NUR ÇEŞMESİ
11.1.RİSÂLE-İ NUR’UN ŞİMDİ VUKU BULAN BİR İNKÂRA KIRK SENE EVVEL VERDİĞİ KAT’İ CEVAP
Mukaddeme
Evvelâ: Bu Ramazan-ı Şerifte üniversitede ecnebi bir müsteşrik feylesof konferansında Kur’âna i’tirâz sûretinde “
” cümlesini inkâr tarzında dinleyen safdil müslüman
gençleri şüpheye sevketmek ihtimaline binâen; Birinci Harb-i Umûmî’nin başında
Arabî İşârât-ül İ’caz tefsirinde ve yirmibeş sene evvel On İkinci Lem’ada İkinci
Mes’ele-i Mühimme serlevhasiyle, o müsteşrikin inkârına karşı kuvvetli cevabını
göstermek lâzım geldi. Tâ çok âyet-i Kur’âniyede bulunan o cümle
cümlesine mektebli İslâm yavrularının kalblerine
bir şüphe, bir vesvese gelmesin.
Sâniyen: Kur’ân-ı Hakîm arz ve semavâttan bahsi, Sâni-i Zülcelâl’i sıfatiyle bildirmek için bahsediyor. Dolayısiyle ve ma’na-yı harfiyle bakıyor. Kozmoğrafya, Coğrafya ders vermiyor. San’at ve intizam, hikmet ve mîzan ile Hâlık’ı bildiriyor. Ma’na-yı harfiyle o kitab-ı kebir-i kâinata bakıyor, okuyor. Ehl-i fen gibi ma’na-yı ismiyle, madde ve tabiat hesabiyle bakmıyor.
Sâlisen: Mâdem Kur’ân kâinattan bahsi istidlâl sûretiyledir, delil zâhir ve ma’lûm olmak lâzım geldiğinden, örf ve âdetçe ma’lûm ta’biratı isti’mal etmek ta’lim ve irşâd iktiza ediyor. Onun için ba’zı zâhir ma’nası, ehl-i fennin derin mes’elelerini bildirmiyor.
Râbian: Risâle-i Nur’dan Mu’cizat-ı Kur’âniye Zülfikâr Risâlesinde, ehl-i fennin anlamadıkları için bütün iliştikleri pek çok âyetlerin her birinin, aynı iliştikleri yerinde Risâle-i Nur birer i’câz lem’asını göstermiş. Medâr-ı şüphe ve kusur zannettikleri noktalar, medâr-ı i’câz yüksek hakîkatlar gösterilmiş. İsteyen bakabilir. Fakat münkirlerin şüphelerini zikretmeden cevab vermiş. Tâ zayıf kalblilerde bir iz, bir şüphe bırakmasın.
Zaten Risâle-i Nur’un mümtaz bir hâsiyeti de şudur ki; hiç şüpheleri, i’tirâzları zikretmeden öyle bir tarzda cevab verir ki: O şüpheler kalbe gelmeye ihtimal kalmıyor. Başka münakaşa ve münâzaralar gibi münkirlerin şüphelerini göstermeden mahvediyor.
Bu hakîkatı görmek isteyenleri Risâle-i Nur’a havale edip yalnız nümûne için bu Ramazan-ı Şerifte o konferansı dinleyen bir kısım (İmâm-Hatib) talebelerinden ve Kur’ân hıfzı ile meşgul olan ma’sûm gençlerin kalbine vesvese, vehim gelmemek için pek çok âyetlerdeki “Seb’a Semavât” cümlesini inkâr eden müsteşrik feylesofun inkârından kırk beş sene evvel Risâle-i Nur bu gelen cevabı vermiş: