NUR ÇEŞMESİ-24-MÜNACAT(DEVAMI)

2 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Mar 10, 2026, 9:03:12 AM (yesterday) Mar 10
to

                                                                           NUR ÇEŞMESİ

 

5.20.MÜNACAT(DEVAMI)

Hem nasıl ki, bu kâinatı, zîruha, hususan insana mükemmel bir saray hükmüne getiren ve Cenneti ve saadet-i ebediyeyi cin ve inse ihzar eden ve en küçük bir zîhayatı unutmayan ve en âciz bir kalbin tatminine ve taltifine çalışan rahmetinin hadsiz genişliğini ve zerrattan tâ seyyarata kadar bütün envâ-ı mahlûkatı emirlerine itaat ettiren ve teshir ve tavzif eden hâkimiyetinin nihayetsiz vüs’atini haber vererek, mu’cizat ve hüccetleriyle ispat ederler. Öyle de, kâinatı, eczaları adedince risaleler içinde bulunan bir kitab-ı kebir hükmüne getiren ve Levh i Mahfuzun defterleri olan İmam-ı Mübîn ve Kitab-ı Mübînde, bütün mevcudatın bütün sergüzeştlerini kaydedip yazan ve umum çekirdeklerde umum ağaçlarının fihristlerini ve programlarını ve zîşuurun başlarında bütün kuvve-i hâfızalarda, sahiplerinin tarihçe-i hayatlarını yanlışsız, muntazaman yazdıran ilminin herşeye ihatasına ve herbir mevcuda çok hikmetleri takan, hattâ herbir ağaçta meyveleri sayısınca neticeleri verdiren ve herbir zîhayatta âzâları, belki eczaları ve hüceyratları adedince maslahatları takip eden, hattâ insanın lisanını çok vazifelerde tavzif etmekle beraber, taamların tatları adedince zevkî olan mizancıklarla teçhiz ettiren hikmet-i kudsiyenin herbir şeye şümulüne; hem bu dünyada nümuneleri görülen celâlî ve cemâlî isimlerinin tecellileri daha parlak bir surette ebedü’l-âbâdda devam edeceğine ve bu fâni âlemde nümuneleri müşahede edilen ihsanatının daha şâşaalı bir surette dâr-ı saadette istimrarına ve bekàsına ve bu dünyada onları gören müştakların ebedde dahi refakatlerine ve beraber bulunmalarına bi’l-icmâ, bi’l-ittifak şehadet ve delâlet ve işaret ederler.

Hem yüzer mu’cizât-ı bâhiresine ve âyât-ı kàtıasına istinaden, başta Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ve Kur’ân-ı Hakîmin olarak, bütün ervâh-ı neyyire ashâbı olan enbiyalar ve kulûb-u nuraniye aktâbı olan evliyalar ve ukul-ü münevvere erbabı olan asfiyalar, bütün suhuf ve kütüb-ü mukaddesede, Senin çok tekrar ile ettiğin vaadlerine ve tehditlerine istinaden ve Senin kudret ve rahmet ve inayet ve hikmet ve celâl ve cemâlin gibi kudsî sıfatlarına ve şe’nlerine ve izzet i celâline ve saltanat-ı rububiyetine itimaden ve keşfiyat ve müşahedat ve ilmelyakîn itikadlarıyla saadet-i ebediyeyi cin ve inse müjdeliyorlar ve ehl-i dalâlet için Cehennem bulunduğunu haber verip ilân ediyorlar ve iman edip şehadet ediyorlar.

 

Lügatler :

Aleyhissalatü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
asfiya : hem âlim hem velî olan büyük zâtlar
âyât-ı kàtıa : kesin âyetler, deliller
âzâ : uzuvlar, organlar
bekà : devamlılık, kalıcılık
bi’l-icmâ : ittifakla, fikir birliğiyle
bi’l-ittifak : ittifakla
celâl : büyüklük, haşmet
cemâl : güzellik

cin ve ins : cinler ve insanlar
dâr-ı saadet : mutluluk yurdu, âhiret
delâlet : delil olma, işaret etme
ebed : sonsuzluk
ebedü’l-âbad : sonsuzların sonsuzu, âhiret
ecza : cüzler, parçalar

ehl-i dalâlet : doğru ve hak yoldan sapanlar, inançsız kimseler
enbiya : nebiler, peygamberler
ervâh-ı neyyire ashabı : nur saçan ruh sahipleri—peygamberler gibi
evliya : veliler, Allah dostları
fâni : geçici, yok olucu
fihrist : indeks, içindekiler
hikmet : fayda, gaye; ilim, yüsek bilgi
hikmet-i kudsiye : mukaddes, kusursuz ve eksiksiz hikmet
hüceyrât : hücreler
ihata : içine alma, kapsama
ihsanat : ihsanlar, iyilikler, bağışlar

ilmelyakîn : kesin bilgiye dayanarak, kuşkuya yer bırakmayacak biçimde öğrenme
İmâm-ı Mübîn : İlâhî ilim ve emirlerin, eşyanın geçmiş ve geleceğe ait kaidelerinin yazıldığı kader defteri

inayet : Allah’ın herşeyi düzen altına alarak saadet ve huzur veren sıfatı
istimrar : devamlılık
istinaden : dayanarak

itikad : inanç
izzet : değer, itibar, yücelik
izzet-i celâl : büyüklük ve azametin izzeti

keşfiyat : keşifler, mânevî âlemlerde bazı olayları ve hakikatleri görme
Kitâb-ı Mübîn : herşeyin açıkça yazılı olduğu, kudret defteri.
kudret : güç ve iktidar

kudsî : her türlü kusur ve noksandan uzak, mukaddes
kulûb-u nuraniye aktabı : nuranî kalp sahiplerinin kutupları, en önde gelenleri—velilerin ileri gelenleri gibi
Kur’ân-ı Hakîm : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân
kuvve-i hafıza : hafıza duygusu, bellek
kütüb-ü mukaddese : kutsal olan kitaplar—Tevrat, Zebur, İncil, Kur’ân-ı Kerim
Levh-i Mahfuz : herşeyin bütün ayrıntılarıyla yazıldığı kader levhası, Allah’ın ilminin bir ünvanı
maslahat : fayda, gaye
mevcud : varlık
mevcudat : varlıklar
mu’cizat-ı bâhire : ap açık mu’cizeler
muntazaman : düzenli olarak

müşahedat : gözlemler
müşahede etmek : görmek, gözlemlemek
müştak : arzulu, çok istekli
refakat : arkadaşlık
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)

saadet-i ebediye : sonsuz mutluluk

saltanat-ı Rububiyet : Allah’ın bütün varlık âlemini kuşatan egemenliği
sergüzeşt : serüven, biyografi

sıfât : sıfatlar
suhuf : bâzı peygamberlere gelen sahife halindeki kitaplar
suret : biçim, şekil
şâşaa : gösteriş, göz alıcılık

şe’n : Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellik
şehadet : şahitlik, tanıklık
şümûl : kapsamlılık, kuşatıcılık
taam : yemek
tarihçe-i hayat : hayat hikayesi
tavzif etmek : vazifelendirmek
tecelli : görünme, yansıma
teçhiz etmek : donatmak
ukul-ü münevvere erbabı : nurlu akıllar, aydınlanmış akıl sahipleri
umum : bütün
zîhayat : canlı, hayat sahibi
zîşuur : şuur sahibi, bilinçli

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages