NUR ÇEŞMESİ-25-MÜNACAT(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
8:23 AM (4 hours ago) 8:23 AM
to

                                                                           NUR ÇEŞMESİ

 

5.21.MÜNACAT(DEVAMI)

Ey Kadîr-i Hakîm, ey Rahmân-ı Rahîm, ey Sâdıku’l-Va’di’l-Kerîm, ey izzet ve azamet ve celâl sahibi Kahhâr-ı Zülcelâl,

Bu kadar sadık dostlarını ve bu kadar vaadlerini ve bu kadar sıfât ve şuûnatını tekzip edip, saltanat-ı rububiyetinin kat’î mukteziyatını ve sevdiğin ve onlar dahi Seni tasdik ve itaatle kendilerini Sana sevdiren hadsiz makbul ibâdının hadsiz dualarını ve dâvâlarını reddederek, küfür ve isyan ile ve Seni vaadinde tekzip etmekle Senin azamet-i kibriyana dokunan ve izzet-i celâline dokunduran ve ulûhiyetinin haysiyetine ilişen ve şefkat-i rububiyetini müteessir eden ehl-i dalâlet ve ehl-i küfrü, haşrin inkârında tasdik etmekten yüz bin derece mukaddessin ve hadsiz derece münezzeh ve âlîsin. Böyle nihayetsiz bir zulümden, bir çirkinlikten, Senin nihayetsiz adaletini ve cemâlini ve rahmetini takdis ediyorum.

1
سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يَقُولُونَ عُلُوًّا كَبِيرًا âyetini, vücudumun bütün zerrâtı adedince söylemek istiyorum. Belki, Senin o sadık elçilerin ve doğru dellâl-ı saltanatının hakkalyakîn, aynelyakîn, ilmelyakîn suretinde Senin uhrevî rahmet hazinelerine ve âlem-i bekàda ihsanatının definelerine ve dâr-ı saadette tamamiyle zuhur eden güzel isimlerinin harika güzel cilvelerine şehadet, işaret, beşaret ederler. Ve bütün hakikatlerin mercii ve güneşi ve hâmîsi olan Hak isminin en büyük bir şuâı, bu hakikat-ı ekber-i haşriye olduğunu, iman ederek Senin ibâdına ders veriyorlar.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Allah, onların söyledikleri şeylerden pek münezzehtir ve pek büyük bir yücelikle yücedir.” İsrâ Sûresi, 17:43.

 

Lügatler :

âlem-i bekà : devamlı ve kalıcı olan âhiret âlemi

âlî : yüce, yüksek

aynelyakîn : gözle görür derecesinde kesin bilgi edinme
azamet : büyüklük, yücelik
azamet-i kibriyâ : büyüklüğün sınırsız, yüce ve ebedî oluşu

beşaret etmek : müjdelemek
celâl : azamet, yücelik, haşmet
cemâl : güzellik

cilve : görüntü, yansıma
cin ve ins : cinler ve insanlar

dâr-ı saadet : mutluluk yurdu, Cennet
dellâl-ı saltanat : saltanatın ilâncısı
ehl-i dalâlet : doğru ve hak yoldan sapanlar, inançsız kimseler
ehl-i küfür : inkârcılar, inançsızlar, kâfirler
hadsiz : sayısız, sınırsız

Hak : doğru ve gerçek olan Allah
hakikat-ı ekber-i haşriye : büyük haşir gerçeği
hâkimiyet : egemenlik, hükümranlık
hakkalyakîn : bizzat yaşamak suretiyle, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kesin bilme

hâmî : koruyucu
haşr : yeniden diriliş; insanların öldükten sonra tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanması
haysiyet : itibar, şeref, değer
hikmet : Allah’ın herşeyi belirli gaye ve faydaya yönelik olarak mânâlı ve tam yerli yerinde yapma sıfatı
ibâd : kullar

ihsanat : ihsanlar, iyilikler, bağışlar
ilmelyakîn : kesin bilgiye dayanarak, kuşkuya yer bırakmayacak biçimde öğrenme
inayet : Allah’ın herşeyi düzen altına alarak saadet ve huzur veren sıfatı
itikad : inanç
izzet : değer, itibar, yücelik
izzet-i celâl : büyüklük ve azametin izzeti
Kadîr-i Hakîm : herşeyi hikmetle yaratan sonsuz kudret sahibi Allah
Kahhâr-ı Zülcelâl : haşmet ve yücelik sahibi ve herşeye her zaman mutlak galip gelen ve kahretmeye gücü yeten Allah
kat’î : kesin
keşfiyat : keşifler, mânevî âlemlerde bazı olayları ve hakikatleri görme
kudsî : her türlü kusur ve noksandan uzak, mukaddes
küfür : inkâr, inançsızlık
makbul : kabul gören, geçerli

merci : kaynak, başvurulacak yer
mukaddes : kutsal
mukteziyat : gereklilikler
münezzeh : arınmış, kusur ve eksiklikten yüce
müşahedat : gözlemler
müteessir etmek : etkilemek, tesiri altında bırakmak
nihayetsiz : sınırsız, sonsuz
Rahmân-ı Rahîm : herbir varlığa ve bütün varlıklara sonsuz rahmet, şefkat ve merhametiyle davranan Allah
rahmet : şefkat, merhamet
saadet-i ebediye : sonsuz mutluluk
sadık : doğru, dürüst
Sâdıku’l-Va’di’l-Kerîm : vaad ve sözünde mutlaka duran, cömertlik ve ikram sahibi Allah
saltanat-ı Rububiyet : Allah’ın bütün varlık âlemini kuşatan egemenliği
sıfât : sıfatlar

suret : şekil
şe’n : Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellik
şefkat-i rubûbiyet : herşeyi idare ve terbiye eden Allah’ın şefkati
şehadet etmek : şahitlik, tanıklık etmek

şuâ : ışık kaynağından çıkan ışık telleri, ışın
şuûnat : Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zâtına ait kutsal özellikler
takdis etmek : Allah’ın her türlü eksiklik ve çirkinlikten yüce olduğunu ilân etmek
tasdik etmek : doğrulamak, onaylamak
tekzip etmek : yalanlamak

uhrevî : âhirete ait
ulûhiyet : İlâhlık
vaad : söz verme
zerrât : zerreler, atomlar

zuhur etmek : ortaya çıkmak, görünmek

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages