Dünya bor rezervinin çoğuna sahip olan Türkiye, bu değerli madenin
üretimi ve ihracatında birinci sıraya oturdu. Ancak 'yüzyılın
madeni'nin geleceğini kurtarmak için teknoloji ve sanayi alanında
yapılacak çok iş var.
Eskişehir'deki bor fabrikası yöneticilerinin hararetli toplantısını
telefon sesi bölüyor. Ahizenin ucundaki kişi "Çinli müşteriler acele
bor istiyor. Neden mal gelmedi?" diye soruyor. Cevap gecikmiyor:
"Üretim kapasitemizi aştık, taleplere yetişemiyoruz." Dünya bor
rezervlerinin yüzde 72'sine sahip Türkiye, yurtdışından gelen ürün
talebine cevap veremiyor. Şimdiden 2010 yılının siparişleri bile
alındı. Eskişehir-Kırka başta olmak üzere Kütahya, Bursa ve
Balıkesir'deki bor işleme tesislerinde üretim aralıksız devam ediyor.
Talep patlaması ihracat rakamlarına da yansıdı, son beş yılda bor
ihracatı dört kat arttı. İşçisinden mühendisine, teknisyeninden
yöneticisine kadar hemen herkes siparişleri yetiştirme telaşında.
Personel iki yıldır izin kullanamıyor.
PAZAR PAYI KATLANIYOR AMA...
Deterjandan uzay mekiğine, ilaç sanayinden televizyon ekranına kadar
birçok alanda kullanılan bor madeninde Türkiye, tekel olma yolunda
ilerliyor. Birkaç yıl önce dünyadaki bor pazar payı sadece yüzde 17
olan Türkiye, bugün payını yüzde 40'a çıkardı. Eti Maden Genel Müdürü
Orhan Yılmaz'a göre, rakam kısa sürede artacak: "Artık üretimde,
hasılatta ve kârlılıkta bir numarayız. Şimdi pazardan daha çok pay
almanın heyecanı içindeyiz. Kutuplar dışında herkese ulaşmaya
çalışıyoruz."
Türkiye, beş yıl öncesine kadar dünya bor tüketiminin sadece beşte
birini (400 bin ton) karşılıyordu. 2005 yılından itibaren dünya
piyasasında üstünlüğü ele geçirerek, ihracat rakamlarını 1 milyon 200
bin tona çıkardı. Yine 2002'de 150 milyon dolarlık bor satarken, bu
miktar şu an 600 milyon doları aştı. Eti Maden, son yıllardaki taktik
ve atılımlarıyla uluslararası madencilik devi ve en yakın rakibi ABD
menşeli US Borax'ın liderlik koltuğunu elinden aldı. (Şirketin pazar
payı yüzde 32'ye geriledi.) Türkiye fiyat politikasını belirler
noktaya gelmek istiyor.
BEŞTE BİRİ FİYATINA ÇIKARIYORUZ
Peki, Türkiye kısa sürede bu seviyeye nasıl geldi? Borun endüstriyel
hâle getirilmesi için hangi stratejiler izlenmeli? Öncelikle,
Türkiye'deki maden yatakları yüzeye çok yakın. Örneğin Çin'de 4 bin
metre yüksekliğe sahip dağ yataklarında madene bin metre derinlikte
ulaşılırken, ülkemizde bu mesafe sadece ve sadece 50 metre. Bu nedenle
çıkarma ve taşıma maliyetinin düşmesi Türkiye'ye büyük avantaj
sağlıyor. Diğer ülkeler madenin tonunu 100 dolara çıkarırken, Türkiye
çok daha kaliteli madeni 20 dolara mal ediyor. Maliyeti düşüren bir
diğer unsur ise atıl durumda bulunan başka sektörlerdeki fabrikaların
küçük operasyonlarla bor üretimine geçmesi.
ÖZAL VE ERDOĞAN BOR'U GÖRDÜ
Eti Maden Genel Müdürü Orhan Yılmaz'a göre, dünya ile rekabet etmenin
yolu maliyetleri düşürmekten geçiyor: "Maliyetleri o kadar hızlı
düşürdük ki, bizimle kimse rekabet edemez hâle geldi. Üç yıl önce
piyasanın lideri olma yolunda büyük bir adım attık. Rakibimiz pazar
kaybederken biz üretimi artırdık. Üstelik yeni pazarlar da oluşturduk.
Rakibimizin en güçlü olduğu ABD'de bile satışlarımızı katladık."
Türkiye'deki bor madenleri, 1960'larda yabancı şirketlerin eliyle
çıkarılıp pazarlanıyordu. Ham hâldeki maden, İngiltere ve Amerika gibi
ülkelerde işlendikten sonra pazara sürülüyordu. 1978'de kamulaştırma
kararı alınan borda yatırımlar ilk kez dönemin başbakanı Turgut Özal
tarafından başlatıldı. Ancak uzun yıllar bu madene önem verilmedi. AK
Parti'nin iktidara gelmesiyle bu konu, önce Acil Eylem Planı'na
alındı, ardından yatırımlara başlandı. Bor Enstitüsü (BOREN) kuruldu,
ulusal ve uluslararası düzeyde çeşitli paneller düzenlendi, tanıtıma
büyük önem verildi. Girişimler meyvelerini kısa sürede verdi. Çin
pazarının yüzde 77'si Türkiye'nin eline geçti. Rusya'ya 5, ABD'ye 3
kat fazla ihracat yapılmaya başlandı. Pazarda liderliğe yükselen
Türkiye, tesislerini yeterince geliştirmediği için taleplere hâlâ
cevap veremiyor. Şu an 5 tesiste gece gündüz süren üretim, tatillerde
bile durmuyor.
Fabrikaların üretim kapasitesi yüzde 170'ler seviyesine ulaştı. Mevcut
üretim göz önüne alındığında 2010 yılının siparişleri bile doldu. Eti
Maden, üretim sorununu aşmanın yolunu arıyor; devletin yeni tesisler
kurmasını, özel sektörün de üretime katılmasını istiyor. Bunun da
yetmeyeceği göz önüne alınarak yurt dışında üretim yapılması
hedefleniyor. Böylece Türkiye dört yıl içinde 2 milyon tonu aşkın
üretimle, 2 milyar dolar gelir elde edebilecek.
'BOR ALTINI' PİYASAYI SARSACAK
Türkiye bor madenini işlemede de sınıf atlıyor. Yakın zamana kadar bu
madeni sadece tuz olarak işleyen tesislerimiz, artık bir sonraki aşama
kabul edilen üretimi de gerçekleştiriyor. Bunların içinde boroksit,
üleksit ve kolemanit gibi ürün ve kimyasallar öne çıkıyor. Eti Maden
AŞ, bünyesinde faaliyet gösteren Eskişehir-Kırka (etibor-48), Kütahya-
Emet (kolemanit), Bursa- Kestelek (kolemanit), Balıkesir-Bigadiç'te
(kolemanit-üleksit) üretim yapılıyor. Ayrıca Balıkesir Bandırma'da da
bor kimyasalı üretiliyor. Eti Maden, bir yandan üretimini artırıp
pazar payını yükseltirken, diğer yandan yeni ürünlerle piyasaya
giriyor. 'Kalsine tinkal' bunların en önemlilerinden biri. Bir süre
önce keşfedilen ürün, 'bor madeninin altını' olarak nitelendiriliyor.
Bir başka ifadeyle bugüne kadar üretilen bor ürünleri '14 ayar altın'
olarak düşünülürse, yeni ürün '24 ayar altın'a tekabül ediyor.
Kaliteli bor ürünü diyebileceğimiz 'kalsine tinkal' LCD ekran yapımı,
elektronik cihazlar, demir cürufunun alınması ve deterjan sanayii gibi
alanlarda katkı maddesi olarak kullanılacak. Bu üründe su oranı düşük
olduğu için müşteriler büyük rağbet gösteriyor. Numuneleri gören
yabancı firmaların bu ürüne talebi hayli yüksek. Pazarda önemli bir
yer edineceği anlaşılan 'kalsine tinkal'in tonu, benzerlerinden en az
200 dolar daha yüksek fiyata satılıyor. Yeni ürün ilk etapta yıllık
200 bin ton üretilecek. Pazarda tutarsa bu rakamlar artacak. Kurumun
beş yıllık strateji planlarında bu miktarın 2 milyon tona kadar
çıkarılabileceği düşünülüyor. Sadece 'kalsine tinkal' üretimi bile
kurumun gelir ve katma değerinin 1,5-2 milyar dolar artması anlamına
gelecek.
Ayrıca bu cevher projesiyle eski üretim yöntemlerindeki boroksit
kaçakları dörtte bire iniyor. Cevherin içinde kalan artık maddeler bu
yöntemle tamamen ayrıştırılıyor. Hem ürün kalitesi hem de üretim
randımanı artıyor. Üretim de diğer ürünlere göre üçte bir gibi daha
kısa zamanda tamamlanıyor. Böylece zaman ve enerjiden tasarruf
sağlanıyor. Sıvı atık olmadığı için çevre problemleri de minimize
ediliyor. Ürün kısa süre önce Türk Patent Enstitüsü ve Avrupa Patent
Birliği tarafından tescillendi.
20 'SIR PROJE' SIRADA BEKLİYOR
Son yıllardaki kurumsal atılımda Eti Madencilik Genel Müdürü Orhan
Yılmaz ve Yönetim Kurulu Üyesi Yücel Yalçınoğlu'nun rolü yadsınamaz
boyutta. Büyük kısmı taşra olmak üzere 25 yıldır kurumun değişik
birimlerinde çalışan Yücel Yalçınoğlu, geçmişte kalan kısır
çekişmelerin yerini artık yeni fikir ve projelerin aldığını anlatıyor.
Beş yıldır üzerinde çalıştıkları 'kalsine tinkal'in yanı sıra birçok
yeni ürün projesini de hayata geçirmek üzere olduklarını söylüyor. Eti
Maden mühendisleri yeni bor ürünleriyle ilgili 20'ye yakın yeni
projenin üzerinde çalışıyor. Ancak yöneticiler henüz tamamlanmayan
projeler konusunda ser veriyor sır vermiyor.
ÂTIL FABRİKA BOR ÜRETİMİNE GEÇTİ
Bor pazarına hızlı giren Eti Maden, tesisleri yetersiz kaldığı için
istenen seviyede üretim yapamıyor. Bunun için yeni tesislere ihtiyaç
var. Ancak maliyetlerin yüksek olması ve inşasının 4 yıla yakın
sürmesi büyük dezavantaj. İşte bu durumu göz önüne alan kurum yönetici
ve mühendisleri, alternatif yollara yöneldi. Örneğin kurumun gözde
ürünü 'kalsine tinkal', 10 ay gibi kısa sürede kurulan özel bir
tesiste işleniyor. Klasik işleme yönteminde bor türev ve kimyasalları
sudan geçirilip birkaç aşamada elde edilirken yeni ürün suya ihtiyaç
duymadan yüksek dereceli sıcak fırınlarda işleniyor.
Yeni tesisin yıllık kapasitesi ilk etapta 200 bin ton olarak
hesaplanıyor. Önceki yılın son aylarında üretime geçen bu ürün
Avrupalı bazı firmalara pazarlanıyor. Çin ve Rusya menşeli, dünya
pazarının önemli demir çelik ve paslanmaz firmalarıyla anlaşmalar
yapılmış durumda.
ŞEKER FABRRİKALARI DA BOR ÜRETECEK
Özel tesisin inşası da pek alışılmadık bir başarı hikâyesine sahne
oldu. Elazığ'da 1982 yılında kurulan krom fabrikası, o tarihten bugüne
âtıl vaziyetteydi. Çürümeye terk edilen bu fabrikanın bazı aksamları
sökülüp Eskişehir'de âtıl durumda bulunan başka bir tesise monte
edildi. Böylece yeni fabrika üretime geçti. Bu projeyle tesis maliyeti
100 milyon dolardan 20 milyon dolara indirildi. Üstelik taleplere daha
erken cevap verilmeye başlandı.
Yabancı firmalardan gelen yoğun taleplerin karşılanmasına yönelik
arayışlar sadece bunlarla sınırlı değil. Şeker pancarına kota
uygulandığı için çok az çalışan şeker fabrikalarında da bor üretilmesi
planlanıyor. Zaten, bu fabrikaların üretim yapısı ile bor
tesislerininki büyük ölçüde benzerlikler gösteriyor. Fabrikalarda
yapılacak küçük ilave ve tadilatlarla bu tesislerin bor üretimine
geçmesi mümkün. Bazı şeker fabrikalarında inceleme bile yapılmış.
Susurluk Şeker Fabrikası'nda bu yıldan itibaren bor üretilecek. 20
milyon YTL'lik bir yatırımla senede 250 bin ton üretim yapılması
öngörülüyor. Böylece sadece bu fabrikadan yılda 65 milyon dolar gelir
elde edilmesi bekleniyor.
Eti Maden, talepleri karşılamak için arayışlarını sadece yurt içinde
sürdürmüyor. Üretim için yurt dışında da girişimler devam ediyor.
Rusya'da bir tesis birkaç ay içinde boraks üretmeye başlayacak. Burada
işlenen bor Rus pazarına sürülecek. Peki neden Rusya? Birincisi üretim
girdisi olarak enerji maliyeti Türkiye'ye göre çok düşük (beşte bir).
İkincisi de Ruslar, kaliteli Türk borunu tercih ediyor.
Eti Maden'in bor üretimini artırmak için hayata geçireceği bir başka
proje ise yurt dışından Türkiye'ye fabrikalar getirmek. İlk olarak
Almanya'dan bir fabrika taşınacak. Aynı şekilde Çinli bir firma bu yıl
içinde ülkemizde fabrika kurup maden üretmeye başlayacak. Eskişehir'de
yapılan 250 bin ton kapasiteli tesisin iki yıl içinde faaliyete
geçmesi bekleniyor. Ayrıca bor üretiminde yerli firmalardan
yararlanılıyor.
Bor madeni yüzlerce üründe yan madde olarak kullanılıyor. Bunlardan
biri de ısı yalıtımı. Petrol ve doğalgaz fiyatlarının sürekli arttığı
düşünüldüğünde binalardaki ısı yalıtımı daha da önem kazanıyor.
Özelikle sert soğuğuyla bilinen Rusya, Ukrayna ve Norveç gibi
ülkelerin yanı sıra sıcak kuşaktaki Ortadoğu ve Afrika ülkelerinde de
son yıllarda yalıtım büyük önem kazandı. İzolasyonu sağlamak için
kullanılan maddelerin en önemlisi ise bor. Eti Maden Başmüfettişi
Galip Türkmen, pek çok alanda olduğu gibi yalıtım konusunda da bor
madenine ilginin arttığına dikkat çekiyor: "Küresel bazda aşırı soğuma
da aşırı ısınma da bor için yeni pazarlar oluşturuyor. Biz de
fırsatları değerlendirerek ülkemizin kâr etmesini istiyoruz."
Son yıllarda dünya bor pazarının ABD'den Rusya ve Uzakdoğu ülkelerine
kayması sebebiyle bu bölgelerde pazarlama organizasyonu yapılanmasına
da hız verildi. Rusya'da bir pazarlama şirketi kuruldu, Uzakdoğu
pazarına girmek için ise Çin'de bir irtibat bürosu açıldı.
İŞLENİNCE FİYATI 30 KAT ARTTI
Sanayiden tarıma, sağlıktan tekstile kadar yaklaşık 400 alanda katkı
maddesi amaçlı kullanılan bor madenini, Türkiye yarı işlenmiş mamul
olarak piyasaya sürüyor. Daha önce tonu 20 dolara satılan ham hâldeki
borun fiyatı, bu işlemeden sonra 600 dolara çıktı. Eğer Türkiye bu
madeni sanayide kullanıp satabilirse fiyatlar astronomik şekilde
yükselecek. Örneğin, yarı mamul hâlde ihraç edilen boroksitin tonu 500
dolarken, bunun nano teknoloji ve uzay teknolojisinde kullanılması
durumunda rakamlar 1 milyon doları aşacak. Bugün milyar dolarlık
kazançların elde edildiği borun üretiminde belki de en önemli
faktörlerden biri; bu madenden kazanılan paraların bor Ar-Ge'sine
yatırılması. Böylelikle sanayi-devlet-üniversite işbirliğiyle borda
yeni hamleler yapılması çok daha kolaylaşacak. Türkiye'nin bu anlamda
hâlâ eksiklikleri bulunuyor.
Dünya rezervinin dörtte üçüne sahip olmasına karşın Türkiye, boru
teknoloji ve sanayide yok denecek kadar az kullanıyor. Üretimin sadece
yüzde 7.5'lik kısmı iç piyasaya sürülüyor.
Pazarda açık ara liderliğe yükselse de Türkiye bazı risklerle karşı
karşıya. Bor teknolojisini geliştiren US Borax'ın pazar payının iyice
düşmesi hâlinde Türkiye bor teknolojileri konusunda daha yalnız
kalacak. Bor madeninin kullanılabileceği teknolojiyi geliştirme
konusunda ciddi mesafe alınmazsa alternatif ürünlerin sivrilmesinin
önüne geçmek zorlaşacak. Meselâ Avrupa ülkeleri daha önce otomobil
camını bordan yaparken artık 'sodyum perborat' denilen bir madenden
yapıyor. Bu durumda borun cazibesi düşecek. Her ne kadar Türkiye'nin
üretimi ve pazar payı katlanarak artsa da dünya bor tüketiminin son 5
yılda sadece yüzde 4-6'lık bir artış göstermesi aslında tehlikenin
habercisi gibi.
'Yüzyılın madeni' borda, katma değeri yüksek ürün geliştirme konusunda
devletin diğer kurumlarındaki teknolojik imkanlardan çok daha fazla
yararlanılması hayati önem taşıyor. Yeni teknolojiler kapsamında, özel
bor kimyasallarını üreten ve tüketen sanayilerin de mutlaka ülkemizde
kurulup geliştirilmesi gerekiyor. Bu yönde bazı adımlar da atıldı.
Örneğin, Eti Maden, daha önce seramik yapımında kullanılmak üzere
yurtdışından katkı maddesi ithal eden yerli bir firma için şu an özel
üretim yapıyor. Bu sayede firma, yıllık 50 milyon dolarlık ithalatı
kesip Eti Maden'den ürün almaya başladı.
ETİ MADEN HÂLÂ ÖZERKLEŞEMEDİ
Son yıllardaki önemli başarılarına rağmen Eti Maden'in bürokratik
yapısı da dünya ile rekabeti zorlaştırıyor. Dünyada özel şirketler
istediği gibi at oynatırken, kamu kurumu statüsündeki Eti Maden,
bürokratik hantallık başta olmak üzere birçok sebepten yeterince aktif
ve etkin hareket edemiyor. Böylece fiyat politikasının
belirlenmesinden bu madenin farklı teknolojilerde kullanılmasına,
dünya piyasasında daha fazla yer alınmasından daha etkili bir
pazarlamaya kadar birçok alanda istenen verimlilik henüz sağlanamıyor.
Hükümet, Acil Eylem Planı'nda bor madenini işleyen Eti Maden'in 6 ay
içinde özerk bir yapıya kavuşturulacağını öngörmüştü; ancak bu hâlâ
yapılmadı. Ayrıca Hazine Müsteşarlığı, kamu işletmelerinde yapılması
planlanan yeni düzenlemeyi gerekçe göstererek yeni projelere de izin
vermiyor.
Eti Maden Başmüfettişi Galip Türkmen, kurumun artık daha hızlı karar
alıp uygulayan bir yapıya kavuşturulmasının kaçınılmaz olduğunu
söylüyor: "Türkiye, 2001'de borun özelleştirme kapsamından
çıkarılmasıyla bir yanlıştan dönmüştü. Ancak Eti Maden'in yeniden
yapılandırılmasındaki kararsızlık ileride telafisi imkânsız zararlar
verecek. US Borax piyasadan çekildiğinde daha zor ve riskli kararlar
alınmak zorunda kalınacak. Usul ve mevzuat hantallığı son derece
değerli olan zamanın maliyetini artıracaktır. Türkiye, yeni tesisleri
hızla devreye sokarak yeni ürün çeşitleriyle birlikte ihtiyaca cevap
verecek stratejiler geliştirmeli."
Enerji uzmanı Serdar İskender ise öncelikle 'geleceğin enerjisi ve
ülkenin borçlarını silecek maden' gibi hamasî nutuklara sıkıştırılan
bor konusunda artık daha gerçekçi adımlar atılması gerektiğini
söylüyor. Devlet, üniversiteler ve özel sektör kuruluşlarının
birlikteliğiyle, bor üretimini yapan Eti Maden'de idari yapıdan
araştırma geliştirmeye, yatırım ve üretimden pazarlamaya millî
stratejilerin geliştirilmesi gerektiğini dile getiriyor.
Bor pili, bor yakıtı, bor arabası, bor reaktörü... Dünya bor
rezervlerinin dörtte üçüne sahip Türkiye'de bu ifadeler kimileri için
hayal, kimileri için umut. Ama gerçek olan şu ki, Türkiye son dönemde
bor üretimi ve ihracatında bir dönem hayal olan başarıyı yakaladı.
Şimdi ise katma değeri yüksek ürün ve teknoloji geliştirmenin yanı
sıra dünya piyasasında daha nitelikli roller kapma konusunda ciddi bir
sınav veriyor.
RUSYA VE ÇİN'E DETERJAN KÜLTÜRÜNÜ AŞILAYACAKLAR
Bor madeni 400 farklı alanda kullanılıyor. Bor kullanımında, son
yıllarda 100 milyar dolarlık büyüklüğüyle deterjan sanayii öne
çıkıyor. Bunun büyük kısmı ise Avrupa ülkelerinde üretiliyor. Eti
Maden AŞ, şimdi deterjan sanayiini Rusya, Çin ve Hindistan gibi
ülkelere kaydırmayı hedefliyor. Çünkü, bu ülkelerde temizlik mefhumu
yeterince gelişmemiş. Çin'de sadece 100-150 milyonluk bir kesim
deterjan kullanıyor. Hindistan'da bu oran daha da düşük. Rusya'nın
özellikle iç kısımlarında bu alışkanlık yok denecek kadar az. Eti
Maden, şimdi bu ülkelere deterjan satmak için kolları sıvamış durumda.
Bu ülkelere giden kurum çalışanları deterjan kullanımını artırmak için
temizlik firmalarıyla ortaklaşa çalışmalar yürütüyor.
Eti Maden çalışanları yurtdışında yeni müşteriler bulmak için de yoğun
çaba gösteriyor. Almanya, İngiltere, İtalya ve Fransa gibi Avrupa
ülkeleri dışında Çin'den, Japonya'dan, Rusya'dan haftada birkaç
müşteri grubu geliyor. Aynı şekilde pazarlamada daha fazla yer bulmak
için kurum çalışanları gruplar hâlinde yurtdışı seferlerine çıkıyor.
Satış hedefinin yüzde 90'ından fazlası yurtdışında olan Türkiye,
İngilizce bilen çalışanlarına Rusça, Çince ve Japonca kursu veriyor.
Kurslara halen 120 civarında personel devam ediyor.
Eti Maden Genel Müdürü Orhan Yılmaz: BOR SANAYİİ GELİŞMELİ
Asıl önemlisi bor ürün ve kimyasallarının katkı maddesi olarak
değerlendirildiği sanayinin gelişmesi. Biz, üretimimizin yüzde 92,5'ni
yabancılara satıyoruz. Sanayicilerimiz bu konuda adım atsın, bütün
şartlarımızı zorlayarak onlar için çok cazip fiyatlarla en az 100
yıllık bor konsantre ürünü veya kimyasalı ihtiyaçlarını tekeffül
ederiz.
Kaynak:
http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=31017
Tarih: 28 Ağustos 2008 Perşembe