BEŞİNCİ ŞUA-1-MUKADDİME VE BİRİNCİ MAKAM

1 view
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Jun 5, 2026, 9:18:17 AM (4 days ago) Jun 5
to

                                       BEŞİNCİ ŞUA

1.1.MUKADDİME VE BİRİNCİ MAKAM

Otuz sene evvel yazılan matbu Muhakemat-ı Bediiyyede bahsedilen “Sedd-i Zülkarneyn” ve Ye’cüc, Me’cüc ve sâir eşrat-ı kıyametten yirmi mesele, o Muhakemat’a bir tetimme olarak on üç sene (HAŞİYE) evvel bir kısım müsveddesi yazılmış idi. Aziz bir dostumun hatırı için tebyiz edildi, Beşinci Şuâ oldu.

Otuz Birinci Mektuptan Otuz Birinci Lem’anın Beşinci Şuâıdır.

 

İHTAR: Evvelce Mukaddimeden sonra gelen Meseleler okunsun, tâ Mukaddimedeki maksat anlaşılsın.

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ


1فَقَدْ جَاۤءَ اَشْرَاطُهَا âyetinin bir nüktesi, bu zamanda akîde-i avâm-ı mü’minîni vikaye ve şübehattan muhafaza için yazılmış. Âhirzamanda vukua gelecek hâdisâta dair hadîslerin bir kısmı, müteşabihat-ı Kur’âniye gibi, derin mânâları var. Muhkemat gibi tefsir edilmez ve herkes bilemez. Belki tefsir yerinde te’vil ederler.

2وَمَا يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُ إِلاَّ اللهُ وَالرَّاسِخُونَ فِى الْعِلْمِ sırrıyla, vukuundan sonra te’villeri anlaşılır ve murat ne olduğu bilinir ki, ilimde râsih olanlar

3
اٰمَنَّا بِهِ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ رَبِّنَا deyip o gizli hakikatleri izhar ederler.

Bu Beşinci Şuânın bir Mukaddimesi ve yirmi üç Meselesi vardır. Mukaddime beş noktadır.


Birinci nokta: İman ve teklif, ihtiyar dairesinde bir imtihan, bir tecrübe, bir müsabaka olduğundan, perdeli ve derin ve tetkik ve tecrübeye muhtaç olan nazarî meseleleri elbette bedihî olmaz. Ve herkes ister istemez tasdik edecek derecede zarurî olmaz. Tâ ki, Ebu Bekir’ler âlâ-yı illiyyîne çıksınlar ve Ebu Cehil’ler esfel-i sâfilîne düşsünler. İhtiyar kalmazsa teklif olamaz. Ve bu sır ve hikmet içindir ki, mu’cizeler seyrek ve nâdir verilir. Hem dâr-ı teklifte gözle görünecek olan alâmet-i kıyamet ve eşrât-ı saat, bir kısım müteşabihat-ı Kur’âniye gibi kapalı ve te’villi oluyor. Yalnız, güneşin mağripten çıkması bedahet derecesinde herkesi tasdike mecbur ettiğinden, tevbe kapısı kapanır, daha tevbe ve iman makbul olmaz. Çünkü, Ebu Bekir’ler Ebu Cehil’ler ile tasdikte beraber olurlar. Hattâ Hazret-i İsa Aleyhisselâmın nüzûlü dahi ve kendisi İsa Aleyhisselâm olduğu, nur-u imanın dikkatiyle bilinir; herkes bilemez. Hattâ Deccal ve Süfyan 3 gibi eşhâs-ı müthişe, kendileri dahi kendilerini bilmiyorlar.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

(HAŞİYE) : HAŞİYE Şimdi kırk seneden geçmiş.
1 : “Onun alâmetleri gelmiştir.” Muhammed Sûresi, 47:18

2 : “Halbuki o âyetlerin tefsirini Allah’tan ve ilimde derinlik ve istikamet sahibi olanlardan başkası bilemez.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:7. (Bu meal, müteahhirîn alimlerine (Yaklaşık Milâdî 1100 tarihinden sonra gelen âlimlere) göredir. Daha geniş bilgi için bk. Birinci Şua, On Üçüncü ve On Dördüncü Âyetler.)
3 : “Biz buna inandık. Muhkem âyetler de, müteşâbih âyetler de, hepsi Rabbimizin katından indirilmiştir.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:7.
3 : Süfyan denilen İslâm deccalının varlığı hakkında bir çok hadîs vardır. Bunlardan birisi için bk. el-Hâkim, el-Müstedrek: 4:520.

 

Lügatler :

âhirzaman : dünyanın kıyamete yakın son devresi
akîde-i avâm-ı mü’minîn : mü’minlerden avam tabakasının inanç seviyesi
alâmet-i kıyamet : kıyametin kopmasını haber veren belirtiler
âlâ-yı illiyyîn : yücelerin en yücesi
Aleyhisselâm : Allah’ın selâmı onun üzerine olsun

âyet : Kur’ân’ın her bir cümlesi
aziz : çok değerli, izzetli
bedahet : açıklık
bedihî : çok belirgin, açık
dâr-ı teklif : imtihan yeri, dünya
esfel-i sâfilîn : aşağıların en aşağısı
eşhâs-ı müthişe : dehşet verici icraatlar yapacak olan şahıslar

eşrat-ı kıyamet : kıyamet alâmetleri
eşrât-ı saat : kıyametin kopacağını haber veren şartlar

evvel : önce
hadîs : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketleri veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış
hâdisât : hâdiseler, olaylar
hakikat : doğru, gerçek

haşiye : dipnot, açıklayıcı not
hikmet : herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması

ihtar : hatırlatma, ikaz
ihtiyar : bir şeyi tercih edebilme gücü, irade
izhar etme : açığa çıkarma, gösterme

lem’a : parıltı
mağrip : batı
makbul : kabul edilen

maksat : amaç, gaye
matbu : basılmış
muhafaza : koruma
Muhakemat / Muhakemat-ı Bediiye : Bediüzzaman’ın eserlerinden biri
muhkemat : Kur’ân’daki yoruma gerek kalmayacak şekilde açık olan âyetler
mukaddime : bir kitabın başlangıç ve giriş bölümü
müsabaka : yarışma

müsvedde : karalama halindeki yazı, ilk nüsha
müteşabihat-ı Kur’âniye : Kur’ândaki mânâsı açık olmayan âyetler
nâdir : eşine az rastlanan
nazarî : teorik
nur-u iman : iman nuru

nükte : ince anlamlı söz
nüzûl : gökten aşağıya inme
râsih : ilimde derinleşmiş olan, ilimde otorite sahibi olan

sair : diğer, başka
Sedd-i Zülkarneyn : Hz. Zülkarneyn tarafından yaptırılan set
Süfyan : Müslümanlar arasında çıkacak olan İslâm Deccalı
şua : parıltı

şübehat : şüpheler, tereddütler
tafsil : ayrıntı
tasdik : doğrulama, onaylama
te’vil : yorum

tebyiz : karalama olarak yazılan bir yazıyı temize çekme
tecrübe : deneyim

tefsir : Kur’ân-ı Kerimi mânâ bakımından açıklayan, yorumlayan kitap
teklif : yükümlülük, sorumluluk

tetimme : ek, tamamlayıcı not
tetkik : inceleme, araştırma
tevbe : pişmanlık duyarak günahtan dönüş
umûr-u gaybiye : gayba ait, bilinmeyen işler ve gelişmeler

vikaye : koruma
vuku : gerçekleşme, meydana gelme

vukua gelme : meydana gelme
Ye’cüc ve Me’cüc : Kur’ân-ı Kerimde bahsi geçen ve ortalığı fitne, fesat ve anarşiye boğacak olan kavimler

zarurî : zorunlu, gerekli

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages