NUR ÇEŞMESİ-75-OTUZUNCU LEM'ANIN BEŞİNCİ NÜKTESİNDEN BAZI PARÇALAR(DEVAMI)

2 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
May 2, 2026, 9:03:14 AM (10 days ago) May 2
to

                                                                          NUR ÇEŞMESİ

 

10.5.OTUZUNCU LEM'ANIN BEŞİNCİ NÜKTESİNDEN BAZI PARÇALAR(DEVAMI)

NETİCE: Mâdem dünyada hayat var, elbette insanlardan hayatın sırrını anlayanlar ve hayatını sû-i isti’mal etmeyenler, Dârı Bekada ve Cenneti bâkiyede, hayatı bâkiyeye mazhar olacaklardır. Âmenna.

Ve hem nasılki yeryüzünde bulunan parlak şeylerin Güneş’in akisleriyle parlamaları ve denizlerin yüzlerinde kabarcıkları ziyanın lem’alariyle parlayıp sönmeleri, arkalarından gelen kabarcıklar yine hayalî Güneşciklere âyinelik etmeleri bilbedahe gösteriyor ki; o lem’alar, yüksek bir tek Güneş’in cilve-i in’ikâsıdırlar ve Güneş’in vücûdunu muhtelif diller ile yâdediyorlar ve ışık parmaklariyle ona işâret ediyorlar... Aynen öyle de: Zâtı Hayyı Kayyûm’un Muhyî isminin cilve-i a’zamı ile berrin yüzünde ve bahrin içinde zîhayatların kudreti İlâhîyye ile parlayıp, arkalarından gelenlere yer vermek için “Ya Hayy!” deyip perde-i gaybda gizlenmeleri; bir hayatı sermediye sâhibi olan Zâtı Hayyı Kayyûm’un hayatına ve vücubu vücûduna şehâdetler, işâretler ettikleri gibi.. umum mevcûdâtın tanziminde eseri görünen ilmi İlâhîye şehâdet eden bütün deliller ve kâinata tasarruf eden kudreti isbat eden bütün bürhanlar ve tanzim ve idare-i kâinatta hükümfermâ olan irâde ve meşieti isbat eden bütün hüccetler ve kelâm-ı Rabbânî ve vahyi İlâhînin medârı olan risâletleri isbat eden bütün alâmetler, mu’cizeler ve hâkezâ yedi sıfâtı İlâhîyyeye şehâdet eden bütün delâil; bil’ittifak Zâtı Hayyı Kayyûm’un hayatına delâlet, şehâdet, işâret ediyorlar. Çünkü, nasıl bir şeyde görmek varsa, hayatı da var; işitmek varsa, hayatın alâmetidir; söylemek varsa, hayatın vücûduna işâret eder; ihtiyar, irâde varsa hayatı gösterir..

Aynen öyle de; bu kâinatta âsâriyle vücûdları muhakkak ve bedihî olan kudreti mutlaka ve irâde-i şâmile ve ilmi muhit gibi sıfatlar bütün delâilleriyle Zâtı Hayyı Kayyûm’un hayatına ve vücubu vücûduna şehâdet ederler Ve bütün kâinatı bir gölgesiyle ışıklandıran ve bir cilvesiyle bütün Dâr-ı Âhireti zerrâtiyle beraber hayatlandıran hayat-ı sermediyesine şehâdet ederler.

Hem hayat, “melâikeye îman” rüknüne dahi bakar, remzen isbat eder. Çünkü, mâdem kâinatta en mühim netice hayattır ve en ziyâde intişâr eden ve kıymetdarlığı için nüshaları teksir edilen ve zemîn misafirhânesini gelip geçen kafilelerle şenlendiren zîhayatlardır.. Ve mâdem Küre-i Arz bu kadar zîhayatın enva’iyle dolmuş ve mütemâdiyen zîhayat enva’larını tecdid ve teksir etmek hikmetiyle her vakit dolar boşanır ve en hasis ve çürümüş maddelerinde dahi kesretle zîhayatlar halkedilerek bir mahşer-i huveynat oluyor.. ve mâdem hayatın süzülmüş en sâfi hulâsası olan şuur ve akıl ve en latif ve sâbit cevheri olan ruh, bu Küre-i Arz’da gâyet kesretli bir sûrette halkolunuyorlar; âdeta Küre-i Arz, hayat ve akıl ve şuur ve ervah ile ihya olup öyle şenlendirilmiş... Elbette Küre-i Arz’dan daha latif, daha nurânî, daha büyük, daha ehemmiyetli olan ecrâm-ı semâvîye; ölü, câmid, hayatsız, şuursuz kalması imkân hâricindedir. Demek; gökleri, Güneşleri, yıldızları şenlendirecek ve hayatdar vaziyetini verecek ve netice-i hilkat-ı semavâtı gösterecek ve hitabat-ı Sübhaniyeye mazhar olacak olan zîşuur, zîhayat ve semavâta münâsib sekeneler, her halde sırr-ı hayatla bulunuyorlar ki, onlar da melâikelerdir.

Hem hayatın sırr-ı mâhiyeti “Peygamberlere Îman” rüknüne bakıp remzen isbat eder. Evet, mâdem kâinat, hayat için yaratılmış ve hayat dahi Hayy-ı Kayyûm-u Ezelî’nin bir cilve-i a’zamıdır, bir nakş-ı ekmelidir, bir san’at-ı ecmelidir. Mâdem hayat-ı sermediye, Resullerin gönderilmesiyle ve Kitabların indirilmesiyle kendini gösterir. Evet eğer Kitablar ve Peygamberler olmazsa, o hayat-ı ezeliye bilinmez.

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages