeşil”, Anter’i PKK’nin kafa adamıyla tuzağa düşürdüm dedi.)
3- Kim bu “kafa” adam?
4- Anter’in tetikçisi yirmi yıl Şırnak’ta yaşadı, NEDEN, PKK bu katili kollayıp korudu?
5- Neden, PKK ve türevleri siyasi rantını bol bol yediği JİTEM ve Musa Anter Davası’na ilgi göstermediler, müdahil olmadılar/olmuyorlar?...

Süleyman Akkoyun



From: ergun...@gmail.com
To: Diyar...@yahoogroups.com
Date: Fri, 20 Sep 2013 20:36:42 +0300
Subject: [Diyarbekir] Musa Anter cinayeti; kusatmadan infaza



Sevgili Arkadaşlar,

 

izmirizmir.net için, yazdığım yazılardan bir tanesi olan,  " Musa Anter cinayeti; kuşatmadan infaza ” başlıklı yazımı aşağıda sizlerle paylaşıyorum. sevgiyle kalın. ergün.

Musa Anter cinayeti; kuşatmadan infaza

Çok bilindik bir fıkradır, bu fıkranın birçok kesime, gruba ilişkin olarak anlatılan versiyonunu da dinlemişimdir.

Derler ki, Cehennemde her ülkenin ayrı ayrı, içine insanların atıldığı kaynar kazanları varmış. Her kazanın başında da, kazandan çıkmaya çalışıp, olur ya, kendini kurtarmaya çalışanların kafasına elindeki gürzü ile vurarak, yeniden kazanın dibine gitmesini sağlayan zebaniler varmış. Ancak Kürtlerin kazanının başında hiç zebani olmadığı rivayet edilir. Zira kazanın dibindekiler, kendini az buçuk en alttan sıyırarak yukarıya çıkmaya çalışanı, ayaklarından tutup çekerek yeniden dibe gelmesini sağlarmış.

http://www.izmirizmir.net/yuklemeler/image003(2).jpgGenelleme içeren fıkraları çok doğru bulmasam da, fıkradaki ironiyi yeni okuyup bitirdiğim, Orhan Miroğlu’nun yazdığı, “Kuşatmadan İnfaza, Musa Anter Cinayeti” isimli kitabında bir defa daha hissettim. Musa Anter’in hayatının, bir kuyumcu hassasiyetiyle, gün yüzüne çıkarılan yeni belge ve bilgilerle anlatıldığı belgesel-öyküyü bitirdiğimde bir kere daha hatırladım, yeniden.

Kadir kıymet bilmezliğin ilk kurbanı değildi Musa Anter. Kitabın her sayfasında insanı üzecek boyutta yaşananları okuduğunuzda şaşkınlığınız da artacak.

İlk şaşkınlığımı 70'li yıllarda ünversiteye başladığımda, ünlü Kürt Selahaddin Eyyubi’ye ilişkin olarak Kürtler tarafından söylenenleri, aşağılamaları duyduğumda yaşamıştım. Daha sonra birçok değerli bilge Kürt aydını için söylenenleri duydukça anladım ki, bu durum hiç de yabana atılacak bir şey değil.

Musa Anter’in ilginç hayat öyküsü her sayfada sizi kitaba bağladıkça, yaşanan acılar, sıkıntılar ve en sonunda insanlığa ihanetler, eminim benim böğrüme saplanan burgulu bir bıçak gibi size de saplanacaktır. Sayfaları çevirdikçe, bilgilendikçe, burgulu bıçak döne döne daha derinlere gidiyordu sanki.

Kitabı okudukça anladım ki, Musa Anter yaşamında iki defa öldürülmüş, 20 Eylül 1992'de fiili olarak derin ve karanlık güçler tarafından öldürülmeden daha önce, manevi olarak en yakınındakiler tarafından öldürülmüş.

Yaşamını Kürtlerin sorunlarını ve dertlerini dile getirmeye adayan bir insana ilk öldürücü darbe PKK’den gelir. Kitapta belegeleriyle, tanıklarıyla detaylı bir şekilde anlatılan bu olay özetle şöyle cereyan eder: PKK, Musa Anter’den bağış olarak büyük miktarda para ister. Bu miktarı ödeyemeyen Musa Anter’in yaşadığı köydeki bütün malına mülküne PKK tarafından el konulduğu açıklanır. El konulmakla kalınmaz, ayrıca Musa Anter’in hain, ajan ve işbirlikçi olduğuna hükmedilir. Bunun üzerine Musa Anter yaşadığı köyünü terk ederek İstanbul’a gelir.

Bir diğer ağır öldürücü darbeyi de yakınındaki Kürt çevresinden alır, Kürtlerin bilge insanı, Ape Musa’sı.

Yaşananların bir kısmını Musa Anter'in yakın dostu Feridun Yazar kitapta şöyle anlatıyor: 1992 Eylül’ünde HEP’in teşkilatlanma çalışmalarına katılan Anter, otomobilde Feridun Yazar’a içini döküyor; büyük maddi sıkıntı içinde olduğunu, bir temizlikçi çağırıp evini temizletecek parası olmadığını, dolabında yiyecek kalmadığını anlatıyor ve diyor ki, “Ev kirasını da veremedim. Kürt Enstitüsü’nün bulunduğu Nişantaşı eve çok uzak, yol parası çok oluyor, gidemiyorum, bazen enstitüde yattığım oluyor. Bir battaniyem vardı ama İ.G. battaniyemi aldı, beni enstitüden kovdu ve ‘Al battaniyeni, apartmanın sokak kapısının önüne koy. Burada otur, eline bir şişe şarap al iç’ dedi.” Bunları anlatırken gözünden yaş akmaktadır, “Bana hakaret etti, köpek yerine koydu, lütfen bu durumu arkadaşlara ilet. Partide görüşün, hem halimi anlat hem de bana yaptığının hesabını sorun. Bir de ekonomik durumuma bir çare bulun. Ben ortada kaldım, sahip çıkın.”

Yazarken dahi insanın içini acıtan bu süreçte Musa Anter önce yalnızlaştırılır. Sonra itibarsızlaştırılır. Sonra kuşatılır. Sonrasında ise adım adım infaza sürüklenir bu güzel insan.

Kitabın özü, bir yüzleşme öyküsü. Hem de hiçbir yönünün ve detayının saklanmadan, yen kırılır kol içinde kalır denilmeden her yönüyle masaya yatırıldığı gerçek bir yüzleşme öyküsü.

Değerli bir dostumun dediği gibi “Kürtlerin tarihi, bir yönüyle bazı Kürtlerin ihanetlerinin de tarihidir”.

Kürtlerin ataları da bu durumu çok fazla yaşamış olmalılar ki, “Kurmê darê ne ji darê be dar kurmî nabe” (Ağacın kurdu ağaçtan değilse ağaç çürümez) diye bir atasözü ile altını çizmişler kalın kalın.

İnsanını önemseyen, kadir kıymet ve değerli insanlarının değerini bilen insanların yoğunlaştığı bir toplum olmamız dilek ve temennilerimle.

Sevgiyle kalın.


Ergün EŞSİZOĞLU

11.02.2013

 

Diğer Yazılarımı, aşağıdaki yazı başlıklarına tıklayarak okuyabilirsiniz

 

 

12 Eylülzede maden mühendisi Hüseyin Yılmaz        (11 Eylül 2013)

Gezi’de satır aralarında yaşananlar - 2                   (09 Temmuz 2013)

Gezi' protestosunda satır arasında kalanlar         (09 Haziran 2013)

İçki, yasaklar, kontrol ve düzenlemeler…                 (27 Mayıs 2013)

Diyarbekir’in öteki yüzü                                                (15 Mayıs 2013)

Sayın Devlet Bahçeli                                                      (22 Nisan 2013)

Diyarbakır’ın ve İzmir’in Türkiyelileşmesi...              (15 Nisan 2013)

Vavriye ana, Diyarbakır, kaçak elektrik ve göç-2    (03 Nisan 2013)

Diyarbakır, kaçak elektrik ve göç-1             (24 Mart 2013)

21 no’lu plakanın başına gelenler             (27 Şubat 2013)

Musa Anter cinayeti; kuşatmadan infaza (11 Şubat 2013)

Derin CHP’ye devam mı, Yeni CHP’mi?    (30 Ocak 2013)

Ermeniler ve Sinek köyümüz                            (21 Ocak 2013)

Nerden Nereye                                               (07 Ocak 2013)

12 Eylül’den betermiş                                 (17 Aralık 2012)

12 Eylül Darbecileri mahkum olmalı       (27 Kasım 2012)

Heykel kültürü                                             (19 Kasım 2012)

Obama, Silikon vadisinin zaferi              (12 Kasım 2012)

Ölüm orucu                                                  (05 Kasım 2012)

Atatürk’ün saklanan sırrı                            (15 Ekim 2012)

İkilemlerle tartışmak                                       08 Ekim 2012

1982 Anayasası'nın ruhu                              01 Ekim 2012

1982 Anayasası'nın dili                                  24 Eylül 2012

İsmail Beşikçi Hocayla                                   17 Eylül 2012

Türk'lük ve Vatandaşlık                                  10 Eylül 2012

Yeni Anayasa sürecinde 'Birey ve Devlet' (03 Eylül 2012)

Kımıl'dan günümüze                                 (27 Ağustos 2012)

TSK devletin bir parçası mı? Yoksa ... (13 Ağustos 2012)

'Yiğitler ...... ' / mi?                                       (20 Ağustos 2012)

 

Bütün yazılarıma  http://www.izmirizmir.net/ergun-essizoglu-yz126.html  linkinden ulaşabilirsiniz.

 



__._,_.___


Diyarbakır Cezaevi Muze Olsun diyorsanız, lutfen,  http://www.istanbulist.net/bilesenler/haberler/haber.php?haber_no=2423    linkine  girip bir imza da siz verin ve bu linki imza vermek isteyen dostlarınızla da paylaşın.

Kardeş Sitemiz:

http://diyarbakirgrubu.blogspot.com

"Seni baharmışın gibi düşünüyorum, Seni Diyarbekir gibi.."
Grubumuzdan , dostlarınıza bahsedip, üye olmalarını önerdiniz mi?

Gruptaki yazilarin sorumlulugu ilgili yazinin
yazarina aittir. Grup yoneticileri ve diger uyeler
sorumlu tutulamazlar.

Gruba üye olmak için: diyarbekir...@yahoogroups.com a boş bir mail
atılacak.Akabinde Yahoo dan gelen cevaba bir işlem yapılmadan iade edilecek.Böylece Üyelik Tamam.Üye olmayı başaramayanlar moderat...@gmail.com adresine yazmaları halinde kendilerine yardımcı olunur.

Gruba  mesaj göndermek için: diyar...@yahoogroups.com adresine mail atabilirsiniz.




Your email settings: Individual Email|Traditional
Change settings via the Web (Yahoo! ID required)
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch to Fully Featured
Visit Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use | Unsubscribe

__,_._,___
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages